Osmanlı Ahşap Renk uygulama yöntemleri ve Teknikleri

x

xx
Bana oldukça fazla sorularan ve merak edilen konuların başında gelir. Osmanlı Dönemi ve Avrupada Rönesans döneminide kapsayan muhteşem renk tonları bu güne kadar bozulmadan gelen merak edilen konulardır.

Bu konu sanıyorum, Üniversitlerde tez olarak dahi kullanılabilir. Ailemden bana kalan bilgileri sizlere paylaşmaış olacağım derler ya alaylı o tür bir konu. Oldukça ilkel yöntemler ile tanışmış olacağız.

Osmanlıda Ahşap eserlere bakarsanız renklerin canlılığı ve sakinliği ilk dikkat çeken özelliktir bu renkler bakan herkese net olarak şunu fısıldır ben halen burdayım ve sizi kendi içine çeker, renkler inanılmaz doğal bir o kadarda insanın iç Dünyasına işler.

İşin sırrı toprak boaylar ve Roma dönemine gider, bu boyların bu kadar kalıcı olma sebebleri roma dönemi uygulanan kimya ustalarının ip uçlarını görürüz, bu boyaları elinize çekic alıp vursanız sökmeniz zor olur, çunki uygulandığı herşeye öyle yapışırlarki çıkarmak nerdeyse imkansızdır. Hatta suyun altına atsanız 100 sene sonra boya aynı renklerle sizle alay edercesine gülercesine ”hey buradayım” der.

Günüzmüze bakarsanız kilosu yüzlerce liralık boyalar ömür açısından yanlarına dahi yaklaşamazlar.

Osmanlı Ahşap renklerine dönersem, Kımızı ve yeşil en dikkat şeken renklerdir elbetteki Dünyada sadece tek bir Ülkeye özel Ülke ismiyle anılan Turkuaz cümlesinin gururu ve hazınıda Gençlerin bilmesi gerekir, Osmanlıya özel bugün kadar gelmiş Dünyada Ülke ismiyle anılan tek renge sahip Ülkenin Gençleri dilerim Sanat eserlerinede sahip çıkarlar. Osmanlı muhteşem bir Sanat gecmişini miras olarak bırakmış.

Mavi tonları Osmanlıda yine öne çıkan biraz sert renklerdir, Mavi Osmanlıda enteresandır çok kişisel olarak ele alınmıştır sanki bir Ülkenin iç Dünyasını sunduğu inanılmaz renk tonlarını görebilirsiniz, hatta Osmanlı yeşil renklere bakarsanız Mavi karşınızda tebessümle durur, bu detay bir çok Bilimsel araştırma yapanıda şaşırtmış bir Ülkenin bu kadar çok Maviye olan tutkusu düşünürsek her halde ele avuca sığmaz karakterleri ile alakalı buda renklere fazlası ile yansımış olarak görürüsünüz.

Ve SİYAH, Akademik çevrelerin umursamazlığı beni hep şaşırtmıştır, Oysaki Osmanlı Siyahı inanılmaz karakter renk olarak kullanmıştır, Siyah ağırlıklı işlerde tek bir detay görürsünüz nerdeyse tamamı kendisine has bir kişilik taşıyan Eserlerdir. Bu konuda birazda üzülmüşümdür, siyah renk tanımlaması inanılmaz derecede önemsenmemiş hatta Saygı dahi görmemeiştir, Saygıyı hak eden Osmanlı eserlerinde Siyah kişilik yansıtan tek renk olarak karşımıza çıkıyor.

Osmanlının bu renge saygısı ve verdiği değer o kadar uc seviyedirki dikkat ederseniz bu eserlerin tamamı çok acıdır Türkiyeden kacıırılmış Sanat eserlerinin paha bicilmez göstergesidir. Osanlı siyahı tüm renkerine yaymıştır, Siyah Osmanlı için Dini bir kavramında rengidir ve Osmanlıda Siyah tartışmasız İnanılmaz Din tanımını üzerine alan tek renktir.

Osmanlı Kırmızı Turkuaz yeşille tanımlanır, Oysaki Siyah Osmanlının tek tabu rengidir, Osmanlı siyahta Dini kurgulamuştır, Saygı kavramı Siyah renkle tuaf şekilde aynı paralelde gider.

Rahmetli Babamın bu konudaki tezi inanılmazdır, Siyah renk olan Osmanlı çalışmalarını bir dosyada toplarsanız ortaya şaşırtıcı bir Din tanımlaması çıkar, bilinmezlik, Saygı, Korku!

Osmanı dönemi Tekkelere bakarsanız bunu çok daha net görürüsünüz, Osmanlı dönemi ibadethanelerinin ana rengi siyahtır hatta tüm Osmanlı Hat gerçek Eserlerinde tek ana renk siyahtır, başka bi renk göremessiniz. Bu tartışmasız bir kesinliktir yani kanundur. Bakan göz sadece bir şeyi görür Siyah ve dokunduğu herşeye kişilik veren bir kişiliktir siyah.

Osmanlı dönemi Özellikle Osmanlının Türkiye dışındaki eserlerine bakarsanız Siyah ve Yeşilin hükümdarlığını görürsünüz, Osmanlı renk konusunda kesinlikle inanılmaz bir Sanatı yansıtmış bu Sanat o kadar derindirki, yazmakla size örnekleri bitiremem. Osmanlı Devlet Makamında Siyah Renk kullanımı tam bir hükümdarlık simgesidir, düşünün bir kapıdan giriyorsunuz, siyah temalı bir çok Objeler ve Duvarda yazılar. Sizi ilk kaba tabirle yakanızdan silkeler ve size Karşınızda duranın nasıl bir güc olduğunu anlatır bu gücü sorgulayamassınız, Beyninizi allak bullak eder, çunki siyahı tanımlayamazssınız, Padişah Huzuruna çıkarsınız oysaki sizi İlk karşılayan siyahtır ve Padişahı dahi yüce bir varlık olarak orda olmasa dahi yüreğinizde hissetirmeye yeterlidir, kafanızı kaldırıp bakamassınız çunki siyahın tonları beynizi öyle hipnotize etmiştirki korkarsınız, hatta isminizi dahi unutturacak bir Dünyanın içine çekilirsiniz.

Bu sebeble Osmanlı renkleri yazımda her renk için tek tek kişilik tanımlamasıda yapmamız gerekir, Osmanlı başlı başına bir renklerle kuşatılmış gizemdir, Bu sebeble Osmanlı eseri bir parçayı milyonlarca nesne içinden parmakla gösterebilirsiniz. renk sihirbazlığı bir Sanata dönüşen inanılmaz bir sırlar Dünyasıdır.

Osmanlı renkleri veya boyalarında çok farklı boya,toprak,taş türleri mevcuttur, örnek renkli Çinilerin ham halinde Osmanlı dönemi Hindistan ve Uzak doğudan gelen otantik renkli taşlar kullanılmıştır muhteşem Osmanlı mavi rengi ise Lapis karışımı ile elde edilmiştir, hatta mercan tozlarına kadar inanılmaz canlı renkler bu toz hamurları ile elde edilmiştir.

Bu teknik veya bilgiler Türkiyede biliniyormu veya ilk benmi yazıyorum bilemediğim için, bu detayların yapımlarında kullanılan hamuru Sizlerde elde etmeniz mümkündür elbetteki oldukça pahalı bir özel renk ile üretilmiş objler veya boyalar elde edilebilir.

Sorularla devam edebiliriz, elbetteki dilerseniz.

Sevgi ve Saygılarımla

Gökhan Erol

Tarih: 04 02 2014
Üst kategori: Antika Restorasyon
Alt kategori:

'Osmanlı Ahşap Renk uygulama yöntemleri ve Teknikleri' hakkında sorular, açıklamalar

  1. ali başdaş izmir dedi ki:

    gökhan hocam maşallah yine döktürmüşünüz bize düşen ecdadımızın bize bıraktıklarını bize ulaştıranlar yani siz aracılığıyla bunları öğrenip devam ettirmek.sizi tanıdıgım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum eminim siteyi ziyeret eden bir çok insan benim gibi düşünüyodur.aslında çok güzel bir konuya değindiniz ben bi başka konuda sehpamı zımpara makinası kullanarak biraz yıpttıgımı sölemiştim sizin takılmalarınıza sakalarınızada kesinlikle alınmıyorum hatta hoşuma gidiyo desem yeridir.bunlar bana muhatab alındıgımı hissettiryor..sehpama gelince beyaz boyamak istememin nedeni biraz zarar görmesi değil aslında turkuaz yapmak istiyordum ama osmanlı tturkuazı i nasıl elde edeceğimi bilmediğimden beyaz yapmak istedim daha kolay olabileceğini düşündüm.yaşım 28 gökhan abicim ama ahşaba merakımı yaklaşık 10 senedir hissediyorum eşime küçük bir sehpa yaptım çok amatörce idi ama beğendiği birseyi kendi ellerimle yapmak istedim magazada gördüğümün aynısını amatör bi ruhla hayata geçirdim 2 sen öncede evimin terasına kamelya ölçüsü alıp kestirdim montajını kendim yaptım demek istedğim ahşapla ugraşmak insanı dinlendiriyo gerçi pek vaktim yok sabah 8 akşam 9 çalışıyorum geriye pek boş vaktim kalmıyo ama gün içinde yazılarınız cepten takip etmey çalışıyorum sayenizde çok şey öğrenicem iyiki varsınız bu arada gökahn abicim abi demek istiyorum kusura bakmazsanız turkuaz rengini nasıl elde edebilrim yahut sehpama şimdilkik beyazmı uygulasam vede antipas dediğiniz bu demircilerin kullandıgı bildiğimiz antipasmı acemiliğimi magzur görün şimdiden teşekkür ediyorum alakanıza

  2. levent-ordu dedi ki:

    Aman erol ustam benim için hayati bir konu devamını mutlaka bekliyoruz özellikle renk terkiplerini
    bana yardım edeceklerini vaad eden üniversiteden telefonuma bir bilgi mesajı geldi burdanda paylaşmak istiyorum doğal boyalarla ilgili tokat gaziosman paşa üniversitesi bünyesinde bir doğal boyalar arştırma ve uygulama merkezi kurulmuş web adresi( http://dogalboyalar.gop.edu.tr/default.html ) işlerimi ayarladıktan sonra tokata gidicem tokattaki dostlarım üniversiteyle görüştüler bana yardım edebileceklerinide söylemişler
    bu yazınıza devam ederseniz müsadenizle yazınızıda götürmeyi düşünüyorum
    sevgiler

  3. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yazılarımı istediğiniz gibi paylaşın tabiki. Toprak boyalar konusunda siz bana detay verin eğer biliyorumsam paylaşmaktan keyif alırım.

    Toprak boyaları imal etmek aslında çok kolaydır, siz demişsiniz ya, ceviz ağacından nasıl olur yada kestane artık her neyse. Bu sürec bir nevi karbonlamadır, nasıl anlatabilirim:) Hastalık bazen kafamı allak bullak ediyor, sıcak derken beyaz yadığım gibi.

    Bunu yapmanın usulu yine çok ilkel dönemlere kadar uzanır. En bilinen yöntem örnel ceviz kabularını yakmaktan gecer, bu tuaf oldu biliyorum bu yakmaktan kastım, boya alınan nesnelerin yakılırken kesinlikle havayla temas etmemeleri gerekir, yani hava almasını negllemek şartttır.

    daha sonra sürec otomatikman biter otyaya yanöış ama kule dönüşmemiş fosiller çıkar, bu yakma sonucu sadece maddeyi ayrıştırmaktır, bunu ezip toz haline getirdiğinizde ise renk elde edersiniz. Tuaf gelecek bunu ilkel kabileler ahlen yamar tek farkla onlar yemek yapmakta bu usulu kullanırlar. yemek ortalama toprak altında 500 dercenin üstünde ısıya maruz kalır, kabileler muz yaprakları veya agac kabukları ile meyğei bohcalar, ateşe görülen yemeğin üstü tamamen örtülür. Kısaca yönetme aynıdır, tek fark doğal canlılarda kabuk ıvır zıvırlarda yine kabuk özüdür, 1000 derece ateşe maruz kalır yandı sanılır yanan sadece nem vebakterilerdir yani yüzde yüz öz kimyasal ortaya çıkar.

    Dediğim gibi siz bana örnek veriseniz, daha iyi olur hastalık bazen robotlaştırıyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  4. Gokhan Erol dedi ki:

    Sevgili Ali Başdaş, Sehpanı hediye edeceksin madem ki seni bir Abi olarak yürekten tebrik ediyorum en güzel hediye alın teri verilmiş emeği paylaşmaktır.

    Sehpanı istediğin rene boyayabilirsin, Osmanlı tarzı renkler yapacaksan okist boylardan 50şer gram yeter.

    Beyaz-Mavi ve Yeşil, Mavi ile rengi su ile eritebilirsin yada beyaz gomalak ilede yapabilirsin, tercih sana kalmış. Daha sonra Turkuaz tonları için çok az yeşili ekle ve katırştır çıkan tona göre beyazla renk tonunu acabilirsin, burda her şey senin göz kararına bağlıdır.

    Renk tonu tamam dediğinde sehpana başlayabilirsin. Hatta sehpanın üzerine Osmanlı desenleri çizerek bunları renklendirebilirsin. Bana istediğin gibi hita edebilirsin Sizler gibi Genç Kardeşlerimin bu Sanata meraklı olmaları inanılmaz gurur veriyor eminim okuyan herkesede aynı keyfi yaşatıyordur. gençlerimiz Kültürlerine sahip çıktıkça, gelecek nesillerde daha güclü ve bilincli olacaklardır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  5. Süreyya Gök dedi ki:

    Selam. Rahmetli Babanızı tanıyorum sanırım Talat ustamızın tarifine çok benziyor. Hastalığınızı duyunca çok üzüldüm, sizi çok aradaım malesef ulaşamadım. Babanız bu Ülkeye inanılmaz hizmetleri olan bir kendine has kişilikti, Talat usta ile sohbetlerimizi halen konuşuruz sizleri anarız. Gökhancım Senin yaptığın işlerine şimdi üzülerek bakıyorum, Senden sonrada yaptıracak kimseyi bulamadık.
    Yazılarını okuyunca çok üzüldüm, seni mutlaka görmek bir kahveni içmek isterim. Süheyla Ablan seni hiç unutmadı, Talat Ustamızın ve Senin imzanı taşıyan kataloğu baş köşede saklıyorum.
    Kendinize çok iyi bakın, Sevgiyle öpüyorum sizleri.
    Süheyla Gök

  6. ali izmir dedi ki:

    teşekkürler gökhan abicim ağzınıza sağlık malzemelerimi alıp denemeye girişiyorum

  7. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam gen çok önemli bir tarif verdiniz yazınızda – boya alınan nesnelerin yakılırken kesinlikle havayla temas etmemeleri gerekir demişsiniz -(örmek ceviz ağacının yesil dış kabuğunu)bunu nasıl yapabiliriz mesela antalyada malum sıcaklık 40-45 derece güneşte en doğal haliyle bunu formule edebilirmiyiz veya fırın kullansak nasıl hava almasını engelleriz hava almasını vakumlama ambalajı gibi birşeyle engelleyebilirmiyiz yoksa başka şekli varmı toz haline yakıldıktan sonra zannedersem rahat öğütülebilir toz haline geliyor tarifini verebilirseniz ala olur
    toprak boya harika bir pigment düşününki ebruda bile genellikle toprak boya kullanılıyor suyla temas ettikleri halde bozulmuyor boya yaparkende sıcak tutkalla karıştırıp boyada yapabiliriz galiba birde toprak boyayı yaparken sığır ödüde kullanılır bir arkadaşımdan bunun tarifinide alıcam bağzı mobilyalarımın ahşap kapaklarına toprak boya ve sıcak tutkal karışımından resim yapıcam eski 1900lü mobilyaların kapaklarında vardır çok hoşuma gider tablo gibi bu durumda ahşap boyama için oksit boyayımı tercih edersiniz toprak boyaımı hangisini sıcak tutkalla karıştırıp boya olarak kullanabiliriz tavsiyeniz nedir
    birde ustam o osmanlı mavisini nasıl elde ederiz o muhteşem maviyi el boyama çinilerde bağzı ahşaplarda kullanılan

  8. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Siz hep beni meth ediyorsunuz fakat, bu forumllerin tamamı binlerce yıllık dökümanlar demek gerekir.

    Sizleri ne yanıltıyor biliyormsunuz, sorduğıunuz kişiler aslında Adam hiç birşeyden haberi yoktur, sizde Adama bilmediği şeyi sorarsınız ne diyecek meslek sırrı, mesleiğin nesini biliyorda birde sırrını tuyorsun diye sormanız lazım.
    Yönetem çok basit, biraz çevrenize bakın, örnek odun kömürü her yerde görür önünden geçer gidersiniz, hep aradığınız sır aykalarınız altında durur elinize alıp yakarsınız, yönetme aynıdır, agacın yanmaması gerek, zaten yanmış diyeceksiniz hayır yanmış agaca kül tabirini kullanırız, bizim dediğimiz agacın özünü almaktır, nemini posasını yok etmek.
    Tek egerken bu uygulamada ham maddenin hava ile temaz etmemesi gerekir, sonrasında ister yeşil kabul isterde dış kabuk üzerinden renkler elde edebilmek mümkündür.

    Daha basit yöntem ise Halıcıların kullandığı renk çıkarma usulleridir, renk alınacak bit secilir, soğum suya atılır ve kaynatılır, koruduktan sonra, bidonlarda veya her şey içinde saklanıp kullanılabilir. Bu yönetmele her bitkiden renk alabilmek daha kolay ve basittir.
    Sıgır ödünü Ebru yapımında tercih edilir, tabiki deneyebilirsiniz.

    Oksit boya ile yapılan Ahşap resimler çok daha canlı ve tok dururlar, gomalak ile karıştırıken dikkat etmeneiz gereken detay, örnek oksit kırmızıda normal gomalak kullanırsanız kırmızı daha sıcak bir ton olarak öne çıkar buna, yeşil sarı mavide dahildir.
    beyaz gomalakta ise renk farkları üzerinde oynamak daha kolaydır çunki gomalak botaya rengini değiştirmez, normal gomalkata ise buna dikkat etmek şarttır.

    Osmanlı Mavisinin temeli yine toprak boyadır, piyasada satılan boyaları tavsiyem kullanamdığınız bir rondoda mutlaka yeniden çekin tamamen kristal topaklar toz ile ayrışmasın. Buna mutlaka dikkat etmelsiniz, boya hem çok daha kaliteli bir renk verecektir hemde erimesi çok daha kolay olacaktır. Bu yöntemle istenirse ev duvarlarına harika desenler çalışmakta çok kolay ve zevklidir.

  9. Gokhan Erol dedi ki:

    Sevgili Ali, dene ve resimlerinide eklmeyi unutma, Dostlarımızdan senin işçliğini görmekten keyif alacaklardır.

  10. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam benim yerimde siz olsanız az öğmüşüm derdiniz birtek benmiyim okuyorum herkes sizden övgüyle bahsediyor haklısınız bilene sormuyoruz ama bilende sizin gibi doğruyu anlatmıyorki hep bir eksik var size bu sanat çok şanslısınızki babanız tarafından öğretilmiş .benim gibi unuturulmaya çalışılan bir sanatı öğrenmeye uğraşmıyorsunuz sizden öğrendiklerim bile deprem etkisi yaratır ustam
    erol ustam şimdi problem şu yani hava almadan posasını çıkarmak gariptir bağzı sebzeleri baharatları vs günlerce güneşte kuruturlar sadece toz haline gelmeyi bekleyen kurusu kalır ve bunlar bir şeklde kaynamış suyla vs karışıpda elinize veya üstünüze bulaşırsa elinizden güç bela çıkarda elbisenizden ne yapsanız çıkmaz ben bu şekilde boya elde etmeye çalıştım(kaynattım,sıktım özünü çıkarmaya uğraştım) birazcık başardımda sizin anlattığınızda buna benzer bişi gibi mesela bir bitkisel materyali (örneğin ceviz kabuğu) ”yazdığınız gibi agacın özünü almaktır, nemini posasını yok etmek ”kızgın güneş altında hava almıycak sekilde bekletip veya fırında yüksek ısıda bu işlemi gerçekleştirebilirmiyiz sonrada toz haline getirip boya çıkarabilirmiyiz yani ustam kısacası yazdığınız gibi yanmış ama kule dönüşmemiş fosiller haline nasıl getirip işleyip boya çıkarıcaz
    erol ustam tam konuyu anlayamadım formülünüde çözemedim:(( bağışlayın ondan böyle garip garip soru soruyorum farkındayım lütfen en cahile anlatır gibi anlatırsanız sevinirim
    sevgilerimle

  11. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,

    Bahsettiğimiz işlemi zaten kabuklu bitkilerde kullanmak mümkün. Şuan satılan ceviz tozlar vs renkler ile uğraşmak birazda zaman kaybı olacaktır. Piyasada satılan maddeler.

    Doğal renkler içinse, bitkiler örneğin nar, kasımpatı, şuan adını hatırlamıyorum mavi rengi olan muhteşem güzerl kokar bir ağac varı bahar aylarında sadece renklerini sunar, işte bu cicek veren bitkileri kurutup ezmek yeterlidir.

    Doğal renkler için, sadece cieklerin kendi renkleri ile toz halinde karışımlarda elde edilebilir, mesela nar, yada farklı bir bitki.

    Örnek Kırmızı Bordo arası doğal renk için pancar kökü bildiğimiz pancer kökünü ezip suda bekletin. Bu renk için örnek daha koyu bir ton almak içinde ceviz kabuğu yada soğan kabugu eklemekle farklı renk tonlarını elde etmek mümkündür kaynatmak ver poasını çıkarmak yeterlidir.

    Doğa aslında bir sonsuz bir yelpazesi sunar, hatta kına bunlar en başında gelen yeşiden kırmızı tonlarına kadar ciddi bir renk sacalsı verir.

    Renkleri uygulamak için bir çok basit yöntem vardır, Ahşapta siz doğal renk almak istiyorsanız, yukarda örneklerini verdiğim bitkileri tanımak ve bu bitiler üzerinden uzun bir zaman geçirmek şarttır hatta zamanınızın çok büyük bir bölümünü bu işe ayırmanız gerekiyor.

    Yine bir detay verdim, 150 senelik bir Restorasyon geçmişimiz olsada acıkcası bu renkleri yapmak için uğraşmadık, bazı özel çalışmlarda belli renkleri kullandık ki bunun yapımıda bildiğiniz yağlı boyalar ile benzerlik gösterir, örneğin sabun,princ unu, ve resnk ve su hepsi bu kadar kolay bir yönetmele sıvı boyaları elde edilebilir, hatta bu renkler kumaşlarda vs ilede kullanılabilir.

    Kumaşa bulaşan boylar örneğini verdim içine tuz atmak rengin uygulanan alana yağışmasını sağlar, bu kumaş üzerinde zaten ister istemez çok sıkı kaynak bir boyaya dönüşecektir.
    Veya diğer yönteme piyasalarda satılan İtalyan boya denilen inanılmaz keskin renkler vardır, kilosu 5 bin liralar civardır, elbetteki formuşude bir sırdır, 5 gram bir boyayı suya atmak yüz halıyı boyamaya veya renk vermeye yeterlidir. Yada kumaşı.

    Ağacta bu renkleri uygulamak için risktir, sebebi bu renklerin taban özelliğini bilmesseniz üzerine süreceğiniz her türlü su cila vs ile yeniden faaliyete gecer, siz mavi yaparsınız cila vurduğunuzda bir anda rengin kıpkırmızı anormal tonlara döndürürsünüz ve bu renkleri ağcatan şıkarmak artık olanaksızdır.

    Siz sanıyorum, Akademik bilgi olarak istiyorsunuz malesef bu kadar bilgim yok, hatta Üniversitelerde dahi bazen ben doğal renkleri gördüğümde şaşırmıştım, Koskocaman universite doğal renk scalaları yapmış, salonlarda sergilemiş fakat özün bir çoğunda gerçek bir kırmızı renk pimentini görmediğim yerlerde oldu.

    Universitlerde anlayamadığım şey, kimya labaratuarları var fakat, bu laboaratuarlarda bu işi profosyonelce yapanlar yok veya ben henüz göremedim.

    Misal Pirnc unu ve ceviz diyelim kaynatalım, su buralaştıkca hafif hafif su ekleyim, burda ortaya çıkan şey iki doğal maddenin bir enki üretmesini görürüz, bu renk hafif kahfemsi olur, içine kına atarsanız renk yeşile dönüşebilir, için kurutulmış ayciceği tozu atarsanız bu sefer ucuk yeşili görürsünüz bu bu formul üzerinden sonsuz bir renk scalası yapabilirsiniz.

    Aradn o kadar uzun zaman gectiki, yazdıkca aklıma gelen detay oluyor. Örnek Babamın Kendi Doasında Eczacı şişeleri vardı, bu şişeler içinde renkler ve beyaz komalak bulunurdu, bir nevi şarabı yıllandırmak gibi, bu karışımda her iki doğal madde zaman içinde kimyasal bir birleşme otomatikman ouşurdu, hatta rahmetli Babam bana ahşaptan yoplar yapardı bilardo topları gibi, bu renkerli ile karıştırıp, ortaya bugünün Cocuklarının magalardan altın plastik renkler düşünebilirsiniz.

    Misal şarap, rengine bakın ve şaraba renk veren kimyasal birleşme en basitidir. Üzün bir nevi alkole dönüşür, kendine has rengi ile biraz kimyasal eklentilerle, yine örnek likörlerin paralak canlı rnekleri gibi, yada en doğal ham renk vişne gibi, kısaca çoğalttıkca çoağaltabiliriz.

    20 Sene önce bunu Unviersite Hocalarına vermiştim, Doğal renkler üzerine sohbet sırasında sonrada onlar labaratuarında, alkol ve asitle denemlerde yaptı, bakın Hoaclar yani profosörler bana adrılmasınlar, bir renki elde ediyorlar nota alıyor sonrasında bu sadece basit bir formul olarak kalıyor. Sonsrada Gencelere bu formul verilip hadi siz yapın diyor, işin gerçeği bir çok Hocada işin temelini bilmiyor. Bilen Hocalarmızda zaten sinir küpüne dönüşmüş haldeler, üretiyorlar yapıyor zaman harcıyorlar, bir tane tahta kafa çıkıyor tamam sağol bu yeter diyor.

    Peki verilen zman emek, Hocada lanet olsun dyeip uğraşmıyor. İtalyada Universitelere gidin sadece doğal renkler üzerinde çalışan dev univeriste sanayileri oluşmuştur, Dünyanın her yerinden bu Universitelere özel renkler için dev rakamlar ödenir. Türkiyede ise şahsen göremedim varmıdır bilmiyorum.

    Ben size çok basit bir deneme yapmanız için, iki kimyasal önermek isterim.

    1. Kostik asit, iki elinizde bulunan doğal renkler.

    Kostik taş halinde satılır, 10 kucuk minik bilye buyukluğunde kostik parcalarını ucuz cam bardaklar için koyun.

    2. Bardakları üçerli guruplara ayırın. ger gurba bir damla su, diğer guruba 1 damala oksiyen diğer guruba 1 damla amnayon ekleyin.

    Bir gün bırakın, hatta2 saatte bir isterseniz kontrol edin bir gün dememde maksat ortaya çıkan sonucu görmeniz içindir.

    Kristalleşmiş renkler oluşacaktır. Su kelnenlerde ise kuruduktan sonra tozlaşmış yapışkan bir madde oluşur.
    Bu maddeyi suya bıraktığınızda renk verdiğini görürsünüz. Bazı formullerde ise örnek Kostik, amanyok, peryhdrol içine renk ataıp beklerseniz inanılmaz bir ısı yayararak, enteresan renk sonuçlarına ulaşabilirsiniz.

    Bu hammde dememiz gerekir, çunki bu maade su ile temas ettikçe yeniden hata gecer ve yeniden tepkime verir.

    Eskiden çok merakım vardı, bazen İnsanlar kızardı bizi havaya uçuracaksın diye:) Oysaki tabiki alakasız ama farklı asit karışımlarının verdiği etkilerde bilmeyenler için ürkütücü olabiliyordu. O dönem bu konuda çokta öğrencim oldu, şimdi geriye kalan sadece eskitmede kullanan formule dönüştü halende kullanırlar.

    Doğal eskitmede Kostik yine inanılmaz bir destek olarak kullanılabilir, ağacı simsiyahta yapabilirsiniz, bembeyazda veya agacı lifelerden ayırıp damar dokularınıda ortaya çıkarabilirsiniz bir nevi otopsi gibidir, agacın damalarının ortaya çıkması hoş görüntü oluşturur, İnsan vucudundaki damarlar misalidir. Burda asit gucsuz bölgeleri çürütür.

    Yazacak çok şey var, dedim ya 15 senedir bazı şeyleri hiç denemedim daha doğrusu Hastalık sebebiyle uzak kaldım.

  12. levent-ordu dedi ki:

    EROL USTAM GENE HARİKALAR YARATMIŞSINIZ
    erol ustam renkleri ağaca işlemesi için kumaş boyasında tuz kullanıyoruz bu yaptığımız veya aldığımız bitki tozlarını suda rengini aldık damıtma usuluyle toz halinide alabilirmiyiz muhtemelen olacaktır damıtma çok enteresan bir işlemdir bu toz haline gelen boyayı sıcak tutkalla karıştırıp ahşaba kullansan olurmu bu benim teorim biryerden öğrenmedim damıtma işlemini ben birçok alanda kullandım sıvının içindeki maddeyi ayrıştırmanın en güzelde yolu
    erol ustam akademik bilgi istemiyorum sizin bilgileriniz bakın nasıl hayal gücümü harekete geçiriyor belki sorularım size öyle gelebilir nedeni üniversitelerdeki tezleri incelemekten soru sorma şeklimde bi tuaf oldu kusura bakmayın
    birde erol ustam o üniversitelerde yapılan araştırmalar kurulan kürsülerin vslerin amacı başka o başka amaç nedeniyle zaten su ve boya karışmından başka birşey bilmiyorlar bilendende yaralanmak işlerine gelmiyor neyse bu konu anlatmakla bitmez çok yaşadım çünki
    Misal Pirnc unu ve ceviz tarifinizi defalarca dikkatle okudum bu tarif bile bir servet benim için Babanızın Kendi Doasında Eczacı şişelerinde uyguladığı sistemi mutlaka deniycem çok can alıcı bir konu muhteşem bir iksir
    erol ustam doğal renkler konusunda tokattaki üniversitede ciddi bir bölüm açılmış size adresini verdim tokata gidicem arkadaşlar üniversiteyle görüşmüşler benimle görüşmeyi kabul ettiler sizede sonuçlarını bildiricem yazılarınızı göstermek içinde sizden müsade istemiştim inşallah doğru birşeyler yaparlar umut etmiyorum ama neyse
    erol ustam kostik hakkında çok büyük bilgiler verdiniz Doğal eskitmede ağaca nasıl uygulicaz o konuda net bilgiler verebilirmisiniz
    verdiğiniz tarifte anlayamadığım yer kostiği 3 adet ayrı bardağa koyup 3 erli guruplara ayırıyoruz dediğiniz bu herhalde su,oksijen ve amonyağı kostiğemi damlatıp işlemi yapıcaz aynı şeyi Kostik, amanyok, peryhdrollede yapabiliriz doğrumu anlamışım kostikle uygulayacağımız başka kimyasal veya doğal elementler varmı aklınıza gelenleri paylaşırmısınız
    bu konuyla ilgili eskiden çok merakım vardı yazmışsınız beni anlayacağınızdan eminim bende sizin eski heliniz
    gibiyim
    hatrınıza gelen formüller mevcutsa lütfen rica ediyorum yazın bizde yararlanalım (gerçe ben kostikle verdiğiniz formülle birçok elementi,materyali denerim:)huy işte deneme yanılma yöntemini seviyorum)
    teşekkürler sevgiler
    levent

  13. andy1 dedi ki:

    Levent Bey, Damıtma işlemini denemedim fakat, renk veren bitkileri listeyebilirim, Universiteyede sunabilirsiniz.

    Enteresan bir detay olacak konu ile alkasıda yok, Kenan Amcam vardı, İstanbulda Alman Hastaensinin Arkaasında muhteşem yapılar vardır koruma altındadır, bu Kenan Amcamda Babamdan farksızdı, onunda işi Asitlerleydi, Yani Aile kacık demem lazım, camlara oymalar yapardı inanamazdınız bildiğiniz camdan bahsediyorum ve bildiğiniz oymadan. Asitle ayaklarını kaç defa deldi bilemem, kullandığı asit mermiden farksızdı, ayağını bildiğiniz yakıp deliyordu. Sanat tutkusu inanılmazın ötesindeydi.

    Bu konuyu bağlama noktam belli:) Asitler renkler içinde birer destektir, dedim ya keşke Okusaydım malesef Okuldan hep uzak oldum Lisa bitirdim ama bana sorun, bu arada gururla söylemem gerekir Deniz Harp Okulunu İmtihanlarında ücüncü olarak kazanmıştım, en kötü dönemimdi Ordu tutkumdu meraklıydım. Belkide Orduda kimya ile uğraşırdım buna bile üzülürüm. Babamı yalnız bırakamadım.

    Antika restorasyonu tuaf birşey, sonu yok karanlık dehlizden farksız.

    Sadece Princ onu değil normal unda geçerlidir bu sadece birleşme mansında bir doağal destektir.

    Şu eczanelerde damlalıklar olur kucuk, ondan alın diyelimki amanyok bir damla çekin kostik üzerine bırakın. Kokuya alerjiniz varsa sakın evde denemeyin, berbat bir koku ortaya çıkacaktır hatta komşular kanalizasyonu mu patladı diyebilirler. Şaka bu ölçekte çok az bir koku olur bunrunuzu bardağa dayamasanız sorun yok:)

  14. levent-ordu dedi ki:

    sağolasın erol ustam yazdığınız gibi renk veren bitkileri listeyebilirim demişsiniz ister burda listeleyin ister mail atın bildiğiniz kostği renklendiren asitler varsa onlarıda bildirirseniz çok sevinirim
    -erol ustam dikkatimi çekti kenan amcanız camlara oyma yaparmış bende bir CNC makinası alıcam hatta görüşmelerini yaptım teşviğinide çıkarttım bu makinanın bir özelliğide camı oyup şekil vermesi yani kenan amcanın yaptığını makina yapıyor asitle bu oymalara ne yapıyordu merak ettim ama esas önemlisi bu deyil bu yapılacak cam oymaları nasıl renklendiricem veya bu oymalara değişik neler yapabilirim eğer bilginiz varsa muhteşem olur ben tüm gayretlerima rağmen birtek cam boyasını buldum
    -erol ustam yukarda kostik Doğal eskitmede ağaca nasıl uygulicaz o konuda net bilgiler verebilirmisiniz diye sormuştum cevaplamadınız cevaplamak istemezseniz tamam
    birde kostikle oluşturduğumuz rengi nasıl işliycez (suylamı,terebentinlemi,sıcak tutkallamı,gomalaklamı karıştıracağız yoksa saf olarak kullanabilirmiyiz veya hepsiylede karıştırıp kullanabilirmiyiz
    birde boyaya koyucamız tuz miktarını nasıl tutturacağız ustam ( en yakın zamanda kostikle yazdığınız sıvıları alıp deniycem çok merak ettim içim içimi yiyor valla)
    teşekkürler ustam sağlıcakla kalın
    levent

  15. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kostikle renk karışımı cümlem sadece asitle renklerin nasıl farklı tonlara büründüğü ile alakalıydı, bunu denediğimde aldığoım sonucları tavsiye etmem, sebebi bir geceden önce kostige soğan kabuğu nar pancar kökü atardım. Kostik bu ham maddeleri nerdeyse eritirdi çok az bir posa kalırdı, fakat renk harika olduğu halde kullanması imkansız ben yapamadım işin gerçeği uğraşmadım, böyle bir deyde gözümü kaybediyorudum:) Kusura bakmayoın değinmek istediğim temel nokta renklendirmede asit en ideal çözücü konumunda, Kenan macamda aslında formulleri almıştım en üzldüğümde bu formulleri kaybetmiş olmamdır.

    Cam renklendirmeye, Kenan Amcamın eşine sorarım, Amcadan kastım çok sevdiğim içindir Allah rahmet etsin. Şunu çok net biliyorum, Babamla Pmebemsi evlatun Camları yaptılar, Amerikada bir Villa için, tamamen hayvan fügürleri dolu bir catı yapılmıştı. Demek istediğim asit kullanılarak çift renke elde ediyorlardı. Szö vermiyorum ama mutlaka soararım söz vermemekten kastım, yaklaşık 15 senedir görmüyorum.

    İnşaAllah bulurum, sizden çok ben sevinirim.
    …………………
    Kostikle Ahşap eskitme hem kolay hemde dikakt gerektirir, ağacın üzerinde yağlı boya veya demirde olabilir varsa sorun değil, kostik yağlıboyayı anında kabartır ve ahşaptan ayırır. Vernik varsa önce sökücü ile verniği almak daha uygun olur, kostikler çıkarmak mümkün fakat agacı yakma yani karatma riski vardır.

    Kostik uygulaması sandelye, koltuk sökümlerinde olmaz, agaca zarar verir, kapılar, yani bina içi ahşap temizliğinde veya eskitmesinde kullanılır.

    Masif mobilyalarda aynı şekilde kullanılır, meşeye oldukça ilken bir hava verir daha doğrusu lifi agaclara.

    Uygulama yöntemi, fırca denemeyin plastik vs çunki eritecekt,r, eski bezler yeterli, kalın bir eldiven, bezi sayacağınız bir sopa ve teneke bidon, olastik için koymayın. Suyla temasa gectiğinde yüksek bir ısı ortaya çıkar, soğumasını bekleyin. bezle kostiği ahşapa sürün tel fırca ile aynen boya sökücü gibi fırcalayın mutlaka su ile kurumadan fırça ile tekrar edin, sonrasında mutlaka su ile durulamanız şarttır.

    Bu işlemde ahşap bem beyaz bir hal alır, çok iyi yıkanırsa, stanadart temizlemede haşap rengini kurur dediğim gibi asit mutlaka üzerinden su ile alınmalıdır. İşlemi uyguladıkça agacın üzerindeki ince lifler pasa halinede fırçaya takılmaya başlar, bu artık agacın içine nufus etteğimizi gösterir, fafzla agacı ypratmadan agacın dokusu göründüğü anda işlemi bitirmelisiniz, kurumaya bırakın.

    bazı agaclarda sanki çinetodan çıkmış gibidir yani beyaz içine düşmüş gibi, bu sizi yanıltmasın hafif bir sımpara ve yağla agac muhteşem dokusuna geri döner. Üzerine her türlü boyayı çalışabilirsiniz.

    Kostik eski metallar içinde kullanılır, boyaları kazınmayacak halde demir perfazlar kapılar, kostiğe yatırılması yeterlidir, hatta eski dönem kalorifer petekleride bu yöntemle temizlernir.
    …………..
    Paslı metaller, Antika, silah, kıcıl kama, tabancalarda ise hidrolik en ideal çözücüdür, metale işleyerek tüm pası ve kiri dışarı atar.

    Kostik renklendirme yani boya katmak mümkün fakat cila yapılmazı imkansız hale gelir. Hatta aklıma geldi bulaşık makinelerimize koyduğumuz o kucuk tablerlerde kostik agırlıklıdır içine çok hafif farklı asitler eklenir, bunlar suyla temizliği gectiği anda 100 dereceye yakın bir ısı üretirler. Bazen İnsanlar bana sorardı teflon atıyorlar aleminyum çıkıyor diye:) Bazı bilinmeyen bulaşık tabletlerinde kostik içine guclu asit eklenebiliyor. Ve cam kristal,tava teflon ne varsa ya catlatıyor yada metalden ayrıştırıyor.

    Levent Bey, Restorasyon işi dediğim gibi tam bir deliliktir, içine girerseniz bir daha çıkmanız imkansız hale gelir:)

  16. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam kenan amcanızın eşinden formülünü öğrenizseniz bemim için büyük lutuf olur inşallah allah nasip ederde öğrenir veya bulursunuz minnettar olurum düşüncesi bile beni heyecanlandırdı muhteşem olur sağolun
    erol ustam ben denemeyi severim öncedende yazdım ama bir şeyi denerkende en üst düzeyde önlemimi alırım tedbir herzaman şart ben sizin formule etmeye uğraştığınız şeyi ilerde sizin yazdığınız sıvılarla deniycem eğer başarabilirsem renkleri birşeyle karıştırıp sabit sürülebilir hale getiricem tabi bu nedenle belki yüzlerce deney yaparım ama sonrasında eğer başarırsam onun tadınada doyum olmuyor doğrusu,siz gene kostikle deneyebileceğim sıvılar vs varsa yazın ben onu yıllarca uğraşır kullanılabilir boya haline getiririm
    restorasyon işinin içinde boğulmaya hazırım ben ustam
    erol ustam kostikle boya çıkarmayı anlatmışsınız boya çıkarma benim için hayati bir konu çünki öyle cila ve boyalar varki boya sökücü bile kar edmiyor cin çıkarmak daha basit valla :)sağolun
    yanlız kostikle ahşap eskitme yapmayı anlatmadınız yoksa benmi anlamadım
    hidrolik derken araçlarda kullanılan fren hidroliği ise vallaha bir yaşıma daha girdim pası sökmek için tüfek yağı kullanıyordum valla muhteşem oldu bu gün şans yüzüme gülüyor sormayı düşündüğüm şeyleride anlatmışınız sağolu ustam muhteşemsiniz
    sağlıcakla kalın

  17. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Tekrar teşekkür ederim yorumlarınıza fakat hepsi Babamdan kalan sırlardır be sadece aktarıyorum. Rahmetli Babamı Sayın Rahmi Koctan Rahmetli Sabancıya kadar o denli sevilen bir kişilikti. Ahalk aslında bir İnsan dürüstse inanın her zaman ismi bu Dünyada kalıcı oluyor. Bende Babamla Gurur duymaya devam ediyorum Allah Nur içinde yatırsın.

    Sorularınıza gelisem.

    Hidrolik evet araclarda kullanılan çözeltiden bahsediyorum. Aşırı güclü bir metali temizleme özelliği vardır.

    Bu konuda net tezimide sunmak isterim, Dolmabahce müzesinden Askeri müzeden Bana restore için Canakale Savaşından kalan Tabancalar getirildi, bir çoğu astık nerdeyse pastan birbirine kaynamış haldelerdi, 4 ay bu tabancalar üzerinde zaman harcadım her biri kabzalarından TTutğunuzda inanın fısıldar gibilerdi, revolverlerin muhteşemliği, agızları dilleri olsada o Savaşın acımasızlığı anlatsalar diye çok düşündüm.

    İnanırmısın silahları görüp ağlayanlar bile oldu. Hepsini prırıl pırıl hale getirdim paslardan arındırdım. Neyse bazen boyle gereksiz uzatıyorum çok çok Özür diliyorum. Bunun sebebide İyice toplumdan soyutlanam sanıyorum, burada konuşuyorum özel hayatta bu kadar konuşsam hastanelik olurdum:)

    Hidroluk yağı kısaca temizleyici olarak kullanabiliriz. Kesinlikle guneş almaması gerekiyor. Bu işlemi ben nerdeyse karanlık odada yapmıştım, bazı bakteri türleri gun ışığı ile farklı şekilde zarar vermeye devam ediyorlar.

    Ben size farklı bir konuda acıcam asit ve renkler üzerine Demir oksit örneğin inanılmazın ötesinde bir asittir ve halende sanayide renk için kullanılıyor sanıyorum, hatta bildiğiniz halılarda renklerin oluşumunda en buyuk destektir.

    Kostikle Ahşap eskitmeyi aslında yazdım, Yavuz Beyin kapısından yola çıkalım. Üzerinde recine vernik var sanıyorum bunu sköküp, dışarda kostikle temizlemek agacı tamamen ilkel kereste kıvamına getirmekte kullanabiliriz.

    Kostik agacın üzerinde ki yıpranmış ve ölü bölgeleri yakacaktır, kostik sürüp tel fırca ile temizleyip su ile yıkadıkça bu dokular ortaya çıkacaktır, yani agac oldukça öz yapısına dönüşecektir, şöyle düşünün bir anatomi dersi İnsan kadavrası ve damarlar, Kostikle işlem agaca aynen bunun uygulamasıdır. Yani biz agacın üst tabakasında ölü yüzeyleri alıyoruz agacın öz yaglı yerleri ise ortaya çıkıyor.

    Bu işlem sonrası inanılmazın ötesinde bir Sanat eseri demek daha doğru ortaya çıkarabiliriz, son aşamada oksijen kattığımızda ise agacı beyazlaştırabiliriz kostik + oksiyen bu işlemi yapacaktır. Size formul vermişsim bardak içinde bu aslında 4 farklı kimyasaldan alacğaınız net sonucuda size gösterecektir yani karışımları bu şekilde daha kolay yapıp agaclarda hangi işleme en uygun formulu siz zamanla uyugulamayı zaten otomatikman yaparsınız.

    Yazdıkca konularda derinleşiyor. Dikkat ediyorum özellikle sizin sorularınızla ve cevaplarla Yurt dışından dahi tapip edenlerin sayısı ortalama 1000 kişiye yakın, goodle tercümesi ile dahi Yurt dışından takip edenler var.

    Farkında olmadan Türkcemizide İnsanlara göstermiş oluyoruz:)

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  18. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam ne diyorsunuz yazıların okunmasına müthiş memnun oldum zafer kazanmış bir komutan gibi hissediyorum kendimi ne güzel demekki dünyanın bir çok yerindeki insanlara yararımız olucak zaten ben bildiklerimi yaymayı düşünüyorum bu müthiş oldu valla tabi ben uzun zamandır bu konularla uğraşıyorum sorulacak soruda ister istemez çok oluyor okuyanlara selam ve sevgiler bizi takip edin çok şey öğreneceksiniz
    -erol ustam polyester dökümlerinde renklendirmede en maliyeti düşük ve enkaliteli boyama tekniği nedir bir yazınızda bahsetmişiniz ama birtürlü anlayamadım biraz açarmısınız (yazınız şöyle:Sentetik boyayada gerek yok, senetetik tiner ve sentetik vernik şeffaf olması şart, istediğimiz kadar boya üretmemizde kaynak olabilir Beyaz gomalaklada bu işlem yapılabilir, normal sellozik verniklede. —-Hatta polyester dökümlerinde—- bu anlattığım tekniği öğrettim çok insanlar oldu, Turkaz maviler, Osmanlı yeşiller,Osmanlı kırmızısı aklıma gelen Klasik renklerin tümünü yapmak mümkün.)yazınız bu şekilde benim üretim konumda polyesterde var o sadece para kazanmak temelli bu konuda neler yapabiliriz erol ustam birde aklıma geldi sandalye resmini göndermiştim sandalyede çivi çakmamı söylemiştiniz ben imal ettiğim,tamir etiğim hiçbirşeyde çivi kullanmam kimyasal boyada kullanmıycam çivi yerine ahşap dubel ve geçme kullanıcam sadece geçme yapmaya yarayan fakat türkiyede olmayan bir alette getirtiyorum ne desiniz çivi kullanmamakta ve kimyasal boya kullanmamakla hatamı ediyorum
    sevgiler
    levent

  19. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sandaylenizde Antika olmadığı için çividen kastım demir çiviler asla ama asla hiç bir hapta kesinlikle ve kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ağacı öldürmenin en net şeklidir.

    Yazılarımda Princ çivi ve vidaları öneriririm, bunların paslanma riski yoktur, Antiklarda ise klavye denen sizin basittiğin doağ çiviler yani agac kamalar kullanmak gerekir.
    ……………………………
    Polyester dökmek Dünyanın en kolay işidir polyesteri işlemek ise Ustalık gerektirir. Yani parlatması hava kabarcıkları olmması v.s. Bu Ustaların yaptıkları işlerde en kötü ihtimalle 50 sene hiç bozulmadan evlerde yerini alır.

    Polyester ile her türlü döküm yapılabilir, kalıp malzemeleri malesef Türkiyede pahalıydı halen öylemedir bilmiyorum, galonlar ile satılırlar, daha kucuk işlerde ise standart dişci kalıpları en idealidir. Aklınıza gelen her nesnenin kalıbını alıp polyester dökebilirsiniz.

    Bu kendi eliniz Cocuğunuz eli veya yüzüde olabilir, hiç fark etmez.

    Polyeserin için boya ileva edebilirsiniz okist boya olabilir fakat şeffa olmayacktır, şeffaflık için örnek bir kilo kalıba 1 damla oksit boya kafidir, şeffaf bir renk verecektir. Yada italyan boyalar vardır polyeser içinde bildiğiniz cam boya şeffaflığını alabilirsiniz, her rengi uygulayabilirsiniz veya bir kalıbı 3 farklı renk olarak yapabilirsiniz katman olarak dökerseniz renklerde ayrılacaktır.

    Polyester dökümlerde, bir okula hediye amaclı yüzlerce oyuncak yapmıştım, gerekirse Okullar isterse tariflerinide verebilirim. Cocuklara okullarını sevdirmek onlara renga renk bir Dünya olduğunu hatırlatmak şarttır.
    …………………………..
    Orjinal Antikalarda Ahşaplarda kesinlikle renk kullanılmamalıdır bu net ve kesindir.

    Bir restorasyon anımı anlatmıştım Çin hanedanlık dönemi mobilya, ben o mobilya restorasyonu almadan önce Koleksiyonere bir takım şartlar sunmuştum, aynı bölgede yetişen agaclarıda istemiştim, bakın Türkiyede bulunan agaclardanda yapabilirdim bu edebsizlik olurdu ve Ustanın amatörliğününde göstergesidir. Aynı bölgeden bana agacta getirildi ve o agaclar ile tüm eksikleri ve agac vidaları uyguladım.

    Getireceğiniz makina eminim Türkiyede Antika severleride mutlu edecektir. Hatta Devlet bu konuda destek vermelidir, Universitelerde Gençlere bu sanat iş olanağı olarak sunulmaldıdır, Snat okuyor öğrenci çok acıdır mezun oluyor işi yok, oysaki bu Gençere bu sanat eğitimi verilse emin olun, iş aramalarına bile gerek yok, evlerinde oturup kahvesini çayını içerek para kazanırlar.

    Sevgi ve Saygılarımla
    Gökhan Erol

  20. levent-ordu dedi ki:

    hah şimdi oldu pirinç çiviler kullanılıcak dediğiniz gibi ağacada zarar vermez
    erol ustam polyester dökmesini bir usta ile görüştüm bana öğreticek ama sizinde dediğiniz gibi ustalık gerektiriyor bu nedenle devamlı okuyor araştırıyorum bu konudaki bilgilerinizi merak ediyorum mesela şeffaf polyerter dökümü bunun içine hafif bir renk pingmenti koyduğunuzda harika oluyor ama hangi pigment sizin önerileriniz ışığında hem dış boyasında hem içine katılan boyasında doğal boyaları denicem
    mesela şeffaf polyesterin içine kobaltını az koyun dediler nedeni ise şeffaflığı azalmasın diye
    polyestere çeşitli efektler uyguliycam mesala ümitasyon yaldız varak yapıp( öğrettiğiniz)şasi boyasıyla deniycem )eskitme yapıcam üstünede odun külü veya ustübeç serpip kurumasını bekleyip sakal fırçasıyla temizliycem
    mesela bir miktar polyesterin içine metal tozu ve metal rengi pigment katıcam ( pirinç,çelik,tunç vs) bunu karıştırıp rtv2 kalıpla kalıbını çıkardığım biblo,heykel vs gibi obje kalıbının içine bu metal karışımlı polyesterle sıvayacağım kurudukdan sonra heykelindış metal kısmı dökülmüş oluyor sonra tekrar kalıbı polyesterle doldurucam ve donma işlemi bitip kalıptan heykel çıkınca metal olan dış kısmını metal yünle zınparayıp metalini ortaya çıkarıcam ve eskitme yapıp parlatıcam böylece sanki metalden heykel gibi görünücek ben bunu az bir polyester aldım polyester ustasından denedim biraz oldu gibi
    yani bunun gibi tavsiye edebileceğiniz şeyler olabilir diye sordum erol ustam polyesterin içine,dışına boya ve ne olursa bilinenin alışılmışın dışında birşeylerin peşinde olurum hep zaten yazımı okuduysanız anlamışsınızdır
    varak reng boya gümüş rengi boya türü şeyleri sevmiyorum suni gibi geliyor bana size bahsettiğim geçme yapan aletin sitesinide vereyim belki birinin işine yarar sizde inceleyin ben böyle heryeri araştırırım ustam bişi bulursanda denerim http://www.leighjigs.com/home.php
    bir can alıcı konud epoksi, polyester benzeri birşey şimdi onu araştırıyorum
    kalıbı RTV2 kalıp sistemini kullanıcam kalıbı sabitleyici olarakta cam yünü polyesterden yapılan fiber yapıcam
    çok uzun oldu mobilya onarımıyla ilgilide bir sorum olucak bunu cevapladıktan sonra yorulmayı
    sağlıcakla kalın
    levent

  21. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Verdiğiniz liki görünce çok eskilere gittim, eski Ustaların vaz geçilmeydi kırlangıc kuyruk tabir edilen ahşap geçmeler. Harika bir şeye sahip olmuşsunuz Hayırlı olsun bol kazançlar getirsin İnşaAllah.

    Polyester ile herşeyi yapabilirsiniz, içine ne katarsanız katın sorun olmaz gazete dahi koyabilirsiniz polyester bu konuda eşsiz bir malzeme demek şart.

    Heykel dökümlerinde İtalyan muhteşemdir, dönemin milanodan gelen princ heykelleri bugun Türkiyede Antika diye satılıyorlar, bir ara çok meraklandım fazlası ilede uğraştım yani Türkiyede yapılabilirmi diye, tamamen butce meselesi, ham metal plakalar olarak yerlerini dahi bulmuştum.

    Tüm iş kalıp ve fırında bitiyordu. Bu konuda eminin siz büyük işlere imza atacaksınız. Universitlerimiz hep kaynak diye bağırıyorlar ama hiç bir şeyide üretmemek için direniyorlar, inanın bir Sanat Üniversitesinin rektörü olsam, orta çaplı bir yatırımla inanılmaz ciddi rakamlarda Üniversitelere gelir elde ederdim.

    Ne var biliyormusunuz, Ülkemizde hazırcılık inanılmaz kimse üretmek istemiyor, sizin gibi İnsanların sayısı yok denecek kadar az. Milanoda Adam banka kredisi ile Atolye açmış bana anlattı 3 senede Dünyaya mal satar hale gelmişler. Bu elbetteki kültür meselesi Adamaların kültüründe sanat var buda onları her zaman bir adım öne çıkarıyorlar.

    Kalıp işlerinde aslında kendinizi yormamanızı tavsiye ederim, üretim yapacaksanız sarı döküm yapan atolyeler var, örnek ben Bornz ahşap işlerinde döküm yatırırdım, hem çok daha ucuza mal oluyordu hemde zamandan kazanıyordum.

  22. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam tam bam telime bastınız bu döküm yapan atolyeler istanbulda hangi sempte var biliyormusunuz ben bilmiyorum birde erol ustam ben toptan malzeme alıcam bu malzemeler arasında gomalakda var ama altınyaldız,,gümüş yaldız,bakır yaldız,üstübeç dekorasyon boyası,oksit boya,toprak boyası,çeşitli sim, yaldızlar gibi şeyler haliyle alıcam sizin bahsettiğiniz armağan boya bu konuda yardım edebilirmi
    altın,gümüş yaldızı bir konunuzda matba malzemesi satan yerden alabilirsiniz demişsiniz siz bu işleri yıllarca yapan biri olarak en düşük fiyatla nereden alınabilir bu arada pirinç metal döküm eskitmeler çok revaçta
    erol ustam döküm konusunda sizin verdiğiniz macun ve harc tarifleriyle heykel,cerçeve gibi şeyleri yapmayı denicem nedeni malzemenin hafif dayanıklı ve yapılmayan birşey olması.
    diyorumya sizin yazdıklarınız bütün hayal gücümü tetikledi internetten yazmam okumam bittikten sonrada saatlerce sizinleyim bende sizinle tanıştıktan sonra büyük işlere imza atıcama inanıyorum
    saygılarımla

  23. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gerekirse Armağan boya ile konuşurum, size indirim yapmaları konusunda Garo abim var onuda devreye sokarım. Size her türlü yardım ve desteği vermelerini sağlamaya çalışırım buna emin olabilirsiniz.

    Bu arada italyan boyalar içinde, keşke adreslerini not alsaymışım, tahtakalede han içinde satan bir firma vardı, yinede araştıracağım, italyan toz boya dediğim piyasalarda satılmaz bu tamamen profosyonel firmaların tercih ettiği daha çok kıyafetler için kullanılır, renkler inanılmaz keskindir.

    Altın gumuş yaldız sanıyorum rolu kast ediyorsunuz fakat tavsiye etmem toz olarak tercih edin. Rulu halinde satılan baskı yaldızları daha cok düz zeminler için olabilir bunun icinde ayarlı bir nevi lehim makinesini bilirsiniz elektrik destekli ısıtıcı, bunu daha düşük ayarlı ısı veren bir mini regulator yaptırmalısınız.

    Bu işlemi deri üzerinde deri işlemelerinde her türlü desende yapabilmek mümkün.

    Döküm malzemeler veya princ malzemeler içinde size adres bulmaya calışacağım, bulursamda heykelden kucuk objelere kadar bu atolyelere gidip konuşabilirsiniz.

    Bu konuda elimden geleni yapmak isterim, dilerim işinizde buyur İnsanların ekmek kapısı olursunuz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  24. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yardım edeceğinize tabiki eminim çünki talep eden herkese yardım eddiniz bunu okuyorum ilerde sizden böyle bir dileğim olabilir ondan söyledim
    erol ustam ayarlı havyadan bahsediyorsanız elektronikci arkadaşım satıyor. gene beni heyecan bastı :) bu elektrikli havyayla yapıcağım işlemi baskıyı anlatsanıza nasıl yapıcam altın rengi tozla veya başka materyallerle
    çünki deriden aksesuar olarak abajur ve pano yapmayı düşünüyorum özellikle davul derisinden alalhın işine bakınki bu derinin üstüne baskı nasıl yaparım desen nasıl yaparım diye araştırmıştım ama malesef fos dişe dokunur bişi yok
    bilginiz varsa ustam rica ediyorum deriden başka yapılabilecek neler olabilir
    birde ustam çok kalın meşin deriye çelik kalemlerle kabartma desen basıyorlar çelik kalemin ucunda minik bir desen var patates baskı yapar gibi üstünden çekiçle vurup desen basıyorlar ben bunu bir amerikan dergisinde gördüm o kalın meşinin dikilmesine kadar yazıyordu ama türkiyede o çelik kalemi yaptırabilirmiyim bilemiyorum
    sağlıcakla kalın
    sağlıcakla kalın

  25. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, Sayenizde siteyi ve konuları takip edenler oldukca farklı detayıda görüyorlar.

    Matbaa yaldızı dediğimiz seneteik yaldız, İnsanlar bir çok yerde görüyor aslında şık mağazalarda inanılmaz pahalı yazıhane masalarının derilerinin üzerindeki varak aslında bu yaldızın ta kendisidir.

    Bir çok şekilde uygulanabilir, utu ile deriye işlenebilir, kumaşa işlenebilir, malzemecilerde yapıştırıcı solisyonlari satılır, çokta ucuzdur.

    Her rengi her deseni bulmak mümkündür, hatta hazır kaplama çeşitleride satılır ki bu tür eşyalarıda her yerde görürsünüz.

    Bu tür kaplamaları aklınıza gelen yerde kullanabilirsiniz.

    Manda derisi üzerinde desenler basılır, bunlar Anadoluda gördüğünüz tahta kalıpların çelik uyarlaması ile aynıdır, hatırlarsanız Anadolu şile bezi desenlerin tamamı bu yönetemle yapılır.

    Bahsettiğim sistemle yani bir pres vasıtası ile sıcak olak deri üzerine bu baskı uygulanır. Çivci dediğiniz şey bizde ”BİZ” olarak tanımlanır, bulara siz bir demirciye veya kuyumcu kalıba yapan yerlere ”biz uçlar” yaptırmak mümkündür.

    Bu uçları biz bazı Sedef yapımlarında oyma bittikten sonra iç kısımlarda hem zemini düzeltmek hemde desenli halde görünmesi için uygulardır. Çok eski yöntemlerdir.

    Sevgi ve Saygılarımla

  26. levent-ordu dedi ki:

    birde ben çeşitli kutular,kuş evleri,dekopaj ahşap aksesuarlar,osmanlı dönemi çeşitli objeler hangi ağacı tavsiye edersiniz özellikle osmanlı hangi ağaçları tercih ederdi ve dış mekanlarda oyma pencere desenleri,kuş evleri,oyma desenli saksılar gibi dış mekana bakan eski desen,model objeler
    yapıcam ayrıca bu eski evlerin dış mekan onarımındada gerekli bu durumda dış mekan için hangi ağaçları tavsiye edersiniz mesela dut ağacını kurt yemez derler çok ilgimi çekti dut ağacını nerelerde kullanabiliriz
    -bu bilgiler malesef hiçbiryerde yok ahşaptan anlamak başka birşey .ben karadenizliyinm ağaç,çiçek böcek ormanlar içinde büyüdüm ama imal edicekseniz hangi ahşabı hangi objede kullanılması gerektiğini bilmek lazım bu nedenle çok sıkıntım var geniş bir bilgi verirseniz sevinirim
    sevgilerimle

  27. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Osmanlı Agac seçiminde fazla detaycı olduğunu söyleyemeyiz, bölgeye göre yapılan binalar ve ahşap işleri farklılıklar gösterir. Karaçam, Gürgen, Meşe, Kızıl Ağac, Kestane, Sedir, Kayın, Diş budak (fazla bilinen türdür), Ihlamur, Kavak, Ceviz, Kiraz genellemesi yapabiliriz.

    İthal ağaçlarda ise, Tik, Pelesenk, Gül, okaliptus gibi türleri ağırlıktadır, Hatta elimde Osmanlı Kız Sanat okulunun ürettiği Okaliptuz bir sandıkta var ki bunu bakın aradan 200 sene geçmiş actığınızda muhteşem bir koku yayılır, nefesinizi açatığını hissedersiniz. Bu tür Ağaçlar genelde çok acıdır, Avrupaya götürülmüşlerdir, Aynı Şelikde Osmanlı Mobilyaları çok ama çok acıdır Avrupada daha fazla görülür.

    Dut agacı genel olarak çalgı aletlerinde kullanılır sesi daha net yansıttığı için, Dut agacını kütükler halinde kerestecilerde bulabilirsiniz.

    Dış mekanlarda Gürgen, Meşe, diş budak, Sarı çam türleri sık görülür karacamda bunlardan biridir.

    İç Mekanlarda kuş evleri gibi süslemelerde ise ıhlamur ve kavak el işçilikleri günümüzde halen devam eder.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  28. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam teşekkürler çok büyük bir sıkıntıdan kurtardınız beni en azından şimdi ne yapıcağımı biliyorum ama kokulu ağaç olarak ben sedir ağacını biliyordum o ağaçtan kutu yapacağız sırf kokulu diye meğer Okaliptus ağacıda varmış başka varmıdırki
    erol ustam damarları çok güzel ağaçlar arıyorum genelde tropikal ağaçlar var kral ağacı (türkiyede bulmanın yollarını araştırıyorum fidanı üretiliyormuş türkiyede ) okaliptus (antalyada yetişiyor) abanoz (cilalanması konusunda bilginiz varsa çok iyi olur gariptir mazota yatırıldığını doğal katranla koyu siyah yapıldığıı söylendi özellikle klarnet yapımında) cocbolo vs yani ustam bakıldığı zaman damarlarıyla dokusuyla cezbedicek ağaç arıyorum türkiyede üretilmesi benim için avantaj illede tropikal olması şart deyil ülkemizde yetişen ağaçlar benim önceliğimdir tabi bunlarda gomalak yapılabilir herhalde veya damarları en net olarak nasıl ortaya çıkar
    Türkiyedede ilk defa puro kutusu olan humidor ve keman kutusu yapmayı düşünüyorum bunlarda genellikle tropikal ağaç kullanıyorlar ben birazda ezberi bozmak istiyorum başka ağaçlarıda kullanmak istiyorum türkiyede yapan bir tek yer var oda elde yapıyor bununla ingili 2 seneden beri yoğun araştırma yapıyorum
    (ustam bir mail atmıştım geldimi acaba)
    sevgiler
    levent

  29. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,
    Tropikal agaclar genlde Kuzey Amerika, Güney Amerika Afrika bölgelerine has agaclar, Tükiyede Abonoz sanılan bir çok agacında aslında abonozla alakası yoktur Afrika kara agacı ile çok benzerdirler tek farkı kırmızımsı damalara sahiptir abonoz olarak satılır.

    Abonoz agacı acıkcası ben cila yapanların ellerindeki malzemeleri görmek isterim, Abonoz agacı zaten oldukça karanlık bir renktir bunu tekrar yağlamaktaki amac kullanıma göre değişir. Abonoz agacını mazoto yatırmak afedersiniz tam bir saçmalık bunu kim bilgi olarak vermişse denecek birşey yok. Şunu diyebilirim Agactan anlamayan birisi bunu ancak söylebilir.

    Bu Agacı mazota yatırmak katliamdır. Sakın ama sakın kimse denemesin hiç bir agacı asit içeren kimyasallara denemeyin.

    Her agacı kolayca karatmak mümkündür, bazen kızıyorum Ustayım diyor yağıda kullanıyor ama yaptığı işten zerre kadar haberi yok.

    Bildiğiniz maun keresteyi alın, yağı ateşte kaynatın ve agaca sürün, size inanılmaz bir koyu renk verecektir bu her agacta yapılabilir. Hatta şuan yazıyı okuyanlar varsa evlerinde üzeri bardak lekesi veya sudan bezaylaşmış ahşaplarda bu yöntemi uygulayabilirler. Ahşap sıcak yağı anınde mer ve leke tamamen ortadan kaybolur. yağı bol değil leke üzerinde yerli miktarda döküm ve pamukla iyice yedirin hatta bu işlemde eski ahşapınız inanılmaz bir parlaklığa yeniden dönecektir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  30. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam doğrudur ağaçtan anlamayan biri söyledi bir klarnet yapan amcamız bizde öğrenmek için herşeye atladığımız için böyle bazen yanlış şeylerde ortaya çıkıyor tabi
    erol ustam abanozla ilgili bu bilgiler çok işime yarıycak vallaha fakat damarları veya deseni,estetiği olan ağaçları sormuştum mesela bunlardan değer teşkil eden kutular,çerçeveler,(altın varak çerçeve için acaba hangi ağaç daha uygundur)dini objeler özellikle ahşap ikonalar,dua köşeliği (katoliklerin kullandığı ve her evde bulunan hani önündede mumluğu var)kilise için dualık (kiliseye sözüm var ustam ) ve aksesuarlar yapmayı düşünüyorum sizin tavsiyeniz nelerdir çünki ben mdf,sunta gibi sentetik malzemeler kullanmıycam o nedenle ağaç ve onu işlemek benim için çok önemli
    humidor ve keman kutusu yapıcam
    sevgiler saygılar
    levent

  31. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Dokulu agaclarda ithal kerestecilerei gezmeniz şart, örnek tazmanya meşesi, doktor agacı, okaliptus ki bir cok farklı türü ve muhteşem desenleri olan çeşitleri belki bulabilirsiniz, gül, Ameikan meşesi, Plesenk, tik, şimşir kök ceviz gibi ağalar veya Türkiyede bilinen adıyla sapelli maun tercih edebilirsiniz.

    Sapelli Maun Müzik kutuları için idealdir hem yumöuşak hemde muhteşem bir dokusu vardır.

    Kilise ağırlıklı ahşapların nerdeyse tamamı meşedir, Kilise için bahsettiğim Maunu tercih edebilirsiniz çok şık bir hediye olacaktır cila yamadanda verebilirsiniz güzel bir koku yayar. Kiliseye Sunta veya Mdf zaten olmaz, Mumluk için gürgen ideal olur hem dayanıklı hemde oldukca sert agactır Ceviz Kilise için en ideal seçimlerden birisi olur, dikkat etmeniz gerken kuru keresteleri seçmelisiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

  32. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam teşekkürler aydınlandım kuru kereste demişsiniz ben keresteyi nem ölçerle ölçüyorum nem oranlarını ne tavsiye edersiniz benim terciğim bağıl nem oranı %15 le %20 arası zaten antalyada ağaçları kurutmak için fanlı bir kabin yapıcam planlarını buldum o şekilde kurutucam ama kuruturkende çatlatmamam lazım işte o konuda zayıfım
    erol ustam ithal kereste satanlar bağzı keresteleri kilo işi ve çok pahalıya satıyorlar ondan ülkemizden alternatif tropikal ağaçlar kadar güzel dokulu ağaçlar arıyorum veya bunları ucuza almanın yolunu zaten becedrebilirsem kral ağacı yetiştirmeyide düşünüyorum en hızlı büyüyen ağaç
    zaten kaplama satıcılarını geziyorum bazen çünki markuteri ve fileto markuteride çalışmayı düşünüyorum
    sağlıcakla kalın
    sağlıcakla kalın

  33. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Ülkemizde yetişen agaclardan sedir, Ceviz, Çam türleri, meşe, kiraz, kestane, diş budak gibi türlerden daha doğrusu malzef kısıtlı bir seçim şansınız var demek isterim.

    Tavsiyem Tersanelerle devamlı ilişkide olun, gemi sökümlerinde muhteşem agaclar çıkar, tik, pelesenk hatta abonoz Amerikan meşesi gibi, yine bina yıkımcılarını gezmeniz harika kurumuş keresteleri bulmanızda yardımcı olur.

    Keresteceiler kurutma işinde size destek olurlar, ızgaralama usulu ile agaclar çatlma riskleri azalır. Sizden yenileri görünce şaşırıyorum, kilo işine kadar varmış artık ticaret. Biz kalasları seçerdik, depolardan ağzına kadar ithal kerestelerle doluydu. Buda etken Dünya capında agac kesimlerine uygulanan kotalarda en önemli sebeb.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  34. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam kilo ile satıldığını duydunca bende şok oldum ama böyle şimdi rusya ve gürcistan taraflarında araştırıp bakılıcak ordada ağaç bol belki tropikal ağaçlarıda bulabiliriz
    Tersaneler işi çok işime yaradı zaten antika arakende hurdacıları gezerdim tersanelerdeki kaptan arkadaşlarım var bir görüşeyim bunlarla bazen o gemilerden ilginç mobilyalarda çıkyor
    lsevgiler

  35. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, Dilerim bulursunuz, yıkıcıları gezmeniz en buyuk avantajlı seçimdir.

    Saygılar

  36. levent-ordu dedi ki:

    erol ustamkerestecilerden keresteleri seçerken nelere dikkat edmeliyiz benim için ahşabın o doğal görüntüsü önemli benim buradan tomruk olarak alıp kestirme imkanımda var ,zaten en küçük ahşabı almak istediğimde elimde nem ölçerde oluyor nem oranına bakmadan almam
    erol ustam en iyi kurumuş ağaç hangisidir daha doğrusu fırınlanmış ağaçmı doğal yollardan güneş fırınında kurutulmuş ağaçmı (bu fırının bir resmini size gönderiyorum)
    sevgiler

  37. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kerestecilerde satılan agaclar nemi oranı azdır, seçin yaparken üşenmeyin kalasları kontrol ederek alın, çatlak ve yurtık kalaslara dikkat edin, özellikle maun kalaslar alırken mutlaka çok dikkati kontrol edin, şeker maunu türlerinde kurt delikleri fazla olur.

    Yapacağınız işe göre keresteleri kesip dinlenme yani kurutma yapabilirsiniz. Kurutma farklı yönetmelerde yapılıyor bazı kaliteli agaclar özel soliyon havuzlarına alınıp agacaın çalışması tamamen engellenir. Türkiyede yapılmadığını biliyorum, genelde Amerikada yapılır burda keresteler özel solusyon havuzlarında belli sürelerde bekletilir kurutulur, sonradan ahşap için kesim yapılır.

    Aldığınız keresteler kesimden sonra çalışma riskleri pek olmaz oldukça uzun süre kalmış ağaclardır. En önemli nokta Ustanın agacın damar yapısına göre mobilyaları yapmasıdır, doğru çekilde perslerse agaca zaten dönemez diğer para kendisine yapışan parçaya zıt tepki verir buda agacın dönemesini engeller.

    Fırnın resmini gördüm, fakat butcenizi zorlmamanızı tavsiye ederim doğal yollardan aynı işlemi yapabilirsiniz, bur tür fırınlar genelde sık gördüğümüz bambu veya tonet yapımlarında idealdir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  38. levent-ordu dedi ki:

    ustam anladım tornet tipi sandalyelerin ve eğimleri olan mobilyaların eğme stillerinide öğrendim buhar ftrtnı benzeri bir fırınla yapılıyor içine buhar verilip kaıpta bekletilip eğiliyor bu nedenlede bu fırını istedim
    -erol ustam osmanlıdan 1940 lara kadar türkiyedeki mobilya tarihi hakkında bilgi verebilirmisiniz hangi modeller revaçtaydı özellikle anadoludaki zenginler ne zaman mobilya kullanmaya başladılar bu konu biraz derin olabilir araştıracağım bir kaynakta tavsiye edebilirsiniz ailemden düşünüyorum şehirde konak hayatına geçtiklerinde yıl ortalama1900-1905di ozamana kadar köyde yaşamış tüm atalarım
    özellikle buradaki ağaların köylerdeki evlerine baktığımda çoğu tek katlı küçük kelpiç yapılar gördüğümde hadi yaa dedim
    zaten burdaki mobilyalarda saray görevlileri ve rumlarla ermenileride saymassak pek kimsede antika niteliği taşıyan mobilya yok ama mobilyaların çoğu ağaç sadece yatak odaları dikkatimi çekti onlar kaplama.genelde mobilyalar birbirine yakın modeller mesela ben bugüne kadar bu civarda bir ingiliz bir fransız mobilyası görmedim etnografya müzesine gittiğimdede aynı manzarayla karşılaştım nedir bu anadolunun mobilya hikayesi çok merak ediyorum
    saygılarımla

  39. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Anadoluda Mobilya Cumhuriyet dönemi sonrasında çoğalmaya başlamıştır, o döenmlerde ilk getirilenler arasından Tonet ahşaplar hakimdi, bu Ahşap orta gelirli Aileler tarafından benimsendi.
    1940lardan sonra ise İstanbul işi denilen İstanbul üretimi bildiğiniz aslan ayak masalar, sandalyeler büfeler, bombeli gardroplar ve tamamı konstruksyon kaplama mobilyalardı.

    Bunların yapımı oldukça kolay ve ucuza mal olurdu genelde ana göcdesi cıtalardan oluşan ustune kontraplak ile preslenen ahşaplar. Sonrasında ise İthal Ahşaplar girmeye başladı, Babam Türkiyede ilk üreticilerden biridir. Oöndemin ithal ahşapları ile yapılan yani ağaçlarla İngiliz sitili konsollar ampir tabir edilen dresuarlar, komedinler, bahuler ve elbetteki Frasız ekolü en başlıca üretilen mobilyalar oldu.

    Dönemin Yakak odaları ki bunlar genelde bir hayli şatafatlı ve oymalı tasarımlardı, kayın agacı, kiraz, ıhlamur ağırlıklı tasarımlar olmalarına rağmen muhteşem görsel cazibeye sahiplerdi. İstanbulda ise Osmanlı dönemi Ahşaplarının tamamı İthalat ürünlerdi yani orjinal Antika tabirini hak eden mobilyalar.

    Osmanlıda Mobilya kültürü daha çok Rum ustaların elindeydi bu ustaların yaptıkları mobilyaları halen görebiliyoruz. İngiliz Mobilyaları istanbulda görmek dahi zordur 1980 yıllarında tırlarla Antika mobilya Avruapa götürüldü tırlarla derken abartı sanmayın gerçek şekilde Türkiyeden mobilyalar Avruapya satıldı, İnanılmaz Ahşap Antikalar yine inanılmaz ucuza yok pahasına satıldılar.

    Franız stili bronz bahüler, Ampir tırnaklar, Konsollor, Büfeler, Aynalar, sehpalar kısaca o dönem Türkiye Ahşapta tam bir talan dönemini yaşadı.

    Bu detayları Türkiyede şahsen kimse anlatmadı, kara bir sayfa olarak halen sırrını korumaktadır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  40. levent-ordu dedi ki:

    -erol ustam gomalak cilayla ilgili konunuzda’Transver tutkalına bile ihtiyaç yok bildiğimiz beyaz tutkal dahi yeterlidir’ yazmışsınız benim için önemli sayılabilecek bir ayrıntı beyaz tutkaldada aynı yöntemlemi (yani resmi ters tutkalın üzerine yapıştırıp suyla kağıdı sıyırma beyaz tutkal şeffaf olmadığından kafamı karıştırdı)benim için aksesuarların üstüne yapıştırılacak uygulanıcal herşey önemlidir bir konuda ince çini seramik önermişiniz çok hoşuma gitti her konuda o kadar şahane modeller verdinizki bunları topladım atolyemi kurduğumda hemen tatbik edicem
    bugünde iyi bir haber aldım atolyemi kurmak için taleb ettiğim hibe kredi hemen ilk sırada kabul edirlmiş
    saygılarımla

  41. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Beyaz tutkal transfer işlerinde kullanılabilir. Beyaz tutkal aslında kuruduğunda şeffaf bir renge dönüşür. Bu detaylar aslında neden kafaları karıştırıyor çok basit ve net. İnternette üzerinde özellikle kurslara giden Arkadaşlara belli kimyasallar satılıyor İnsanlarda haklı olarak satın aldıkları kimyasalları tek çare olarak görüyor.

    Eskilerin kullandığı her şey günümüz boyama veya renklerndirmelerinde eskitmelerinde kullanmak mümkündür.

    Atolyenizin onaylanmasına inanın çok sevindim, İnşalah bol kazançalr elde edersiniz ve İnsanların ekmek kapısına dönüşürsünüz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  42. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam atolyeyi açtığımda önce sanat sonra eğitim en son kazanç kapısı olucak ve bu mekana en büyük katkı sizden gelmiş olucak sürekli kulaklarınız çınlıycak gerçe bazen yavuz ağbiyle çınlatıyoruz

  43. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sanat dilerim yaşatırsınız Eğitim ise Üniversitlerden acıkcası ben birşey beklemiyorum profosyonel kadrolar olmadıkça Uzmanda yetişmez, bir yazı okudum Universitenin tavsiyeleri gerçekten üzüldüm hatta defalarca okudum acaba farklı birşeymi anlatmışlar diye, hayır çok net dış boya ahşap koruması için yağlı boya öneriliyor.

    Şunu düşündüm Universite Sanat ve Restorasyon Talebeleri yetiştirmekten çok, Yağlı boya ve Badanacılar yetiştirir gibi. Bu Adamlar hiçmi Osmanlıya ait arşivlermi yok, anlayamadım muhteşem binalardan numeler alıp bu binalara karbon testleri yapmaktamı zor, Universitlerde bu imkanlardamı yok. Gençlere yazık üzülüyorum.

    Trt kanalında bir programa denk geldim, Osmnalı eşyaları gösteriliyordu bakıyım dedim programın adı kaybolan Ustalar olarak gördüm:)

    Bir Hanım efendi önünde boylar ile tarifler veriyor hat sanatı hakkında, tamamı günümüz kimyasalları, öylece izledim bir şey tutturmuşlar el yapımı kağıtlar, İnanın pes artık taş deverindemiyiz ne el yapımı kağıdı hangi sanat. Osmanlı dönemi kağıtları bellidir, Hattatlarımız kumaş üzerine dahi yazmışlardır, tenekeler üzerine yazmışlardır, Ahşap üzerine yazmışlardır, taşlara çinilere porselenlere seramiklere yazmışlardır.

    O kadar üzülüyorum anlatamam, Avrupadan duydukları tuaflıkları Osmanlı Sanatına yansıtmaları gerçeten çok ayıp, herkesin utanması gerekiyor.
    Kağıt renklendirme yapıyorlardı öylece baka kaldım, toprak denen bir şey var, bu İnsanlar Sanatcıyım diyorlar hiçmi tekkeleri gezmezler inanılmaz günüzmüze kadar gelmiş, Teneke ve demir üzerine yazılar var toprak boyama ile taşlaştırılmş kapıtlar var.

    Yazacakda çok şey var, bir yerde bana ne diyorum çunki Eski ustalar yok edilmişler bu Ustalar net şekilde Sanatın olduğu yerlerden kovulmuşlar. Arkası tropili Basın gucu olan Usta ilan edilmiş.

    Mazhar Ustalar, Ligor Ustalar, Dikran Ustalar açılıktan sefaletten ölen Türkiyenin Gururları, isimleri varmı ? Hayır

    Müzelerde Restore ettikleri muhteşem eserler varmı? Evet

    Koleksiyonerlerin elinde, tanesi 100 Bin liraları bulan eserleri varmı? Evet

    Ama sefaletle yoklukla, orda burda sığınırak evsiz barksız öldüler, Sanat bazen yazmak bile inanın utandırıyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  44. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam benimde sizinle karşılaştığımdan beri söylediğim bu üniversiteler bile araştırma yapmıyor bağzı şeyler bağzılarının tekelinde örneğin restorasyon bilmem kim ekip tarafından yapılıyor o bilmemkim bağzı şeylerin bilinmesini istemiyor ben bu gibi bilgilere ulaşmak istediğimde o özel randevularla gittiğim bilmemne üniversitesinin öğretim görevlisi sorularım karşısında renkten renge girmiş sonrada asla randevu vermemişti
    arşivlere arşivler türkiyede açılmamak okunmamak içindir bir akademisyen dostumun başına gelenleri anlatayım zavallı kız arşivden roma dönemindeki yapıların özellilkleride dair bir araştırma yapmaya gitmiş akademisyen olmasına rağmen zor bela hatırlı kişileri araya koyarak arşve girmeyi başarmış ama ne olmuş arşivdeki arşiv numaraları yeniden yapıldığı için herşey karman çorman olmuş zavallı kız hiçbirşey öğrenmeden çıkmış arşive gittiğinizde ordan bilgi almak ne hikmetse bağzı kitap yazan muhteremlere yarıyor ne arşivde tadilat ne,numaralanmaların yeniden yapılması ne arşivde düzenleme muhabbetleri onlara dokunuyor onlar giriyor paşa paşa işlerini görüyor ustam öyle güçlüklerle karşılaştımki anlatamam
    erol ustam kendinizi benim yerime koyun ciden benim yerime koyun şöyle bir düşünün erol ustayla karşılaşsanız ve ondan hazine değerinde bilgiler alsanız ne hissederdiniz benim meselem bu bilgilere ulaşmak ve öğretmek bağzılarının çanına ot tıkamak anlıycanız inşallah başarıcam sizinle karşılaşmam bile allahın bir vesilesi bana
    sevgiler

  45. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Arşiv denmişsinizde bu arşivleri kim denetliyor? Denetleyein kişinin ünvanı yeteneği nedir? Roma dönemi demişsiniz bakın size bir formul verdim ve siz dedinizki Universitelerde bu formulun kayıp olduğu söylendi. O zaman ben Türkiyede Tarih mi yazmış oldum?

    Hemen patent almam gerekir:) Siteyi binlerce kişi okuyor Levent Bey ianın sizin gibi yüzlerce İnsan emin olun kayıt alıyorlar ve Szi ilerde bu yazdıklarımızı belli yerlerde bir takım Ünlü kişilerin süper Uzmanlığı olarak okuyacaksınız. Ne Sizin nede Benim Adım yer alacak. Avrupada olsaydım her halde farklı olurdu.

    Rahmetli Babam bu konuda çok dertliydi İsimler vermiyorum, Arşivler, Vakıflar zamanında talan edilmiş zaten. Hatta Babamın bir belgesi vardı bulursam mutlaka ekleyeceğim dilerim bulurum. Bir Vakıfın Arşiv belgelerinin kopyasını Babam özellikle çıkartmıştı, Osmanlı belgeli Osmanlı dönemi Dosya içinde olduğunu Rahmetli Babam anlatırdı.

    Ben neyi anlatayımki Milyoner Ünlü isimler var, Bizim yaptığımız restorasyonun parasını dahi ödememeyi Adamlık sanan kişiler ve Rahmetli Babam ölüncede İnkar etti, çok acıdır Kayıtlarını tutan Arkadaş şunu dedi XX Bey biz son kalan ödeneği yapmadık, kayıtlarımızda görünmüyor ve Zamallı Adam yanımda işten atıldı. Bu Ünlü Şahısın İsmini yazsam hemen tanırsınız ve şaşırırsınız. Malesef bunlar Türkiyede Sanat eserleri üzerinde hakim kişilikler. Özel odasında Lahit bulunduran Adamlarıda gördük Gerisini Siz düşünün.

    Arşiv araştırması yapan Kızımız üzülmesin, normal olağan şeylerden birisi.

    Ben sadece Rahmetli Babam ve ondan öncelerinin tariflerini aktarıyorum, Hastalığım belli belki bugün varım yarın yokum. Bilgiler dilerim birileri için toz kadar fazydası olur. Arkamdan bir Dua milyon liradan önemli, kefenin cebi yok. Dünya için yaşayanların Hırsları ise kendileri ve olmayan Vicdanları ile alakalı. Bu Adamlar gerçek manada Vicdanı olmayan kişiler, bir çoğunu tanıdım, işler yaptım. Milyon liralık Oteli olan Adamdan 1800 sesine ait orjinal Tıp aletlerimin parasını ve 3 metrelik dev varak aynanın parasını dahi ödemeden gitti ve alamadım. Sadece kolundaki saatin değerini böbürlenerek anlatırdı 230 Bin dolarlık saatle gezen kişilik malesef benim alın terimi ödemeden otelinde Viskisini yudumluyordur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  46. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam kafamda sorular konular uçuşuyor bu nedenle bazen alakasız yazıp bitirdiğiniz konularlada ilgili soru soruyorum tekrar tekrar okurken gözüme takılıyor sormadanda duramıyorun adeta itikliyor beni :)kusura bakmayın.
    -napolyona demişlerki ordular mısır sınırına geldi eğer bu sefere devam ederseniz savaşı kaybederiz ve mahvoluruz napolyon cevap vermiş biliyorum eee neden devam edmekte bu kadar israrlısınız napolyon cevap vermiş arkadan itikliyorlar -benimkide napolyon hesabı ustam
    -erol ustam biliyorum çok boya,cila tarfini verdiniz burda yazmadığınız boyama teknikler (örneğin sedef görüntülü-ışıkta değişik efekt veren) ve gomalak cilayla yapılan efektlerde varsa rica ediyorum biliyorsunuz antika restorasyonu yapan biri boyaları ve cşlayı çok iyi bilmek zorunda
    özellikle müzik enstrumanlarındaki gomalak cilalı yaldır yaldır eden boyalı çift renk efektlere bayılıyorum sedef gibi olanlarını bile yapmışlar bazılarına bakıyorsunuz ışıkta sedef gibi kenarlarındaki renkli gölgelemelerden değişik efekt veriyor bunların tarifi varsa sizde hatırlayabilirseniz çok sevinirim resim eklemesini bilmiyorumki siteye o nedenle resim koyamıyorum çok önemli olmadımıda size maille resim göndermek istemiyorum
    bağzen eski fil ayaklı mobilyalarda olur mercan,sedef gibi bir görüntüsü olur ben çok çözmeye uyraştım o efekti ama olmadı
    -gomalak cilayı yarı ispirto yarı gomalak hazırlayıp 1 hafta ışık almayan bir şişede bekletiyoruz eğer eksilme olursa ispirto ekliyoruz böylece daha iyi özleşip daha kaliteli oluyor doğrumu anlamışım konuyu yekrar okurken farkettim gözümden kaçmış

  47. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet bey gomalak eritme tarifiniz doğru. Rahatlıkla uygulayabilirsiniz, Şarap örneğini vermiştim:)

    Müzik aletlerinde şuan kullanılan sedeflerin %99.9 baskıdır, orjinal değildir, bunlar özel kağıtlara baslılan kendi parlaklıkları olan seneteik maddelerdir. Yani üzerine parlak vernikte atsanız ışıl ışıl yanarlar renkler her acıdan farklı görünür.

    Bahsettiğiniz renklendirmeden örnek varsa daha kolay cevap verebilirim. Eski ahşaplarda mercan zaten kullanılmıştır.

    Kaliteli bir gomalakta örnek A4 beyaz bir kağıdı zemine koyuo gomalağın hakkını veriseniz o beyaz kağıtta aynı inanılmaz görsel düşünceyi yansıtacaktır.

    Sorularınız Bana Arkadaş oluyor, bunu bilmenizi isterim.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  48. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam demek istediğimi tam anlatamadım internettende resim bulamadım ama daha doğrusu çiladan önce gölge yapılıyorya hani müzik aletlerinin kenarlarında oluyor bu gölgelerin sedef gibi parlıyor yeşil mavı,sarı alacalı bulacalı sağa sola çevrilince değişik efekt veren gölgelemeler diyelim
    internetten resim gene bakayım belki bulurum
    sevgiler

  49. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bir kaç resim ekledim bu tür çalışmalarımı?

    Bunlar baskı işçiliklerdir, polyester vernikle yapılan çalışmalar. Veya farklı bir şeymi anlayamadım kusuruma bakmayın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  50. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bu konu ile ilgili resim bulup size göndericem sağolun erol ustam
    -gomalağı dün ispirtoya kattık bugün baktığımızda şişenin dibine çökmüş vaziyetteydi size resimlerini ve gomalak yapıcamız materyallerinde resimmini küçültüp gönderiyorum gomalağı bugün iyice valkalayıp karanlık bir dolaba koyduk gomalağı ispirtoya katmadan önce iyice ezdik
    saygılarımla

  51. Gokhan Erol dedi ki:

    levent Bey, gomalağı aklınıza geldikce cevirin yan yatırın tortu olarak devamlı kalmasın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  52. levent-ordu dedi ki:

    eve tustam bizde öyle yaptık ama tortu biraz sertleşmişti bir çubukla katıştırdık ve çalkaladık ve karanlık bir dolaba koyduk gomalağı koyduğumuz şişe şeffaf ama takviyeli hava almaz kapaklı inşallah olmuştur
    saygılarımla

  53. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gomalağı şarap misali hareket ettirmek şarttır. Gomalak bu sürecte sizi şaşırtacak kadar Ahşapa bir renk ve parlaklık katacaktır.
    Hatta bu cila o kadar inanılmaz parlaklık alırki, uygulamada ilk defa gören birini şaşırtır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  54. levent-ordu dedi ki:

    evet ustam yavuz ağbiyle arada bir baya karıştırıyoruz tabi heves, merak, istek hepsi birbirine karıştı o nedenle sabırsızlıkta ediyoruz koyulaşmaya başlamış zaten gene topaklanma var ama az bol bol karıştırıyoruz
    ustam zınparalama konusunda bir bilgi verebilirmisiniz size ayrıntılı resim gönderdim özekllikle hangi numaralı zınparaları kullanıcaz zemin biraz tırtıklı zaten resmi görünce anlarsınız çalışma ofisimizede bakın :)
    sevgilerimle

  55. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gomlağa ispirto ekleyebilirsiniz, fazla pelteşelmesine izin vermeyin, veya eski tıpa mantarlar en idealdir, alkolun uçmasını engeller.

    Zımpara konusunda, eski usul siyah zımparalar tercih edilebilir, 3M markada vermek isterim kalitesli olmaları sebebiyle ve yıkanabilir olmaları israfında önüne gecer, bez zımparalardır, normal zımparaya göörede daha uzun ömürlüdür.

    Zımparada kalın yani 80 numara ötesi asla kullanılmamalıdır, 80 Numara zımparalar ise genelde ispirto ile agac yıkamada kullanırdık, sökücü olmadan, bunun sebebi agacın üzerindeki orjinal cilayı korumaktır, eski ve yıpranmış cila ispirto ve zımpara ile yumuşatılır bunlar lif lif agactan ayrılırlardı, bu işlemin en güzel tarafı bu yöntemle ahşap hem rengini korur alt zemin orjinal kalırdı.

    Daha sonra yıkama bitince ince zımpara 280 numara ile gecilir temizlenir en sonunda ise sıfıra yakın 500 numara ile ahşap tamamen pürüzsüz bir hale gelmiş olurdu. Bu işlemi şimdilerde Avrupada çok pahalı bir restorasyondur çok emek ister ve zaman alır, bu tür Ahşapların Antika değerleri olduğundan bazen cila dahi yapılmadan sadece ince bir vernikle koruma yapılır. Agaç o kadar şık hale gelirki tüm doğal tamirler, eski macunlar, rutuşlar şölen havasında sunulur. Kısaca Müze restorasyonu diyebiliriz.

    Yeni ahşaplarda ise, zemin önce nemli bir bezle silinmeli mutlaka nemli olmalıdır ki üzerinde çizikler, yaralar varsa bunlar ortaya çıksın, sonrasında nemli halde sistra yapılır, ve tekrara nemli bezle silinir, çizikler ve izler kalmayana kadar bu işlem yapılmalıdır fakat tek bölgeye değil agacın tamaına göre çalışma yaılmalı diğer türlü ahşapa hasar verilir.

    Sonrasında ise yine nemlendirilir yani bezle ve kurumasını bekleyin, bu işlemde ölü lifler ana agactan ayrılır yani sertleşir, 150 numara zımpara ile ve takozla yapılması en idealdir, her tarafa eşit baskı uygulandığından zımpara keliteli olur. Tekrar temizlenir hafif nemlendirilir kurutulur agac oldukça kaliteli hale dönüştüğünü görürsünüz bu işlemden sonra 220 ve 280 numara ile zemin cilaya hazır hale getirilir.

    Zımpara ne kadar abarttın diye düşünenler olabilir, bir işi gösteren en önemli detay agacın zımpara işlemidir. Dünyanın en mükemmel cilasdını dahi yapsanız zımparası kötü bir zeminden asla kaliteli sonuç alınmaz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  56. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam 80-220-280-150-500 numara zınpara alıp dediğinizi uyguliycaz ayriyetten abartmadınız çok memnun olduk
    -gomalağı ılık suya koyduk hala topaklanma var ama baya kızıla yakın renk aldı 6 gün oldu niyetimiz 10 günü tamamlamak
    -hat konusundaki hattı yapmaya karar verdik bugün malzemeleri alıcaz ve hemen macunu yapıp zemin olarak uyguliycaz zaten 1 gün beklememiz gerekli aşama aşama resimlerini göndericez size
    hatta ponza taşıda alıcaz bununla ilgili konuyu okuyup cam gomalak yapmaya çalışıcaz
    ondan sonraki planımız altın varak yapmak
    sağlıcakla kalın

  57. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yorumunuza çok memnun oldum, Gomalk detayını en iyi şekilde vermişsiniz, gerçek kaliteli gomalak hafif kızılımsı ve inanılmaz berrak olur, bunu beyaz gomalakta çok net şekilde göreceksiniz.

    Burda Sizin sorularınız sayesinde aslında bir çok meraklı Arkadaşlarımızda konuyu okuyup notlar alıyorlar. Gomalak hazırlanması sanıldığı kadar basit değildir zaten siz en net yanıtı verdiniz, bu gomalak ile yapılan cila farkını ise Ahşapa sürdüğünüz anda hissedeceksiniz, ahşapa değidiği anda kokusu dahai farklıdır. Bu Tarihi Eserlerin yani Restorasyonların veya Müzelerin gerçek kokusudur.

    Topaklanma hiç önemli değil, gomalağı süzerken bu topakta süzme işleminde yok olur, posasını kullanmayın. Aslında şarap örneğimi verirken belki abarttığımı düşünenler olmuştır, tam tersine gomalak bir canlının bir tür mevesi tabirini kullanabiliriz, aynen üzüm gibi ve her iki doğal meyvede alkolle ne kadar özdeşleşirse hem kendisi alkole dönüşür hemde en uöç noktada doğal renk ve tadı verir. Hatta bu gomalağı süzdükten sonra parmağınızı batırın ve diğer parmağınızla bir birine sürtün yine şaşırırsınız inanılmaz kuvvetli bir tutuculuk özelliği elde eder. Diğer normal gomalaklar bu olmaz zaten kullanılan gomalaklar 10 dikakada erir ve sürerler. Standart bir boyama demek gerekir bana göre cila değildir.

    Hat konusunda Levent Bey, İsim vermek istemem 2 metreye yakın, kontra palak üzerin yaptığım hatlar vardır. Tamamını hediye olarak verdim, Caminize eminim inanılmaz harika hat süslemelerini Siz kendi ellerinize yapacağınıza çok eminim, muhteşem bir histir. Ordu İlimizede yüz yıllarca yaşayan bir Hediyeniz eminim çok konuşulacaktır. Bu konuda her türlü sorunuza keyifle yanıtlar verebilirim.

    Varak işi en kolayı, bazıları abartıyoruz sanabilirler hayır oldukça basit bir uygulamadır. Konuyada acacağım çunki üzüldüm, belki birileri Ekmek parasını kazanır. Bencillikten bahsediyorum şikayet ediyorum ama yaptığım kızdığım malum kişi bir kişi için yüzlerce İnsanı cezalandırmaktan farksız..

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  58. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bizde çok güzel bir hat yapıp zaten hediye etmeyi düşünüyoruz
    erol ustam işlem şöylemi olucak yazdığınızdan çıkardım önce 80 numara zınpara ve ispirto ile ahşabın cilasını çıkarıyoruz 280 ile devam edilecek 500 numara ile ahşap tamamen pürüzsüz bir hale getirilecek doğrumudur?
    -fakat ahşapda derin damar izleri var sistre aldık sistre yapmak gerekli zannedersem.
    sistreyi zımparadan öncemi yoksa sonramı yapıcaz . sisteryi anlattığınız gibi nemli bez (ispirto olabiilrmi ) sister şeklinde düzelene kadar yapıcaz
    kısacası erol ustam antika bir mobilyada gerekli olduğu bir durumda sistreyi yapıp zımparalayıp gomalağı uygulamaya en mükemmel hale nasıl getiririzki gomalakda mükemmel olsun
    -erol ustam zımparalardan 280 numarayı bulamadık diğer bahsettiğiniz tüm zınparaları aldık ama bulucaz
    üstübeç aradık mağzalarda maalesef yok. bir ihtimal camcılarda vardır dediler bugün ona bakıcaz
    olmazsa siparişle getirticez sizin bahsettiğiniz armağan boyadan istiycez http://www.armaganboya.com/
    sistre ve çalışma eldiveni ve 400 gram boncuk tutkalıda aldık eksik varmı bilmiyorum listeyi kontrol edicem ilk başta hat ve gomalağı çalışıcaz inanın çok heycanlıyım ne sorucamı ne diyecemi şaşırdım
    saygılarımla

  59. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sistradan önce agacın damar izleri derinse yapacağınız düzeltme işlemi hataya sebeb olabilir, fazla derine inmeyin çukurlar oluşmasın.
    Hatalı tamirden oluşan çukurlar ise ciladan sonra cam cila ile doldurulup bu derinlik farkı yok edilir, bir nevi sadece yaralı bölgeye kalın bir dolgu katmanı uygulanır.

    Sistre yaparken sadece nemli bez su ile yeterlidir, ispirto sistrenin kaymasını engelleyebilir hakiki ispirtoda sorun olmaz fakat ispirto diye satılanan kandil yağları zaten ismi üzerinde yaşı agac emer ve yüzey sistranın kaymasına sebeb olur.

    İspirtoyu tekel depolarından bidonlada alabilirsiniz. En iyi seçenecek budur. temizlenecek ahşap üzerine ispirtoyu iyice yedirin, zımpara ile çalışmaya devam edin zımpara devam ettiğiniz süre boyunca cilanın lif lif toplandığını göreceksiniz zımparaya tamamen yapışır. Bu sistemde ahşapn alt dokusuda en iyi şekilde beslenir cilasız verniksiz doğal bir dolgu kalınlığı elde edilir.

    Temizlik bittikten sonra Ağaçı belkide cila dahi yapma gereği duymayabilirsiniz, sadece bir koruma dolgusu ile orjinal halinde hayata döndürmek oldukça güzel bir görsel keyiftir.

    Burda Sistre yapacağınız agac önemli, kaliteli agaçlar ise yani dokulu agaclar önce gomalak çalışabilirsiniz, veya agac çok durgun bir renk ise ciladan önce hafifce yağlayabilirsiniz. Agaç önemlidir bazen ahşaplar örnek paydostan önce yağlanır sabaha kadar yağı emmesi için dinlendirilir. Bu işlemde agaç tatlı bir kızıllık veya sarılık elde edilebilir. Agaç dediğim gibi önemlidir.

    Sistradan sonra zımparalama işlemi doğru yapılmalı, şunu görürsünüz agac bu zımparalamada gerçekten görüntüsü değişir Agaçtan hiç anlmayan biri dahi bu işlemden sonra yapılan işe oldukça merakla bakar, sebebi anlayamadığı detay agacın nasıl bu kadar güzel göründüğüdür. En basit agac için dahi zımpara çok önemli bir detaydır. Sonrasında şuan elinizde olan gomalak sürdüğünüzde emin olun tebessüm edeceksiniz. Antikalara bakış açınız tamamen değişecek, Antikacılarda gördüğünüz Ahşaplara çoğu zaman üzülerek bakacaksınız, yapılan kötü işlemlerden dolayı.

    Zımparada 280 numara pekte önemli değil, biraz daha incesini tercih edebilirsiniz.

    Levent Bey, Sizin bu Sanata olan Sevginiz eminim Ordu ilinde bir çok Gencimize çok farklı bir hayata bakış açısı kazandıracaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  60. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam doğrusunu öğrenmeye çalışıyorum en doğrusu nasıl yapılır bütün gayretim bu zaten en doğrusunu öğrenmek öyle zorki 50 yıllık ustalar bile tam bilmiyor anadolu istanbul gibi deyil buralarda herkes derme çatma kalıplaşmış bilgilerle iş yapıyor.nasıl böyle olmasın zaten öğretenlerde kalıplaşmış bilgileri öğretiyor ne öğrendilerse ömür boyu öyle gidiyor öylede öğretiyorlar bu yanlışlar nesiller boyu devam edip gidiyor.kendini geliştirmek gibi bir düşüncede yok zaten
    ben gene şanslıyım önce harut amca sonra siz bana çok doğru şeyler öğrettiniz bende doğru şeyler öğretmek istiyorum arkamdan yetiştirdiğim insanlar için hani eskiden derlerdiya o işin en iyisini yapar bilmemkim hocanın veya ustanın yetiştirmesi çok hoşuma giderdi,benimde arkamadan böyle densin isterim bütün gayretimde bunun için
    -erol ustam birde 30 sene önce yavuz abinin aldığı bir sehpa var onuda gomalak yapıcaz ama bir promlem var sehpanın kaplamasında kabarmalar var ama bu kabarmalara bastırdığınızda çökmüyor bizde hem tecrübe etmek hem öğrenmek babında kaplamayı söküp altını ve üstünü temizleyip kaplamayı yapıştırmayı düşünüyoruz nasıl yapıcaz bize anlatırmısınız
    veya nasıl halledebiliriz sistre yapsak kaplama delinebilir ben resimlerini size maille gönderiyorum
    -zınpara konusunu çok ama çok iyi öğrenmek ve sindirmek istiyorum sizden öğrendiğime göre ahşabın adeta canı gib,i güzellik makyajı gibi bu nedenle zınpara ,sistre konusunda ekliyceniz şeyler varsa çok sevinirim
    -birde ustam yağ konusunda hangi yağı tavsiye edersiniz ahşabın akşamdan yağlandığında hafif kızıllaştığını yazmışsınız bu yağlama işlemi her ağaç için geçerlimi bu şekilde yağladığımız ağaca sonra cila vurabilecekmiyiz malum ağaçların yağlanmasını pek doğru bulmuyorsunuz
    sevgiler

  61. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Resmi henüz görmedim, bahsettiğiniz kaplama şişmeleri çok sert ise bazen bunun sebebi sunta üzerine kaplama işlerde olur ve sunta ayrılır, en zor tamirlerden biridir, farklı yönetmeleri var. Bu tür tamirlerde asla sistra kullanılmaz kaplama paramparça olur.

    Falçata ile şişen bölüm ü kesin fakat, kesmeden önce yapılması gereken işlem çok önemlidir bir bezi ıslatın şişen bölgeyi silin kaparık bölüm yumuşasın, diğer türlü keserken kuru kaplama parçalanma riski çoktur ve içeri doğru kırılır tamiride oldukça zor hale gelir.

    Dilerim Sunta değildir, bazen çok sert olma sebebi ahşapın tam kurumuş olmasındana kaynaklıdır ve aslında içi boştur buda oldukça kolay bir tamirdir, uygulaması aynıdır şişen bölgeyi ıslatın yumuşan, burda mantık Karadenizli olduğunuz için bir örnekle vermek isterim tekneler bilirsiniz tamizlendikten sonra denize batırılır agac iyice gevşer, sonrasında ise sudan çıkan tekne davul misali çekmeye başlar:) Kaplama yönetemide aynıdır, ıslatıyoruz kaplam yumuşasın kendini bıraksın, kesiyoruz temizliyoruz bu esnada kaplama kendini daha doğrusu agac kendine gelmeye başlar yani gerginleşir.

    Daha sonra ise sıcak tutkalımızı hazırlıyoruz, kaplama cekicimizi bezimizi normal kağıt veya yağlı kağıt hazırlayıp, tamir işlemine geçebiliriz.

    Sıcak tutkalımızı erimiş halde pot yani şişmiş bölge içine yediriyoruz, cekicimizi ısıtıp, yağlı kagımızıda üzerine koyalım kağıt koymada amacak ahşapı yakmamak içindir. Cekici bastırarak yani tüler gibi yaralı bölgeye sürüyoruz , ilk seferde tam yapışmayabilir, yaralı bölgeyi ıslak bezle yeniden silelim bu işlemde kaplama ve sıcak tutkal inanılmaz bir biri ile özdeşleşir ve yeniden cekicle üzerinden geçiyoruz. tırnak ucunuz kontrol edin tam yapışmış ise ses kendini belli eder sert ve tok ses gelir, yapışmamışsa ”çıt” tanımı diyeceğim sorunlu bir ses alırsınız.

    Böyle bir işlemde ve bu sesi alıyorsak demekki hata yapmışızın tanımıdır, sebebi yaralı bölge içine tutkalı tam olarak hem yedirmemişizdir ehmde yaralı bölgeyi temizliğinde hatalı olduğumuzu anlarız. Tkerar ıslatı bu sefer farklı yakın bir yerde falcata ile bir kesik daha atarız ve o bölgeyi aynı yöntemle tamir ederiz, sonucu %100 sağlam bir tamir olarak gerçekleşir.

    Resimleri gördükten sonra daha detaylı sohbete devam ederiz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  62. levent-ordu dedi ki:

    ustam resimleri şimdi gönderdim boyutlarını küçülttüm size sorun olmasın diye kabaran yerler çok sert sizin dediğiniz gibi yaparız ama genede bir bakın ondan sonra başlarız benim içinde bir şans oldu en azından bir tamir yapar öğrenirim
    ben sizin başka bir konuda tarif ettiğinize benzer bir uygulama düşündüm
    1) kabaran yeri suyla ıslatıp kabarcığın üstünü kesip içine şırıngayla ispirto dökücek yani önce içini temizliyecek sonra şırıngayla sıcak tutkal sıkıp çekiç ve yağlı kağıt işlemini yapıcaktım
    2) sıcak suyla ve ütüyle kaplamayı hep çıkarmayı düşündüm muhtemelen termoplaastik bir yapıştırıcı olduğundan kaplama yerinden zaiyat vermeden çıkabilirdi sonra ise zemini tekrar boncuk tutkalına hazır hale getirecek kaplamanın altındaki tutkal kırıntılarını temizleyecek sonrada sıcak tutkalla ılık ince havlu ve ütü yaparak kaplamayı yapıştırmayı denicektim bu sadece bir düşünce ben size bunuda sorayım doğru bir yolmudur .
    çünki kaplamada kabarma baya var ve taş gibiler
    -burda amacımız tamirden ziyade öğrenmek,denemek meleke kazanmak yoksa bir kaplamacıyada verirdik (kaplamacı bulursak tabi :) en önemlisi gomalak vururken yüzeyin kusursuz olması
    sağlıcakla kalın

  63. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Resimler üzerinden konuşabiliriz artık:) Sehpa oldukça güzel Çay masası daha doğru olacak, üzerindeki kaplama inanılmaz kötü bir işçilik, dilerim tamiri yapan tanıdığınız değildir, bana kızmazlar.

    Üzerinde çok kötü bir vernik var dolgu verniği atılmış aslında bu hep anlatığım kötü işçliklerin örneiğidir. Tamiri yapan kişi aslında çok iyi bilir kaplamayı berbat şekilde masaya uygulamış hatta kaplama yapmadan önce zemine tenezül edipte düzeltme dahi yapmamış, bu işi kamufle etmek içinde kötü Ustaların tercihi kalın bir dolgu verniği aklınca saklamaya çalışmış ki saklanması imkansızdır bu şekilde ortaya çıkar.

    Resimde herşey çok net olarak ortada malesef. Sizi zor ama keyifli bir sürec bekliyor diyebilirim, üzerinde verniği sökücü ile yumuışatıp bir boyacı spatulası ile üzerinden alın. Daha sonra isterseniz kaplamayı ıslatarak zeminden tamamen çıkarabilirsiniz ve zemini size söylediğim sıcak tutkal üstübec veya alçı ile sağlamlaştırın çunki yeniden kaplama yaptığınızda zemindeki sorunlar yeniden ortaya çıkar.

    Sanıyorum alt zemin ahşapla tamir edilmiş bunu çıkıntıları rende ilede düzeltebilirsiniz daha kaliteli bir işçilik olacaktır.

    Önerileriniz üzerinden yazmaya çalışırsam.

    1.
    Malesef bu sorunlu kaplamayı keserekte tamir etmek imkansız gibi birşey ve daha önceden sanıyorum denenmiş, vernik olduğundan bu yapılacak işlem bir sonuç vermez ve masa üstü oldukçada sorunlu ve bozuk. Sköcü ile temizlenip zemine göre bir işlem yapılabilir.
    2.
    Masanın cilasını sökmek en iyi neticeyi verecektir. Kaplamayı sökmekle hiç kendinizi yormayım, dediğim gibi sökücü ile tamamen temizleyip çıkan sonuca göre bir işlem kararı vermek gereklidir. Vernik sizin yapacağınız tüm çalışmaları engeller ve ahşapa yani kaplamaya zarar verme rsikide çok büyük olur. Vernik söküldükten sonra zaten kaplamayı ıslatıp hemen sökmek çok basit olacaktır, zemin mutlaka düzleştirilmesi şart.

    3.

    Daha önceki sorunuzda kırık köşeden bahsetmişsiniz, sıcak tutkal ahşap tozu uygulamasını sakın denemeyin bu tür onarımlara çok kızardım hatta canlı örneiğini Berrin Hanımın kutusunda görebilirsiniz aynı yöntemle tamir yapılmış ve kuruyan deforme olan bu macun ilerde çok çirkin bir görütüye dönüşür. Bu sebeblede Berrin Hanımada en basit çözümü önerdim akemi gibi taşlaşan macunlar en idealidir renklendirip kullanılabilir.

    Size tavsiyem, diyelimki resimde pek iyi görmedim fakat böyle bir kırık var, en iyi tamir aynı tonlara yakın bir ahşapı alın kırık bölge dışına çıkmayacak şekilde o bölgeye yeni bir parca için zemin hazırlayın.

    Kabaca örneklemeye çalıştım, bu tür tamirler benzer agaclar ile yapılırsa, sonuc oldukça güzel olur yani sanki orjinal agacın dokusunda bir parca hissi yaratır. Bazı tamirlerde örnek Papel kaplama veya kırık agacları atmazdık, sebebi bu tür tamirlerde en uygun parçalar olarak saklardık. Hatta gözünüze çarpan masif agac parçaları mobilya kırıkları bulursanız alın bir kenarda dursunlar, ilerde her hangi bir tamirde size tebessüme tirtecek çok doğru ve eski orjinal parçalara dönüşürler.

    Resimde örnekte bu tür tamirleri kordonlar, kırık parçalar, çürümüş bölgelerde uygulanabilir ve sonuçlarıda her zaman fazlası ile memnun edici düzeyde bir tamir gerçekleştirebilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  64. levent-ordu dedi ki:

    evet erol ustam zaten bizde sizden cevap bekliyorduk bulduğumuz materyaller özellikle sorunlu olanları seçiyoruz nedeni daha iyi öğrenelim diye
    -erol ustam önce ispirtoyla ve zınparayla verniği çıkarsak daha iyi olmazmı kaplama daha iyi yumşar ve çıkartırız
    zemini üstübeç ve sıcak tutkalla düzelttik boncuk tutkalıyla kaplamayı yapıştırmadan önce rendeyle veya tırtırtıklı bir rendeyle zemini kabartmamız gerekmiyormu tutkalı daha iyi tutnası için (sizin yazılarınızdan okuduğum kadarıyla biliyorum) birde sıcak ütü ve sıcak bezle üzüleyip yapıştırıcaz
    -parça kaplama bulmaya çalışıcaz bende öyle düşünmüştüm antika onarırkende olmazsa olmazdır
    -sevgiler

  65. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Resimde gördüğüm masa üzeri vernik sanırım ve ispirto ile netice alamazssınız, sökücü en ideal seçenek. Vernik temelinde sellozik olduğundan nadiren senteteik kullanılıyır her iki tür içinde ispirto yetersiz bir temizleme şeklidir.

    Zemin kaplama için mutlaka dişli rende ile geçilmelidir ayni zemin kaba tabirle yırtılmaıdırki kaplama zemine en iyi şekilde tutunabilsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  66. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam tavsiyeniz üzerine babamı anbulansla gitmek istediği yerlere götürmek istediğimi söyledim doktorlar havalar ısındığında durumundada iyiye yönelik değişiklik olursa ağır ağır gitmek şartıyla hastanenin anbulansını ve 1 doktor ve 2 hemşireyi tahsis edip gitmesine müsade edebileceklerini söylediler siz olmasanız kimsenin aklına gelmez sağolun
    hastaneden eve geldik şimdilik iyi gidiyor
    sevgiler

  67. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bilerek Babanızı sormadım fakat Allah şahidimdir her yazımda Babaınız aklımdaydı, iyi olmasına çok Mutlu oldum, yazın İnşaAllah keyifle gezersiniz. Babaınızın Ellerinde öpüyorum Selamlarımı lütfen iletin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  68. levent-ordu dedi ki:

    teşekkür edrim selamınızı ileticem erol ustam yarın sehpanın onarımına başlıycaz farklı olarak ahşapta kurtlanmada var o kurtlanmaya karşıda ilk defa sizin tarif ettiğiniz teknikler ilaçlama yapıp tecrübe edicez hatta birazda kostik alıcaz sıcak tutkal az miktarda katıcaz size resimlerini göndeririz dinlenmiş gazyağımızda var inşallah kaplamayı çıkarabiliriz biraz inatcı gibi
    sevgiler

  69. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam acil durum boya sökücüyü kaplamanın üstüne döküp 30 dakika bekledik ama kaplamadaki cila az çıktı 2 inci defa boya sökücüyü döktük bu defada 30 dakika bekladik zor bela cilayı sökebildik ama malesef ispatula ile cilayı sökerken farkedemedik kaplamada çizikler oluştu o cizikleri yok edebiliriz belki diye 80 numara zımpara ile hafif bir zınpara yaptık ama cizikler gene duruyor şimdi bu çizikleri nasıl yok ederiz.bu arada kaplamadaki kabarmalar baya yok oldu o kadar boya sökücü döktük ama kaplama yerinden bile oynamadı kaplamayı nasıl sökebiliriz başka
    -macunuda yaptık soğumaya bıraktık ama alçı gibi sert bir şekilde olmıycak galiba sert olmazsa cezvede erittiğimizde içine biraz üstübeç ekleriz herhalde olur
    sevgiler

  70. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam birde ponza taşı olarak sadece halk arasında topuk taşı olarak bilinen taş var alalımmı

  71. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bu taş genelde kalın ve serttir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  72. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sehpa görünüşte belliydi çok kötü bir işçilikle vernikle mahvetmişler. Kaplamayı çizik olan bölümleri hafif ıslak bezle silip sista yapın, kaybolacaktır. Kaplamayı ıslatmanız gerekiyor, burda bir detay var kaplamayı yapan Usta bilgisiz biri ise genelde bally denen yapıştırıcı ile bu işlemi yaparlar. Tünerle deneyin bir bölüm üzerinde bally ile yapılmışsa zaten hemen kalkacaktır diğer bölümleride aynı yöntemle çıkarabilirsiniz. Diğer secenekler arasında sı ile yumuşatık çıkarmak gerekir. Kaplama sonradan eklenmiş yani yeni yapılmış ise her iki işlemede gerek yok kaplama dişli rende ile sökülüp daha kaliteli ve desenli çift taraflı kaplama yeniden uygulanabilir.

    Üstübec veya macun esnasında alçı katabilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  73. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yarın cilaları sökme işi biticek öbürgün gomalak cilaya başlıycaz eğer kaplamayı sökemezsek mecburen öyle balıycaz ama sistre vurursak zemin düzleşti ama sistre vuracak kada düz deyil zınpara ile devam edsek yoksa gene sistre vurunmu dersiniz düz olmadığından sistrenin kenarları cizecek kaplamayı
    yeni kaplama alternatifini bende düşündüm ama genede size sorayım dedim gomalak cilayı en güzel şekilde gösterecek damarlı kaplama ne alalım tavsiye edersiniz gomalağımızın içinde topak var ama çok güzel çzleşti kırmızı şarap rengine döndü o kadar özeneceğiz iyi bir kaplama olsun diyorum
    sevgiler

  74. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Çelik Sistra ile en kucuk bölgeyi dahı düzeltebilirsiniz, parmak uclarınızla eçliği bükerek ovalleştirerk bu cizgileri anında yok edersiniz, komple sitra yapmayın sadece yaralı bölgeleri yapın yeterlidr 1 cm buyukluk dahi olsa sistra ile kolayca düzeltirsiniz.

    Sehpa gördüğüm kadarı ile üst tarafı hayli sorunlu, düzeltmeden yapılacak cila bu hatalarıda dahada belirgin hale getirir. Zaten bunu yapak Arkadaşta aynı hataya düşmüş vernikle kapamaya çalışmış ve sonucuda zaten siz gördünüz. Sorunlu yerler mutlaka tamir edilmesi en iyi sonucu verecektir.

    Hazırladığınız gomalak bu tür işte denemeyin yazık olur. İyi bir tamir ve sonrasında Gomalak ile harika sonucu alırsınız. Gomalağın içindeki toğaı ezin yeniden sıvı hale dönüşür. Süzerkende bu topak ezerek sıvı hale getirebilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  75. levent-ordu dedi ki:

    bu gün devam edicez ustam onun peşinden rönesans resim konusuna ait resmi yapıcaz sonrada hatta devam edicez malzemeleri aldık
    -Erol ustam metal kama hakkında bilginiz varmı bir örnek resim gönderdim lütfen bakın

  76. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sehpanın cilasını söktük kaplamayıda sizin dediğiniz gibi tamir ettik kabarmalar azaldı yarın biraz daha uğraşıp zınpara aşamasına geçicez 80 numara zınpara vurduk bugün,yarın 150-220 ve 500 zınpara ile bitirip gomalak cilasına geçicez
    -macunumuz dün demekki tam kurumadı bugün taş gibi olmuş ele yapışmıyor hat çalışmamızada gomalağı yaparken devam edicez
    sağlıcakla kalın

  77. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Zımparadan önce hafif nemli bir bezle silin, üzerindeki kir ve tozlar kabarsın. Macun kuruması normaldir isterseniz içine biraz daha dolgu olarak alçı katabilirsiniz. Macunu yeniden sıcak su ile ıslatırsanız eski yumuşak kıvamına dönecektir.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  78. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kakma sanatı bir nevi markürteridir, metal, bağa, boynuz, kemik gibi türlerden yapılabilir.

    Resimde görülen princ metalin agac oyularak monte edilemsidir, Bunu eskiden Bahülerde yapardık. Günümüz teknolojisi ilede yapmak çok ama şok kolay olur, kolay diyorum fakat ilk defa yapanlar zorlanabilir el alıştıktan sonra ise her türlü ahşapa prince veya bakır veya Gümüş yada eskilerin kurşun kakma oymalı desenleride uygulanabilir.

    Gerekli olan malzemeler ise ince lvha princ 1 mm ince levhaları bulursunuz, eskiden 1mm kullanırdık kesimi biraz zordur biz elle teneke makası ile keserdik ki bir hayli el kesilmelerimiz alışkanlık haline gelirdi. Şimdi makinede rahtlıkla istediğiniz deseni kesip monte edebilmek mümkündür.

    Bu konu Hakkında mail ile bir Gazeteci bilgi istedi vermedim, Siteden yazın cevaplayayım dedim, tenezül etmedi, demekki bende doğru kararı vermişim, bu arada belirtmek istedim:)

    Levent Bey, Zor olan hiç birşey yok inanın sadece zaman ve el alışkanlığından ibaret.

    Misal olarak örneklemek isterim.
    1. Princ desen çıkarılacak desen seçilir.

    Princ levha üzerine bu desen kopya yolu ile aktarılıp daha sonra princ makinede kesilerek desenli tabaka haline gelir.

    2. Princ şablonumuz monte edeceğimiz agc üzerine konur ve desen Ahşapa çizilir.

    Kıl tesetere ile veya makinede ahşapın desen olan bölümü boşaltılır. Metal tabakamızı monte etmeye hazırdır. Sıcak tutkal ile yapıştırma işlemi uygulanır. Çok geniş yerlere ise princ civi ile destek veirilebilir.

    Bu tür Mobilyalar oldukça pahalıdır, Bağa ile renklendirilebilir yada kemik ile farklı yerlere aynı usul ile gerinlik amaclı fügürler eklenebilir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  79. yavuz-ordu dedi ki:

    erol ustam yazınız için teşekkürler kakmayı denemek istiyorum .erol ustam sehpanın cilası bitti fakat bir leke oluştu fotoğrafını size gönderiyorum o nedenle gomalağı henüz vurmadık
    sevgiler

  80. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,

    Resimde gördüğüm kadarı ile Agac dokusu ile alaklı duruyor, kibrit ucu kadar bir kostik pamukla kucuk bir noktada deneyin, koyulaşması gerekir.
    Kimyasal bir şey sürüldümü merak ettim sanki, asit gibi bir doku görünümünede benziyor dediğim gibi bağzı agaclarda bu doku olabilir lekenin yayılışı biraz tuaf olduğundan tam net cevabı veremiyorum.

    Kositkle renk kararmassa bu kısmı ciladan önce su boyası ile rutuş deneyin, kimyasal hasar ise su boyasınıda kabul etmeyecektir. Geriye kalan işlem tavsiyem guaj boya ile ciladan sonra orjinal renk karşımına yakın bir tonla rutuş yapın, leke görünmeyecektir.

    Ahşap metal markuteriyi deneyebilirsiniz keyiflidir, halende Türkiyede tespihcilerin tercih ettiği bir çalışma usuludür.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  81. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam kullandığımız tek kimyasal boya sökücü o nedenle olmuş olabilir ama rötüşlarsak olucak gibi bugün 220 no zınpara vurduk yarın 500 no ile sonlandırıp gomalağa başlıycaz size resimlerini gönderirim
    bu bizim ilk denememiz özen gösterdik hatalarımız olursa aydınlatırsanız iyi olur çünki daha güzel parçalarda tatbik etmeye devam edicez cumartesi o parçalarda gelicek
    sevgiler

  82. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kimyasal sökücüden çok bu agacın kendi asit yanığıda olabilir agac öz suyu bu tür lekelere neden olabiliyor. Fakat bu sorun değildir, hafif bir rutşla kolayca yapılabilir.

    İşinize başarılar dileim, sonucu merak ediyorum.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  83. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam gene bir soru yağmuru eşim bazen iyiki üniversiteye gitmedin sen hocayı delirtirdin :diyor:))
    ustam 500 no zınpara ile zınpara yaptık yüzey pürüssüz oldu ama huyum herhalde genede beğenemiyorum
    -bu asit yanığı hakkında bilgi verebilirmisiniz birde bu lekeler zınparadan sonra ortaya çıktı neye hikmettir bu
    -ustam amerikan bezi ve kalaycı pamuğu aldık nedersiniz gomalak için olurmu , elimizde özel ahşap boyasından tutunda toprak boyaya kadar birçok boya var hangisiyle rötüş yapalım
    -listede bir çerçeve,antika eski bir ud,hat çalışması için mdf,resim çalışması için malzeme,gelecek olanda bize ait eski mobilyalar var sıra ile onların üzerinde ,gomalak,yaprak yaldız,boyama eskitme yapıcaz
    -ustam çerçevemiz düz ahşap,vişne çürüğü boyayı sıcak tutkalla karıştırıp eskitme yapıcaz kıvamı ne olmalı boya kıvamında olsa yeterlimi bu karışımı sürdükten sonra tam kurumasını bekleyip nasıl bir ısı verip çatlatmamız gerekiyor elimizde saç kurutma makinasına kadar malzeme çok sıcak tutkal boya karışımını sürmeden önce zemine bir işlem uygulamamız gerekiyormu
    sevgiler

  84. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Öncelikle belirteyim Ben asla sıkılmıyorum, şuan rahatsızım ve Sizlerin soruları ile buyuk bir keyifle bu Hastalığın elinde oyuncak olmaktan kurtuluyorum, Sizlere odaklanıyorum ve Hepinize çok teşekkür ediyorum.

    Asit yanıkları, örnek kositik demiştim ve her defasında mutlaka iyi temizlenmeli kostik vurduktan sonra kontrol için devamlı gözetim altında olmalıdır. Kostikle bu lekeyi verebiliriz veya bu lekenin tam tersi simsiyah lekelere veya damarlarada dmüştürebiliriz.

    Sehpanızda olan leke ise tahminimce agacın öz suyundan kaynaklı bir doku, bir çok agacta bu doku görülebilir, iyi Ustalar bu dokuları mobilyalarda kullanmadıklarından pek gündemde olmazlar, daha çok iş kısımlarda kasa niyetli ahşap desteklerde kullanılır.

    Bu lekeyi yok etmek zordur, fakat rutuş içinde hiç pahalı malzemelerle uğraşmayın, kırtasiylerde guaj sıvı boyalar satılır 12 tanesi 3 lira gübiydi her renk var bu tupler içinde. Kahve rengi tonlarını %100 agac rengine uygun bir tonda rutus yapabilirsiniz.

    Antika restotasyonunda bakın, pahalı malzme satanların tuazağına düşmeyin, unutmayın 500 senelik Ahşapları günümüze taşıyan Ustaların teknikleri hep ilk tercihimiz olmaldır. Kafaları karırştıransa bu yeni kimyasal boyaların malaesef ki agaclarla oldukca zıt uyumlardır.

    Çatlatma tekniğinde sıcak ttkal hatta alt zemine yine guaj boya olabilir, bir katman sürüp uygulanabilir veya bunların hiç biri ile uğraşmadan piyasada satılan catlatma vernikleride kullanabilirsiniz. Tutkal kıavmı sulu olmalıdır oldukça kaışkan, ısı ile zaten bir süre sonra kalın çatlalklar oluşmaya başlar hatta zeninden pul halinde kalkmış görüntüde verilebilir.

    Zımpara konusunda ısrarcı olun, Oğuz Han beyin yapığı işlemi gördünüz sanırım ve ilk hali tek kelime ile kabustu, nerdeyse siyaha yakın yağ içinde bir mobilyaydı. Zımpara ile son geldiği durum ise ortada. Zımpara gerçekten inanılmaz bir çaredir, ahşap kendine gelir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  85. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam boyaları yavuz abinin ressam olan eşi verdi belki 100den fazla boya var çeşit çeşit bu nedenle sıkıntı yok
    çatlatma konusuna gelince yavuz abinin eşi çatlatma verniğide verdi fakat çatlatma verniği sanki boya gibi resim gibi duruyor en azından sizin tekniğinizde doğallık var çatlaklar belli olucak denemek içinde sabırsızlanıyorum doğrusu
    çatlatma için nasıl bir ısı işlemi uyguluycaz soba karşısına koysak olurmu
    erol ustam zınparada kıstasım mesela enson 500 nolu zınparayı vurduktan sonra elimle kontrol ediyorum pürüz yoksa olmuş diyorum sizden bu zınpara yapmanın püf noktası nedir öğrenmek isterim çünkü dediğiniz gibi zınpara yapmasını çok iyi bilmeyen deyil usta çırak bile olamaz
    sevgiler

  86. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Çatlatma vernikleri şeffaftır acaba Siz farklı bir yöntemmi deniyorsunuz? Diğer yöntemde fön makinası ile kurutun tutkal çatlayacaktır durdukcada bu çatlaklar derin dokular halini alır, soba karşısına asla koymayın, ahşapa zarar verme riski buyuktur.

    Zımparalamada en önemli kıstas zeminin temizliğidir ahşap dokusuna geldiğinizde zımparada ahşapa gelen tozu görürsünüz oldukça temizdir, iyi temizlenmemiş ahşaplarda ise sonuç daha farklıdır toz kirlidir ve renk farkları olur. Zımpara sonrası tavsiyem ıslak olmayan nemli bir bezle ahşapı silin üreindeki tüm kalan lekeleri ve hataları görürsünüz bu işlem agacı birazda kabartacağpından ince final zımparası mükemmel bir sonuç verir, Ahşap tüm dokusunu gözler önüne serer.

    Dediğiniz gibi zımpara Restorasyonun en büyük göstergesidir, bunu tüm genel çalışmalara dökebiliriz, Ahşap temizliği, Arac temizliği kHatta İnsan teni temizlendilce en güzel halini alır. İnsanlar Cila yapma konusunda en fazla burda hata yaparlar, kötü bir zemine en harika cilada yapılsa sonuc olumsuz olacaktır.

    Kolay Gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

  87. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yarın sizin tarif ettiğiniz çatlatmayı denicez ponza tozu,sıcak tutkal,boya zaten konuyu anladım zamanla çatlar demişsiniz fön makinasıda tutarsak daha çabuk meydana gelir .zaten konuyu ayrıntısıyla anlattınız anlaşılmiycak birşey yokda sadece ben ısı uygulama kısmına takıldım
    zınpara konusu çok teşekkür ederim iyi usta yaptığı zınparadanda belli olu. boya veya cila attığımız ağşabın ,boya,cilası daha iyi olsun diye, boyaya ve cilaya her katta ince bir zınpara vurmamız doğru olurmu.
    bu hertürlü boya ve cila için geçerli bir soruydu
    kendinize iyi bakın arkadaşlarınıza selam

  88. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Harika bir detaya değinmişsiniz, Cila yaptığımızda ki gomalak cilada Bizim işimiz malesef uzun sürerdi yani herkesin 3 günde yaptığı iş bir haftayı bulabilirdi yada daha uzun süre Antika parçanın durumuna göre, cila yapıldıktan sonra kuruma sürei sonrası mutlaka ama mutlaka zımpara her kat cila sonrası yapılmaldır. Bu işlem muhteşem bir işçliği ortaya çıkarır, bu işlemde en önemli faktör cilayı ezersiniz yani alt kapmanla tabaka haline getirirsiniz, muhteşem bir doku olur.

    Böyle bir cilanın ömrü ise en az 30 sene rahatlıkla yaşar, temiz bakılırsa asırlarıda bulur. Bu sebeble Antika eserler günümüze kdara gelebildiler, sebebi ahçaşp bu tür cila sayesinde çok sıkı bir korumaya alınır ve agacın dış çürümelere karşı inanılmaz kalkan oluşur. Bazen bilir kişi olarak farklı yerlere çağrılırdım, Ustalar bana kızardı Sen hiç bir şeyi onaylamıyorsun diye, onaylamak imkansız cila yapılmaz ama sadece parlak görüntüden ibaret göz yanılgısı. Agaca baktığınızda kötü cila yüzünden dokular tamamen altta kalmış, düz bir odun hissi alınabiliyor. Özetle Zımpara + Cila işin Ruhudur.

    Bazende gazlı zımpara yapmak gerekir, bu genelde dokusuz damarsız agaçlar içindir, cila katmanları sonrasında final öncesi gazla cila yapardık, bunun sebebi cilayı en kusursuz çekilde sıfır zımpara ile gaz ile uygulardık, gaz ahşaı besler fakat ucucudur alt dokuyu canlandırır ve buda tuaf gizemli bir hava katar üst tafaf cam parlaklığında iken alt taraf tuaf şekilde derin ve yoğun bir matlık alır daha doğrusu agac sanki dışarıya sesleniyor hissini görürsünüz.

    Bu cila oldukca zordur tecrübe gerektirir ve dopru cila katmanı yapılması çok önemlidir, dolgu katmanı tam yapılmamış ahşapta uygulanırsa sonucu berbat olur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  89. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam gazlı zınpara zor demişsiniz genede ayrıntısını verirseniz ben genede denemek istiyorum final öncesi derken enson cila,ispirto işlemi öncesimi demek istediniz
    ustam cila sırasında kullanmamızı önereceğiniz zınparalar kaç numara olmalıdır
    erol ustam dolgu deyince aklıma geldi özellikle antika mobilyalarda dolgu olarak ne önerirsiniz özelliklede gomalak yapmadan önce
    sevgiler

  90. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey gazlı zımpara genelde dokusuz agaclarda kullanılır, yada örnek tik, maun, abonoz cilasında tercih edilebilir. bu işlemde dolgudan kastım gomalak cilanın işlenmesi oldukça yeterli bir katman olması şarttır. en son final aşamasından önce gazla sıfır zımpara ile cila yapılır, agac zemini sonra silinir ve zemin o kadar kaygan olurki yağ dökülmüş sanırsınız bu yüzeyde gomalak cila inanılmazın ötesinde canlı bir dokuya dönüşür, alabros tabir edilen yöntemle cila aynı şekilde devamlı ince olarak çalışmaya devam edilir, sonrasında yine sıfır zımpara ve cila çok net bir berraklık yani ayna gibi görüntğüyü yansıtana kadr bu cilaya devam edilir. Kuruması için bir gün beklenmelidir yerinden oynatılmaması gerekir, farklı ısı ortamında cila yaşken alınmamalıdır.

    Antika mobilyalarda dolgu vurulabilir, bir çok vernik türü vardır, ben senetetik bazlı vernikleri tercih ederdim, sebebi agaca daha iyi yapışması ve agacı dışradan gelen hava ile etkilenemesi içindir, yani Antika eşyanın ömrününü uzatmak amaçlıdır. Bu cilayı hem parlak hemde mat uygulamak mümkündür, ellede sürülebilir hatta gomalak gibi ellede cila yapılabilir. Bu oldukça eski bir usuldur ve zordur kokusuda berbattır.

    Diğer dolgu türü ise sellozik veya akrilik vernikler tercih edilebilir bu verniklerinde elle sürülmesi furcadan çok daha iyi ve güzel bir doku verir. İstenirse üzerine gomalak ilede finali yapılabilir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  91. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam gomalak cilamızı yeterli miktarda yaptık geldik final aşamasına gazlı zınparadan sonra şöyle yazmışsınız (alabros tabir edilen yöntemle cila aynı şekilde devamlı ince olarak çalışmaya devam edilir) demişsiniz gazlı zınparaylamı yoksa ispirto,gomalak işleminemi devam edicez bu cila şeklinde ponza ve ağaç yağı kullamamıza gerek varmı
    erol ustam sentetik bazlı vernikle cilamızı elle yaptık iyice kurudu üstüne gomalak vurduğumuzda gomalğı sentetik madde bozmazmı
    sevgilerimler

  92. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Gazla ciladan onsa ilk aşamada yağ gereksiz, zemin finala yaklaştıkca 1-2 dama eklenebilir bunun sebebide bezin yani pamurğun ahşap üzerinde kayması içindir başka bir özelliği yoktur. Gazlı zımpara sadece zemini ahşapın dokusu haline gelmesinde katkı yapar.

    Senetteik veya dolgu cilasından sonra gomalak istenilen şekilde vurulabilir renklendirlebilir, gomalağa asla zarar vermez, dolgusu kalın olduğunundan daha kısa süreli gomalak yapılır. Bu işi aslında Antika eşyalarda yapmak doğru değil, dolgu vernikleri sadece koruma amaclı yapılabilir. Bu tür cilada olduça parlak bir derinlik elde etmek mümkündür. Zmandan bir hayli avantaj kazanmış olursunuz. Eski eşyalarda uygulanabilir. Hatta bu işlem kurtlu ahşapların arka zeminlerinde uygulanması avantajda verir.Ahşap çok kurtlu ise bu oldgu akrilik dökülmeyide önler.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  93. levent-ordu dedi ki:

    -erol ustam ponza kullanabilirmiyiz onu yazmamışsınız
    -hertürlü cila öncesi ahşabın dokusunu net bir şekilde ortaya çıkarmak özellikle derinlik kazandırmak çok önemli herhangi bir dokulu ahşabın dokusunu cila öncesi nasıl net bir şekilde ortaya çıkarabiliriz cilaya hazırlayabiliriz bu benim kafamı uzun zamandır kurcalayan bir sorun cam gibi cila yapıyorsunuz doku net belli olmuyor silik puslu bir şey çıkıyor ortaya size sorucaktım bunu fakat diğer sorulardan sıra gelmedi
    -şöyle düşünün ben küçük ahşap hediyelik eşyada üreticem için bu sentetik dolgu cilası ve gomalak ilgimi çekti ahşap hediyelik eşya için (kutu,çerçeve,sehpa,müzik kutusu,duvar ve masa saatleri,ahşap kabartma panolar gibi) bu iş için alıcağım makinalar hertürlü deseni motifi ve eşyayı zaten yapıyor fark yaratmak içide doğal boyalar ve doğal materyaller kullanıcam temel olarak osmanlı desenleri ve motifleri olucak bu gibi objelerin imalatında ne tavsiye edersiniz her şey olabilir boya,cila,model mesela size bir boyama stilinin mailini attım çözmeye uğraşıyorum çözdümde ama sizinde fikrinizi almak istedim sadece çözemediğim o resimdeki boyalar sıcak suda eritilip gomalak için yapılan top şeklindeki bezle sürülüyor
    sevgilerimle

  94. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Pmza elbetteki kullanabilirsiniz sorun olmaz.

    Gomalakta kaliteli cilada agac zemini üzerindeki her kılcal noktayı en net hali ile görebilmek önemlidir, bu aynen suyun içine bakmak gibidir yada akvaryumun. Zımpara yine bu işte en net ve kesin kaliteyi simgeler, zımpara ne kadar kaliteli olursa agac kendisini en ince kılcal lifine kadar gösterir, cilayı yaparken sürülme işlemine çok dikkat etmelisiniz bezle ve ilk katmanlar ince olarak sürülmelidir ve tamamen agacın damarları boyunca cila uygulanmalıdır, aynı yerden panmuğu asla iki defa geçmemelisiniz cilada bu temel sğürme bicimi aslında agacı canlandırma yöntemidir, ince cila daha sonra tanaka yaptıkca beze cila ekleyerek kalınlarırabiliriz bu devamlı kademeli olması şarttır ve final gibi aynı sürec boyunca bez içinde gomalak tamamen yedirilip tekrar beze gomalak eklenmelidir.

    Bu işlem sonrasında yaptığınız cia o kadar berrak olurki sanki üzerinde cam tabakası var sanırsınız fakat bakınca agacın muhteşemliğini her haliyle görürsünüz. Sabır çok öenmlidir bakın bir çay masaısını 15 günde bitirdiğimi bilirim, fakat bittikten sonra artık sehpadan çok bir heykelden farksızdır duruşı ile, abartmıyorum ama bu cila tekniğini bir odun parçasında dahi deneseniz herkes şaşkınlıkla bakacaktır.

    Boya teknikleri tamamen Ustanın yeteneiğne kalmıştır, Siz isterseniz bir bardak boyayı alır masa üzerine döküp cilada yapabilirsiniz, cila kaliteli ise bu zaten başlı başıına tasarıma dönüşür, buna hayat veren yapılan cilanın kalitesidir.

    Antika stili imaletı ile uğraşacaksanız nacizane tavsiyem dönem mobilyalarına yönelin, İtalyanları bilirsiniz bir yemek takımı 50 bin eurolardan başlar ve yükselir. Veya Çay sehpaları, bir dönem Rahmetli Babamla klasik fransız çalışma masaları ve kutuphanelerde ürettik, inanırmısınız kalıp daha imalathaneden çıkmadan satılmış olurdu, sebebi Babamın işini herkes bilirdi, kullandığı agaclar mutlaka en üst kalitede olurdu. Şuan bu ahşap mobilyalar zaten Antika diye anılıyorlar oysaki 30 sene dahi olmamıştır.

    Princ kulpları dahi Babam özel kalıplar yaptırır mobilya stiline ugun döktürürdü halende bizim kalıplarımızın kullanıldığını ve satıldığını görüyorum buda başka bir gurur tabiki.

    Bu konuda elimden gelen yardıma tabiki hazırım, daha iddialı modellerede gidebilirsiniz, hatta eminim yurt dışına ithalat dahi yapabilirsiniz, özel tasarımlar ve dönem çizgileri kalitenin net simgesidir. Böyle işler zaten zamanla göreceksiniz İnşaAllah görmek nasip olur, özel serileri üreteceksiniz, bunlar sayılı üretilen mobilyalardır.

    Kadınlar için boy aynası tasarlamıştım Osmanlı ahtalarına sahip 180cm uzunluğunda 60 cm eninde, 12 adet sadece keyfim için ürettim, inanırmısınız ham halinde satıldılar. Sonrada renklendirme yapıldı. Üstelikte inanılmaz basit tasarılardı fakat hem dönem çizgileri hem Osmanlı havası zaten farkı ortaya çıkarıyor.

    Yaptığım tasarımlarda asla yanılmadım ve çok iyi tekliflerde aldım, Sosyeteden:) Ortaklık ortak üretim gibi, yaptığım cam tasarımlar ise inanılmaz tutulmuştu, bu tasarımlarıda yanlış anlamayın sadece kendi keyfim için yapmıştım, 3-4 tanesi eski Star tv genel müdüründeydi, Avrupaya gidenler oldu yaptıklarımdan, Cemil ipekcide olanlar var, ismini hatırlmadığım bir çok İnsan almış ve devamınıda istemişlerdi.

    Farklı olmak şart, ben piyaslardaki eşyalara asla bakmazdım %100 bir birinin kopyası her yerde olan şeylerdir, tasarım ise başlı balına bir farktır, Bakın yaptığım asa bugün İtalyada çok ünlü bir kilisede duruyor, tamamen bana ait bir tasarım ahşapından Hac İsa profiline, asa içine yaptığım kucuk çift rafalı özel cam kurumalı Dini figurler yine asa içinde yer almıştı.

    İstediğiniz herşeyi hayata dökebilirsiniz, herşey Sizin elinizde, isterseniz çizimde yaparım Siz üzerinde geliştirebilirsiniz, elinizde oldukça büyük bir avantaj var makineleriniz Size Türkiyede değil Avrupada dahi marka yapabilir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  95. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam şöyle uzun uzun yazıyorsunuzya keyfine doyum olmuyor doğrusu evet doğrudur antika stil imalatıyla uğraşmayı düşünüyorum bunları yaparkende boyayı çok iyi bilmek lazım mobilyayı gösteren boyadır
    siz bana düşündüğünüz birkaç model gösterin ustam bu aksesuar ve mobilyalar model çok önemli yoksa aptalca birşey yapabilirsiniz
    bende yatak paravanı,boy aynası,klopatra stili koltuk gibi mobilyaları yapmayı düşünüyorum özellikle o müthiş mısır mobilyalarını inceledim çok güzeller renkler,tonlar üzerlerindeki altın varak renk uyumu müthiş bu mısır objelerinden mask panoda yapıcam tabi mobilyalara modern bir tasarımda vermeyi düşünüyorum tasarım konusunda allah vergisi bir yeteneğim var bu nedenle bir müddet kuzenimin reklam ofisinde tasarımla uğraştım o nedenle birçok tasarım programınıda kullanabiliyorum
    özellikle eski ingiliz sekreter masaları,dolapları çok güzel ben klasik tarzdaki mobilyaları çok seviyorum şimdiki mobilyalarda ruh yok ne bir desen ne bir motif dümdüzler benim içim sıkılıyor evin içine girdiğinizde sizi desenler motifler güzellikler karşlamalı sadece kumaş kaplı koltuklar dümdüz masalar vitrinler benim ruhum kararıyor üstelikte ahşap denen birşey yok o ahşabın sıcaklığı hak getire hepsi mat,parlak boyalar vernikler
    dikkar edin eskilerin kullandığı el aletlerinde bile desen motif var insana gülüyorlar bu nedenlede zaten desen motif biriktiriyorum bazen resimlerini çekip bilgisayarda işliyorum böyle binlerce döküman var elimde işe yarasın yaramasın biriktiriyorum arada onlara bakmak zevk veriyor bana
    alacağım makina her türlü deseni 3 boyutlu çıkarıyor ilerki aşamada lazerli desen yapan makina,3 boyutlu nesne tarayıcı (herhangi bir objeyi tarayıp bilgisayara aktarıyor o bjeyide cnc makinasında ahşapta hayata geçiriyorsunuz) iş ilerledikçe bir çok makina alıcam
    sevgilerimle

  96. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bilemiyorum olanağınız varmdır, bazı ahşaplarda yatırımada gerek olmuyor, örnek Pakistan, Hindistanda ahşap yapan muhteşem yerler var, öyle oymalı ince işlikler öıkarıyorlarki inanamazsınız mesela eski arabest paravanlar Benim döenmimde tanesi 80 liraydı toptan fiyatı, bunlar nasıl desem peynir ekmek misali satılırlardı, ham olarak alır cilasını veya renklendirmesini yapardım.

    Bir arada bu objeler komiktir ama Osmanlı diyede satanlar olmuştu, seçenekler inanılmaz elbette. Mısır harika bir heykelim vardı Çok sevdiğim bir sanatcımıza hediye ettim, Bana iyilikleri inanılmaz olmuştu. Tarkan demem daha doğrusudur saklamak istemem, yaptığı iyilikleri asla unutamam heleki hastalık dönemimde. Kalıp amaçlı kullanılabilirdi yinede bulunabilir, orjinal heykelden alınma bir kral figürüydü. Bunların dökümleri artık çok kolay hatta bir kalıp çıkaran heykeltraşa sert plastikten kalıpı yaptırılabilir ve çoğaltılabilir, İtalyanlar bunları genelde salon girişlerinde köşe figürü olarak yaparlardı yerden tavana kadar dev ebatlarda. Polyester dökümlerdi.

    Heykel altlıkları aynı şekilde fazlası ile tercih edilen salonların vaz geçilmez ahşaplarıdır.Duvar saatleri makineları Çinde yapılıyordu, Duvar saatinden kastın bunlar dev yer saatleridir boyları 200-220cm boyutlarında.


    Yeni mobilyalara birşey diyemiyorum, hatta eve dahi sokmam kokularından daha doğrusu sunta-mdf kimyasal agır kokusundan nefret ederim, zehir gibi keskin bir kokudur.

    Tamamen tüketime yönelik işçilikler, Türkiyede Ahşap ve tasarım malesef çok zayıf, olanlarda genlede kopya üretimler kopya oldukları halde oldukça kötü ve özensiz işçilikler.

    Cibinlikli Yatak başları aynı şekilde doğru tasarım ve modelle başlı başına bir akım yaratabilirsiniz, üretimide kolaydır işçliğide. İşin gerçeği yüzlerce binlerce model var, Amerikan storlu çalışma masalarınıda bir dönem ürettik masif Amerikan meşesinden veya Yahudi meşesi denilen zarif damarlı meşe türlerini şans eseri bulmuştuk.

    Yazacak çok detay var, Sizleride okuyanları sıkmak istemem.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  97. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam harikabir fikir verdiniz eğer hindistan,pakistandan gelen böyle bir ham eşyalar varsa tabi alıp işleyebilitim müthişbirşey olur ama nasıl bulucam onu araştırmak lazım nereden alınır
    ustam söylediğim tam buydu yukarıdaki salon saatlerini cnc ile yapabilirim fakat bunların mekanizmasını bulmak sorun nereden bulabilirim acaba avrupadaki sitelere bile baktım yok olanda çok pahalı masa saatleri ve duvar saatleri salon tipi saatler için mekanizma aradım ama malesef pek birşey bulamadım istanbulda sadece bu saat mekanizmasını satan yerler varmış neresi bilmiyorum yoksa ahşabını yapmak mesele deyil 3 boyutlu programla çalışan makina alıcam sonuçta
    -hepsini modelleri yıllarına ait bilgilerim mevcut bunlarla ilgili e kitaplar dökümanlarım var
    -cibinlik akdenizde yeni yeni görülmeye başlandı yapmayı düşünüyorum ama modelleri ve nasıl bir teknik kullanmamız lazım onlarla ilgili bilgi topluyorum yani erol ustam benim hastalığım klasik dönem modern veya yeni ruhsuz sentetik mobilyalara bakmam bile kaplama mobilyaya bile sıcak bakmam
    erol ustam uzun yazdığınızda tadına doyum olmuyor demiştim sanki siz karşımdasınız gerçe ben kitap okurken bile en az 1000 sayfalık kitapları tercih ederim eğer burdan yazmak istemezseniz uzun uzun mailde yazın zevkle birkaç kere okuyorum yazılarınızı zaten ,yavuz abi sizi sordu selamları var aman kendine iyi baksın diyor
    sevgiler

  98. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Pakistanda işin aslı inanın şimdi üzülüyorum, hatsalıktan sonra her irtibatı kaybettim, Pakistanlı ithalatcılar vardı Genceceik Cocuklar, şehir aklıma gelmiyor gelirse Size yazacağım, bu Adamların yaptığı ahşaplar tek kelime ile harikaydı özellikle oyma işçiliğinde muhteşemler. 10 tane tavan göbeği yaptırmıştım Osmanlıya ait katalogtan projesini çizip verdim 6 ay sonra getirdi nasıl anlatabilirim, görenler aşık olmuştu, Dev taban gobekleri ve tamamen oyma, üzücüdür hepside Avrupadaya gitti. Osamnlı diyenler çok fakat yabancılar bizim Osmanlı özentilerinden çok daha bilgililer, Osmanlı kültürünü sindirmişler nerdeyse her ahşapı her objeyi tarızından anlayan profosyoneller.

    Saat konusunda, tanıdığım vardı Beyoğlu Tunelde atolyesi halen duruyormu bilemem, ismini unuttum Kriz sonrası yaklaşık 3 dakika üzere resmi ölüm yaşadım ve Doktorlar unutkanlığımda sebeblerden biri olduğunu söylüyorlar, bu saat Ustası dediğim Türkiyenin en ünlü gerçek Ustalarından biridir ismini bulurum çunki bana halen borcu var, ona dev bir oda dolusu saat malzemelerini vermiştim ve bir tanede hatırası olan rolex Antika kol saati onda kaldı. Kısaca bulursam vefa borcu var, sanıyorum ismi Recep olması lazım. Türkiyede şehirlerdeki Dev kule saatlerin onarımınıda yapan kişidir.

    Bu mekanizmalar Çinde bir dönem yapılıyordu, yine yaptırılabilir Adamlar kopyalamada inanılmazlar, Ben iki Dev katran ve mekanizmayı Tahtakele Çinli bir İthalatcıya getirtmiştim, iki makina bedeli 600 dolardı o zaman ama dev mekanizmalarda bahsediyorum 50cm ebadında makinalar ve 120cm uzunluğunda dev pandule sahipler. İngiltereden gelen bir restorasyonda kullanmıştım. Bulunabilir çokta önemli değil sonuçta orjinal bir şey üretilmiyor kasa ve görsellik yani tasarım sunuluyor, orjinale yakın bir kasa yapıldığında zaten meraklıları bu kasaları ister onlarda çok iyi bilirler bu mekanizmaları bulmak çok zordur ve inanılmaz pahaldır.

    Cibinlikli yataklarda genlede Fransızların ve italyanların iddialı modelleri vardır bunlar 4 Ahşap sutun ve demir üst kafesten ibarettir, Arka başlık ise bir çok modelde gotik klasik başlık kullanılıyor, Gotik sitili hem çok keskin hatlara sahip hemde oldukça derinlik hisse veren dizayn sunar, Avrupada Kiliselere bakarsanız genelde bu şatafatlı binalarda gotik stili hakimdir. Bununda en önemli detayı kişilik sahibi bir sitile sahip olmasıdır yani en sert şekilde kendini belli eder, kişi üzerinde hakimiyet kurar.




    Bu yatak odasının daha üst seviyesinde ve tam duvar boyu yani 240 cm ebadını Rahtmeli Babam yapmıştı, Ünlü iş Adamlarımın evinde durur, görseniz aşık olursunuz, Rahmetli Babam için aslında Bana göre Türkiyeye çok eserler bıraktı, o kadar fazla tasarımı varki aklıma geldikçe yazabiliyorum.


    Bu yatak odasının nerdeyse aynısını Farnsız Dam dassion kilisenin bire bir maketi yatak odasınıda rahmetli Babam yapmıştır, alan kişiyi hatırlıyorum ismini yazmak istemiyorum sebebi babamı dolandıranda kişilerden biridir. Sanatkar olmak bazen bu Adamlar için kazıklanması gereken aptallar olarak görülüyor ve bu vicdansızlar kul hakkını utanmadan yiyorlar.

    Aslında aklıma geldikçede üzülüyorum, Babam Fransız veya İngiliz olsaydı şimdi ismi özel sitili olan marka olacaktı, Ülkenizi Sevmek bazende oldukça sancı yapabiliyor.Dünyadan haberi olmayanlar tasarımcı oluyor, kopyacılar stilist oluyor, gerçek sanatkarlar ise bu Ülkede aclıkla yoksullukla ölüyorlar.

    Konu biraz anormale döndü üzülmemek elde değil.

    Elimde yani depo gibi yerde benimde iki adet Gotik 18 yy koltuğum var çalınmadıysa elbetteki, 4 adet rönesans 18 yy sonu sandalyem var, bunları izlemek dahi keyiflidir inanın, hatta kopyaları dahi orjinaline uygunsa o hisse almak bile başlı başına keyiftir.

    Bunları üretmesi kolaydır, günümüzde hemde çok kolay herşey çizim ve makina yapıyor sadece işçliği çalışanalara kalıyor, bu tür yatak odasını yapsanız Türkiyede değil Avrupada isim olursunuz, dönem mobilyalarında en önemli detay doğru tarzı üretebilmek, herkes üretir fakat kendi gözüyle bakar, oysaki Dünya gözü ile üretilecek mobilyaları görmek gerekir, Ben üretebilirim kendim için yaparsam ben beğenirsim Global Dünya için üretirsem herkese hitap edebilirim, İngilizde aşık olmalı, Japonuda, Arap şeyhide, Amerikalısıda, böyle üretimlerde zaten Sizin müşteri aramanız dahi gerekmez onlar Size gelirler ve Sizi almak isterler bakın ürettiklerinizi demiyorum Sizi almak isterler, Amerikada çılgın Dev firmalar vardır inanılmaz tekliflerle gelirler ve kontrat önerirler, hayatınızın 10 senesine fiyat bicerler, Ahşaptan herşeye kadar Size kapınıza kadarda getirirler.

    Rahmetli Babamada geldi Banada kabul etmedik, dedim ya Özgürlük başka bir tat Ruhunuz özgürse üretebiliyorsunuz, diğer türlü makineye dönüşürsünüz. Ahşapta her şey kaliteli Ahşap kaliteli işçlikten ibaret sonrasında ise Ahşap öyle muhteşem bir canlıki Dünyanın en güzel mankeni edası ile kendisini sunuyor, Saygı ve Sevgi ilede üretilince tek cümle etmenize dahi gerek bırakmıyor, AHşap ben buyum burdayım diye sesleniyor.

    Levent Bey, İnanırmısınız böyle işçiliklerde anlayan İnsanlar Size kolay kolay fiyat teklif edemezler, o kadar saygı duyarlar ki büyük bir nezaketle en kibar şekilde rica ile almak istediklerini anlatırlar, Yaptığınız eser hiç bir anlatıma gereksinimi olmaz. Yahudi meşesi denilen agac türleri ise bu işler için en mükemmel agaclardır hem dokuları hemde renkleri oldukça keskindir ve şıktır, Maun yine ideal agaclar arasındadır, Tük ve Plesenk ise ki gördüğünüz resimler içinde olan türler tamöamen saydığım agaclardan üretilmiştir, Ağaç kendisini gösterir tasarım ise sonrada göze çarpar. İnsanlar şunu bilmesi gerekir Dünyanın en iyi yeteneğinede sahip olsalar Agacları çok net bilmek şarttır.

    Aşap konusunda Babam için tek şey diyebilirim Ben demiyorum tanıyanlarda söyleyecektir, bu iş için en güvenilir expret tabir edilen bilir kişiydi, bir ara kitap yazmayı düşündü ama nasip olmadı, sıkıntılar üzüntüler hastalık derken bir ömür geçti gitti.
    Türkiyede Mecidiyeköy Antikacılar çarşısınında kurucularından birisiydi Babam, sonrasında çarşısnın tarzı değişince terk etti, herşeyde inanılmazın ötesinde dürüsttü, yanlış olan hiç birşeyi kabul temeyen taviz vermeyen gerekirse altın yumurtlayan tavuğu kaba tabir olacak ama zarar veriyorsa kesen biriydi. Dürütseniz Türkiyede yaşamanız çok zor hatta imkansız.

    Ne diyelim, hayat böyle yapacağımız birşey yok, masa ile sehpayı, sunta ile agacı bilmeyenlerin Antikaclık yaptığınıda gördüm abartı değildir gerçeklerden bahsediyorum, Dev müzyaede şirketi olan, Antika varak aynaları polyester tamirle yaptırıp müzayedelerde 10 dolarlara satanlarıda gördüm en düşük rakam, Antika aldığını sanan oysaki polyester tamirle maf edilmiş bir eşya aldığından habersiz.

    Siz ne dediniz, verdiğim formulu Üniversitelerin dahi haberi olmadığıydı, Türkiye bu konumdaysa ne denilebilir ki, Restöratör yetiştiren Dev universiteler sanat tarihinden habersizler.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  99. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam antalya adeta dünyaya açılan pencere gibi rus,arap zenginleri bu tür mobilyaları almak için yarışıyor ama bunları yapan yok yukarıdaki resimlerdeki iki adet gotik tonozlu mobilyaya benzeri mobilyayı ben alanyadayken bir rus zengini istemişti değil yaptırmak yaptıracak adam bile bulamadık istanbul,izmir,ankara araştırdım ama nafile adamada mahçup olduk mesela kilise mobilyaları ihracatı çok rahat yapılabilir alıcısını çok rahat bulabiliriz bizim türkiyedede mesela thomas sheraton model bahüler sekretet masaları özellille sheraton sandalyeler ve tornet tipi sandalyelere meraklılar
    bir almana kundekari kapıyı antika diye satıcaklarken ben mani oldum ve yapanlarıda dolandırıcılıktan mahkemeye sevkettirdim adamlar cnc makinada yapmış güneştede çatlatmışlar üstünede zifti sulandırıp sürmüşler onun üstünede odun külü dökmüşler hayret ettim bu yeteneği dürüst yoldan kullansana be adam gene kazanırsın. bu nedenle baya tehditler aldım ama kardenizlilik var gözümde kara tehdit edenlere kan kusturdum yaptıklarına yapıcaklarına pişman oldular :)
    erol ustam çinliler doğrudur bu tür mobilyaları taklit ediyorlar ama maliyet önemli ben bu mobilyaları rahatlıkla cnc tezgahında yapabilirim önemli olan ağaç çeşidi modeli ölçüleri bunlar oldumu sorun kalmıyor ama hazır alıpta boyasını cilasını yapıp satarsak tabi çok daha iyi olur mesela altın varağı araplar çok rağbet ediyor altın varakta hangi ağaç kullanılır makbul varağın kalitesi hep önemli o nedenle çok titizlik gösteriyorum birde enteresan ruslar gerçek lakeye meraklılar o sizin bahsettiğiniz türden gerçek lakeye aslında sadece lakeye deyil adamlar cilalı parlak herşeye bayılıyorlar
    inan ustam antikadan çok bu bahsettiğiniz stilde yeni yapılan mobilyalar rağbet görüyor ama bu mobilyaların işlenmesi konusundada çok iyi bilgi sahibi olmanız lazım ondan size diyorum beni iş ekmek sahibi yaptınız diye emeklerinizin hakkını ödeyemem şimdi tek isteğim var harut amcayla çekilmiş resmim var onu atolyemin ve satış mağzamın duvarına asmak sizlede allah nasip ederse bir resim çekitirip sizinle olan resmimide o duvara asmak bunlar benim ustalarım demek
    harut amcadan bazı prensipler aldım sizdende aldım mesela dini objeleri asla para karşılığı satmıycam siz farkeytmiyorsunuz belki bunları ama ustanın emri kabul edilir ustanın karakteri,prensipler,öğrettiği çırağında yıllarca hayat bulur o sanat babadan oğula geçtikçe devam eder o usta belki yüzlerce yıl yaşar biz böyle gördük böyle yetiştik (yanlış anlamayın yetiştirende harut amcadan başkası deyil) bana birşey öğreten kişi değerlidir ayrıcalıklıdır benim için hele siz bana hayatımda sanatını öğretmeye layık görüp esirgemeyen harut amcadan sonra ikinci kişisiniz hakkınızı ödeyemem
    saygılar ustam

  100. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Türkiyenin durumunu izah etmişsiniz, alın teri ile daha fazla kazanmak varken, rezillikle yaptıkları dolandırıcılıklarla rezil olup gidiyorlar.

    Çinden mobilya değilde bahsettiğim saat mekanizmalarını araştyırmanız ile bulabilirsiniz, Ben bir dönem iki makinayı almıştım, diğer konuda yazdım. Bu yer saatlerinin tutkunları fazladır, seri imalatta patent alınarak yapılırsa zaten Dünya markası olmaknız işten değildir.

    Gerçek Lake Size mailde anlattım, Türkiyede bu tür Ustaların nesli yok oldu, Avrupada olanlar ise zaten el üstünde tutuluyorlar Sarayların bakımlarına alınıyorlar, nerdeyse saray mobilyalarının %70 gerçek lakedir ve restorasyonlarına her gün çalışsanız ömür yetmez, bu Ustalarada iş yaptırmak olanaksız gibi birşey.Rahmetli Babamın yaptığı lakeleri unutamam ellleri inanın taşa dönüşürdü ve bazen şakada olsa çekicle vurur ellerinden lakeler dökülürdü.. Şimdi ise Adam beyaz boyaya Lake diyor alakası dahi olmayan bir tabirdir, beyaz boyadır hepsi bu 2 saatte koskoca yemek odalarına beyaz pistole boya atılıyor ve Lake diye satılıyor.

    Rusların yeni nesili bana oldukça kültürden yoksunlar kötü manada yazmıyorum, çunki zavallı İnsanlar daha yeni Dünyayı tanımaya başladılar, muhteşem kültürlerini dahi unutturmuş kominzm dönemi, yeni yeni farkına varıyorlar, Rusya gerçek anlamında Kominizm sonrası talana uğradı, Sanat eserleri yok pahasına satıldı, Türkiye ise bu Sanat eserlerinin geçiş rotasıydı, ve bu işten Milyoner olan İnsanlar türedi Türkiyede.
    Sakın abarıyorum sanmayın 20 dolara Karaf alıyorlardı, WMF dev tepsiler Alpaka muhteşem metal yemek takımları, çay takımları 50 dolaralara alınıyordu ve tanesi bu objelerin şimdi en kötüsü 500 dolardan alıcı buluyor.

    Ben o işede bulaşmadım çok şükür, öyle gariban Rus Aileler tanıdımki onların mallarını almak Bana göre vicdansızlıktı ve almadımda, aldıklarımda 30 dolar isterlerdi 100 dolar verirdim ve hiç bir işimede yarmazdı inanın ama sahtekarların İnsan eti tüccarlarının ellerinde oyuncak olmalarını kendimce engellemeye çalıştım. Bu İnsanlar dolandırıldı, etlerine kadar sömürüldüler, düşünüyorumda iyikide bulaşmamışım.

    Bu konular çok üzücü inanın, alın teri Dünyadaki en harika kzzanç gerisi tamamen laf. Alın teri ile dürüst iş yapanlar var Adamlar siparişlere yetişemiyorlar inanın Türkiye piyasalarına mal satmıyorlar tamamen Avrupaya ihrac ediyorlar yaptıkları ürünleri.

    Siz dilerim gönlünüzde olanı hayata geçirirsiniz, İnsanların ekmek kapısı olursunuz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  101. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam lake ile ilgili size mail atmıştım herhalde okuyamadınız eğer almadıysanız tekrar gönderebilirim yarım kalmıştı benim için hayati önem taşıyor iki satır yazarsanız çok sevinirim öğrenmek çok istiyorum
    erol ustam o bahsettiğiniz rus malları yoğun olarak burayada geldi bazı ailelerin elinde bu rus malları hala oldukça var bazen elime geliyor eğer değerli birşeyse satın almayıp satışına aracılık ediyorum ondanda bir miktar komisyon alıyorum bana göre 3 liraya aldığım antika objeyi 3000 liraya satıpta satın aldığım kişinin bundan 3 lira kazanması bana ters geliyor zaten değerini bilse o fiyata satmaz
    -bundan 15 veya daha fazla zaman önce ruslar daha yeni yeni gelmeye başlamıştı türk bir memur beyfendiden bir masandra kraliyet şarabının şişesini almıştım değerini öğrenince 10 dakika kendime gelemedim o şişeyi iyi bir fiyata bir müzayedede sattırdım aslında daha yüksek fiata başkası istemişti ama maksadı ailemden kaldı deyip vergi kaçırmaktı tabi paranın küçük bir kısmını alıp geri kalanını satın aldığım adama vermiştim zavallı adam karşımda hüngür hüngür ağlamıştı neden ağladığını hala öğrenemedim
    erol ustam şunu gördüm bağzı insanların sahtekarlık fıtratlarında var dürüstçe birşey yapamıyorlar ellerinde deyil herhalde o sahte antikayı yapan insan eğer dürüstçe yapsa daha çok para kazanıp üstelik şöhret olurlar bunu anlatıyorsunda ama adam anlamıyor tuaf bu para aşkı insanları kötü şeyler yapmaya itebiliyor para adeta bir saplantı haline geliyor bakın sizde aynı şeyi söylüyorsunuz
    benim amacım zengin olmak felan deyil bu benim hastalığım öğretmek insan kazanmak kazandırmakta istiyorum
    sizden birşey öğrendiğimde çocuk gibi sevniyorum eşim bile farketti bana gözlerin parlıyor erol usta gene sana ne öğretti diyor sizi tanıdı artık
    sevgilerimle

  102. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Hiç bir İnsan Alesinden kalan parçayı satmaz çok acıdır ama mecbur kalıp satıyorlar, Rahmetli Babam dönemi Ermeni ve Rum Aileler Babamı o kadar severlerdiki satacakları malları öylece bırakırlardı ne fiyat merek ederler nede kaca satılır diye sorarlardı, Hatta Kilise eşyalarından depo satışlarınıda Babama bırakırlardı, Babam için ne diyebilirim Rahmetli Annem namaz kılardı, Babam Rakıyı akşam bir iki duble severdi ve Anneme saygısından evde Babamın bırakın Rakı içmeyi Alkol dahi soktuğunu hiç görmedik. Ailesine ve Dinede saygısı korkunctu, Hangi Din olursa olsun farketmezdi.

    Yoksul Rum Aileleri görmediniz, Yaşlı Nineler evlerinde terk edilmişliği yaşardı, Vakıflar Babamı tanır bu İnsanlar yüzünden Vakoıflarla ciddi sorunlarda yaşadı, Vakıf yöneticilerini işlerinden aldırdı, bu yoksullara sahip çıkmadıkları için, en son hatıram ise Boğazda çok eski bir Rum evinden aldığımız eşyalarla bu işten yani Antika alımından nefret etmiştim, ayıp değil ya ağlamıştım. İki Nine koskocaman boğaz gören denize 300 metre en fazla mesafedir bir ev, tamamen sahipsizler, torunları Fransada umursamazlıklarına bugun bile kızarım kalıma gelir.

    Levent Bey, evi talan etmişlerdi gittiğimizde, Yaşlı Ninede biri Babamı eskiden tanıyormul bir şekilde buldurmuş, gittiğimizde Babama satılarak agladı, ellerinden en güzel değerli eşyalarını bu Antikacı denen bazı çirkefler yok pahasına almışlar.Kilise 500 metre uzaklarında, bu yaşlı iki İnsana sahip bile çıkmamış, Babam o dönem Suryani Vakıf Sorumlsu Lutfik Abiyi devreye soktu, bu iki yaşlı İnsanı İstanbuldaki İtalyan misafir hanesine yerleştirdi, Hemşireleri doktorları bildiğiniz aslında kendilerine ait çok lüks bir eve naklettirdi. Dualar aldı rahmetli Babam. Mazlumun Duasıda Bedduası çok önemlidir bu sebeble çok şükür vicdanımız hep rahat yaşadık.

    Boğazdaki bu Ev ise boşaltıldığını duyan Torunları inanırmısınız aynı hafta içinde gelip o güzelim evi sattılar, def olup gittiler, Babam suratlarına tükürdü, o iki Nineyi ziyaret dahi etmeyen vicdansızlığa sahip kişilikler. Güzel yanı ise o Binanın parasını bu Uyanık torunlara Rum ve İtalyan vakfı yedirmedi, dava acıp o parayı bu utanmazlardan geri aldılar.

    Vergi kacıran ise aslında Vergi kacırmıyor bilerek, yoksulun hakkını gasp ediyor, evlatlarının boğazından lanetlenmiş parayı geçiriyorlar.

    Çok şükür bu konuda Vicdanımız en azından rahat,Vergi kacırmadım bazen aç kaldım ama hilekerlık yapmadım, aldığımıda yazdım sattığımıda yazdım, aslında sattım demem yanlış olur Antika satışından hep nefret ettim el emeğimle yaşadım. Antikacılığıda yapardım Rahmetli Babam en iyi experlerden biriydi, Şeker Ahmet paşa resmini süper Antikacıların bakıpta yere attığpı bir resimde Babam bir çizgiden o resmi yani yarım imzadan anlayıp aldı, Antikacılık ve Experlikte yapabilirdik, bulaşmadım, Yoksulun ahı olan objelerden hep kactık.

    Müzayede şirketi vardır ünlü, satamadığı eşyayaı bana getirirdi Aman Gökhan Aman yavrum sen bunu satarsın derdi, Müşterilerim avrdı hem güvenirler hemde severlerdi, Müzayede 10 bin lira derdi ben 2000 liraya sevdiğim İnsanlara aldırırdım hemde katalog parçalarını. Bu süper Sözde Antikacılardanda halen alacağım vardır malesef milyonlarla oynarlar ama ac Adamlardır gözleri hiç bir zaman doymaz. İçlerinde harika kişiliklerde var elbette bunlar zaten ortalıkta yer almaz kendilerini göstermezler.

    Kopya taklit yapıp İnsanları dolnadıranlara ise acıyorum, Levent Bey inanın ehpsinin sonunu hüsran ötesi oluyor, sokaklara düşüyorlar hiç bir yerde itibarları olmuyor kimse iş yerine dahi sokmuyor bu tür kişilikleri, 3-5 mal üretir satar sonra foyaları ortaya çıkar ve kimsenin görmek istemediğği utanılacak kişiliklere dönüşürler.

    Milyoner olanıda gördüm hatta İsmini yazsam bir çok Antika sever hatırlayacaktır, Binalar evler derken, 1 senede herşeyi sıfırladı herşeyi kaybetti, sahtekarlıkla yaptığı işler geri döndü mahkemeler tazminat davaları derken, ortalıktan yok oldu gitti. Halende var halen yapıyorlar.

    Dünyada bir sektör haline geldi sadece Türkiyede değil, Gumuş sikkeler, altın sikkeler, inanılmaz şeyler yapılıyor.

    Levent Bey, Çanakale Savaşı dönemi verilen madalyaların rozetlerin sahtelerini yapıp satanlar var hemde gümüş orjinaline birebir kopyalar ve Çanakalede Ölenlerin Şehitlerin Ruhlarını bile bu reziller para için kullanıyorlar. Yemin ederek satanları gördüm, anılarımı yazsam roman olur inanın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  103. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam buralardada bir çok ailede ermeni rum malları mevcut nereden kaldı diyoruz dedemden diyor esas kaybolan kültür ama harut amcanın babası gibiler gittikleri halde vatanımdır ölüceksem orda ölücem deyip dönmüşler kimiside ne olursa olsun gitmemiş kimi o vahşi varlık vergisi yıllarında servetlerini kaybetmekle kalmamış kaplarda bu memlekete hizmet etmenin bedelini ödemiş 6-7 eylül olaylarını siz yaşadınız anlatın yazın bunları gelecek nesillere ders olsun
    ustam burda bile bağzı zengin aileler var asıllarına bakıyorsunuz bu servetin atalarından kalması mümkün deyil o envali metruke denilip ermeni ve rumların ellerinden alınan mülklere konup zengin olmuşlar zorla mülkleri elinden alınanlardan bahsetmiyorum ismini söylemek istemiyorum malum bir vatan kahramanı o zamanlar güya ermeni ve rum çetelerine karşı savaş vererek ağa oldu gerçe sonradan sonuda öldürdüğü adamlara gibi olduya tabi buarada ağalığın gereği zenginde oldu nasıl zengin olduğu malum işte o aslanlar aslanı zatı muhterem vatan kahramanı orduya gelecekken ordunun ileri gelenlerinden şahsiyetlerine gönderilen bir haberle gelemedi. o gönderilen haberde şuydu gelirsen dostlarımızı canımız pahasına koruruz tabi gelemedi o kahraman şahıs ,argo tabirle yemedi bununla hep övünürüz dedelerimizn yaptığı bu iyi şey bile bize gurur verdi yıllar yıllar sonra öğrendikki birçok ileri gelen bu insanları saklamı himaye etmiş hatta sağsalim mubadele yerlerine varmaları için çaba sarfetmişler
    son söz olarak şunu söyleyeyim rahmetli dedem ah gülcemal ah diye bazen of çekerdi bilirdikki o gülcemal buraya gelip mubadele olucakları alan vapurun adıydı gene dostları gelmişti aklına o zamanki dedemin hüznünü anlatamam hüzün dertten sitrestende beterdir onu o zaman anladım
    sevgilerimle

  104. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Rahmetli Babam altı yedi eylül olaylarını en içinde yaşamış İnsandı, Beyoğlunda iş yeri vardı, Babam şöyle anlatırdı, İş yerleri yağmalandı, rumların, Yahudilerin, Ermenilerin hatta Türklerin Dükkanları talan edildi, İstiklal caddesinde sırtında kumaşlar dolu yerlerde sürükleyerek yağmalaynlar, Pastaneleri kutulara varana kadar çuvallara dolduranları en iç burkucu haliyle yaşamış anlatırkende gözleri dolardı.

    Yapanlarda çok tuaftır ama sanki birileri özel olarak getirtmişti diyordu, çunki o dönem Beyoğlu ufacaık çok nezih bir muhit ve nerdeyse herkes biri birini Ailesine kadar tanırmış, Babam tek bir tane Beyoğplu İnsanı olmadığını idda etti.

    Geriye gitmeyede gerek yok Levent Bey, Türkiye hayali ihracatları yaşadı, istesem o dönem milyarder olurdum, iş yerim vardı, marka isimdim, teklifte yapıldı hemde tanıdğım sonradan kanserden ölen birisydi. Dönemin parası ile 20 tane Şişlide bina alıyordum daire değil Bina, beyoğlunda ise sokak alırdım bırakın binaları. Yapmam gereken tek şey Benim firmam üzerinden ihracat ve fatura yetkisi vermekti. Rezil heriflerlerin tekliflerini düşünmedim bile, yapanlara yaradımı?

    Hepsi ortada, bir çoğu sürünüyor, garajında bir anda 10 larca mercedes türeyenleride gördüm sonlarınıda, ne kendilerine yaradı nede evlatlarına lanetli paranın saltanatı olmuyor. İki zengin tanıdım, birisi o dönem magazinlerden düşmezdi, şimdi sürünüyor, diğer ikisininde hastalıklarınıda Kanserden ölümlerinide gördüm, Evlatlarının halinide. Paranın yüzü tatlı ama Haramın bedelide ağır oluyor.

    Yapanın yanına kar kalmıyor inanın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  105. BERRİN-İSTANBUL dedi ki:

    GÖKHAN BEY VE LEVENT BEY,
    karşılıklı yazışmalarınızı büyük bir zevkle takip ediyorum. özellikle ailelerinizden verdiğiniz alıntılar ve yaşadığınız yerlerden aktardığınız gözlemler gerçekten bir döneme ışık tutacak bilgiler. keşke diyorum bu siteyi pek çok insan bilse de takip etse, tarih, sanat tarihi, sanat , tasarım pek çok konu var. ikinize de paylaşımlar için teşekkür ederim. saygılar.

  106. BERRİN-İSTANBUL dedi ki:

    GÖKHAN BEY TEKRAR MERHABA
    LEVENT BEY LE YAZIŞMALARINIZDAN OKUDUĞUM BİR ÖNERİ VAR. LEKELENMİŞ AHŞAP MOBİLYANIN ÜZERİNE SICAK YAĞ UYGULAMASI. BENİM BİRKAÇ SÖZDE GOMALAK CİLASI KÖTÜ YAPILMIŞ MASA VE DOLABIMIN ÜZERİNDE BARDAK LEKESİ OLUŞTU. BU UYGULAMAYI BANA DA ÖNERİR MİSİNİZ. BU YAĞ NASIL BİR YAĞ OLMALIDIR? GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ HİÇBİR FIRSATI KAÇIRMIYORUM. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER. SAYGILAR.

  107. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam o hayali ihracat dönemini bende yaşadım o zamanlar ihracat komisyonculuğu ve gümrük komisyonculuğu yapıyordum bende çok şeyler gördüm ama tabi o haram işlere girmedik haklısınız haramın bedeli ağır olur bunun çok örneğini yaşadım gördüm ama bu hırsızlık hele develt içindeki hırsızlık hiç bitmediki az çok tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı yendi ben hayatımda devlete iş yapmadım bilemeden tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerim diye ,çokda iş yapma imkanım doğdu tanıdıklarımızın,akrabalarımızın aralarında çok bakan olanlar vardı yanlarına bile yanaşmadık neredeyse selam dahi vermedik
    sevgiler

  108. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, bu konuda Rahmetli Babamda bende çok Şükür Devletle çalışmadık, Devletin kuruşunu yemedik, Mesut Yılmaz döneminde işler geldi Bakanlar geldi Rahmetli Babama restorasyoın tamir işleri önerdiler, Babam yapılacak işleri sordu, paralarını sordu, yapılacak işte Benim imzam olursa yaparım diyede not düştü, ilerde kimse demesin bu fiyat doğrumudur ve Babam herşeyi Bana sorsunlar demişti. Dönemin Bakanı inanın Babama özel hizmet aracını yolladı TBMM plaklaı Babam özel şöförle 15 gün her gün yapılacak işleri inceledi ve kabul etmedi.

    Bakan Babamın elini sıktı, Siz nasıl Adamsınız diye ve Döenmin Bakanıda çok acıdır o restorasyonları yaptırmaya cesaret edemedi korktu, Bakan Bey o dönem şunu demişti, Eserlerimizi dahi birileri ellerine almış, Avrupa dokunulmazlığı ile kendi eserlerimizi kendimiz onaramıyoruz itirafını yapmıştı.

    Rahmetli Adnan Menders2in Babam işlerinide yaptı, sonrasında Ailesinede çalıştı 3 ay İstanbul dışında Adnan Menders saygısı için restorasyonla uğraştı. Yanlışta anlaşılmasın ödenen paraların tek kuruşu dahi Devletten alınmadı tamamen özel kazançlardan ödendi. babam Rahmetli Annemden çok korkardı korkmaktan kastım Annem soyu çok ilginctir, Mekkeden göc eden İslam Alimlerinden gelmedir. Türkiyede kalan son dört Kardeşte son Rahmetli Annemdir vefat ettiler.

    Bunları anlatıyorum sebebi Usta diyoruz ya, Usta demek iyi Ahlak Dürütlük ve onurlu İnsan olmanında tarifidir. Sizin yaptığınız işi Müşteri anlamaz fakat Siz yaparken çok ama çok iyi bilirsiniz aldığınız para helalmidir harammıdır. Bunu sorgulayan zaten Usta demektir. Bu Adamlar işi yaparkende Müşteriyi düşünmezler sanki kendi malları gibi görürüler yapılabilecek olnanın en mükemmelini yaparlar. Bu sebeble bu Ustaların 50 sene önce yaptığı cilalar halen yaşamaya devam eder ve İşler.Bu Adamların para ile sorunları olmaz, işi yaparlarkende inanın parasını akıllarına bile getirmezlerdi, Rahmetli Babamın Müşterilerine para konuştuğunu hatırlamam, hem ayıp hemde saygısızlıktı.

    Şimdi bakıyorum, Sağlıklı olduğum dönemlerde tamir yapanlara giderdim, ellerinde cam sözde temizlik yapıyorlar, Heresten rica ediyorum, tanıdıklarınızdan yüksek çzöürlüklü bir motoraf makinesi alın ve camla akzınan ahşapları resimleyin, şoka girersiniz, ahşap öyle derin çizikler ve yırtıklara maruz kalırki, yapan Adamın üstüne yürümeye dahi kalkabilirsiniz. Gomalak yapıyor elinde fırca plastik bir pet şişe ortadan kesilmiş sanki badana yapıyor fırça ile cila sürüyor. Bu cila değil Badanacılıktır.

    Hayatım boyu fırça ile cila yapmadım, eskitme kendime özel farklı renklendirme ile fırçaları kullandım hepsi budur. Cila yaptığım bezleri poşete koyar buz dolabında saklardım neden biliyormusunuz, bez mükemmel yumuşak ve pürüsüz ahle gelir ve diğer cilarda bezin verdiği kalite ahşapta cilada yaşar. Cilayı bitridiğimizde zaten Bizim kullandığımız cila bezi çamaşır makinesinde yıkanmış kadar temiz olarak finali yapılır, tüm cilayı ahaşapa son damlasına kadar yedirirdik. Bu bezlerde aslında Ustanında kalitesini belli ederdi. DFolapta velkide 10 farklı ciladan kalan bezlerimiz olurdu kimisi renklendirlmiş ahşap cilasoından kalan kimisi yağla çalışmış ciladan kalan, alın terlerinin göstergeleriydi.

    Yazacak çok şey var, Kucukluğumden kısa bir anı ile bitirmek isterim, Rahmetli Babam eve gelirdi, elinde cukulata veya sevdiğim piramit pasta ama yemeden önce Babam ellerini yıkar koltuğuna oturudu benim en süper oyun keyfim başlardı, Rahmetli Babamın elleri cila tabakasına dönerdi, ve Ben o tabakları sökmekten inanılmaz keyif alırdım. Bir Adam düşünün evine geliyor ellerini iş yerinde temizlediği halde cilayı sökemiyor.

    Lake yaptığı zamanlar dahada keyifli olurdu:) Anılar çok fazla yazarek bile aklıma geliyor tebessümle yazıyorum. Allah Rahmetli Babamı ve tüm Ustalarımızı Nurlar içinde yatırsın İnşaAllah.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  109. Gokhan Erol dedi ki:

    Berrin Hanım, Sorunuz bir çok Hanım Efendininde sıkıntılı bir soru olduğuna eminim, beyazlaşan cilalar bardal lekeleri, su lekeleri.

    İşlemi çok basittir, 10 dakika dahi almaz, mazlemeleri yazmakla başlamak isterim.

    1. Cila yağı veya ince yağ, nalburlarda satılır.

    2. Yumuşak kıl fırca.

    3. Pamuklu Bez.

    4. İspirto

    Hepsi budur tamamının fiyatıda 5 lirayı gececeğini sanmıyorum yada 10 lira, bir tamirci çağırsanız cilasını Siz düşünün.

    Bir cezve alalım yağımızı koyalım ve kaynatalım, anlık kaynaması yeterlidir. beyazlaşan ahşap üzerine gelelim, fırcamızı kaynara yağa batırın leke üzerine sürün bastırarak kaynar yagdan biraz daha sürün ahşap ortalama 5 dakika içinde emecektir ve leke bir anda yok olacaktır.

    Hazır elinizde yağ varkende fırçamızla noktalar halinde ahşapın farklı noktalarına sürün, noktalar halinde fırca ile asla yağı sürmeyin, sonrasında tozlar sizi çıldırtır yağ tpzu üzerinde toplar buna dikkat edin.

    Yağımızı sürdük lekede kayboldu, madem bu işleme başladık bezimizi ispirto ile nemledinirelim, ve komple maobilyamızı bastırarak bu bezle silelim yağı her tarafa bez yarımı ile dağıtalım, iyice sildikten sonra. temiz farklı bir bez alın yani yine pamuklu fakat temzi bez ve aynı şekilde beizmize ispitor koyup iyice ispirtoyu beze emdirelim, çok az nemli olsun, ve son kez bastırarak silelim.

    Sonrasında mobilyanız sanki yeni ciladan gelmişcesine eski haline bürünecektir.

    Kolay Gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  110. Gokhan Erol dedi ki:

    Berfrin Hanım, Levent Beyle yazılarımızda adınız çlok sık geçiyor verdiğiniz destek için teşkekürlerim yeterli değil biliyorum Hakkınızı helal edin.

    Aslında birazda Biz abartıyoruz daha doğrusu Ben abartıyorum:) İnsanların günlük sıkıntıları stresleri varken, siteye cevap yazmalarını beklemekte özüne bakarsak haksızlık olarak düşünüyorum. Bu benim birazda hastalığın verdiği tuaflıkla hep şikayet halinde bir kişilik olarak yazıyorum.

    Kalpte krımış olabilirim Şikayetlerimle, okuyanlar yazmayanlar herkesten özür diliemekte isterim, Zaten okunuyor yazmak istemeyene aslında teşekkür etmem gerekir, sonuçta okuyor bu bile bir lutuf.

    Desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  111. levent-ordu dedi ki:

    evet ustam berrin hanımın takip ettiğini bile bilmek rahatlatıyor çok acil ve kritik bir soru sormuş bende ekleme yapayım bir sehpamız ver bunu dün zınparaladık sizin tarif etiğiniz gibi 80-220-500 nolu zınparalarla zınparladık yüzey çok güzel oldu üstüne birşey oysak kayıp gidicek gomalağını yapıcaz ama üstünde siyah lekeler var bu lekeler muhtemelen üstünde olan siyah boyadan kaynaklanıyor zınparaladık,sistre yaptık ama nafile biraz silikleşti bunu nasıl halledelim rötüşmu yapıcaz
    -erol ustam abarttığınızı söylüyorsunuz ben o eldivenlerin maskelerin felan olmadığı dönemlerde ellerimin ahşapla uğraşmaktan yara ve kan içinde kaldığı zamanları çok bilirim ellerim parmaklarım yara içinde kalırdı genede elimin tabanıyla yapardım kimyasallardan boyalardan felan çok hasta yattım eşim yanınızda olsada anlatsa birkeresinde ahşabın üzerinde asit denerken zehirlendim hastanede 1 günde yattım ama genede vaz geçemedim hangi birini anlatayım tırnamın çıkışınımı neler neler bu böyle bir hastalık sizce abattan benmiyim sizmisiniz bu işler hep bilgiye ulaşamamaktan oluyor ulaşamayınca denemek zorunda kalıyorsunuz sonuç bu oluyor
    babanızla olan hukukunuzu yazmanıza çok memnun oluyorum çünki gerçek bir usta nasıl olur ders alıyoruz doğrusu özelliklelde tekrar tekrar okuyorum
    ustam size işliycemiz materyallaerle ve malzeme dolabımızın resmini gönderiyorum bu malzemelerin arasında yazdığınız herşey var kostikte dahil
    sevgilerimle

  112. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Berin Hanım ve Size ne kadar teşekkür etsem azdır, Benim moral Arkadaşlarım oldunuz, sıkılıyorum, nefes sorunu yaşıyorum kalkıyorum, Hastalık sendorumundan çıkmak için ilacım Siz oluyorsunuz, yazılarınızı okuyorumm. Moral kazanıyorum Allah razı olsun.Levent Bey, Sehpa üzerinde siyah leke için bir formul tavsiye edicem fakat, bu formulu hazırladığınızda bir toplu iğne ucu kadar pamukla siyah leke üzerinde kimyasalı sürün biraz bekleyin, beyazlama olacaktır çok kucuk nokta dedim ya sebebi bu yüzdendir, bir anda çok beyaz hale getirme riskide vardır. Fazla beyalatırsa vereceğim tarifteki yönetmi uygularsınız.

    Amonyak, perydhrol, Oksiyen, bir çay kağşığı cam bir bardağa koyun karıştırın, oldukça kesin bir koku yayay dışarda hazırlayın ve köpürür.

    Kimyasal durulduktan sonra bahsettiğim şekilde deneyin, renk açmıyorsa Peryhrol oranını artırın, yine açmıyorsa bir çay kaşığı çamaşır suyu ekleyin. Mutlaka renk acılacaktır, beyazlamayı istediğiniz oranda göz kararı yapabilirsiniz. Çok beuazladı ise moralinizi bozmayın kibrut ucu buyukluğunde ceviz su boyasını bu karıma atın ve sürün, renk oaranı yine göz kararı ayarlayabilirsiniz.

    Antika merakı malesef bir hastalık, kanınıza işliyor, kafanızda projelerle yatıp projelerle kalkıyorsunuz, bu halime bile bazen Antika tasarımları yaptığımı düşünüyorum heycanla kalkıyorum yerimden.

    Asit denemelerini mutlaka temiz havada yapmak şart, oldukça riskli işlemler asla şakası olmuyor. Tırnağıma dökülen asit yüzünden seneler geçti belkde 30 sene tırnağım halen doğal çizikle büyür Allahtan görüntüsü kötü değil, dekoratif hava veriyor:) Gözümde hasar ise halen zararını çekiyorum, Asit yüzünde sol gözüm biraz daha zayıftır. Şikayetcimiyim asla hayır, bugün sağlığım olsa daha fazla üzerine düşerdim.

    Oyma yaparken, Müşteimin yanında baş parmağımı kemiğe kadar kestim et bildiğini kasap koyun misali ayrıldı, abartmadan yazıyorum nasip olursa Hanım Fendide halen yaşıyordur, inanırmısınız işimi bırakmadım öyle keyif alırdım ki benim en süper doktporum Gomalktı, bu derin kesiklerde cay bardağına gomalagı döker elimi batırırdım, 10 dakika sonra ne kan nede yaranın acısı sızısı kalmazdı, tuafytır ama en fazla 3 günde yara kapanırdı. Gomalak daha doğrusu bu bocek türü oldukçada iyi bir Doktor demem gerekiyor:)

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  113. berrin-istanbul dedi ki:

    GÖKHAB BEY MERHABA,
    ÖNCELİKLE VERDİĞİNİZ TARİF MÜTHİŞ. EVDE İKİ EŞYA VAR. ONLARI KURTARABİLİRSEM ÇOK MUTLU OLACAĞIM. BU TARİFİ ASLINDA HERKES UYGULAYABİLSİN DİYE KENDİM BAŞARIRSAM EĞER EŞE DOSTA MAİL ATMAYI VS DÜŞÜNÜYORUM. PRATİK, KURTARICI BİR TARİF. ŞİMDİLİK CİLA YAĞINI BULUP ALMAM GEREKİYOR. ÖNCEKİ YAZILARDA VARDI. SANIRIM BULABİLECEĞİM.
    SİZİN ŞİKAYETLERİNİZ BİLE DEĞİL ONLAR. BİRÇOK İNSAN FAYDALANSIN DİYE ETTİĞİNİZ SİTEM BELKİ. ZAMANI GELEN ARAR BULUR. TIPKI BİZLER GİBİ. SİZ ÜZÜLÜP SIKILMAYIN YETER. BİZ BİZE ÇOK MUTLUYUZ AMA YUETDIŞINDAN BİLE TAKİP EDİLİYOR OLMAK SİZİN BAŞARINIZ. GERÖEKTEN KUTLUYORUM. BU KONULAR , BU AÇIKLAMALAR HİÇBİRYERLERDE YOK. BURADA BİR HAZİNE VAR. HERKESE KISMET OLUR İNŞALLAH.
    HERŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER.
    SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM.

  114. Gokhan Erol dedi ki:

    Berrin Hanım, Cam tasarım konusunu mutlaka okumanızı rica ederim, Hayal gucunuzle farklı tasarımlar yaratabileceğini biliyorum.

    Cila yağı dediğim aslında ince yağdır, nalburlarda satılır kolayca her nalburda bulabilirsiniz. Bu yağ işlemi eski eşyalarıda canlandıracaktır, her ahşapta rahatlıkla denenbilir, yağ bol kullanılmaması şartı ile.

    Sitede Siz ve Levent Bey harici yazan yok, ne yapalım sadece üzüldüğümü belirtmek istedim. Emin olun Sizlerde yazmasanız Site benim değil Arkadaşımın Benim için siteyi faal tutuyor, gecen ay kapamasını söyledim, Abi sonra üzülmeni istemem deyince devam ettim.

    Kısca Sizlerin son yazılarına kadar Devam ederim sonrasında ise paylaşım yapmanın manasıda yok sanıyorum, Sizi tanıdım, Levent Beyi tanıdım, diğer Arkadaşları tanıdım, daha ne olsun en zor anlarımda hep Sizler destek oldunuz. Dua ediyorum her birinize.

    İşin gerçeği diğer merakımda oyuncaklardır, Arabalar Bebekler, ayıcıklar tutkumdur, onların arasında bambaşka bir Dünyaya giderim, Koleksiyoner Harika Dostlarımda var yine u Sanat sebebiyle onlarlada Dostluklarımız oldu. Oyuncakların çoğunuda Hediye verdim, Anadoluya yolladım, Köylere yolladım, Cocuklardan birisi iki sene önce öğretmeni aratmış, Sesi tatlımı talı Doğu şihali bir Yavrucak Gökhan Amca Arabanı Annem vitrinde saklıyor, oynamama izin vermiyor diyede dert yanmıştı, Size bu duyguları anlatamam. İnsan bu Dünyadan gçc ettiğinde Bir cocuk Dünyasında yer alabiliyorsa ona birazcık Saygıyı, değeri gösteririyorsa inanın o Cocuk 50 yaşına bile gelse asla Sizi unutmaz. Ben unutmadım çunki, ilk naylondan arabamı hediye vermişlerdi daha doğrusu komşumuz pazardan almıştı. Rengini dahi hatırlarım şeşil bir Amerikan 57 modeldi, bir tel takmıştım birde Plastikten direksiyon yapmıştım, toprak yollar yapar arabalarımızla o kucuk cigiler içinden plastik arabalarımızı sürerdik.

    İsterim ki Biz büyükler aramızda Bencil olmayı çok seviyoruz, Çocukluğumuzu arada hatırlayalım isterim naılarımızı gözden geçirelim, Köylere oyuncaklar yollayalım, hatta yanında birer çukulata sevgi dolu bir sözcük hatta içinde 5 lira koyalım, Bakkaldan bir gazoz bir kutu Biskuit alsın, Oyuncak arabasına baksın, Onların yüreklerinde yaşamak Dünyanın en zor Sanatı.

    Ne diyelim, pekte Şikayet etmeye hakkımız kalmıyor, Cocukları düşününce Bizimkisi şikayetten çok Bencillik olarak tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  115. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sizinde yazdığınız gibi asitten zehirlenmişim istifra ediyorum yaşımda taş lasa 20 dedemin konağındayım ordaki müştemilatta fenalaştım hemen arabaya attılar hastanede bilincimi kaybetmişim hala dedeme as,d,n ağacı nasıl etkilediğini anlatırmışım hemde istifra edermişim rahmetli dedem ara ara bunu bana anlatır gülerdik zaten dedeme hep kızarlardı bu çocuğu sen böyle yaptın diye .tabi kelime olarak kızarlardı diyorum yoksa kimse yanında bacak bacak üstüne bile atamazlardı o dede deyil ağa dedeydi etrafındaki köylüleri çalışanşarı hep beyim diye çağırırlardı biz ağa dede derdik birtek ben dede derdim yetimdim hemde annem dedeminde babaannemin yeğeniydi
    ustam gomalak tedavisi tam bir ustaya göre yöntem pamuk olarakta herhalde talaş kullanırdınız :)
    erol ustam yavuz abinin orası teras daire kocamanda bir tarasımız var o nedenle rahatız hertürlü kimyasalı deneyebiliriz tabi asitleri hariç çünki 3M firmasından alıcağım koruma araçlarını daha almadım özellikle koruma gözlüğünü şimdilik ventöllü maske ve gözü tamamen kapatan güneş gözlüğü kullanıyorum
    ustam bu verdiğiniz temizleme formulünü ahşapta sadece temizleme amacıylamı kullanabiliriz eskitme için denesek olurmu (gerçe ben mutlaka derimde size sormadan bir şey yapmak istemiyorum) başka birşey amaç için kulanamayız zannedersem
    sevgiler

  116. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey asit zehirlenmesi Bizim işimizde dikkatli olunmassa öldürebilirde, Bodrumda bende yaşadım, Taş ve restorasyonunda yanımda çalışan Çocuk gençler tez canlı, karışımı evin içinde hazırlamış ve bayılmış, hastaneye götürdük kendine geldi, işten çıkardım 3 aylık kazanılmamış parasını vererek. Universite Sanat ve restorasyon okumuş diye yanıma almıştım, o evin ahşap bölmelerini tek başıma yaptım, yetişmiş İnsan bulmak imkansız bu sebeble Universitelere tavsiyem Kitaplardan anlatmakla olmuyor, Gençlere pratikte hiç bir şey yapamıyorlarsa Universite bahçesinde bu ana formulleri ders olarak versinler.

    Gomalak kesiklere karşı gerçek bir ilaç Rahmetli Babamın yine uyguladığı yöntemdi, anında hem kan kanı durudurur hemde yarayı en harika şekilde dezenfekte ederdi. Gomalak yara üzerinde tabaka yapar kurur bu kuruma esnasında ise Doşanın en hariki ameliyat dikişini yapar, kuruması yarayı kesik yeride sıkıştırırdı, elimi yüzlerce defa eksmişimdir tek bir iz yoktur, kanı görenler hastane ambulans diye söylenirler ben gomlağa elimi sokar bekletirdim. Gomalak yani bu kucuk boceklerin mucizesi her halde tıpta dahi kullanılabilir belkide kullanılıyordur bilemiyorum.

    Gomalkta ne pamuk gerekli nede başka birşey kendisi yara üzerini anında sarıyor tabaka yapıyor, şuna emin olun en derin eksik aldığımda kemiğe kadar sadece gomalk kullandım bir saat sonrada işime devam ettim, nasip olurda rast gelriseniz Bu Antikacı hanımlada tanıştırmaya çalışırım Eşide Türkiyenin en ünlü Gramafon Ustalarından birisidir. Çıraklığını bile yaptım zemberek nasıl düznelenir zemberek çelik kutuya nasıl sarılır saatlerce gece 12 lere kadar keyifle gres yağları içinde öğrenmeye çalışmışımdır. Muhteşem bir Ustalık elbetteki, ve en tehilkeli işlerden Sanatlardan bir tanesi Zemberek es kaza bıraktığınız anda parmakları dahi kopracak gerginleğe sahip.Özünde tamamen Çelik bir şerit.

    Konu yine dağıldı.

    Dedeniz ile geçirdiğiniz anılar zaman, anlaıyorumki inanılmaz güzel hatıraları yüreğinize işlemiş. Dedeler Bablar için Cocukların tatlı sakarlıkları yada hataları aslında Buyuklerimize bir nevi Zarar görmediğimiz için keyifli hatıralar olarak kalıyor. Mutlu oluyorlar zarar görmeden musibetleri yok olduğu için, Allah hepsini Nurlar içinde yatırsın.

    Temizleme formullerini eskitme acamlı kullaıp üzerinde geliştirmelerde yapabilirsiniz. Eskitmenin sırı yoktur yüzeysel eskitmeler önemli değil dokulu orjinal yapabilmek ortaya harika sonuçları almanıza neden olacaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  117. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam tabiat zaten bir mucize bir zmanlar kalçamda bir çıban çıkmıştı ilaç iğne hiçbirşey fayda etmedi tam kestirmeye gidiyordukki kaynanam çıbanın üstüne birşeyler koydu çıbam 2 saat sonra oluk oluk akmaya başladı ve kutuldum ve dediki birdaha vücudunda çıban çıkmıycak o gündür bu gündür çıkmadı tabiat mucize fakat bizim karadenizde o kadar çok bitki çeşidi varki ne nedir neye yarar kimse araştırmıyor
    erol ustam başka asitler bazlar varmı ağaç üzerinde kullanılan (birdaha bu soruyu sormuş olabilirm:)
    sevgiler

  118. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Eskilerin bilgileri çok acıdır ama kimse ne kayıt tutmuş nede notlar almış, yok olup gitmiş. Ortaya sahtekarlar çıkmış, Otlarla tedavi çıkmış, Zehir satıp zengin olan tuaf İnsanlar türedi. Hastanede böyle bir Cahille karşılaştım Bana sıfır zekası ile bitki tedavisi öneriyor birde ilaç üretip satan şahıs, Limon tavsiye etti limon yüzünden hastanelik olan İnsanlar dolu, bunlardan biride benim Böbrekler herkeste aynı değil, asit karşısında biran stop ediyor.

    Eski Ninelerimiz Annelerimiz Buyuklerimiz, aslında birer Profosör gibilermiş, Bitkiler konusunda o bilgilerin kaybolması bence Türkiye için ayıp, Müzelerde dahi o bilgiler saklanması gerekir. Avrupalı Çöplerini dahi müzede sergiliyorlar bizde ise aklı kıt bir kaç sözde Bilim Adamı herşeyi ret etmeyi, İlim Bilim sanmakta inatla Dünyaya karşı direnmeye devam ediyorlar, çok acıdır bunlar birde Televizyonlara çıkıp Uzman görüşü alıyorlar.

    Uzman olarak değil, inanın kmedi gözüyle sabredebildiğim kadarı ile izliyorum. Vapur işportacılarından farksızlar.

    Agac üzerinde kullanılan asit açıkcası bildiklerimi aktarmaya çalıştım yinede hatırlarsam ki yaptığımız işleri hatırlamadan geçiyor inanın diğer türlü kafamda formulde yok ama onradığımız o eşyalar sanki birer akıllı telefon hafızası gibi herşeyi beyine kayıt etmiş. Rahmetli Babamın kullandığı şeyler vardı onları hatırlmaya çalşıyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  119. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam keşke bu bitkisel tedavi manyaklığı sizin dediğiniz kadar olsa doktorlar bile tavsiye ediyor bir doktora ben dünyanın lafını söyledim sen bu hipokrat yemimnin bunun içinmi ettin dedim iyide ettm evler aktarcı dükkenına döndü tvler gazeteler bile bunu veriyor bir ilaç piyasaya çıkmadan önce yıllarca araştırma yapılıyor piyasaya çıktıktan sonrada da denetleniyor genede yan etkilerinden ölümcül sonuçlar çıkabiliyor ama bu bitkilerin terkipleri zaten kayıp sadece çin bitkilerinin hariç onlar budist manastırlarında bunları
    kayıt altına almışlar zaten
    sağolun ustam aklınıza gelirse yazarsınız yalnız yazdınız okuduğum halde eksik kalmış hissi veren bir konu var
    biraz önce yazılarınızı tekrar okurken dikkatimi çekti sormadan edemiycem reçineli ağaçları yakarak reçinelerini çıkarıyoruz genede bu yöntemi bir anlatın çünki yakarken reçinelerinde alev alma ihtimali var reçineleri çıkardıktan sonra ne gibi işlem yapmalıyız reçine ağır bir madde yapışkan ve kokulu yüzey veya içine bir işlem yapmamız gerekiyormu yoksa hemen bıya veya cila yapmamız gerekirmi
    diğer reçineli ağaçlarada aynı işlemimi yapıcaz
    seevgiler

  120. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Recineli agac mobilya yapımında kullanılmaz, açıkcası recineyi çıkarmak hem zor hemde oldukça gereksiz bir işlem demeliyim, Doğada bu recinleri belli agaçlar üretir ve bu recinler toplanıp, farklı asit ve kimyasallarla kullanıma uygun hale getirilir. Bu konuda pek bilgim yok sebebi Recineli agac oldukça kalitesiz mıbilya demektir, cila veya onarımları ise en riskli ahşaplardır.

    Agac seçmininde recineli dokulu budaklı keresteleri tercih etmeyin.

    Bitkisel tedavi veya ilaçlar Bana hediye olarak çok geldi ve çöpe attım halende evde Yurt dışından gelen bitki özlü doğal haplar var, kullandım ve sonucunuda bedelinide çok agır ödedim hastanelik oldum, afedersiniz kusma ve baş dönemesi ile hastaneye kaldırıldım, nedenide sonradan anlaışıldı kullandığım diğer ilaçlarla ters reaksiyon ile yoğun bakımda bilincsiz şekilde 1 günüm geçmiş.

    Televizyonlar bu Adamlara nasıl izin veriyor anlamak imkansız İnsan hayatı ile net şekilde alay edip Ölüm riskini intihar edin dercesine tavsiye ediyorlar.

    Çin tıbbına biraz merak salmıştım, kullandıkları tüm bitkisel ürünlerin nerdeyse tamamı 1000 lerce senelik test edilmiş doğru sonuçlar alınmış karışımlar. Ve bu Çin tıbbında bu bitkilerin kullanılmasında gördüğüm ve hayret ettiğim diğer detay ise bu bitki tedavilerinde hayvansal yağ destekli kullanımı görüyoruz yani tek başına ot odun kullanmıyorlar.

    Diyebilirsiniz ”Sende Delimisşin ensin, her şeyide biliyorsun” Hayır Cocukluğumdan beri meraklıydım, asitler cila yapımı tutkumdu bu tutkunun tek doğal kaynağı ise Allahın yarattığı doğanın sunduğu kimyasallar doğanın kendi içinde imal ettiği ve bizlere alın kullandım dediği hediyeler.

    Çin tıppında bitki+hayvansal yağ temel kullanımı yine çok doğru bir deneyimin sonucudur, Çinlilerin özellikle özel yetiştirilen ve mevsimlik kesim ayları olan Canlılar yetişdiriğini görebiliriz, bu canlılardan alınan yağlar farklı hastalıklara karşı örnek Kanser için bu yağ katkılı bitkiler, harika bir sonuçla midenin bitkiyi sonuna kadar emmesini ve kana karışımını engelliyor, yağ midedi yaptığı doğal kafes sonucu vucut sadece tüketeceği besinleri alıyor, diğer asityler ise kana karılması bu doğal güclü yağlarla en başından engellenmiş oluyor.

    Türkiyede ise çok acıdır, Adam bitki satıyor ot satıyor suya atın için diyor, delilik başka birşey değil.

    Ben Size çok net ve içler caısı durumu kısaca anlatacağım. Dönemin ünlü Kansere çare buldum diyen Adamını dolaylı yoldan tanıdım, İş yaptığım sonradan kime iş yaptığımı gördüğümde anında iş yapmatan vaz geçtiğim Türkiyenin ünlü faizcisi bir Kadınla bu Zavallı Kansere çare buldum diyen Adam gerçeğini gördüm. O kadar üzüldüm ki anlatamam. Bu kadının elinde Faiz batağına düşmüş gerçek bir çaresizdi.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  121. BERRİN-İSTANBUL dedi ki:

    Gökhan bey, merhaba,
    bu sabah işe gelmeden önce nalburdan cila yağı ya da astar yağı niyetine- niyetine diyorum, çünkü makine yağını tenekelerle alıp küçük pet şişelerde satıyorlarmış- satın aldım. bu konu aslında şahin bey le yazışmalarda geçmişti. o yüzden bana pek yabancı gelmedi. yağla uygulamayı en yakın zamanda uygulayacağım ve sizi fotoğralı olarak bilgilendireceğim.
    bu arada bana daha önce vediğiniz yanıtın bir yerlerinde siteye pek talep olmadığı için bırakmaktan sözetmişsiniz. tabii herkes ilkönce kendiyle alakalı olanı algılar denir ya çok bencilcedir bilirim bayağı paniğe kapıldım. elbette karar sizin, sizi yormak üzmek isteyebileceğimiz en son şey. fakat vazgeçmezseniz bizler çok mutlu olmaya devam edeceğiz. sayesnizde şahene bir uğraş ve dostluk edindik. daha da güzeli güzel ve hoş sohbetler bilgilendirilmelerle parelel gidiyor. çok azız ama çok özeliz diye düşünüyorum. bu da sizden kaynaklanıyor. aslında size bir noktada gerçekten katılmamak imkansız. inasnlar ve özelikle kadınlar can sıkıntısı tv filan derken oldukça zaman öldürüyorlar. dün akşam acaba dedim sizinde izniniz olursa ben kutuyu tamamlayınca fotoğraflarını ve siteyi sizden de sözderek kendi face book sayfamfda paylaşmayı düşünüyorum. bir kişi bile yararlansa bence deniz yıldızı hikayesinde olduğu gibi o nun için farkedecektir diye düşünüyorum. siz ne dersinzi? hatta kutu tamamlanmadan bile olsa sitenin linkini koyabilirim sayfama ama sizin için de yorucu olmamalı tabii.
    tekrar görüşmek üzere.
    saygılarımla. teşekkür ederim.

  122. Gokhan Erol dedi ki:

    Berrin Hanım, Asla Sizler varken siteyi kapamak bir edebsizliği düşünemem bile, Sizlerin son yazısına kadar devam ederim diye belirtmiştim tabiki Ömrüm yeterse.

    Site aslında Sizin , Siz olmasanız bu konuların hiç birisi olmazdı, Bencil hayatımla zamanı tüketir giderdim. İstediğiniz paylaşmımı yapabilirsiniz, hiç birşey sormanız gerekmiyor.

    Keşke sağlıklı olduğum dönemlerde Sizleri tanısaymışım ama Hayat bazen dedim ya Vakit yazılan çizginin dışına çıkamıyor.

    Aslında herkesin hayat hikayesini keşke Ruhlarındaki samimiyele anlatma gucunu Rabbimiz dilimizede verseymiş, Dünyada kimse kalp kıramazdı, kimse kimseyi üzümezdi.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  123. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam öğrenmek istedğimden fazlasını verdiniz gene reçineli ağaçların kullanımı ile ilgili bilgi edinmiş oldum
    erol ustam zaten üsteki yazımdada sadece çin bitkileri demiştim çin bitkileri tamamda ordada yapılan büyük bir yanlış var tarifleri yanlış yani bu ilaç var reçetesi yok işte şöyle kullan deyip kafadan atma gibi bir şey sizde zaten bunu mükemmel anlatmışsınız
    ustam değişik bir sorum olucak erol ustam mermer tozu ve zift kullanılarak resim yapmışlar bir sitede gördüm ( http://www.haberimport.com/haber/ahlatta-mermer-tozu-ve-ziftten-resim-sergisi-94043.htm )
    gerçe bana pek güzel gelmedi,teknik olarak ne dersiniz
    bu teknikle neler yapabiliriz daha doğrusu özellikle sıvı zift,katranla (doğal ağaç katranı veya Kömür katranı)
    ve mermer tozuyla mesela mermer tozunu polyester içine katılıyor fakat nasıl ve ne miktarda bilmiyorum mutfak tezgahları ve hediyelik eşya imalatında kullanılıyor
    sitedeki gibi kap katı zifti kullanmak pek estetik olmuyor bence tuaf bişi olmuş :(
    hani belki eskitme yapmak için felan kullanılıyordur bilmek isterim biliyorsunuz kömür katranı ekonomik değeride büyük ve boyada, tatlandırıcı gibi bir çok alanda kullanılmaktadır o nedenle odun ve ağaç katranı dedim doğal olanları bunlar petrol ürünü olan deyil çünkü sadece eskitme deyil bizi ilgilendiren bir kullanım alanı varmıdır (eskitme,koruma vs gibi)
    sevgilerimle

  124. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Çin tıbbını gerçek manada araştırmanızı öneririm tabiki merakınız varsa. Türkiyede komedyenleri biliyorsunuz, bitki anlatırlar. Çinli bu Ustalar oysaki bitkileri her zaman özel yağ desteği olmadan ilaç niyetine kullanmadıklarını görürsünüz. Her hayvanın yağı çok farklı hastalıklarda kullanılmış,hindi,ördek, tavuk, keci aklınıza gelen her hayvan yapı için beslenmiş fakat, binlerce yıllık bu formullerde o kadar derin detaylar varki işin içinde çıkamıyorsunuz, çunki bir ördeği yağ almak için kesemiyorsunuz, her mevisime göre hayvanın yağ kalitesinide takip etmişler.

    Bir ara çok merakla aratırmaya çalışmıştım ama sonra anladım ki bu işe gönül vermek için kesinlikle bir manastırda koca bir ömrü geçirmek kesinlikle şart. Bizimkiler ise hepsi süper Bitki Uzmanı olmuşlar:)
    ……………

    Verdiğiniz linke baktım, yapan Arkadaşlarım darılmasınlarda bu teknikle alakası yok, zift ise bana göre fazlası ile ap ayrı bir tuaflık pekte zift olduğunuda düşünmüyorum, şase boyasıdır sanırım.

    Levent bey nacizane tavsiyem, bu tür şyelefre zaman ahracmayın sebebi bunlar zaten piyaslarda yapılan işler, tekniği yok, ustalığı yok, sadece kalıp almaktan ibaret detaylar. Mutfak malzemeleri ve tezgahlar bu yöntemle değil kimyasal güclendiricilerle yapılıyorlar fabrikasyon işçilikle mdf cümlesinin polyester halidir.

    Eskitme işi gerçeği konuşursam, belli bir kesime hitap eder, yine cümlem farklı algılanmasın okuyanlar tarafından, İmalat edilen her eşya belli bir kesimi ve ekonomik gücü hedefler, hitap edecekleri İnsanların ekonomik durumlarına göre üretim yaparlar.Polsyester döküm imalatıda bunlardan biridir. Örnek Antika veya eski meraklısına Dünyanın en muhteşem polyester dökümü hediye etseniz evine sokmaz, neaketen alır çöpe atar kimse görmeden.

    Eskitme mobilyalara sıcak bakmadım çunki bana doğal gelmeiyor, Düz bir ahşap dahi daha sıcak daha yaşayan bir eşya olarak eve tat katabiliyor ama eskitme eşyaar öyle değil, tamamen suni bir görüntü ve doğal olmayan görsellikleri ilede Mobilya piyasasında yer edinmeyen bir üretimdir.

    Harika ahşaplar var, profosyonel makinalarınızda gelecek ve emin olun elinizde fırsatta olacak ama bu tür işleri üreteceğinizi sanmıyorum çunki sıkılırsınız, doğallığı seven İnsan kullandığı ahşapa kıyamaz.

    Kostik konusu altında gönderdiğiniz resimler üzerindende konuşabilir daha net detayları tarışırız beraberce. Polyesteri bir litre alın bazı nalburlar acık olarak satarlar ve boyacılardan rica edin mobilyacılara çalışan, bu polyester içine bir litreye ortalama yarısı kadar mermer tozu katabilirsiniz, taşal atabilirsiniz, kağıt atabilirsiniz, taş atabilirsiniz, ve çıkan sonuç kuruduktan sonra size çok daha net detayları uygulmanızda yardımcı olur.

    Avrupada genelde polyesteri hediyelik eşyalarda tercih ederler, bazıları buldukları ölü hayvanları bu şekilde saklar sehpa niyetine kullanır, hatta Amerika bir Manyak kaynanasınınj cesedini bu şekilde evinde saklamıştı, polyester dökmüş parlatmış ve sehpa niyetinede üstünde yemek yemiş içki içmiş:)

    Polyester bazı detaylarda görsellik açısında harika bir kimyasaldır, sehpalar masalar yapılmıştır italyada halen yapılıyor, cam gmrünümlü mobilaylar tasarım amaclı üretiliyor. Duvar freskleri yapılıyor, kısaca bir çok şeyi imal etmek mümkün.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  125. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bende çin tıppından bahsederken zaten çinlilerin adeta manastırlarda ömür tükettiklerini ima etmiştim
    asıl olan çin tıppı onu yarım yamalak biliyor tavsiye ediyorlar bu nedenlede insanlara yararı olmuyor doğrusu
    eskitme konusuna nedenni neden bu kadar soruyorum neden bu kadar soruyorum onu anlatayım haklısınız nedenini anlatmadım
    -ben yabancıların olduğu bir alanda iş yapıcam orada her milletten insan mevcur ve özellikle avrupalılar çok meraklılar
    antalyanın bir ilçesinde adını vermiycem hıristiyan kilisesi ve ciddi bir cematleri var aynı şekilde antalyadada kilise ve cemati var eskitme isa heykeller,panolar dualıklara çok meraklılar benden yapabilirmisin diyede sordular bende telefonlarını alıp cevap vericemi söyledim anlaşmamız bana istediğim malzemeleri alıcaklar ben yapıcam yani para almıycam
    bir konuda kiliseye söz verdim dememdeki gaye buydu ,bu zavallılar bu materyalleri yurt dışından getirmeye kalkmışlar başlarına neler gelmiş neler buradan yazamıyorum defaten size mail atıcam türkiyede yaptırmak istemişler malesef doğru dürüst bilen olmadığı gibi üstelikte kazıklanmışlar aldıklarıda 3 parça birşey
    sonra ise antalyada bir ispanyol konsolosluk görevlisi ispanyol biriyle tanıştım tanrı herhalde niyetimi bildiği için bu konu oldumu önümü açtıyor sizi bulmamda bir örnek buna
    bu ispanyol arkadaşın kardeşi bu tür mamuller yapan bir ikona üreten firmada çalışıyormuş kardeşine telefon etti bana bir irternet sitesi adresi verdiler bu adres arkadaşın kardeşinin çalıştığı şirket size bu adresi göndericem burdan yayınlamıyorum çünkü birilerinin bu teknikleri öğrenip hıristıyan kardeşlerimizi sömürmesini istemem bu sitede inanılmaz teknikler uygulamışlar bende bunları denicem özellkle size gönderiyorumki sizde inceleyin mutlaka tavsiyeniz vardır eğitim videolarına bakıcaksınız
    kostik konusuna istediğiniz gibi devam ederiz sadece bir makale yazsanızda olur zaten sorulacakta fazla birşey yok teknik olduğu için hatta kendinizi bile yormayın bu sayfadanda anlatabilirsiniz
    erol ustam sizden birde tablo eskitme tekniğini sorucam o sitede sadece bu teknikle ilgili bilgi yok oda bahsetiğim nedenlerden lazım
    sevgilerimle

  126. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Eskitme konusunda Türkiyede yapılan işlerin tamamı (Yeni Ahşapla yapılan) hiç bir değer taşımıyor, kimyasallarla eskitme yapılsa dahi agac faktörünün önüne geçmek olanaksız. Amrikadan bu konuda gerçek profosyonel firmalarla Ceoları ile sohbetlerimizde oldu, tek kelime ile böyle işçiliklerden nefret ediyorlar hatta yapanlarıda eleştiriyorlar.

    Eskitme kelimesi farklı anlaşılıyor, yeni mobilayaları dediğim gibi eskitmek imkansız görünüm değişebilir afakat üretilen ahşap Ben berbat kopyayım diye bağırır, örnek Kostik konusunda resimler üzerinden konuşuruz, eskitme yapılmış ahşaplar bana göre eskitme ile en ufak alakaları yok, tamamen kimysal ıslatma yoluyla fırça işlerinden ibaretler.

    Size yaptığım asayı anlatmıştım kulladığın ahşap yüzerce senelik, eskitme yapmıyordum eski olana geleni işimi orjinalliğini bozmadan vermeye çalıştım. Gören herkeste zbu yeni yapılmış bir cümlesi kurmadı sebebi Döneminde kullanılam malzeme neyse onları kullandım, yani cama ekledim ama yeni cam kullanmadım, sicim kullandım ama gemi çıkması halattan aldım, heykel kullandım eski 70 sene üzerinde paraçyı kullandım. Bu zaten Tasarım orjinal eser olarak kabul ediliyor ve şuandada Dünyaca ünlü İtalyada kilisede sergileniyor.

    Türkiye eski agac cenneti, eski binaların keresteleri her yerde var, hem daha ucuzlar hemde orjinal parçalar. Amerikalılar Türkiyede bu tür mobilyaları ürettiler ama agacların tamamı eski parçalardı, gemilerden çıkan keresteler, yuz yıllık meşeler, kısaca her türlü eski ahşap ile yapılan eserler. Bu Mobilyalara zaten eskitme demekte haksızlık oluyor, orjinal yıllanmış ahşapı dönem mobilyasına çevirmek başlı başına gelecek nesillere bırakılan kültürel mirasa dönüşüyor, bu mobilyalar zaten oldukçada pahalıya satılıyorlar.

    İkona yapımında yine aynı şekilde asla yeni ahşap kullanamazsınız, kullanmak için Ahşap kalitesini bilmek şarttır, Benim diyen Usta olsa ahaşp tanımıyorsa kullandığı veya yaptığı ikinonın ömrü 5 seneyi geçmez agac kurudukça çatlayacktır ve yarılacaktır.Bunu önlemeninde imkanı yok, sebebi mevsimler hava bu bilinmeden kullanılan ahşaplar üzerinden en yıkıcı hasarı verirler.

    Kilise için yapacağınız heyleller konusunda yardımcı olmaya çalışırım, bu tür heykellerin hem restorasyonu hemde orjinal görünümlü yeni eserleride yaptım, bunlardan biride Cemil İpekcinin Arkadaşındadır, tamamen bakana Mistik havayı tatıran heykelleri gözlerden önce Ruha hissetirmek gerekir.

    Siz gerçekten çok iyi İnsansınız ve bu işede gönül vermişsiniz, paranızıda eyni ahşaplara vermenizi asla istemem. Bina cıkmacılarından keresteleri alıp stoklayın, kastamaonu yöresinde eski ahşap cennetidir bu mutlaka stoklar yapın. Gemi hurdalıklarını mutlaka irtibatta olun, görevlilerle haberleşin. Bu Ahşapların tamamı marka mobilya demektir.

    Kastomunu yöresinden aldığım Hurda kapı parçasından el oyması ayet yaptım, Osmanlı müzayede eveinde satıldı 2600 liraya yepyeni bir oyma ne boya vardı nede eskitme, meraklılısı 80 liradan başlayan artırma ile aldı. Parasını ise bağış yaptım, dediğim gibi Dini objelerden para kazanmak beni inanılmaz korkuturdu. Para içinde yapılacak iş veya meslek değil bana göre. Her Dinin Kutsal Peygamberlerini ve Allahın kitabından alıntıları süsleyip satmak, Allah kelamı ile ticaret bunu hiç bir şekilde kabul etmedim ve etmemde.

    Okuyan Hat sanatcıları kızabilirler, Onlara saygı duyarım ama bu yaşıma kadar gördüğüm Hat yazılarında acıkcası Allaj kelamını değil yapanın süslemelerini gördüm, Yazının Ruhunu bakana veren Ustalar zaten eli öpülecek muhteşem Kişiliklerdir bunlar teneke üzerine yazsalar en ufak süs işleme yapmasalar dahi bakanın Ruhu tebessüm eder. bazı şeyerlide ayırmak gerekir, bu tür Ustaların eserlerini para ile almak zaten olanaksız para teklif etmek kovulmanızla sonuçlanır. Bu Adamlar hediyeleşirler ticaret yapmazlar, para konuşmazlar.

    Levent Bey, eskitme konusunda yukarda nacizane tavsiyelerim oldu Özür dileyerek ve utanarak yazdığımıda bilmenizi isterim. S,ze özellikle kilise işleri konusunda yardımcı olmak isterim, heykeller olsun, yeni üreteceğiniz elinizde veya kilisede heykel kalıpları olabilir, bunların dökümleri içinde oldukça ucuza eski teknikle yapılan atolyeler sanıyorum duruyordur, yerlerini söylerim keyifle ve çok ucuza heykel dökümlerini alçı toprak karışmı ürettirebilirsiniz. Bu ilkel yöntemle yapılan dökümler inanın en çiğ halleri ile dahi İnsan Ruhuna hitap ederler.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  127. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam dedğinizi anladım ama bahzı antikaa mobilya sahtekarları malesef köylerden evlerden her yerden bu ahşapları alıp mobilya yapıp antika diye sattılar bu nedenle eski ahşaptan yapılmış şeylere pek sıcak bakmadım o nedenle bir iki denememde oldu bu denemelerimde modern bir sehpa yaptım inananın antika olmadığına dostlerımı zor ikna ettim ben yaparımda birisi benden satın alır antika diye satar diye endişe ettiğimden yapmadım
    ustam kalıp konusunda kilse yardım edecek aramız oldukça iyi doğrusu tabi öğrenmek istediğim daha doğrusu yapabilirmiyiz diye sordukları bir şeyde tablo eskitme sizin bir yazınızda elektrik süpürgesinin tozuyla yapabilirsiniz diye yazmışsınız ama arkadaşlar daha sanatsal bir şey istiyorlar yani ümitasyon görüntüsünde uzak olucak böyle yapılmış eskitmeleride gördüm doğrusu inanmak zor yeni olduklarına hatta resim üzerine bile yapmışlar ama malesef ne yaptıysak eskitme tekniğini çözemedim sizin bilgilerinizi rica ediyorum
    sevgiler

  128. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yeni aşap üzerinden eskitme fikrinizi yapabilirsiniz ama Sahtekerlar yüzünden üretim yapmamanız işin özünde Sahtekarlarada oldukça keyifli bir kandırma alanı yaratır.

    Tablo eskitme tarifini yazmıştım, eskitmeyi tavaşan tutkalı ilede yapabilirsiniz ben sıcak tutkal herkesin herde bulacağı ürün açısından tarifi verdim.

    Resmin kopya olması hiç öneli değil, bakın posteri daha tuvala yapıştırın, üzerinden suluboya dahi gecebilrisiniz yeterki orjinal resden farklı düzeyler olmasın. Üzerine bildiğimiz her yerde satılan parke cilası ile kaplayın, kurumasını bekleyin bu cila harika bir katman oluşturacaktır yani tuvalin dokusunu tamamen gösterir, üzerine bildiğimiz sıfır numara tel ile veya sıfır numara bez zımpara ile çalışın, oldukça mat yaptığınız eskitmeye göre inanılmaz derinlik ve eskilik veren bir görüntüyü elde edersiniz.

    Bunu denedim ve deneylerim sonucu verdiğim net tariflerdir, resmi duvara astığınızda binlerce yeni resim arasında kendini inanılmaz dokusu ile gösterir, çercevesiz dahi görüntüsü muhteşemdir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  129. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam ne yapabilirim elimde deyil ben bu tür eskitmeleri öğretmiyorum bile birileri sahte antika yapar diye yediğim ekmeğe herhangi bir nedenden dolayı leke bulaşır diyede korkuyorum yoksa eski ağaçlardan çok güzel eskitmede yapıyorum üstünede bağzı tozlar döküyorum antikadanda ayırmak zor ,hatta imkansız ama diyorumya bir sahtekarlığa vesile olurum diye korkumdan vazgeçtim ama şimdi aklıma geldi alacağım makina ile alt kısmına çok derin bir logo koyarsam olabilir
    erol ustam benim malzeme pahalı ucuz sorunum yok yereki iyibir tarif olsun özellikle sizden ricam tavşan tutkalını veya başka bir tutkal varsa eskitmede nasıl kullanabilirim
    -ustam verdiğiniz tarifte şunu anlayamadım resmi sulu boya veya başka boya ile boyadık boyadıktan sonramı parke cilasını sürücez sonra tavşan tutkalını nezaman sürüp nasıl eski hale getiricez birde bildiiimiz elektrik süpürgesi tozu yazmıştınız onuda herhalde enson vede tablonun üstündeki kurumadan dökeceğiz değilmi
    parke cilası yerine daha mar bir cila kullanabilirmiyiz
    tutkal sürdükten sonra zamanlamıı çatlıycak yoksa fön makinasıyla çatlatabilirmiyiz
    sevgilerimle

  130. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Siteyi takip eden Ebru Arkadaşımız vardı, ona Size verdiğim macunu tarifini anlatmıştım fakat Macunu yaparken Ebru Hanım bilmeden harika bir eskitme örneğini en derin ve en orjinal hali ilede ortaya çıkarmış, resimi göreceksiniz Sehpasını macunlamış fakat tutkal oranını az koyduğundan kuruduktan sonra doğal çatlaklar tüm sehpa yüzerine en derin halde yayılmış.

    Şimdi aklıma geldi çunki bazı şeyleri analatırken zorlanabiliyorum, oysaki uygulması inanılmazın ötesinde kolaydır. Ebru Hanım çatlatmayı beyaz zemin üzerinde beyaz doğal üstübecle yapmış, Siz bunu farklı renklerde ehem zemin hem macunu renk olarakta daha keslkin hatlara getirebilrisniz, renkler daha net ve keskin dokuların görünmesine sebeb olur.

    Tavşan tutkalı aynı şekilde rönesans devrinde Ünlü ressamların tuvallerinde alt zemin olarak kullanılmış, sebebi tuvali daha kaliteli ve dokusuz hale getirdiği için ressamlar tarafından en tercih edilen tuval boyası olarakta bilinir, Türkiyede sorsanız Adamlar Size bu bizim sırrımız derler, palavra anlatırlar sır falan değil binlerce yıllık bir uygulamadır.

    Parke cilasını resmin üzerine süreceksiniz, yeni bir yağğlı boya resimde olsa hiç fark etmez yeterki kurumuş olsun. Püf noktası parke cilasını kesinlikle bastırmadan sürmelisiniz, bu çok önemli detaydır alttaki yağlı boyaya zarar verirsiniz, yaptığım hiç bir eskitmede zarar vermeden başarı ile uyguladım, kuruması için 24 saat en ideal süredir.

    Eğer alltta ki yeni resmi eskitirseniz sonuç Antika bir tablodan hiç bir farkı olmuyor, Duvarda Gerçek bir Antika tablo olduğunu anlamak içinde usta bir göz gereklidir, yani normal Sanattan Uzak İnsanların anlamaları imkansızdır. Bu yaptığım işlerin Arkasına muhakkak simimi yani Tusta diye kucuk not düşerdim. İnsanların kandırılmamaları için o imzayıda silmeleri için tuvali yakmaları veya resmi bozmaları gerekir, çunki ön resimle arkada yaptığım imza birleşik birleşimdir.Sahtecelik yapılması olanaksız olurdu.

    Elekrtik süpürgesini sadece en basit örnek olarak verdim, sebebi ise tozu dışaı üflediği içindir, ıslak tutkala yapiır tuval oldukça doğal kirli bir görüntü alır, tuvale hiç bir şekilde yapar fırca boya renk vs eklemeden uygulanan bir iştir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  131. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam görmez olurmuyum sizde macunu az koymuşunuz diye yazmıştınız ama çatlama nedeni ondanmış üstbeçin içine tutkalı az koyarsak çatlıyor demekki
    ustam sıcak tutkalla verdiğiniz çatlatma tarifini tavşan tutkalıylada yapabiliriz deyilmi
    ama eskitme deyince nedense hep çatlatma geliyor akla halbuki bir çok şekli var
    tabi benim aklıma şuda geldi umarım saçma bulmazsınız tutkalla yaptığımız ve içinede bol miktara boya koyduğumuz karışımımız olsa bizde bizde bu karışımı boya olarak kullanıp bir resim yapsak bu resim çatladığında harika olmazmı sanki yıllarca durmuş kurumuş ve çatlamış gibi
    sevgilerimle

  132. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey tavşan tutkalı ilede elbetteki yapabilirsiniz, bu tür resim yapabiliriniz fakat renkler arasında çalışma sorunlu olur sebebi boya heç çabuk kurur hemde resim üzerinde katmanlar oluşmasına neden olur, sulu şekilde deneyebilirsiniz hatta su bazlı çatlatma verniğide karıştırabilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  133. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam amacım zatem resimi yaptıktan sonra catlatmak dediğiniz gibi sulu yapabilirim o zaman resim sanki yüzyıllar önceden kalma gibi olur birde toz üstübeç veya tozlada eskitirsem mükemmel olur kanısındayım bu konuda ne dersiniz özel bir tarfiniz varmı
    sevgilerimle

  134. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Suluboya resimde eski ton vermek zordur. Tozla yaparsanız ortaya çok kötü sonuc çıkar. Örnek Ben tuvali tozlandırmak dediğim fakat bu sadece tuvalin Arkası için geçerlidir. Resim ise oldukça kaliteli olmalıdır.

    İranlı Gençlere sipariş verirdim Resim kabiliyetleri iyi olanları o denem tanırdım ve Bana her gün uğrarlardı, 10 tane resim verir katalogtan seçerdim, 3 ay sonra getirir teslim ederlerdi. Bu resimleri bir çok ünlüde görebilirsiniz tamamı buyuk boyutlarda tablolardı 120×100 en ufak yaptırdığım ebattı.

    Bahsettiğim yönteöle yaptığım çalışmada zaten resim kendini orjinal tablodan farksız ortaya çıkarırdı, catlamda yapmazdım sebebi size tarif ettiğim yöntem resmi bir taba yaptığında oldukça kaliteli tok görüntülü yıllanmış eski havasını verirdi.

    Çatlatma yöntemi resimler eğer hediyelik eşya amaçlı üretcekseniz, işlemi kolaydır resmim üzerine su bazlı çatlama verniği sürmek yeterlidir.
    resmi çok hafif su boyası ilede silerseniz çatlaklar arası dolar ve resim sanki derin eski bir havaya bürünür. Çok fazla imal eden olduğu için ben hiç bir zaman bu tür detayları resimlerde özellikle özel yaptırdığım hiç bir resimde uygulamadım.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  135. levent-ordu dedi ki:

    erol uatam anladım ama ben çatlatma verniklerini biliyorum elimizdede var ama bu vernikler çatlatma gibi deyilde çatlatma resmi gibi duruyor siizin tarifinizde ise çatlatmada bir 3 boyut ve derinlik var ondan böyle bir şey düşündüm hatta elimizde ebru için yapılan arap zamkı bile var bununlada sizin tarif ettiğiniz gibi çatlatma eskitme denicez
    sevgilerimle

  136. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, En ideal çatlatma doğal olanı tariflerini verdim. Bu yöntemle zeminle resim derin farklar görürsünüz. Bu aslında yeni birşeyde değil Cocukkken rahmetli Babam Avrupaya böyler ürünleri yapardı.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  137. levent-ordu dedi ki:

    evet ustam öğrettiniz bende bugün eksik kalan derleyemediğim bilgileri derlerken baktımda baya bilgi vermişsiniz çatlama zaten benim aradığım rüyamda bile göremicem bir tarif eminim harikalar yaratıcam ustalar beni perişan etti erol ustam yanlış bilgiler,esirgemeler,vaktim yoklar neler neler öğreticekleride sizin öğrettiklerinizin binde biri bile deyil hele gomalak öğrenmek isterken neler yaşadım sayenizde hepsini aştım denemelere bile başladım
    sevgilerimle

  138. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Mesleği bilen Adam paylaşır bilmeyense bir sürü sebeb neden sayar, oysaki Adam bilmiyor Size ne anlatacak, İşi bilmeyenin Cahil kurnazlığıda vardır, bilir 3-5 spruya cevap verse devamı gelecek ve bir yerde sıkışıp kalacak anlattıklarınında masal olduğu anlaşılacak, haklı olarak bu tür sohbetlerden kacınıyorlar.

    Rahmetli Babamı tanısaydınız yanından ayrılmazdınız eminim, yeterki meraklı birisi onunla sohbet etsin Sizi bambaşka Dünyalara binlerce yıl ötesine götürürdü, ne biliyorsa paylaşırdı, şimdikiler gibi meslek sırrı saçmalıklarını bir defa dafi duymadım tam tersine inanın böyle birisi gelse Babam onu yemeklere götürürdü, meselk inceliklerini en ince detayınıa kadar anlatırdı.

    Cahillik ve Cahil kişi kendini belli eder, Ben meslek sırrı desem ne olacak? Süper araştırmacılar var kipaplar yazım en akla gelmedik bilgileri paylaşıyorlar, bu Adamlar Dünyada her zaman bir numaradırlar çunki payaşan İnsanlar tarih bu İnsanları gururla yazıyor.İnsanlağıa bir katkıları olduğu için. Ben anlatmasam Siz anlatmasanız, Gençler nerden öğrenecekler?

    10 Kişinin elinde bir Türkiye mobilya krallığı kuranlardan ibaret kalacak, zaten böyle şuan.

    Ustalıkmış Bana kimse Ustalık anlatmasın, Usta demek önce mükemmel ahlak demektir. Neden İtlayanlar Mobilyada tasarımda bir numara sebebi çok basit. Mobilya sanayinde bu Adamalar inanılmazdır, verilen her iş sipariş anında yetişir onlarda daha beter sahtekarlıklar var fakat mobilya konusunda denk gelmedim. Belkide büyük firma olduklarından. Amerika ustalar tanıdım Adamlar zaman demek herşey demek, Zman kavramı Sizin karaketerinizin de göstergesidir iş ne zaman hangi saat denilmişse o saatir. Türkiyede bu yeni yeni alışılıyor dilerim çoğalır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  139. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam doğru dersiniz ama çğu usta bilsede öğretmek istemiyor öğretmek istemedikleri şeyler aman aman sırda deyil sırf bana yarın rakip çıkar gibi aptalca düşünce yüzünden
    evet hakikatten babanızı tanısam zaten yanından ayrılmaz çırağı olurdum buda benim şansızlığım demekki
    ustam ahlaktan bahsedersek olmazsa olmaz bir özelliktir ama malesef bu forumda sürekli bahsediyoruz sahtekarlar o kadar beni endişelendiriyorlark,i size örnek verdim eski ahşaptan mamul bile yapmaktan vaz geçtim .tabi verilen cezalar hırsızlara,sahtekarlara gösterilen iltifat bunları çoğaltıyor yazık oluyor bu canım memlekete yazık oluyor sanata insanların güvenine
    evet ustalık demek mükemmellik demek benimde bu öğrenme telaşım bundan gayretim bu mahçup olmamak
    sevgiler

  140. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sahtekarlara en iyi cevap onlardan daka kaliteli işler çıkarıp bu ürünleri sergilemek diğer türlü Siz üretmezseniz bu Sahtekarların ürünlerini kim ayırt edecek? Meydanı bunlara bırakmak demektir.

    İstanbulda bir dönem sahte gümüş işleri vardı, taklit gümüş üretimleri o kadar kalşteli yapılmaya başladıki sahtekarlar bir anda ortalıktan yok oldular. Taklit ürünü bilen İnsanlar kolay kolay herkesten mal almazlar, kaliteli esnaf ve üreticğiyi seçerler fakat üretim olmazsa bu sahtekarların cepleri dolar.

    Bende ürettim yeni olarak sergiledim, gelen herkes şaşırırdı ve nerdeyse tamamın görüşü aynı olurdu, Artık Antika alırken mutlaka bilenlere danışmamız gerekiri anlarlardı ve bu İnsanlar birinden mala alacaksa yanlarında işten anlayanları götürürlerdi, sonuçları ise kaliteli esnfa yaradı çunki Sahtekarlar yüzünden satamadıkları orjinal eserler bir anda değerleride anlaşıldı.

    Çine bakın taklit üretimlerin ana merkezidir, eskiden sahte yüzükler, sahte binlerce parça ortalıkta orjinal diye satılırdı. Şimdi kuyumöcudan bile İnsanlar mal alsa orjinalmi diye sertrfika alıyorlar. Bir yerde taklit üretimler sahtekarlıklarında önüne geçiyor. İstanbul ünlü markaların taklit kıyafetleri ile doluydu bugun nerdeyse tamamen ortadan kalkdı. Orjianl ürün satan markalar şuan en keyifli satışlarını yapıyorlar.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  141. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam haklısınız benimde amacım yaptığım işte marka olmak o nedenle gece gündüz araştırıyorum,inceliyorum,öğrendiklerimi deniyorum oldukçada iyi sonuçlar aldım sizinde çok yardımlarınız oldu inşallah işimi kurduktan sonrada irtibatımız devam edip sizden akıl alıcam bana çok yararınız oldu ne dediyseniz çıkıyor şimdi denemelere başladım denemelerimde başarısızda olmadım tarifleriniz birebir tuttu bizde hayret ettik en ufak bir eksik yok herşey yolunda gidiyor yakında size yaptıklarımızın ressimlerini yolliycam bakalım öğrencinizi nasıl bulcaksınız
    sevgiler

  142. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, Antika ve Eski restorasyonu Dünyanın en eski mesleklerinden bir tanesi ve Marka isimlerde nerdeyse yok olmuştur, Eski Ustalarımızın bir çoğu aramızdan ayrılmış veya Ülkemeizden gçc etmek zorunda kalmışlardır. Türkiyede Dünyanın en iyi Ustasıda olsanız nafiledir, arkanızda ünlü bir kaç kişi varsa açıkcası, Antikanın A sınıda bilmeseniz hiç önemli değil, inanılmaz paralar kazananlar ortalıkta geziyorlar.

    Verdiğim tarifler hep diyorum Rahmetli Ustlarımızın ve Babamdan kalan detaylardır, Dün Almanyadan bir Hanım Efendi ziyaretime geldi, bu konuyu konuştuk Almanya için ısrarlardanda bıkmış hale gelmiş oldum, komik ama Alman bir Hanım Efendi dahi bulmuşlar üstelikte Antikalarla ilgili:) bolcada güldüm, Arkamdan ne işler çeviriyorsunuz diye.

    Verdiğim tüm bilgiler gerçek iş hayatımdan alınmıştır yani hiç bir bilgide en ufak ne abartı nede hiç bir gereksiz bilgi vermeyeye çalışıyorum.
    Verdiğim formulleri uyguladıkçada Sizin zamanla tecrübelerinizle herkesi şaşırtacak işlere imza atacağınıza eminim. Gençlere Ekmek kapıları açacağınızıda biliyorum.

    Eski veya taklit eşyalar yapmam diyorsunuz Size ricam ise Sahtekarları, sahtecileri Susuturmak için yapmanız gerekiyor ki Türkiye gerçek Antikayı ve Ustalarında değerlerini öğrensinler. Diğer türlü bu sahtekalar baş tacı yapılıp İnsanların alın terlerini çalmaya devam edecekler. Bakın çok acı bir örnekte verdim, bu Ahlaksızlar işi o kadar azıttılarki bir dönem Çanakale Savaşına ait bir çok eşyayaı kopyalayıp İnsanlara sattılar. Sebebide o dönem bu tür Eşyaları tüm Avrupada Devletler Hatıra eşyası olarak yaptırıp satarken Ülkemizde Tabu ilan edilip dolandırıcı ve kopyacılara prim verildi.

    Ürettiğiniz tüm ürünlere seri numarası ve sıcak damga vurarak firmanızıda uluslar arası belgeli ürünler yaratan Dev marka haline getirmekte çok kolay. Dünya bu tür özel üretim eşyalara veya kucuk hatıra dönem Eşyalarına taparlar inanılmaz koleksiyonerleri vardır.Bu İnsanlar bu tür ürünleri takip ederler ve toplarlar.Adınız kopyacı değil tam tersine gerçek markalar arasında yerini alır.

    Türkiyeninde buna ihticaı var çok acıdır bu yöntemi uygulayan tek firma var Paşabahçe Cam sanayidir, Dünyanın her yerinden Paşabahçenin özel serilerini bekleyen koleksiyonerleri bilirim. Bu serileri bir defa çıkarırlar belli sayıda koleksiyon üretimleridir, Amerikalı bir çok İnsanın özel olarak geldiğini gördüm sohbetlerimizde oldu. o dönem 400 liraya satılan ürün bugün özel koleksiyonerlerinde elinde bulunuyor almaya kalksanız 10 bin dolarlara satın almanız imkansızdır. Sebebi %100 dönem üretimi orjinal ürünler olarak belgeli üretilirler.

    Yarın Maonitörüm geldiğinde resimlerinize keyifle bakmak için sabırsızlanıyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  143. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam insanların sizi düşünmesi ne güzel almanyada daha iyi olucanızı düşünüyorlar neden reddetdiniz
    evet ustam eski ve taklit eşya yapmayacaktım ama sizin bu sözlerinize hak verdim doğru yapmak lazım buda bir tür sahtekarlarla savaş şekli ,çok güzel metal eskitme ve eski ahşaplardan mobilya ve aksesuar yaparım orjinalinden uzmanı bile zor ayırır bu nedenle çokda ilginç teklifler aldım tabi teklif eden edeceğine pişman olduya
    zaten firmamın logosunu hazırlıyorum tasarımlarla uğraşıyorum resimleri yarın çekip göndericem ustam fikrinizi heyecanla bekliyorum yanlız göndereceğim resimlerde gomalağa henüz final yaptırmadık ama genede üstünde kendimizi yavaş yavaş görmeye başladık
    2 sehpamz bir çerçevemiz birde tornet sandalyemiz var onlara henüz başlamadık onlarında resimlerini göndericem özelliklr tonet sandlyedeki boyaları tam sökemedik
    sevgiler

  144. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bu yaştan sonra farklı bir Ülkede çok zor hele ki Hasta olarak yaşamak dahada zor, Gençliğimde tercih etmedim şimdi bazen düşünüyorum tabiki sadece düşüncede kalıyor, belki iyi bir hayatta yaşayabilirim, Derslerde verebilirim dediğim gibi çok zor, Türkiyede doğup burda ölmek yazılmış.

    Karar değiştirmenize sevindim, Sahtekarların en nefret ettiği detaylar karşılarında dürüst kişilerin üretim yapmasıdır, bu onları anında yok eder. Avrupada Amerikada inanılmaz taklit ürünler var, güzel olan yanı ise üretici firma taklit ürünü yapıyor fakat o kadar orjinale yakın ürünler ortaya çıkarıyorlar ki, firmayı bir anda özel koleksiyonerlerin ilk sırasına yerleştiriyor. Tüm kopya ürün yapan firmalara dikkat edin tamamında liste ve seriler vardır, her çıkardıkları ürünler limitlidir ve bu ürünler inanılmaz şekilde pahalıya satılır.

    Bu tüm kopya ürünlerin resmi belgeli olanları ise net şekilde koleksiyoner ürünleridir hemde ilk piyasalara çıktığı andan itibaren. Tamamında Limited Edition damgası bulunur.

    Resimleri gördükten sonra keyifli üzerlerinde yazmaktan herkes keyif alacaktır eminim.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  145. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam başka ülke meselesi evet sizde kendinize göre haklısınız bende yaşayamam benimde elime bu tür fırsatlar çok geçti ama yapamadım
    ustam evet karar değiştirdim çünki sizin bakış açınızdan hiç düşünmedim marka tescilide alırsam o zaman sorun kalmaz zaten
    resimler göndericem yarın bir ihtimal final cilasınıda atıcam
    sevgilerimle

  146. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Marka tescili şart zaten Uluslarası bir isim tercihi yapın, sebebi markalar isimden çok kişiye verdiği ağızdan çıkan cümlenin verdiği tat gibi düşünmek lazım, örnek L’ewis veya Rolex markaları çoğaltabiliriz. Marka ismi seçmekten bir neci yemek ve tad alma duygusu gibi, İnsanlara bir şeyler hissetirmeli.

    Üretim ise Bana göre Firmanın net kişiliğini göstermeli, şahsen 10 Bin parça ürün yerine 500 parça veya 100 parça, Ünlü markaların tamamında bunu görürürüz, Adamalar bu üretimlerde alıcısına şunu söyler , ”Sen özelsin” çunki üretilen tüm objeler sınırlıdır.

    Burda aslında Marka sahibi fazla kazanmaz Satın alan daha fazla kazanır, Antika ile uğraştığımda inanılmaz detayları yaşadım Rahmetli Babam dönemide dair, misal Türkiyede çöpe atılan 50-60 sene öncesinin Marka kotları bugün 2.000 Dolarlardan satılıyor üstelikte nerdeyse parçalanmış halde olmalarına rağmen, koleksiyonerler için hiç bir sınır yoktur. Örnekleri çoğalatabiliriz, hatta Antika ve Koleksiyoner nedir konusu dahi açılabilir. Bir çok İnsan evinde olan eşyadan habersiz yaşıyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  147. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam zaten logo,marka,tescili,kurumsal kimlik,tanıtım ve satış internet sitesi gibi ayrıntılar zaten bitmek üzere hazırladık benim amacımda zaten fabrika kurmak deyil üretip marka olabilmek 100 parça yerine fark yaratabilecek 20 parça yapıcam
    sevgiler

  148. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Marka olmak zaten herşeyin ilk adımı, sonrasında Siz fabrika istemesenizde sponsorlar değerli firmalara her türlü yatırımı yapıyorlar.

    Türkiyede yeni yeni bilinmeye başladı, Sevindiğim detay yabancı yatırımcıların İnternet sitelerine dahi ciddi paralar harcadıklarını duymak ilk ağızlardan gerçek olduğunu öğrenmek çok keyifli.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  149. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bilinmek marka olmak çok önemli internettede olsa sizi insanlar buluyor çok güzel tekliflerle geliyorlar bana antalyanın en ünlü antikacılarından biri bana sen gel işini yap müşterin bana ait dedi hiçbir payda istemiyor nedeninin sorduğumda cahil ustaların satmak için aldığı mobilyaları berbat etmesinden bıkmış o nedenle çok ciddi sorunlar yaşamış durum bu yani
    sevgiler

  150. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sitede yazdığımdan beri bir çok İnsan bana tanıdığınız işi bilen Usta varmı diye sordu, inanın korktum cevap veremedim. 15 sene öncesinin Ustalarının telefonlarını aradım bir çoğu ya mesleiği bırakmış veya telefonları yanıt vermiyor.

    Şuna eminim artık Antikası olupta bu siteyi okuyanlar, iş bilmeyen Ustalara en net yanıtı vereceklerdir. Antikaları olanlara tek tavsiyem Ustayı tanımadan asla Antikalarınızı emanet etmeyin ve mutlaka tamir söküm aşamalarında sık sık ziyaret edin tamir sürecinde yapılan işten haberiniz olsun.

    Antikalar Bizim eşyalarımız olsalarda bu Ülkenin ulusal değerleri olduklarını herkesin bilmesi şarttır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  151. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam haklı olarak usta adresi vemediniz bende usta diye neler gördüm ne antika mobilyaların sentetik cilalarla mahvedildiğini gördüm
    antikalarını insanlar güvendikleri ustalara veriyorlar güya çünki birileri iyi usta demiş ustam antikanın mobilyacıya deyilde bu işle bizzat tecrübesi olan işi bu olan insanlara verilmesi gerektiğini bilmiyor mobilyacıyı antika mobilya tamircisi sanıyor
    sevgilerimle

  152. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gec cevabım için özür dil,yorum lütfen hakkınızı helal edin, monitör süreci beni inanılmaz şekilde yordu.

    Antika eşya Ustaları işin gerçeği her yerde kolayca bulunan İnsanlar asla değiller, gerçek Ustalara ulaşmak inanın nerdeyse çok zor hatta ulaışsa dahi bu Ustalara iş kabul ettirmekte güctür genelde zamnları olmaz ellerindeki restorasyon işleri inanılmaz fazladır. Rahmetli Babamdan bilirim Bazen öyle İnsanlar gelirdiki işlerini alamazdık ya 1 sene sonrasına söz verirdik veya güvendiğimiz farklı ustaları tavsiye ederdik. Gerçi Babamı bekleyenler her zaman olurdu.

    Antika restorasyon Ustası inanın Atolyesine girin kalitesi kendini belli eder, kullandığı takımlar aletler, herşey düzenli ve görende saygı uyandırır. Hatta bu Ustaların en sevdikleri işlerde Sİstralarıdır diyebilirim tuaftır ama Sistra bilemek sanki özel terapi gibidir çelik hem çok keskin olmalı hemde inanılmaz şekilde düzgün bileylenmelidir en ufak sistra agzındaki bir çıkıntı agacı jilet gibi keser ve yaralar. Elimizi sürterek kontrol ederdik çelik tarafı kekin dışı parmöagpımıza takılmıyorsa bileyin tam olduğunu anlardır, takılıyorsada tekrar sistrayı ezerek körleştirir tekrar bileylerdik.

    Ahğap üzerindeki eski kalıntıları o kadar harika sıyırıki izlemesi dahi keyiflidir yapan Usatnın genelde bu işlemde parmak ucları yanar ve su toplar, çunki sistraya parmak ucu ile uygulanan baskı sonucu ısınır elimizi ısıdan su toplardı tabiki bir iğne ile bu suyu deler işimize devam ederdik. Gerçekten çalışması inanılmaz keyiflidir.

    Tabiki artık böyle ilkel işler çok az, sökücüler hazır sistralar ile kolayca yapılabiliyor.Avrupa ise Antika restorasyonlarında kesinlikle eski yöntemölerle tamirler aypılıyor belirtmek isterim asla teknolojinin çok zeki takımları aletleri ile Antikalarda temizlik restorasyon hem sakıncalı hemde risklidir.
    Yeni nesil haklıda Gençler birşey görmemişki, Ustaları tanımamışlar, Ustalarsa son dönemlerde zaten kendi istekleri ile sanata küsmüş kenara çekilmişler. Ne yapacak yllarını vermiş Usta işi bilmeyen Adama akılmı verecek, vermez birde azarlanır işten kovulurlar. Sıkıyorsa Varak tamircisine veya Antika Restorasyonu yapan işi bilmeyenlere gidin sakın polyseter ekleme yapmayın deyin bakalım ne cevap alırsınız Size zır cahilliğiyle birde ders verir.

    Ne diyelim, herkes haklı yapacak birşey yok, gerçek Antika severler zaten Ustalarını asla yalnız bırakmıyorlar ellerinden tutuyorlar. Anlamaynlar ise buldukları ile yetiniyorlar.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  153. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam hoşgeldiniz valla çok merak etik sağlığınızla ilgili bir problem var sandım bende andye sordum monitörünüzle başınızın dertte olduğunu söyledi keşke andye sorsaydınız alırken
    -erol ustam resimleri gönderdim cilada finalide yaptım esas o resimleri göndericem, ilk acemiliğimizi çıkarmaya çalışıyorum dünde sehpalardan birinin cilasına başladım zannerdersem o daha güzel olucak
    -bu arada eskitme denemesi yaptık sonuç berbat oldu boncuk tutkalını sulandırdım içine ponza tozu ve boya koydum sulu olunca boya zeminde kayboldu koyulaştırdığımda zemine yapışıp kaldı tavsiyenizi bekliyorum
    -erol usfam dedem bana önce el aletleriyle iş yapmasını öğretti zaten o zamanlar motorlu aletlerde yoktu şimdide o gürültülü motorlu aletleri kullanamıyorum elimde yapıyorum mesela zınpara makinasını kullanamam nedeni zınparanın her milimetresini hissederek görerek yapmam lazım motorda fırtına gibi zınparalıyor birşey anlayamıyorsunuz işte gençlerinde meselesi bu el aletlerini kullanmasını bilniyorlar buna okullularda dahil çocukların doğal olarak el melekeleri göz hassasiyetleri hissedebilme yetenekleri gelişmiyor o nedenle bu gençlerin okulda hocaların yanı sıra ustaların yanında öğrenmeleri gerkiyor işte çıraklık müessesesininde önemi burda ortaya çıkıyor neden çıraklığın önemli olduğunu anlıyoruz
    mesela sistre yapmasını ben dedemden öğrendim ama hala hatalar yapıyorum oldukça zor bir işlem şimdi bunu iyice öğrenmeyen biri bilmeden ahşaba derin yaralar açar dedem derdiki sistreyi önce ahşabın üzerinde deniceksin ahşabın durumunu test ediceksin ondan sonra yavaştan hızlıya yumuşaktan serte doğru test ediceksin anlıycaksın bakıcaksın ondan sonra sistreye başlıycaksın derdi yani görüldüğ gibi deyil biz enazından öyle öğrendik
    sevgilerimle

  154. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Resimleri aldım nasipse bu akşam detaylı olarak birşeyler paylaşırız. Cilada izleri gördüm çok ince cila ile başlamışsınız sanıyorum belli yerde donmalar olmuş, çalıştığınız yer nemli ise ispirto içindeki alkol bu tür mat lekelere sebeb olabilir, ilk katlarda ince olmasın yeterlidir, bir daha bu detaylar oluşmaz.

    Monitörü aldım fakat aldığıma bin pişman oldum, Andy sağ olsun birazda alınmış fakat zaten firmalarda doğru dürüst cihaz yok, Avrupanın en ucuz en kalitesiz ürünlerini alıp, en yüksek paralara satıyorlar, çok çirkef bir ticaret var, firmalar şeytan olmuş Size seçim şansı tanımıyor 3 model hepsi nerdeyse bir birinin aynı üreticileri farlıda olsa, ve firma aslında zorla kalitesiz ürünü çok zeki şekilde satıyor, Devlet eskiden ne kadar güzeldi Devlet malzeme ofisleri vardı, oralara giderdik Çirkef firmaların agzının konusunu çekmezdik, istediğimiz ürünü ucuza alır gelirdik.

    Sıcak tutkal ve boya ikiside renk tonlarını deneyin, sebebi sıcak tutkalın rengi bir şok renk pigmentini yok eder, toz boya katıp sıcak tutkalla birlikte eritirseniz sorun ortadan kalkar, pomza taşı koymanız tutkalı kesmişte olabilir sıvıyı emer ve zemin üzerinde dağılmasını engeller, pomza taşı yerine beyaz üstübec tercih edebilirsiniz. bunu sürerken fırca veya bezle uygulamayın, bildiğimiz ispatula ile zemine sürün cok daha üst kalitede detay alırsınız.

    Gençlerde haklı, bir tarafta sahtekar para kazanıyor diğer yanda Genc Usta alın teri veriyor orjinal olsun diye uğraşıyor malesef para kazanamıyor. Kalitesiz müşteri oluncada gercek ustalar ac geziyor, Ben Antika topluyorum deyipte Antikayla alaksız çöpleri alanları çok gördüm, bilincli Müşterileride bulmak zor bu İnsanlar genelde Aileden kalma bir mirası devam ettirler Ustaları Aileden kalmışır, ustaların Cocukları ile devam ederler ve farklı bir Usta arayışına girmezler. Haklılar çunki Antikanın temelinde Ustalara duyulan güven yatıyor.

    İnsaAllah gercek ustalarda evlerine Ekmek gotururler.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  155. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam hatırlarsanız final yapmamıştım dün finali yaptık ponza taşıyla .tabi ponza taşından sonraki sonuç beni çok memnun etti hayatımda ilk gomalak cila denemem resimlerini final adıyla tekrar gönderiyorum tarifle bu kadar bir sonuç çıkıcağını bende tahmin etmiyordum resimleri yolladım lütfen bakın fikirleini bekliyorum
    -evet cilamız çok ince oldu nedeni muhtemelen ispirto piyasada satılan ispirtolar tekel ispirtosu gibi kaliteli deyil gomalak birtürlü doğru dürüst erimedi mecburen ince oldu tabi ispirtoyuda fazla kaçırdık bu şartlar altında cilayı
    tamamlamak zorunda kaldım gomalağı eritmek için başka bir yol varmıki beyaz gomalaktaki gibi saf alkol kullansak olurmu
    -çatlatmayı sizin dediğiniz gibi tekrar denicem erol ustam bu çatlatma benim için çok önemli çünki maliyeti çok düşük ve sağlam üretim için altın fırsat olucak
    sevgi ve saygılarımlaa

  156. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gec cevap için özür diliyorum, monitöre yeni yeni alışmaya başladım, gece yani akşam saatleri yazmak zor oluyor, tuaf bir şey gunduz farklı ışık veriyor gece ise çok keskin bir ışık, bu şekilde alışmaya çalşıyorum, geceleri ise yazmak zor geldiği için, pc genelde açmıyorum. Bundada bir hayır var derlerdi eskiler:)

    Resimlerinizi aldım işçliğinizi çok begendim üstelikte bu sorunlu malzemeler ile bu neticiyei almanız harika bir sonuc çıkarmış.






    İsprito konusuna değinmek isterim, Tekel ispirtosu bir yerde en harika saf kimyasaldır, piyasada satılan isprito denilen plastik şişeşerdeki ürünlerin için yag çok fazladır, kandil mumu olarak satılıyorlar. Mavi gerçek ispirtoda gomalak çok iyi şekilde erir Sizin kullandığınız gomalak yerine birde farklı gomalak ile deneyin. Saf alkol kullanabilirsiniz içine biraz mavi ispirto katın, keskinliğini alsın.

    Şimdi kusura bakmazsanız cila hakkında bir iki detay vermek isterim, sehpada ayaklarda izler gördüm yani gomalak süreken oluşan izler gibi görünüyor, eğer bu izler varsa kesinlikle olmaması gerekir en ufak çizgi veya gomalak harici detaylar yok edilmelidir. Bunun içinde sıfır bir zımpara ile yeniden çalımak mümkündür. Dediğim gibi resim yanılctıcıda olabilir, resme göre yorum yapıyorum. Final çalışmasında ince cila aşamasında gomalak bezi bastırılırak çalılmak idealdir, bu beze uygulanan guc cilayı hem ezer hemde zemini oldukca düz ve hatalarıda yok edici bir çalışma şeklidir.

    Bu çalışmadan sonra ahşapın tüm dokusu en net şekilde ortaya çıkar. Şuan elinizde buluanan gomlak ve ispirto ile bunu önermediğimide söylemek isterim. Gomalak içine normal gomalak takviyesi yaparak bir kalınlaştırın bu şekilde saklayın. Tekrar kullanmak istediğinizde elinizde güzel bir gomalak hazır bulunur.

    Çatlatma verdiğim yöntemle sonuc alırsınız, eliniz alıştıkca karışım oranlarınıda en doğru şekilde yarladığınızı bir süre sonra görürsünüz, hatta çatlatma işlerinde yapacapınız her işe göre özel detaylarıda yaparsınız, yani bu foormul Eski Ustalardaki gibi sadece Size özel olur, Sizi görüp denemek isterler ve başaramazlar oysaki Siz zamanın verdiği tecrübe ile istediğiniz tüm dokuları ahşap üzerinde uygulayabilirsiniz.

    Kolay Gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  157. levent-ordu dedi ki:

    ustam monitörü kullanırken güneş gözlüğü kullanın ve led monitörü fazla kullanmayın çünki gözlerde bozulma yapar benimkide led monitör gözümü 3-4 ay içinde uzağımı 1,5 derece artırdı şimdi gözlükle monitöre bakıyorum
    -erol ustam tamamiyle sizin tarifleriniz doğrultusunda cilayı yaptım resim evet yanıltıyor o gördüğünüz resimdekinden daha net bir parlaklığı var izler konusunda ise bugün 500 numaralı zımpara ile hafifçe bastırmadan zımparaladım ve beze ispirto damlatarak tekrar tekrar üsründen geçtim adeta gomalak yüzeye yayılıp çizgileri yok etti hataları silen bir silgi gibi temizledi
    -ustam bu benim ilk defa cila denemem sizin değerli anlatımlarınızla görenleri şaşırtıcak derecede güzel oldu görenler benim yaptığıma hele hele ilk kez denediğime inanmadı üstelik o kadar sorunlu bir sehpaydıki bu kadarını bende tahmin edemedim şimdi bu sehpadan kazandığım tecrübe ile başka sehpanın cilasına dün başladım cilayı zınpara ile ezerek yapıyorum zaman zaman beze ispirto damlatarakta eziyorum
    -yukarıdaki resmi olan sehpadaki hatalarımı tecrübelerimi bir kağıt parçasına yazmıştım onları okuduğumda ilk acemilik sebebiyle sehpayı bir kaçkere cilasını bozmuşum fakat sizin tariflerinizi tekrar okuduğumda soruna derhal çere buldum -mesela bugün yeni cilasına başladığım sehpaya cila vurduktan sonra yarına kadar cilanın sertleşmesini bekliycem cilayıda biraz koyu attım yarın 500 no zınpara ile zınparalayıp cilaya devam edicem size resimlerini yollarım zaten her katta zınparalıyorum siliyorum cilalıyorum
    -erol ustam malesef orduda tekel veya kaliteli ispirto yok kalitesiz pul gomalaktan başka gomalakta bulamadım ve gomalak ispirtoda tamamen erimiyor bende gomalağı cila tasına alırken süzüp kullanıyorum zannadersem ispirtonun yağlı olması sebebiyle gomalak pütürlenme yaptı bende saf kaliteli alkol (bak saf kaliteli alkol ne hikmetse var) ve istanbuldan taş gomalak sipariş edicem evet bu malzemelerlede iyi iş çıktı ama kaliteli işçiliği kaliteli malzemeyle taçlanmalı derdi harut ustam bölece verilen emek değer bulur derdi
    -ustam çatlatmayı bıkmadan usanmadan denicem elbette başaracağım sonunda cilayada başlarken ciddi tereddütlerim vardı
    -canım ustam bu akşam çayımı demleyip sehpa hakkında söyledikleriniz güzel sözlerin keyfini çıkarıcam kendimi ustasında aferin almış çırak gibi hissetdim biliyorsunuz ustalar kolay kolay beğenip aferin demez
    en derin sevgi ve saygılarımla

  158. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Led monitörler bu kadar zararlı halen satışları nasıl bu kadar serbest olabiliyor? Andu bu konuda eskiden Beni çok uyarmıştı asla alma ve kullanma diye, televizyon almak istiyordum. Dinlemedim bir Led tv alfım anlatamam tam bir kabus ve ertesi gün iade ettim. Sonrasında Andy sağ olsun bana bir Plazma hediye etti halen inanırmısınız bu kadar harika bir keyif olamaz, 2 metreden izliyorum 140 cm televizyonu rahatsız etmeyi bırakın Ninni gibi geliyor çoğu zaman karşısında uyuyorum. Led rezilliği her halde zavallı Genç Evlatlarımız için yapılmış, gözlerine üzülüyorum bu led monitör rezilliğinden sonra.

    Cilamıza dönelim Bizim en keyifli işimiz nasılsa:)

    Levent Bey, işin gerçeği Gomalaktan çok bu zımpara konusunda bir cok İnsanın bilinclenmesi beni çok mutlu etti. Dün Andy mail atmış actığım konulara Yurt dışından 190 kişi katılmış aylık sadece Bizim konularımıza Bakanların sayısı 60 Bin kişinin üzerinde, yazmıyorlar ama bu kadar çok takip eden olduğunu bende bilmiyordum. Faydamız olduysa ne mutlu Bize, yazmasınlar cunki bu habere çok mutlu oldum.

    Gomalak cilası aslında tecrübe kazandıkca Ressamlıktan farklı birşey değildir, kimsenin hayal edmeyeceği bir Ahşap gerçek gomalak Ustasının elinde tek başına dikkatleri üzerinde toplar.

    Siz sehpa cilası bitti diyorsunuz tabi şimdi bunu söylüyorsunuz, Gomalakta ustalştıkca şuanki sehpanın cilasını beğenmeyecek ve üzerinde çalışacaksınız. Gomalak cilada en ufak iz pamuz çizgisi veya harelenme olmaması gerekir, gomalağın özdüne bakarsak doğal bir kimyasal ne kadar kaliteli uygulanırsa yapılan iş o kadar kaliteli olacaktır. Birçok İnsan şunu der vernikte parlak bu kadar uğraşmaya ne gerek var, Gomalağın verdiği doğal dokuyu Yer yüzünde hiç bir kimyasal veremez bu sebeble Antika Restoratörleri bu kadar öneli kişilikler olarak Binlerce yıldır bu meslek devam ediyor ve edecek.

    Gomalak ve ispirtoı bahsetmiştim şuan mavi ispirto diye satılan malesefki kandil yağı karıştırılmış kimyasaldır, buda yani kalitesiz yağ olmadık sorunlara yol açabiliyor. Aslında Orduda Tekel ana merkez var ise 10 kiloluk bidonlarda mavi ispirto satarlar yakılacak ispirto diye gecer. Taş gomalak alırken İspirtoyuda bence aldırın Size 10 kiloluk bir bidon uzun zaman idare eder.

    Çayınızı demleyin Sehpanızın keyfini çıkarın, eskiden Bende Sizin gibi yapardım işimi bitirir kendime Türk kahvesinide yapar Ahşapların karşısına geçip sohbet bile ederdim, görenler mutlaka deli demişlerdir fakat Ahşap muhteşem bir Doğal nimet, Aşık olmamak elde değil Allah öyle yaratmışki her agac başlı başına bir ressamın elinden çıkmış gib,i renga renk dokular damarla inanılmaz birşey.

    Çatlatma işinde aceleci olmayın, farklı karışımlar yapın işinize yaramayan ahşaplara bu farklı gramaşlarda uyguladığınız astarı sürün. Her karışımda farklı sounclar alırsınız en ideali olan işinizi görecek karışımda yoğunlaşın. Tavşan tutkalı ile denmeniz iyi olurdu fakat bu karşımda sonucta ustalıüınızı pekiştirecek bir sürectir. Mesela Ben kağıt Hat yazılarında deneridim, alta toz boya üste sadece bocuk tutkalı gecerdim kurduktuktan sonrada ortaya haria desenler çıkardı, sahte varak üzerinde dahi harika sonuçlar verirdi.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  159. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam birincisi led monitöz elektrik sarfiyatı az maliyeti düşük diye tercih ediliyor ama yüksek kontras nedeniyle gözleride mahvediyor malesefki tüm televizyonlar monitörler le3d olarak yapılmaya başlandı
    evet erol ustam demekki bendeki normal tepkiymiş bende yaptığım sehpada sürekli hatalar bulup düzeltiyorum acaba bendemi bir tuaflık var diyordum
    ustam tabi bu ilk cila ilkde heyecan sonuçta iy olunca insanın motivasyonu artıyor gerçe bende doğuştan bir özellik asla yılmam sonuna kadar devam eder mükemmeli yakalarım şu anda elimde 2 tane cila yapılcak sehpa 1 tanede tornet sandalye var birkaç tanede bulucam taki artık olmuş diyene kadar devam edicem
    -gomalak cila konusunda yeni yeni bilinçlenme var insanlar artık özelliklerini bildiğinden gomalak cila sürülmüş bir eşyaya sıcak bakıyorlar doğal malzemelere olan talepten dolayı gomalak değer kazanıyor tabi bu durumda sahneye gözleri doymayan işinide doğru dürüst beceremeyen ustalar küçücük bir sehpadan 500 lira para istiyorlar ben hakikatten gomalakla çalışırken zevk alıyorum bazen akşamın nasıl olduğunu bile farketmiyorum
    -tekel ispirtosunu araştırıcam bulamazsam mecburen alkol kullanıcam nedeni kaliteli gomalak siperişi veripte yağlı ispirtoyla gomalağı berbat edemem
    çatlatmayı sizin tavsiyeleriniz doğrultusunda devam edicem tabiki birkaç deneme ve her denemedede başka bir desen motif bulucam buda bana zevk veriyor doğrusu
    -ustam resimlerini yolladım tornet sandalyedeki boya izlerini temizliyebildiğim kadar temizledim olmazsa bu şekilde cilasını vurucam belki ilginç bir desen yakalrım ne dersiniz
    sevgilerimle

  160. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Moitöre alıştım sayılır, fazla başında durmuyorum hemde kendime zaman kalıyor, kendime zaman dersemde televizyon bakmaktan ibaret ve camdan dışarı izlemek.Çok şükür Şikayet ettim ama inanın şimdide utanıyorum, Allah rızk vermiş Monitör almışım, oysaki İnsanlar evine çorba alamıyor, kısaca Rezilliğim diyebilirim, neyin şikayeti neyin arsızlığını yapıyorum. Bu konuda okuyan zaman ayıranlarda çok özür diliyorum, Hakkınızı helal edin lütfen.

    Konumuza gelirsem, Gomalak sadece parlak görüntü değil, profosyonel şekilde yapılırsa gercek Ustanın elinden çıkan Cilanın ömrü en az 20 sene olur, sakın abartılı rakam sanmayın sebebi Gerçek Ustaların yaptığı gomalak şuan yapılan fırca ile sür pamukla parlat bu zaten gomalak değil, 10 yaşındaki Cocuga verin inanın yapar. Gerçek ustalar ise Rahmetli babam için bir sehpayı cilalamak inanın 1 hafta demekti, cila bittiğinde ise Antika eserin sahibi karşısında şaşırırdı bu Benim Eşyam mı diye. Bu Antika esere Saygı Müşterinin alın terine Saygı ve en Sonunda Sizin yediğiniz Ekmeğe saygının o Ekmeğin tadının bile ne kadar harika olduğunu yaşatan muhteşem bir duygudur. Bu Helal kazanılan paranın aldığı herşeyin tadı inanın mükemmeldir. Bunu yaşadık, Ekmek alırdık Misafir derdiki Hangi fırının Ekmeği oysaki Knedi aldığı fırından alındığını söyleyince biraz utanırlardı.

    Levent Bey, Size sakın abrtıyorum olarak görünmesin, yaptığım hiç bir işe asla para isteyemezdim, Eski Müşterilerim Bazen kızarlardı, Bizi neden mahcup ediyorsun diye, bu kadar az paraya bu iş yapılmaz derlerdi. Oysaki O işi yaparken Benim yaşadığım keyfin değeri paranın alamayacağı anlardı. heleki birde Yaptığınız İnsan begenmişse Mutlu olmuşsa, ne parası o anın keyfi ile 1 hafta keyifle gezerdim. Şimdi tabiki devir değişti, İnsanlar evlerine Ekmek götürmek zorunda ama hak edilmeyen emeğe 500 lira istemek, alın terini çalmaktır başkada açıklaması yok.

    Rahmetli Babamın zamanından kalan kucuk Ahşaplarım var kimisini temizlemiş cila vurmadan bırakmış, dilerim görmek nasip olur üzerinden 20 sene geçmiş dahada fazla, Babamın temizlediği o Ahşap üzerinde toz durmaz üfleseniz uçar gider, Ahşapın dokusu aynen durur, işte bu Ustalıktır. Verilen emeğin net göstergesidir, hep diyoruz ya profosyonel restorasyon temizliği bu sebeble Antika restorasyonu sökmek boya kazımaktan ibaret değildir, sökülen Ahşapın hiç bozulmadanda cilasız aynı dokusunu toz toprak nemi emmeden kalabilmesidir.

    Tonet gördüm fakat bunlar yeni dönem tonetlerdir, Istanbul işidir. Yeni donem derkende 1950 yılarında üretilen mobilyalar, o dönem bu eşyalar İstanbulda üretilir Andaluya yollanırdı. Soruyorsunuz ya Anadoluda Mobilya kültürü yok diye, çok haklısınız.

    Bu resimde siyah bölgeler için, amanyok peryhdrol ve oksijeni karıştırın, kucuk bir fırca ile noktalar ahlinde siyah bolgelere uygulayın ve ıslak bir bezle silin, renk açılması olacaktır.


    İşaretlediğim bölgelerde çizikler var zımpara sırasında oluştu sanıyorum, zımpara her zaman agacın damaları yönünde uygulaması şarttır. Siyah bölgeler sistra ile çıkarabilirsiniz zeminde cila kalmaması gerekir.

    Temizlik işlemi bittiğinde örnek halen yüzey içinde siyah dokular varsa, beze ispirto dökün bu bölümleri ıslatın ve zımparalayın, burda amac zeminde kalan rengi yumuşatmak zımpara ilede bu rengi tamamen yüzeye yaymak sonrasında ise ahşap tamamen oldukça hoş bir sadeceliğe kavuşur. Biraz zahmetli işimlemdir genelde Antika mobilyalarda uygulanır, eliniz alışması açısında ve çıkan sonucu göre bunun devamında bir cok farklı deneyimdi keyifle izlersiniz. Örnek bu işlemi eger ahşap daha önceden sellozik boya ile renklendirilmişse bu seferde tineler aynı işlem uygulanmaldır.

    Diğer yontem boya söküyücü biraz sulandırın örnek bir bardaga biraz boya sokucu koyun ve su ile inceltin, zemine fırca ile iyice yedirin, ardından sistra yapın harika ötesinde sonucu alırsınız. Atbiki ellerinizde yara çizik varsa mutlaka eldiven kullanın.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  161. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yazdıklarınız harika gene birşeyler öğrendik doğrusu tornet sandalye evet 50lerin sandalyesi ama sizde hakverdiniz taşrada ve anadoluda antika mobilya niteliği taşıyan mobilyalar olmayınca bunlara antika deniyor fakat genede anlayamadığım köklü ve zengin ailelerded pek bir antika sayılacak mobilya yok tabi bu mobilyaların restorasyonu diye birşey 7-8 sene öncesine kadar yoktu o nedenle mobilyaları marangoza verirler oda mahverderdi mesela en basiti bu tonet sandalye sıra malı üretim ama genede böyle boyanıpta boyayı içine kadar işletmemek lazımdı sonuç gene bir usta faciası ustam inanın burda o kadar çok böyle mobilyalar gördümki içiniz sızlar
    taşradaki ustalar kendi ustalarından veya bir şekilde öğrendiklerini hiçbir zaman geliştirmeden aynı kafa ile gidiyorlar ve arkalarından gelen çıraklarıda aynı şeyi yapıyor o nedenle usta ben görmedim doğrusu
    dediklerinizi uygulayacağım fakat bugün canımı oldukça sıkan bir haber aldım göz doktoruma gittim gözlük almaya fakat gözümde erken katarakt oluşmuş ileri görüşüm neredeyse 5 olmuş bu nedenle pazartesi acilen ameliyata alınıyorum gözümdeki katarakt tedavi edilip mercek takılacak bu nedenle size yazı yazamayabilirim ama eşim hergün size buradan mesaj atıcak halınızı hatırınızı sorup durum hakkında bilgi vericek bende yanında olucam yazarken
    -doktorun demesine göre güneşten olmuş olabilir dedi benimde aklıma kullandığım led monitör geldi parlak ışık veriyor buda yapmış olabilir neyse salı veya çarşanba eşim sizinle buradan irtibata geçicek şansız bir durum benim için öncedende yazmıştım size benim tek gözüm yok protez ,tek gözüm var bu nedenle herkes endişeli ve gergin
    ayriyetten ustam eldivensiz ve maskesiz gerekli güvenlik önlemlerini almadan cila boya vs işleri yapmıyorum uyarınıza teşekkür ederim
    sevgilerimle

  162. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Çok üzüldüm Ameliyattan keyifle ve gülerek çıkacaksınız İnşaAllah. Yine Led denen çağın rezilliğine döndük dolaştık geldik. Andy yazardı pekte anlamazdım bir sürü şey anlatır kusura bakmasın bazen abrtıyor diye çok düşündüm. Ne zamanki anlattıkları ile karşılaştım o zamanda az bilgilendirmiş diye kızdım, doğru dürsüt neden anlatmadı diyede bir daha kızdım. Bu Led Monitörde sanıyorum Sizin yaşadığınızı Bende yaşayacğım, bunu hissediyorum monitör başından kalkınca hafif sendeleleme bunu gösteriyor. Andy Ricamda olacak bu konuda gercek detay neyse yazsın Benim gibi yaşlı İnsanların sağlıkları hatta Gençlerin Göz sağlıgı riske atılıyor, Firma rezil kalitesiz teknoloji satıp para kazanacak diye Bizim göz sağlığımızla oynamaya hakları yok.

    Kardeşime dedim, acaba Bizim plazmaya Bilgisayarım bağlanırmı diye, güldü Abi bu seferde boyun fıtığı olursun diye çok buyuk oldugundan bundan vaz gectim.

    Levent Bey Siz sağlığınıza kavuşun dinlenin, kendinizi hiç yormayın. Bu arada asıl önemli olan Sizin bu Antika restorasyonundanda uzak durmanız gerekir en azından kimyasal içleri asla yapmayın, boya sökme gibi yada buhar yayan gaz yayan tüm kimysallardan uzak durun. Gomalak yapın uğraşın keyif alın fakat dediğim gibi kimyasallardan mutlaka uzak durun, bunu rica ediyorum. Meslelğim booyunca kimyasallar ile çalışırken mutlaka ama mutlaka göz sağlığı onaylı koruma gözlükleri taktım, anlatmıştım az daha gözümü kaybediyordum, Bizim meslelğimizin şakası olmuyor, kimysallar, agaclar, talaş çapak kısaca göz sağlığına zararlı herşey var.

    Koruma gözlüğümü Amerikadan Babamın Ahbabına aldırmıştım, görmeliydiniz uzaylı gibiydim:) Hem oksijen hemde yüzü tamamen koruyan 150 gram agırlıgında harika bir maskeydi, camlarıda değişebiliyordu. Tüm Dostlarımıza lütfen dikkatli olmaları konusunda rica ediyorum. Sağlık Dünyadaki herşeyden çok daha önemli.

    Rabbim Size şifalar versin, Ailenizde haklı onlar için Sizin sağlığınız Dünyadaki herşeyden önemli. Andy rica edicem hem Sizin için Hem benim için uygun bir monitör hangisidir çunki değiştirmekte kararlıyım.

    Geçmiş olsun Güzel haberlerinizi bekliyor olacağım.
    ……………….

    Antikalarımıza dönersek, Anadoluda Mobilya kullanımı aslında 1800 yıllardan beri olan bir kavram, burda yine Bizi dönemin Ahlaksız siyasetcilerine kadar götürüyor, Nasılki Osmanlı eserleri talan edilmiş, Lütfen DİKKAT ! 1990 Senesine kadar Anadoludaki Ahşp Mobilya talanı devam etmiştir ve artık talan edilecek bir şey kalmadığıgından 1990 senesini talanın son dönemi olarak hep görürüm.

    Anadoludaki o muhteşem mobilyalara ne oldu derseniz, Camilerden Kiliselere, Sinagoglara kadar Ahşap mobilyalar Sanat eserleri üzülerek yazıyorum Avrupaya satıldı. Hatta sadece mobilya değil, Kuran,İncil Tevrat,Zebur el yazması sanat harikaları, kumaşlara, halılara, at arabalarına, taşlara mezarlara kadar talan edilip satıldı. Bunları kim aldı kim sattı diyebilirsiniz. Hepsi bugunun Milyonerleri, Dev Türkiyenin sözde Dev üreticileri, İsimlerini yazmıyorum yazarsam alınanlar olabilir, Kimin ne yaptığı çok net ve açık ortadadır. Egede alınan arazileri dahi tapou kayıtlarına bakılırsa kimin ne olduğu hangi tarihi eserlerin bugun kimler tarafından Avrupaya satıldıkları ortaya çıkar.

    Siz birşey görmediniz Levent Bey, istanbulda Lahit mezarlar Dükkanlarda satılırdı, halende satanlar var, Ünlü Zenginlerin binalarında binlerce yıllık Lahit mezarlar duruyor, Müzelerde dahi yok. Bu kişilerde ap açık ortadadır.

    Talan edilen sadece bunlarmı, Bizans dönemi, Hitit dönemi, Roma dönemi, cam boncuklar halen alınıp satlıyor. Köylülere Cahil hazine arayanlar, bunları buluyorlar, sanıyorlarki zengin olacaklar. Ne yapıyorlar İstanbulda X Bey alıyormuş, ona gidiyorlar, diyelimki Roma dönemi Mezar lahiti veya fresk. Değeri Yüzbinlerce hatta milyonlarca dolar. Bu cailler ellerindeki tarihi eseri gösteriyor, Adam bu aptallara ğpara verirmi asla, Eşşek gibi çalıştırıp mezarı soyduruyor ayağına kadarda getirtiyor. Yüz bin dolarlık tarihi esere bin dolar veriyor ellerinden alıyor. İsterse satmasınlar Adamlar güclü, inatcı olanlarmı satmayanlatr yani İstabuldan çıkmadan Polise ihbar ediliyor ve zavallı cahil en az 3 sene hapis yatıyor. Yada üç kuruş paraya Ülkesinin malını satıyor, Evladının geleceğini satıyor.

    Levent Bey, Mobilyayaı bıraklaım, Anadoluda ev yapımı granit sokak taşlarını hatırlarsınız, Namı diğer ARNAVUT KALDIRIMI olarak bilinirler, bu taşlar bile şimdi zenginlerin bahcesinde kullanılıyor, Oysaki bir kültürün en büyük şahitleri ve tanıkları.

    Hangi birini anlatalım, Anadoluda Binalar kökünden yok edilmiş, parçalanmış satılmış, Mobilya kültürü Anadoluda eski yerleşim bölgelerinde sanıldıgından çok daha zengindir, Sırlı aynalar, Osmanlı sandıkları, sedirleri, cibinlikli yatakları, el işlemesi princ yatak başları. Saymakla bitmez. Malesef Andoluda nerdeyse tamamen yok olmuştur. Sahil bölgelerinde her evde olan gemici sandıklarından sanıyorum 10 taneyi gecmez sayıları. Kbaralı içi desenli toprak boyalı sandıklar ve dolaplar bilemiyorum kalmışmıdır.

    Hepsini boş verelim Levent Bey, Gazetlere kadar talan edilmiş, oysaki Anadoluda günlük haber yazıları çıkaran amatörce gazeler bugun sadece müze arşivlerinde var. Yazdıkca sonu gelmiyor malesef belki bundan sonra tarihimize sahip çıkarız, Yavrularımıza gecmişin hatıralarını bırakabiliriz.

    Son detay ise sanıyorum herkesin canını biraz yakacaktır, Çanakkale şehitliği dahi talan edildi, İstanbulda dükkanlarda, Ölmüş askerlerin şapkaları, kemerleri, süngüleri tabancaları satıldı.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  163. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam doktorumla uzun zaman istişare ettim antika restorasyonu ile uğraşmam veya kimyasallarla uğraşmamın koruyucu gözlük kullandığım sürece hiçbir sakıncası yokmuş havalandırmalı özellikle vantilatör gibi gazları dağıtan bir rüzgar kaynağı olursa hiç sakıncası yok dedi ustam siz beni daha iyi anlarsınız vazgeçemem antika restorasyonundan,boyadan vs bu benim tek alışkanlığım yıllarca bıkmadım çünki
    -eroll ustam tarihi eser ve antika talanı hala devam ediyor son yıllarda definecilik bir hastalık halini aldı cahil insanlar bunları arayıp buluyor ondan sonrada bilmediklerinden 3 kuruşa satıyorlar satmalarına birşey demiyorum ama bu eserler yurt dışına kaçırılıyor
    -burda yeni yeni söyleye söyleye köylüyü bilinçlendirdik şimdi defineci olduğundan şüpelendikleri kişileri ya kovalıyorlar yada jandarmaya haber veriyorlar buda bizi oldukça memnun oluyoruz
    jandarmada çok hassasiyet gösteriyor -eğer yakalanırlarsanız 15 sene ceza yersiniz niyetiniz define aramaksa tavsiye etmem sürekli köylüyle irtibat halindeyiz -diye uyarıyorlar şüphelendikleri araçları kimin olursa olsun terettüt edmeden hemen arıyorlar
    -erol ustam ben şunu demek istiyorum buradaki eski ailelere baktığımda ve onların elindeki mobilyalara baktığımda sanki hepsi aynı tornadan çıkmış modeller birbirine benziyor mobilyalarda fazla bir özellik hatta güzellikte yok araştırmalarımda zaten en eski mobilya muhtemelen 1920-30 lara ait italyan modelleri ,daha eski mobilyalar ise bariz bir şekilde kalitesinden zevkli işçiliğinden güzelliğinden belli oluyor ermeni rum evlerinden gelme
    bir zamanlar evet haklısınız köy köy gezen tipler vardı köylüde elimdeki eski püskü şeyler para etti diye sevinirdi bir keresinde bildiğim köyde yaşayan bir tanıdık 100-120 yıllık bir halıyı zavallı bilmediğinden 2 plastik leğenle bir torba mandala satmış o seneler terör zamanı bizde halıyı alan adamı gitmeden yakaladık ve elinden halıyı alıp o köylü tanıdığıma teslim ettik ve değerinide anlattık
    -12 eylül öncesinde köylere giderkende köylüleri sürekli uyardık gelenleri haber veriyorlardı bizde gerisin geri gönderiyorduk işin garibi çoğuda orta yaşlı bayanlardı hayret ederdik böylece ayaklarını kestik ama 12 eylül darbesinden sonra tekrar türemeye başladılar o zamanda zaten bilinçlenen köylülerde vardı fısıltı gazetesi ve kültür müdürlüğünün çalışmalarıyla ayakları tekrar kesildi
    -hakikatten çanakkkale şehitliğini talan edenlerden mahşerde hepimiz yakalarına yapışıcaz bunlara vatan haini demek bile vatan hayinlerine ağır hakaret olur gerçektende insanın içi acıyor siz bilirsiniz istanbulda malumbir kobak yanıgınından sonra konaktaki tarihi eserler yandı diye çok üzülmüştük ama ne hikmetse o tarihi eserler yurt dışından çıktı
    -saraylardan ve kodaklardan,yalılardan,kasırlardan (özellikle hidivlere ait olupta varlık vergisi döneminden el konulanlar) alınan paha biçilemeyen eserleri yıllarca daire müdürlerinin odalarını süsledi allahtan bunlar cahil takımı olduklarından hiçbirinin değerini anlayamamışlar allah razı olsun ertuğrul günay hepsini toplattığında trilyonlarca liralık sanat eserlerinin müdürlerin, daire müdürlerinin,bürokratların ofislerinden bulundu zimmetlenmiş onlara sıradan yağlı boya tablo olarak duvarlarına koymuşlar bu adamların cahilliği ilk kez işe yaradıda kurtarıldı tablolar,heykeller ve bilumum eserler
    -erol ustam nasipse pazartesi günü saat 8.30 da medikal park hastanesinde ameliyat olucam durumu eşim size buradan bildirecek irtibatımız aman kopmasın
    sevgilerimle

  164. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Şuan sağlığınız en önemli detay, Eşiniz Hanım Efendi ameliyat sonrası kucuk moral verici bir not yazarsa Duacı olurum. İyileşin İnşaAllah ve tekrar Antikalarınızın arasında dönün.

    Ne diyebilirimki Antika restorasyonu bir tutku, bu halimle işler yapardım akciğerlerde ytersiz olunca fenalaşırdım, Doktorlarım kızardı bir gün Seni o Antikaların başında Dünyadan gitmiş olarak bulacaklar diye. Bu sebeble o dönem Doktorum beni 10 gün yoğun bakım 15 günde normal kontrolde hastanede tutmuştu. Halende inanırmısınız uğraşmak istiyorum Kardeşim malzemelerimi atmış:) Duramıyorum illaki uğraşacağım.

    Define arayanlara acıyorum, Ömrüm Antikalar arasında gecti rahmetli Babam dönemi expertiz işleri ile uğraştık neler gördük neler. Definecilere tavsiyem, Türkiyede define bulup zengin olan bir kişi yoktur ve hiç olmayacaktır bunu bilsinler. İsterlerse Dünyanın en nadide Elmaz heykelini bulsunlar, yine zengin olamazlar ama satmaya gittikleri Adamları zengin ederler. Ya satacaklar çunki satmaya gittikleri Adamlar mafyanın ta kendileridir, satmazsalar direnseler 1 saat sonra mali polis karşılarına dikilir yani yakalatırlar. Kirli kara bir döngüdür define hırsızlığı. Hayatımbıyuda zengin olan bir kişiye deng gelmedim ve çok kezde Banada getirdiler define hırsızları bir çok tarihi eseri, bir çoğu çöp değeri olmayan şeylerdi.

    Hep anlatırdım, Hayal Dünyanız kafanıza çökecek Ailelerinize yazık, para kazanmassınız kazanmanıza imkan yok. Saçma bir hayalin peşinde ömür tüketiyorlar, Tarihi esefr kacakcılığı lanetli bir iştir, bunuda korkutmak için yazmıyorum. Yapanları tanırım hepsi ama hepsi binaları olan zenginler çok tuaftır tamamının Ailesinde hep sorunlar hep hastalıklar, gerçek Antikacılarda bunları hep uyarırdı mezar işi lanetlidr, aslında lanette binlerce senede oluşan bakteri ve gazları tenefüs etmektir, o zehirli havayı içine çektiği anda işleri biter ya astım, ya akciğer hastalıkları ile son dönemlerini en kötü halde yaşarlar. Bugün halen yaşayan biri var, halen toprak altı kacak eserler yapıyormu bilmiyorum, Binalar evler, ve oğlundan Karı Koca her gün dayak yerlerdi anlatamam size. O kadar para mal mülk ve hırsın tek getiri Oğullarının zulmu, Dönemin yine sözde Antikacı ama aslında kacakcısı bugun oksijeyn tüpleri ile yada çoktan ölmüştür, Çocukları uyşturucudan ellerinde olan tarihi eserlerden gelen parayı uyuşturucu ile tüketiyorlardı.

    Bunları Allah şahidimdir abartı olsun Göz korkutsun diye yazmıyorum tamamı gerçektir.

    Zavllı cahil defie avcıları boşa uğraşıyorlar, Türkiyenin MilyarderleriYani köküyle çalıyorlar Bunları herkes biliyor.Bunlar define aramıyor define olan binlerce dönümlük arazileri satın alıyorlar.Özel mülk ilan ediyorlar.

    Çanakkale şehitliğinin talannını gördüm satanları gördüm, Rahmetli Babamla o tabancalardan belkide yüztaneden fazla satın aldık, Dolmabahce müzesine teslim ettik, süngüler, kıyafetler subay kılıcları, kepler. Dokunduğunuzda bile inanın içiniz sızlardı. Birde Bize o dönem aptalsınız dendi ekmek paraınızı boş yere bu eskilere veriyorusunuz diyede inanın alay edenler bile oldu. Ekmek paramızı verdik ama Ekmeğimizi Şehidler sayesinde kazandığımızı bilerek harcadık, onların parasıydı.Gururla severek o s,lahların temizliğinide yaptım o şekilde teslim ettik Levent Bey o tabancalrı elime aldığımda kimisi 60 cm revolver bakarım, Hangi canları aldı yada sahibi nasıl öldü bunlar genelde İngiliz silahlarıydı, süngüleri incecik kan olukları özenli Masum bedene saplatığınızda süngünün vucudunu deldiğini eminim hissetmemişlerdir bile, jilet kadar keskindiler üzerilerinde kar fırtına seneler geçmiş olsada. Bizim Askerimizin silahı belliydi kısa namlulu revolverler 6 atımlık, bir çoğuda inanın kim bilir kac el değiştirmiş kac sehidin elinden bir diğerine geçmişti. Bakrdım içimden konuşurdum keşke anlatabilseniz diye. Demir parçası demek saygısızlık sahiplerinin ruhları sinmiş, elinizde o çelik parcası soğuk değil inanın ılık olurdu hayret içinde buna defalarca şahid oldum, Çelik buz gibi soğuk olur o tabancalar ise hep tuaf şekilde ılıktı. Belkide fazla duygusalım halen Sahipleri o silahlarının başında bekliyor diye düşünürdüm.

    Çanakele şehidlerinin uniformlarının düğmelerini dahi o şehidlerin üzerinden koparıp satan Kansız alçaklar şimdi nasıl yaşıyorlar acaba. Çanekkalede bir birleri ile savaşan farklı Ulusun masum Çocukları o kanlı savaşta bile bu Vatan hainleri kadar şerefsizliği düşünmemişlerdir, düğmelerimizi üzerimden koparıp alacaklar eminim hiç akıllarına gelmemiştir. Gavur Asekeri denmilş Atatürk ise onlar artık Düşman değil, Koyun koyuna bu topraklarda can veren Bizim evlatlarımız demiş. Asıl Gavur asıl Dinsiz İmansız o şehidlerin eşyalarını talan edenlerdir.

    Ne diyelim, anlattıkca yazdıkça üzülürüm, Tarihinden habersiz Biz Ulus olarak çok acıdır büyütüldük. Büyütülüyoruz, Anadoluda Avrupa dönemi ahşaplar şuna inanın %99 Avrupaya çıkarılmıştır, Hatta tüm Anaodludaki Osmanlı evleri, Camileri, Devlet Binalarının halılarına çöp kutularına kadar Avrupaya satılmışlardır. Bakınız Kuznetsov porselenler vardır, bir Dönem Osmanlı bunları Türkiye için ürettirmiştir, bugun Kuznetsof porselenlerin tamamı Avrupadadır, kahve fincanlarına kadar. Yıldız porselenleri aynı şekilde çok acıdır Türkiyede Osmanlı yıldız porselen takımları çok nadirdir tamamı yurt dışına satılmıştır.

    Dahada acısı var, Atatürk dönemi üretilen özel porselen takımlarını bugun Türkiyede bulmak imkansızdır sadece koleksiyonerlerde tek tük bulunur, Bunlarda Atatürk sonrası köküyle Avrupaya satılmıştır hatta porslen kalıplarına kadar.

    Konakların Yalıların yanması hepsi nerdeyse bir plan dahilinde yapılmıştır, Çırağan sarayı ve Tarihi Arnavutköy camileride buna en acımasız örnektir. Bu tarihi binalardaki eserlerin tamamının ise ne olduğu halen meçhuldur. Örnek vermek isterim, Çırağan sarayının kabul ahşapı eşyaları yanmıştır peki ama Osmanlı mermer sutunları acaba nerelerdedir?

    Levent Bey, Gençlerimizin elinden tarihlerini çalmışlar, daha ne denilebilirki.

    Rabbim Size şifalar versin.

    Sevgi ve Sygılarımla

    Gökhan Erol

  165. levent-ordu dedi ki:

    selamlar erol usta ben leventin eşi ayşe leventin ameliyatı dün başarıyla gerçekleşti çok temiz bir ameliyat oldu şu anda gözlerinde sargı var o nedenle size mesaj yazmamı söyledi selamları ve sevgilerini gönderdi yarın sargıları sökülecek ve dinlenme sürecine geçicek
    herkese selemlar

  166. Gokhan Erol dedi ki:

    Ayşe Hanım Efendi, Merhabalar. Levent Beyin haberini aldım nasıl mutlu oldum asla anlatmama ve iyi olmasına ise cok ama cok sevindim, Allahım Sizlere Huzurla Saglıkla Gülerek ve Bol Rızklarla yaşaması nasip etsin.

    Gönül isterdeki canlı bir çiçek yollayayım, bu Benim en sevdigim Çiçek evin küçük ağacı Levent Bey bakarsa Gözü sağlığa kavuştuktan sonra eğer bir tebessüm ettirebilirse ne mutlu bana.

    Geç yazma sebebim ise, Hastalığım sebebiyle malesef diş minelrimde dökülüyor, ameliyat olmam gerek yani narkozla alınmasları lazım, ameliyatta yasak malum akciğerler izin vermiyor. İki gündür dişim Beni maf etti Dayak yemiş boksör misali gözüme kadar şişti, ağrısını ise çok şükür atlattım sayılır yinede var inanın Levent Bey hiç aklımdan çıkmadı, Dua ettim. İyi olmasına ise ne kadar sevindim anlatamam.

    Sizede çok geçmiş olsun eminim hem üzülüp hem merak ettiniz, ne mutlu Levent Beye ki Sizin gibi Hayat Arkadaşı var, Rabbim Sizleri gülerek ihtiyarlatsın İnşaAllah.

    Levent Bey biraz dinlensin artık, Antikalar bekler unutmasın bu Antika merakımızı biraz düşünsün, şuan ki halimizi, ve bir yerlerde duran Antikaları, hep derim keşke onların ağzı dile olsa konuşsa eminim Levent Beyin cilasını ve Hastaneye gittiğini 100 lerce sonra fısıldayacaklar, güzel bir Ruh o fısıltıyı duyacak Levent Beye teşekkür edecekler. Antikalarımız bekler, onlarca yüzlerce yıldır hep sahiplerini beklediler, acele etmesin kendini yormasın, monitörden uzak dursun Benimde gözlerimi çok fena yaptı malesef monitörü aldığımdan beri tvde eski okuyabildiğim yazıları inanın okuyamaz oldum, teknoloji bu olmamalı bu teknoloji değil İnsan sağlığını maf eden bir tuaflık.

    Andy ile yazılarınızıda okudum, Andy Benim için farklı bir Gençtir Rahmetli Babasını tanıdım Türkiyeden göç ettiler, Andy Türkiyeyi görmeden doğdu, Babası rahmetli Annesi ona Türkçemizi o kadar güzel aşılamışlarki, bu sayede hiç kopmadı oysaki kendi yeğenlerim var inanın sokakta görsem tanımam onlarda yurt dışında, her halde Dostluklar Akrabalıkların çok daha ilersinde ve çok temiz temelleri olan Arkadaşlıklar bu sebeble hiç yok olmuyorlar. Hatıralar ise hep yaşıyor. Plazma tvimi monitör olarak kullanıcam sanıyorum sebebi monitörü kullanırsam gözlerim dahada hasar görecek.

    Sizide sıkıntılarımla boğdum özür diliyorum. Levent Beye çok selamlarımı iletin lütfen, Dualarım Sizlerle çok geçmiş olsun ve bol bol dinlensin kendini asla yormasın. Kendisine dönem mobilyalarını toplamaya çalışıyorum yazımı devam ediyorum ama önce söz vermesi lazım en az bir ay çok iyi şekilde dinlensin keyfine baksın.Yorulması Beni üzer, Rabbim şifalar versin.

    Size çok teşekkür ederim, zaman ayırıp bilgilendirdiğiniz için, Hakkınızı helal edin lütfen.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  167. levent-ordu dedi ki:

    gökhan usta merhaba leventte sizi sorup duruyordu rahatsızsınız diye endişe ediyordu gerçektende rahatsızmışsınız içine doğdu herhalde
    çiçek için teşekkürler levente gösterdim çok memnun oldu ama hala aklı atolyede yavuz abinin orda doktoruyla konuştuk birkaçgün dinlensin ondan sonra yavaş yavaş uğraşabilir dedi birtürlü ikna edemedik gökhan usta beni anlar diyor:)
    -yarın monitörün ayarını yapmaya gelicekler bağzı aletlerle ayarını yapıcaklar böylece zararı minimuma inderecekler olmazsa bi plazma alıp ona bağlarız daha iyi olur sanırım
    benim için söylediğiniz güzel sözler için teşekkürler zaten leventle beni eş deyil çoğunlukla kardeş sanırlar tipimizde huyumuzda aynı herkeste böyle söyler
    andy sağolsun bizi çok aydınlattı doktorlar bila o arkadaşınıza bir danışın deyip durdu türkçeyi öğreten anne ve babası allahın en güzel cennetindedirler inşallah
    desenize kaybettiğimiz değerlerden annesi ve babası keşke burda olsalardıda andy ilede görüşseydik
    levent sizden haber geldiğine çok sevindi selam ve sevgileri var kendisine iyi baksın diyor
    hoşçakalın kendinize iyi bakın

  168. Gokhan Erol dedi ki:

    Ayşe Hanım Efendi,Levent beyin yanında olsaydım inan asla elimi hiç bir işe sürmezdim sadece dinlensin biraz kendisine zaman tanısın diye. Bu hatayı Ben yaptım ve bedelini malesef çok ama çok ağır ödedim. Doktorlar uyardı dinlen yapma, Antika restorasyonu sanki uyuşturucu gibiydi Bazen inanın gün yetmezdi uyumamak için kendimi zorlardım, herkes bu ne hırs derdi onlar para hırsı sanırdı oysaki Hayatım boyu fazla kazanmadım kazanmak asla istemedim, Antiklara tutkundum.

    Tutkumun bedeli ise iki defa resmi kayıtlara giren ölüm oldu ve Ben bu süreci yaşadığım halde uslanmadım ve en nihayetinde iş yerimde gerçek ölümü hastane acil servisinde yaşamış oldum, ömrümden iki gün kayıp, kendime geldiğimde ise nerde olduğumu bile iki üc gün anlaymadım, Pencere camını yoğun bakımda otobüs duraüı olarak izledim, ve strese girdim neden hiç İnsan yok diye, sebebi ise malesef ölüm anında oksijen almayan beyinde normal olarak açıkladı Doktorlar çok şükür o dönemi atlattım ama geriyede posadan farksız bir beden bırakmış oldum.

    Sağlığın hiç şakası olmuyor, zamanı olmuyor, bir anda stop ediyor. Levent Beye çok rica ediyorum hatta yalvaıyorum, lütfen bir ay dinlensin yine sohbetler edelim, yazalım ama bir ay elini hiç birşeye sürmesin. Bahatın güzel anlarının keyfini yaşasın, Sizinle zaman geçirsin, cafelere gidin, çay kahvenizi için bir ay sonra en harika kararı verecektir. Göz Dünyanın en büyük nimeti, sol gözümü kaybediyordum halende hasarlıdır, Oysaki inanırmısınız sadece 2 saat mola verseydim gözüm zarar görmeyecekti iki saatlik bir zaman ve yaz güneşi kimyasalın aniden asit salması ile gözüm hiç birşey göremez oldu, hastaneye gittiğimde operasyon yapıldı gözüm aside maruz yanık oluşmuş.

    Bu sebeble Levent Beyle dilerse sohbete devam ederiz.Antikalar Binlerce yıldır hep sahiplerini izledi, biraz daha izlesinler, onlar mutlu olurlar. Bizde onları sakin kafayla karşılarına oturup dokunmadan izlersek o keyfi en iyi derecede alırız.

    Andy bu konuda teknolojide inanılmazdır, Türkiyeye izne geldi Bana televizyon bakıyoruz. vatan mağazasına girdik kalabalık İnsanlar televizyonlara bakıyorlar, bir Hanım ve oğluda Benim almak istediğim daha doğrusu Andynin israrla aldırmak istediği plazmalardan birini sordu, satıcı ve Ben tabiki cahiliz Hanımın oğlu Genç belli bir yerlerden okumuş bir sürü şey sordu, Vatanda mağazasındaki çalışanda yok dedi. Andy özür dileyerek açık olan tvnin kumandasını aldı, Size anlatamam öyle anlatıyor ki, birde baktım diğer satıcılarda onu izliyor. Hanım efendi o plazmadan aldı hemde nasıl teşekkür ederek, her halde başkalarıda mutlaka almıştır Mağaza müdürü kafe ikramları güzel sözler ile bu şekilde düşünmüştüm. Gençler artık farklı Benim Dünyamla onların Dünyası arasında uçurum var, Anneler Babalar Çocuklara neyi verirlerse onu alıyorlar, Annesi ve Babası muhteşem İnsanlardı derler ya İnsanın doğduğu yer değil doyduğu yer vatanıdır, o kadar doğru bir sözki Tüm Gençlerimizi Allah bol rızklarla yaşatsın.

    Yalnızlık nedir heleki Hastalıkta bunu berbat şekilde yaşadım, Levent Bey en güzel hazinelere sahip, Dünyada bir çok İnsanın asla sahip olmadığı ve olmayacağı hazineler, Aile Çocuklar bundfan daha büyük bir hazine asla olmaz.

    Size ve Levent Beye tekrar çok geçmiş olsun, kendinize iyi bakın lütfen.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  169. levent-ordu dedi ki:

    gökhan ustam levent yanımda size sevgilerini selamlarını gönderiyor yazdıklarınızı tek tek okudum zaten internete sadece siz ve andy için giriyorum levent sizin isteğiniz üzerine 1 ay yani 5 mayısa kadar dinlenme kararı verdi bu zaman zarfında tekrar burda size yazıcak erol ustamı kırmam diyor fakat aklı inanın atolyede bu nasıl bir hastalık ama tek alışkanlığıda bu dün 2 teknisyen geldi laptopun ekran ışığını ayarladılar birde doktor özel bir gözlük verdi bilgisayar kullanırken,televizyon seyrederken yani uyumadığın sürece kullanacaksın dedi bu gözlük tüm zararlı ışınları süzüyormuş
    andynin tavsiyeleri doğrultusunda bir tv alıcaz bilgisayarıda ona bağlıycaz andy doğrusu bizim içinde büyük şans oldu
    -ne garip tesadüftürki sizin led ekrandan bahsederken leventin gözü meğer ciddi hasar görmüş andynin yazdıklarını okuduktan sonra anladık 2 tane doktor bile dediki biz bu konuda insanları uyarmaktan bıktık artık dedi gökhan ustam inanın leventin gözünün ışığı bile sönmüş ameliyat olduktan sonra anladık renkleri bile net farketmeye başladı
    hoşçakalın

  170. Gokhan Erol dedi ki:

    Ayşe Hanım Efendi, Levent Beyin dinlenme kararına çok sevindim ve çok mutlu oldum. Acele etmesin kendisine zaman tanısın, Antikalar Bizim gibileri çok gördü unutmasın:) Yüz yıllardır Antikalarımız Bizi esir almış bazen düşünürüm, kim kimin sahbi acaba diye? Bizlermi yoksa evimizdeki cansız bu Ahşaplar veya eserlermi, sanıyorum Antikalarınız yüz yıllardır kölesi olan bizleriz. Antikalar bugün Türkiyede 50 yıl sonra ise Amerika ultra lüks bir evde yaşamın her keyfini tadarak en güzel evlerde saraylarda köşklerde villalarda saltanatlarını sürecekler.

    Levent bey hiç acele etmesin, şuan Sizlerin Evladıın beraberliğinizin hayatın keyfini çıkarsın.

    Andy Türkiyede bu konularu yazdı Ayşe Hanım malesef ölüm tehditleri bile aldı hemde bildiğiniz sözde ünlü teknoloji Adamlarından ve Türkiyenin sözde ünlü teknoloji sitesinde bu ölüm tehditleri yapıldı.Türkiyede para İnsanların sağlığından önemli bu bir gerçek,Doktorlarınızn dahi onayladığı ciddi bir sağlık sorunu, paramla göz sağlığımı kaybediyorum bundan daha büyük bir rezillik olabilirmi? Kime şikauey edeyim Devlet bu sorunu görmüyormu, kamu kuşaklarında bir sürü saçmalıklar sözde bilgilendirme yapılıyor, Teknoloji neden yok acaba, neden bu Led denen rezillik hiç anlatılmıyor, Devlet aileleri Çocukları uyarmıyor?

    İnanın aldıgımdan beri çok net yazıyorum tvde yazıları okumakta zorlanıyorum, tvnin ayarlarını artık gittikce saça şekilde degğitiriyorum, hepsi monitörden sonra olan rahatsızlıklar. Avrupa olsa Tüketici mahkemeleri eminim bu firmalara çoktan tazminat davaları açarlardı bu monitörlerde toplatılırdı.

    Bir cümle kurmuşsunuz şuan aynen o sorunu yaşıyorum, gözüm ışığı artık özellikle tvye bakınca çok net silik olarak görmeye başladım. Doktorlara rica edin her gün bünlerce İnsan geliyor en azından Duvalara yazsınlar, uyarıcı montör ikazları yapsınlar.

    Levent Bey için dönem mobilyalarını hazırlamaya devam eiyorum fakat mayıstan önce asla vermemekte kararlıyım iyice dinlensin, sonrasında İnşaAllah devam ederiz.

    Selamlarımı söyleyin lütfen, Sizinde zamanınızı alıyorum lütfen hakkınızı helal edin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  171. levent-ordu dedi ki:

    gökhan ustam levent dediğiniz üzere dinlenmeye başladı 2-3 gün dinlensin dedi doktor sonra ara ara 15-20 dakika bilgisayarda işini halletsin bir şey olmaz dedi 20 gün sonra normal işlevine dönebilir dedi zaten leventte sözüm var 1 ay dnleceğim dedi size söz verdiya
    dönem mobilyalarına çok sevindi teşekkür etti 2-3 gün sonra size yazıcak doktor buna izin verdi
    hoşçakalın

  172. berrin-istanbul dedi ki:

    AYŞE HANIM MERHABALAR,

    LEVENT BEY E ÇOK GEÇMİŞLER OLSUN. İYİ OLDUĞUNA SEVİNDİM. GERÇEKTEN DOKTORLARIN VE GÖKHAN BEY İN TAVSİYESİNE UYUP DİNLENEBİLİRSE HARİKA OLUR. SİZE DE KOLAYLIKLAR DİLİYORUM. VE İNANIYORUM Kİ BU SÜREÇTE LEVENT BEY FİZİKSEL OLARAK UZAK KALACAK AMA KİMBİLİR NE PARLAK DÜŞÜNCELER VE YENİ FİKİRLERLER GELİŞTİRECEK. BAZEN BİRAZ DIŞINA ÇIKMAK ÇOK FAYDALI BİLE OLABİLİYOR.

    TEKRAR GEÇMİŞ OLSUN.
    SEVGİ VE SAYGILARIMLA.

  173. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam 8 günden beri haber yok sizden iyimisiniz merak ettim
    sevgiler
    levent