Aşkı bulmak kolaydır, Sevgili bulmaksa bir Ömür aramak gerekir.

True Love

Dünyada en büyük sorunlardan birisi, ikili ilişkilerdeki zıtlaşmalar, kavgalar, yanlış İnsan seçmekle başlayan bir Ömür mutsuzluğun tarifidir.

Kadın veya Erkek, adına Aşk derler sevgi derler, evlilik derler onlarca farklı isimler verilir.

Oysaki İlişkilerin sorunu karşı cins değil sorunun ta kendisi bizizdir, İnsan egosu bunu hiç bir zaman kabul etmez, kabullenemez fakat ne zaman ki bir duvara çarpar veya ilişki biter o zaman kendisini görür, bu öyle bir Egodur ki hatalı olduğunuzu bildiğiniz iç hesaplaşmada dahi, karşı tarafın suçlu olduğuna inanırsınız.

Unuttuğunuz bir detay vardır, Karşı tarafında sizin gibi bir İnsan olduğu, suçlu hatalı değil, sadece İnsandır.

Kadın ve Erkek ilişkileri hem kolay hem çok zordur, oysaki bir hayatı paylaşmak o kadar kolaydır ki sadece karşınızdakinin sevgili, aşk, Karı, Koca, Kadın, Erkek değil bir İnsandır, duyguları olan, korkuları olan, birisidir.

İlişkilerde en kötüsü ise sahiplenmedir, sahiplenme ile başlayan kıskanclık ise artık dozunu aşmış bir hastalıktır hatta kanserdir.

Bu kişiler için artık yapacak hiç birşey yoktur, siz telefonunuza bakarsınız bu bile Hasta ruh hali olan için ciddi bir kızma sebebidir, yada sorgulama sebebidir, veya telefonda rahat olmanız gülmeniz, isim vermeden uzun bir konuşma yine bu Hasta ruh için kabuslu bir iç sorgulmaya dönüşür.

Bu tür ilişkilerde acıkcası en doğru şey ayrılıktır, ayrılma detaylarıda sıkıntılı olacaktır, katılım olursa cevaplmaya çalışırım.

Saygılarımla

Andy Swezniak

 

 

 

 

Tarih: 06 12 2013
Üst kategori: Yaşam
Alt kategori:

'Aşkı bulmak kolaydır, Sevgili bulmaksa bir Ömür aramak gerekir.' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Akın/ Istanbul dedi ki:

    Andy Bey, yine muhteşem bir yazıya imza atmışsınız. Harika noktalara değinmişsiniz. Tebrik ederim. Ben yine bir konunuzun altına yorum yapıyorum, inşallah canınızı sıkmıyorumdur :) Bir de sanki her konunun altına film öneriyormuşum gibi olacak ama izlemediyseniz ‘Revolver’ filmini öneririm. Çok güzel bir film olduğundan değil. Ayrıca bir aşk filmi de değil, belki beğeneceğiniz tarzda bir film bile değil ama ‘ego’ kuramı üzerine işlenmiş gelmiş geçmiş en iyi film dersem abartmış olmam. Ego’yu bundan daha iyi tanımlayan bir şey görmedim. Filmin sonundaki gerçek uzman psikiyatrların yorumları da cabası…

  2. andy1 dedi ki:

    Akın Bey,

    Yorum yapmanızdan hiç kimse rahatsız olmayacktır tam tersine, bilgiyi sunmak kadar Dünyada yapılabilecek güzel birşey yoktur buna inanırım. Youmlarınıza yürekten teşekkür ediyorum.

    2005 yapımı film sanıyorum, henüz izlemedim veya arşivimde vardır dikkat etmedim. O kadar fazla film sayısı olduki artık bende karıştırdım.

    Revolver aslında ego tanımına uygun bir silah türü nerdeyse her İnsan karaketerine göre yapılmış versiyonu vardır sanırım. İnsan Egosu ilede iyi tanımlama olmuş.

  3. arasıra dedi ki:

    Andy hocam aramalı mı? yoksa beklemeli mi?

  4. arasıra dedi ki:

    Peki ANdy Hocam şuna ne diyorsunuz? “Hemen hemen tüm acılarımız toplumdan kaynaklanırlar, ve mutluluğumuzun sağlıktan sonraki en önemli unsurunu oluşturan zihinsel huzur her toplum tarafından tehlikeye sokulur ve bu yüzden önemli bir ölçüde yalnızlık olmadan var olamaz.”

  5. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, aramakla bulunmazsı imkansız bir anda karşınıza çıkar.

    Konuyu okuyan Arkadaşlara tavsiyem, biraz Türkiyedeki karamsar tozları üzerinizden silkeleyin, çevre değiştirin sizi sıkan ortamlardan uzak durun, devamlı Hayattan şikayet eden İnsanlardan uzak durun, bu kişiler sadece Vampir misali Ruhunuzu emer, yanınızdan ayrıldıklarında derin bir nefes alırsınız, bu İnsanlarıda uyarın kırmaktan kormayın kırmak derken, negatif yönelerini yüzlerine karşı söyleyin inanın farkında bile değillerdir ne kadar Ruhlarının çekilmiş olduğundan.

    Çevrede bu tür İnsanlara Dostca uyarılar yaparım, ve iş icabı berbaberlikler dışında hiç bir şekilde paylaşım yapmam, işim bittiği anda kendi hayatıma dönerim, kısa bir Hayat ehmde çok kısa diğer İnsanların umursamazca tüketmelerine izin vermeyin.

    Bir süre sonra zaten çevrenizde tercih edilen bir Arkadaş türü olursunuz, öevrenizde hep poiztif güçlü hayata net bakan İnsanlar olur. Sıkıntı anlarınızda size Destek olurlar bu tür İnsanlar her zaman gerçek şekilde Dostturlar, paylaşımcıdırlar, devamlı hediyeleşen İnsanlardır. Dostları sıkıntıdaysa bir bakarsınız bir zarf içinde sıkıntınız miktarı bir hediye veya bir bakarsınız hep almak istediğiniz her hangi bir şey size hediye edilmiş bir süre sonra sizde bu aktif hayatın içinde bam başka birisine dönüşürsünüz.

    Aradığınız kişi aslına bakarsanız herkesin aradığı ideal İnsan tanımını yazmaya çalışıyorum, siz onu veya o sizi mutlaka bulacaktır.

  6. andy1 dedi ki:

    Kesinlikle doğru bir tespit, birde Türkiye gibi Ülkelerde toplum yapısını düşünün bir örnek vermiştim, Türkiyeyi incelemeye gerek yok, yüksek bir binadan kalabalıklara bakın net göreceksiniz ki %95 herkes kendi Ruh halini seçen kıyafetlere burunmuş, siyah tonlar, bakımsız kıyafetler, yere bakan yüzler, rica ediyorum tarafsız gözle bakın hatta şaşıracaksınız Gülen İnsan sayısı bile çok azdır ve ilk dikkatinizi çekende gülen İnsanlara bakışlarınız kayar, farkında olmadan bu detay herşeyin göstergesidir, İnsanlar gülmeyi daha nerdeyse unutmuşlar.

    Gençlere bakıyorum, son olaylarda yaşanan kaos sanıyorum herkesi inanılmaz şekilde kalıcı yaralar açmıştır. Bu ortadığuda her gün yaşanan artık alışkanlık haline gelmiş kaos ortamıdır. Kalitesiz İnsanlar Kaliteli İnsanların hayatlarını net olarak gasp ediyorlar, kalitesiz derken İnsan olarak değil ideolojileri ve hayata nefretle bakan düşünce tarzlarını kast ediyorum.

    Gsöterilere katılan tüm Dünya için geçerlidir Türkiye olarak algılamayın, gösterilerde var olan İnsanların tamamı %100 sorunları olan, hayatla bağlarını koparmış sadece öfkeyle beslenen kişilerdir yani bu İnsanlar arsında hak aramazlar, hak atramaklada her hangi bir bağlantıları yoktur, sadece içlerindeki öfkeyi paylaşırlar.

    Sonucu ise malesef sağlıksız bir toplum, geleği olmadıklarını düşünen İnsanlar ve bir süre bu kanser gibi tüm Ülkeye yayılır, bunlar aslında süper beyinlerin uyguladığı Halk üzerindeki otoritedir, toplumları yönetmenin en kolay yoludur. Korkuyla beslenen toplumlar şiddetle yaşamaya başlar.

    Şimdi Avrupadan örnekler verelim, Yönetici tiplerine bakalım yani siyasiler, tarzlarına bakın !

    Güçlü kişilik, güçlü bakışlar, gerçekten tebessüm eden bir yüz, samimi bakan gözler !

    Türkiyede siyasilere bakalım, Siyah ve karanlık renklerde kötü kıyafetler içinde Adamlar, gülerken net samimiyetsizliğini yansıtan sabit ve korkak bakışlar, her kelimesinin %80 devamlı negatif bir konuşma tarzı, ve Dünyada herşeyin kötü olduğunu net hareketlerle bakışlarla tavırlarla, sözlerle anlatan gerçek şekilde Anormal ötesinde yönetici tipleri görürsünüz.

    Bu İnsanlar, Halka net bir şekilde yansır, her şey kötü, iyi bir şey yok !

    Burda Sizler gibi eğitmenlerin Genlere pozitif yaşamı aşılaması gerekiyor, hayata güzel bakmayı, gece ve gündüz örneğini sunarak vermelisiniz hiç bir zaman gece olarak yaşamassınız mutlaka güneşli bir gün olacaktır.

    Amerika ve Avrupaya bakın, Dinamik bir güc vardır, yoksullarıda zenginleride bir şekilde hayatı paylaşırlar, Türkiyede bu yoktur.

  7. arasıra dedi ki:

    Peki ANdy hocam insan özgüvensizse örnek ben çok özgüvenli olduğumu düşünmüyorum. melankolik bir yapım var. bundan çıkmaya çalıştığımda da kendimi yapay davranıyormuş gibi hissediyorum. tabiki herzaman böyle değilim gün gün insan değişiyor. yani kısaca bundan kurtuluş var mı? sonuçta ben de çok sağlıklı bir ailede yetişmedim ve insanın doğasının da değişebileceğine inanmıyorum. yani doğal yapımda mı davranmalıyım. doğal davrandığımda kendimi iyi hissediyorum. sizin söylediğiniz ideal olması gereken davranışlara bürünmeye çalıştığımda zorlanıyorum. bu beni daha kötü yapıyor. insan yapıp ettiklerinde kimseyi örnek almamalıdır diye bir söz var.

  8. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, Öz güven dediğimiz özellik gerçekte herkeste vardır, yani sadece size özel birşey değil. Bir çok farklı yollarla kendini hissettir alakasız bir çok sebeb ve nedenleri olabilir.

    İnsan doğası inanılmaz şekilde çabuk değişir burda yanılıyorsunuz, değişmez diyen pekte İnsanı tanımıyor demektir. Oysaki İnsan gerekli durumlarda herşekilde her yere uyum sağlayan iç güdüleri kuvvetli bir varlıktır.

    Değişim nedir biliyormusunuz, hiç kimse bir anda değişemez yemeğe benzer güzel şeyler kattıkça güzelleşir, herkesin tercih ettiği özelliklere bürünür.

    İnsanların tek yapması gereken, değişmekten önce kendi eksik yönlerini bulmalı tek tek bunları gerekirse notlar halinde alıp bir kağıda yazmalı, bunları yaparken sadece kendi olmalı. Korkusuzca her eksiğini kağıda dökebilmeli, kafasında tek bir ”acaba” cümlesi bırakmadan yapmalı. Kağıdı okuduklarında bambaşka bir İnsan göreceklerdir elbetteki doğruları yazmışsa bazı İnsanlar kendileri ile yüzleşmekten korkar.

    Sonrasını siz demişsiniz ya bana yapay geliyor işte hissettiğiniz o duyguyuda ortadan kaldırırsınız.

    İnsan tabiki doğal olmaldır, yapmacaık tavırları olan, birilerini taklit ettiği imajı sergileyen İnsanları siz severmisiniz asla sevmessiniz tam tersine inanılmaz itici gelirler.

    Kendimden örneklemek isterim!

    15-16 yaşlarım, önümdeki örnek Babam katı kuralları olan, herzaman inanılmaz şık, her zaman güvenli ve omuzları üzerinden bakan bir tipti. Çoğu zaman hatta her zaman yaklaşmaya çekinirdim. Bir gün durduk yerde kızdı dik yürümesini öğren, o kadar zoruma gitmiştiki cümlesi ve inanırmısınız sanki Babam o cümlesi ile beni yerle bir etmişti, artık yürürken bile eskisi gibi rahat olmadığımı hissedebiliyordum, yani Babamdan inanılmaz bir darbe almıştım. Arkadaşlarım kaşısında her gün eriyen silik bir kişiliğe dönüştüm, çunki söyeleyen Babamdı, tandığım en güclü Adam tarafından ezilmiştim. Öğretmenlerimin gözüne çarpıyor, Babamla konuşmuşlar, Andy devamlı çköüşte zayıf bir korkak kişiliğe dönüştü olarak tanımlamışlar, gerçektende öyleudi nerdeyse 5 yaşında bir Cocuk bile bana bağırsa kacacak gibiydim.

    Acıkcası Babam benim kendisi gibi olmamı isterken aslında beni yok etmeye başladığının farkında değili, Öğretmenelerim uyarana kadar.

    O yaz Babamla ilk defa tatile çıktık, İskocyaya gittik İnsanları enteresan ama bakışları içinizi delip geçen tipler yani inanılmaz güclü kişilikler, Babamın Arkadaşları, onları görünce kendimi açıkcası dahada berbat hisetmiştim ama ilk gün yemekte en baş köşede ben vardım, doğum günümdü, hepsi benle sanki kocaman bir Adam gibi konuşuyordu, o kadar gururlandım ki inanın ertesi gün bambaşka biriydim, ve 3 ay orda futbol kulubune yazdırdı beni hem futbol hemde kata sanatı öğreten bir okula yazdırdı.

    Fazla uzatmak istemiyorum, okurken sıkılmayın, Kata yani Dövüş tekniğinden çok tamamen Vucudunuzun her detayını hareket ettiren muhteşem zarif bir spor. Sayesinde 3 ayda ve sonra İngilterede 20 yaşıma kadar aralıksız devam ettim halende her hafta sonu mutlaka 2 saatimi Arkadaşlarımla bu spora harcarız.

    Hobi araıyorum demiştiniz ya hemde ekndinizle yüzleşmek, size gerçek bir hobiyide önremiş olmak isterim AIKIDO Japon dövüş sanatına başlayın, çok zarif ve İnsanı çok dinlendiren bir spordur. Hemde kendinizi mükemmel hissedeceksiniz, en azından deneyin.

    Bu sporda beyin ve vucud birlikte karar alır, hareketleriniz inanılmaz öz güvenli ve özel yaşamda tarzınızda belli şkilde değişir. AIKODO salt İnsan dövme sporu olmadığından temelinde İnsana ve İnsanın kendisine saygıyı öğretir.

    Detayları uzattım Özür diliyorum, tek başınıza belli kararları almak zordur, düşünce gücünüz mükmemmel olabilir ama destek olmassa hiç bir işe yaramaz.

    Dün Çinli bir Arkadaşım var Yemeklerde profosyoneldir süper bir Ahçı. İnanılmaz yoksul bir Ailenin içinden yetişmiş tahminlerinizin ötesinde bir tencereden yemek yiyen 6 kişilik bir Aile, hatta o kadar üzücü hatıraları verdır ki okula giderken kardeşlerinin çoraplarını bile sırayla giyen bir yoksulluk okula ayakkabı ile giden dışarda terlikle gezen bir dram.

    Şimdi se bahcesinde her biri 30 Bin GBP üzerinde araca sahip, İnsan oğlu kendisiyle yüzleşirse hayatı yenebiliyor.

  9. arasıra dedi ki:

    Sayın Andy hocam ne güzel yazmışsınız gene.

    Mutlaka her insanın ailesinden yeterli ilgi ve sevgiyi alamadığı dönemler mutlaka olmuştur. dediğiniz gibi geliştirmek lazım. Eric Fromm sağlıklı bir ailede yetişmediğini ömrünü bu eksikliği kapatmakla geçirdiğini eksik yönlerini sürekli geliştirdiğini söylüyor.

    Ünvtede kick boxa gitmiştim. özgüvenimi çok artırmıştı. hatta arkadaşlarım merak edip sorar olmuşlardı yüzümdeki morlukları. derken bir sohbet ortamı olmuştu.

    öğrencilerle genelde konuşmalarımda aileleri spora izin vermiyorlar. ders çalışmaz diyorlar. sanki gitmediğinde çok çalışıyor. spora giden ya da herhangi bir hobisi olan insan daha disiplinli düzenli oluyor. ben gitar kursuna gidiyordum birbuçuk yıl önce. gitara çok çalışmama rağmen kitap da çok okuyordum. şimdi hiçbir hobim yok. kitap da okumak gelmiyor içimden. hatta kitap okurken anlamam da zorlaştı.

    benim çalıştığım ilçenin sosyo-ekonomik seviyesi düşük. bizim okulda ilk geldiğimde bir Müdür yardımcısı vardı. kendisi başka bir okula gitti. Etilerde bir lise. öğrencilerin sosyo-ekonomik seviyeleri yüksek. bizi ziyarete geldiğinde şunu anlattı. okula raketlerle gelip okul çıkışı direk spora giden tipler okuldaki öğrenciler. sınıfa girmiş Müdür yardımcısı arkadaşımız birgün. ve birşey söylemiş. öğrenciler “Hocam neden bağırıyorsunuz?” demişler. ukalalık olsun diye değil içten bunu söylemiş öğrenciler. biz sizi duyabiliyoruz demişler. Çünkü bizim Müdür yardımcımız bizim öğrencilere bağırarak konuşmaya alıştı bizim okulda. yani aradaki farkı göstermek için anlattım. çok farklı bir dünyada yaşıyorlar diyor kendi öğrencilerini. hepsi de en az bir hobileri olan öğrenciler.

    Destek derken nasıl bir desteği kastediyorsunuz?

    Ahçı arkadaşınızdan behsetmişken ben de yemek yapmayı öğrenmek istiyorum bu aralar. hatta bugün mercimek çorbası tarifine baktım. mercimek çorbasından başlıycam yarın :) belki bir kursu vardır. bilmiyorum erkek için nasıl olur :)

  10. arasıra dedi ki:

    El yapımı çikolata kursu buldum Andy hocam :) ona mı gitsem?

  11. andy1 dedi ki:

    Gidilebilir, sonuçta farklı İnsanlar tanımak en dinledirici süreclerden biridir.

  12. andy1 dedi ki:

    Yemek Kursuna gidebilirsiniz ben çahslıyım iki süper Arkadaşım var, yemek yapmayı onlardan öğrendim halende öğreniyorum, dün Çin pilavı denedim, Arkadaşımda gelmişti tek kelimeyle muhteşem yapmışım :)

    Birde Uzak doğru mutfağına inanılmaz düşükümdür hint mutfağıda dahil, suşi filan değil onlar özentiler için, gerçek Usta elinden çıkmışsa tadına doyum olmaz tabiki. Yurt dışına gittiğimde baharatlar alırım, Ülkeye özel tadları mutlaka denerim.

    Mutfakta zaman geçirmek ise keyif benim gibi Arkadaşlarımın sayısı çok fazla hatta kızlar takılır mutfaktan çıkın yüzlerinizi görelim diye. Hafta sonları genelde mutlaka spor vardır hatta şuan bir Okulun öğrencilerine derslerde veriyoruz gemek isteyen öğrenciler kayıt yaptırmışı 7 kişiydi şimdi 90 kişinin üzeinde Çocuklar ve Aileleri katılıyor, Aikido ve Yuan2ın kata derslerini öğretiyoruz.

    Çocukları görmelisiniz inanılmaz mutlular, Sorumlu öğretmen Arkadaşımız şimdi bu projeyi eğitim bakanalığını sunmak istiyor. Kaliteli katılımlar ilgi çekiyor, sonuçta şiddet yok, sadece Çocuklar ve Aileleri ki 80 yaşında iki Annemizde var:) Hafta sonları çabuk gelsin istiyorlarmış hatta kızıyor neden bu kadar zaman beklediniz diye. Spor fakat özünde paylaşım, Erkeklerin yani Babaların tamamı ise ciddi ciddi kaliteli bir Kata okulu arıyorlar, konu uzuyor fakat bu detayları verme sebebim, senelerce İnsanlar oturmuşlar, hafta sonları piknik veya ev yemekleri veya bar cafe gezintileri tekrarlanan ve bir süre sonra sıkıntı veren bir alışkalığa dönüşüyor.

    Bakın KickBox derside almışsınız temel eğitiminizde var, Müdürden izin alın hafta sonları Okul bahçesinde Cocuklara böyle bir etkinlik yapılacağını haber verin. 3-5 öğrenci derken birde bakacaksınız Ailelerde gelmeye başlamış, yeni Dostluklar edinmeye başlamışsınız bu kariyeriniz içinde çok ciddi bir tecrübe olacaktır. Hemde öz güveniniz daha da güçlenir, hemde öevrenizde yaptığınız paylaşım İnsanların gözünde çok karakterli bir kişilik olarak yansır.

    Bakın kendi yeğenin geliyordu her hafta sonu sabahı, spor o kadar hoşuna gitmişki kendi okulunda Arkadaşlarına sergilemiş, Kata çok zarif Dans figürleride içerir aslında savunma sporudur fakat inanılmazın ötesindede zariftir. Şimdi yanında 4 Arkadaşınıda getiriyor Aileleride başladı.

    40 yaşlarında birisi var, yanımıza geldi söylediği cümle şu ”Ben kendi kendime bile dans etmek utanırdım,şimdi ise her kesin içinde yapabiliyorum” Elbetteki bu tamamen poiztif bir başlangıc.

    Mutlaka deneyin, ciddi ciddi düşünün, mÜdürünüzle konuşun. Şuna emin olun bir süre sonra ciddi bir proje haline dönüştürmek elinizde hatta yaptığınız çalışma belkide Türkiyede ilk siz temsil edeceksiniz, basınında ilgisini cekecektir.Kariyeriniz için fırsatlar yaratabilirsiniz.

    Yemek Kursunda cümlenizi yadırgadım:)

    Dünya çapındaki Şeflerin tamamı Erkektir, ayrıca yemek yapmak bir Sanat hemde çok önemli bir sanat herşeyi içinde barındırıyor, tad alma, gözme,koklama,hissetme inanılmaz bir Meslek bana göre.

    Kunuyu uzatıyorum, farkındaysanız hep bahsettiğim tabulara çıkıyor Türkiyede düşünceler. Erkeklere göre aşçı tanımı yadırganıyor buda bir tabudur, Erkekeler yemek yapabilir, ev işleri yapabilir, örgü örebilir Sharpın yetkilisi Arkadaşaım var Örgü kursuna gitti, üstelikte fazlası ile katı gelenecekci Japondan bahsediyorum.

    Erkekeler her işi yapabilir, çevrenizi toplumu düşünürseniz kendinizden vaz geçmeniz gerekir.

  13. arasıra dedi ki:

    Çİn pilavını bilmiyorum ama övünmek gibi olmasın Türk pilavını çok iyi yaparım ANdy hocam.

    Artık Müdüre hiçbir proje götürmek istemiyorum :) kıymetini bilmiyor. daha önce senede 3-4 defa okul gazetesi çıkarırdım. Şimdiki Müdür önce önemsemedi gazeteyi sonra da sene sonu çıkarmaya razı oldu. hiçbir anlamı kalmadı. gazete çıkıyor öğrencilere dağıtılmıyor çevreye dağıtılmıyor vs. gibi boşa giden emekler. ben de bezdim daha çıkarmıyorum dedim. şimdi de çıkartacak adam arıyor bulamıyor. bu işler maalesef böyle.

    yoksa okulda çok şeyler yapmıştım ilk geldiğimde web sitesini güncelledim, okul tanıtıcı slayt videolar hazırladım ve daha da kafamda birçok yapmak istediğim şey vardı. Eski Müdürümüz çok istekliydi bu tür şeylere artı kıymetimi biliyordu. seni böyle övüyorum ama şımarma derdi:) ama sonra yeni Müdür geldi. şimdikinin yüz ifadesi bile birşey yapmak istediğinizde küçümseyici. bu sene büyük ihtimalle tayin istiycem. aslında çoktan gitmeliydim.

    Mercimeği yapmaya başladım Andy hocam :) şu an pişiyor. bakalım nasıl olacak?

  14. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, bir detayı merak ediyorum, Devlet bu okullara verdiği sorumlu kişileri denetlemiyormu veya bu İnsanların geçmişte yaptığı projeler göz önüne alınmıyormu?

    Bu İnsanların Gençlere hiç bir şey veremeyecek kadar kapasitesiz oldukları ortada, gerçektende inanılmaz üzücü bir detay.

    Devlet Gençlere okulu sanıyorum mecburiyet olarak göz önünde basit detay olarak görüyor, en azından Okul var gözetim alsında olsunlarla aynı, eğitim yok, akitivite yok, kısaca hiç birşey yok.

    Avrupada ise Okullar, yabancı Ülkelere özel turlar düzenliyor, Gençleri diğer Ülke İnsanlarını gözlemeleme fırsatı veriyor, yeğenimi çok örnek veriyorum ama gecen yaz 6 yaşında Okulla berbaer 10 günlük Avusturya turu yaptılar, daha 6 yaşında ama Tatil hatırlarını anlatması bile inanılmaz, bu yaşta Cocuk farkında olmadan kişiliğide oturmaya başlıyor, kıyas yapabiliyor.

    Gerçekten üzücü hemde çok üzücü.

    Ben size daha karanlık detay vermek isterim, Türkiye farkında değil fakat Türkiyede bir takım İnsanlar Gençleri inanılmaz şekilde pravakasyonlara tabi tutuyorlar.

    Gecen gün gazetelere bakıyorum, daha doğrusu sabah haberlerinde Spor köşeleri var, Türkiyeden bir kanalda kendilerine Türkiyenin en büyük spor gazetesi sıfatını vermiş bana göre tam bir rezillik neyse, gazetede nerdeyse her 10 kunudan 1 tanesi net olarak siyaset ve Gençleri net kimlik ve ırk üzerinden Pravakasyon yapıyor.

    Bunu İngilterede yapacak gazeteyi Devlet anında bitirir abartmıyorum aynı gün o gazeteninin fişini çekerler ve akılların alamayacağı davaları açarlar. İngiltere cümlem yanlış tüm Avrupa için geçerlidir, gazete sporu bırakmış net Irkcılık yapıyor ve en tehlikeli yerinden vuruyor Ülkeyi yani Gençler üzerinden Irkcılık yapıyor.

    Devlet buna nasıl seyirci kalıyor bu dahada ilginc birşey.

  15. arasıra dedi ki:

    Denetim var ama sorun yokmuş gibi gösteriliyor. pek yaptırım da yok. örneğin önceki okulumda bir sınıf öğretmeni vardı bir de branş öğretmeni ikisi de öğretmenliğe elverişli değildi birinin sağlık problemi vardı. diğeri zamanında bazı psikolojik problemler yaşamış herşeyi boşvermiş kendini geliştirmemiş bildiklerini de unutmuş vs. bu gibi insanları farklı görevlere çekmek gerekir. ama bütün ilçe ve müfettişler bilmesine rağmen hiçbirşey yapılmıyordu.

  16. arasıra dedi ki:

    Uzman tvden bir iki yemek tarifine baktım. bugün onları yaptım. baya da lezzetli oldu :)

    Site harika. hemen hemen herşey var. sadece yemek tarifi değil. görüntülü anlatımları mükemmel. adı gibi hep uzmanlar anlatıyor.

  17. arasıra dedi ki:

    Bizde de yapılıyor fakat kısıtlı kalıyor. Belediye yapıyor Allahtan. onlar da yapmasa hiçbirşey yapılmayacak nerdeyse okulda. ama yeterli değil. Okul Müdürlerinin aktif olması gerekiyor. Örneğin bizim bölgede bir okul var. genel lise olmasına rağmen İstanbulda birincilikler ve ikincilikler elde etti. sadece okul başarıları değil sosyal-kültürel aktivitelerde de tavan yaptılar. izcilik kampları, okulda yatılı aktiviteler kamplara varana kadar daha birçok şey. özel okullarda bile bulamayacağınız hem akademik hem de sosyal bir başarı elde ettiler. Müdürleri sayesinde oldu. Müdürünü bazen yolda görüyorum. hep etrafında birileri var. ayak üstü konuşuyorlar. Milli Eğitim Bakanının da katıldığı bir ödül töreni yapıldı İstanbulda. başarılı liseler ödüllendirildi. orda bir çok dalda ödül aldı okul.

  18. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, örnek verdiğiniz okul Müdürü ve Kadrosu belliki fazlası ile çalışan İnsanlar sanıyorum, zamanlarının çok büyük bölümünü ortak projeler üzerinde harcıyorlar.

    Sizin Okulunuzdaki durumsa sakın darılmayın ama sadece mesai zamanını doldurup maaş almaya yeterli gören bir denetim kadrousu mevcut, anlattığınız kadarıylada şuan maaşını sorunsuz almasından başka hiç bir problemi düşünmek istemeyen düşünceye sahip.

    Bu kişilerin bu umursamazlığı Gençelere inanılmaz zarar olarak dönüyor, bu tür İnsanları Bakanlık nasıl sorumlu yerlere verir işte bunu anlamak imkansız.

  19. andy1 dedi ki:

    Anlattıklarınız Türkiyenin en büyük sorunu, ben okulları boş veriyorum Galiba Sanayi bakanlığoı yanılıyor olabilirim düzeltin, bugün teknolojiden sorumlu Bakanlığa bakın tamaıyla şuan anlattığınız yetkisiz ve bilgisiz kadrolaşmanın net göstergesi.

    Türkiyenin teknolojideki hali ortada, İnternetteki hali ortada, ve Bakanlıkta sorumlu kişi görevine devam ediyor, neden çunki bu kadrolaşma sorunu en üst makam her zman emirlerine uyan kişileri seçer bunlar vasatmış yada temsil ettiği işlerden bilgisizlikleri hiç bir önem taşımaz yeterki emirlere uysun.

    Şimdi sorumlu ve iş bilen beyinler ise çok üzücü ama belkide işsiz geziyorlar.

    Bu sabah Türkiyeden glen bir Kadın danışmanla tanıştım ciddi bir örnektir üstelikte bu kişi fazlası ile Türkiyede aktif söz sahibi, siyasi ve eğitimci olarak.

    Ortalama 2 saat zaman geçirdik, teknoloji ve yenilikler üzerine buraya dikkat !

    Kadın Kadın cümlem kabalık algılanmasın isim yazmıyorum, nerdeyse 10 cümlesinden birinde siyaseti araya sokuyor fırsat bulduğu her anda şiakeyt ediyor, Hükümetten bahsediyor, Atatürk diyor ve artık dayanamadım.

    Buraya siyasi parti sözcüsü olarakmı geldiniz yoksa teknoloji üzerine görüşler almak için mi? diye sorum!

    Cavabı dahada berbat o kadar kıt bir beyine sahipki halen teknolojiyi Türkiyede yani Ülkesindeki siaysi görüşle algılayavbialecek kadar inanılmazın ötesinde cahillihini sunmaya devam ediyor.

    Bizle antlaşma yapacaklar bakın para kazanacağız ve Kadına şunu dedim lütfen zamanımızı çalmayın, 2 saat benim içinde şirket içinde bir para kaybıdır ve siz net olarak ömrümün 2 saatini saygsızlıkla umursamazlıkla çaldınız.

    Alışmamış sanırım tepkisi çok tuaf oldu firmanızı tercih etmek kabahat dedi ve çıktı gitti. Öğleden sonra durumu Türkiyedeki firmaya net ilettim, siyasi parti sözcüsümü yoksa teknoloji expertizimi yolladınız diyede sordum, cevaplarını yazmıyorum, firma Kadını bugün Akşam uçağı ile Türkiyeye dömesini söylemiş yani işten uzaklaştırmışlar. Birde bize özür mektubu yollamışlar.

    Bu detayı neden verdim, eğer özür mektubu olmasaydı ben o firmayı şirketin kara listesine alırdım yani teknoloji veya ticarette uygun değildir uyarısı eklerdim. Buda Avrupada tüm firmların paylaşım yaptığı özel portföye geçerdi yani şirket ciddi bir eksi puan alırdı.

    Türkiyede şuan yaşananlar anlatığımın aynısıdır, bazı düşünemeyenler siyasetle teknolojiyi veya eğitimi anlayamazlar, sonuçlarını ise önce Gençler sonra tüm bir Ülke bedelini öder.

  20. arasıra dedi ki:

    Bizde işi iyi bilen insanlar bir yere gelemiyor Andy Hocam. Dediğiniz gibi sorun da bu.

    Tartışmalar ideolojik ancak zeki insanlar ideolojini bir kenara atıp tartışabiliyor. zaten o tür insanların koyu ideolojileri de olmuyor. takım tutar gibi parti tutmuyorlar. bahsettiğiniz kişi tahminim Chplidir :) onlar iktidara gelse kendileri birşey söyleyip sonra karşılarına geçip onu da eleştirirler:))

  21. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Bahsettiğim kişinin inanın partisini sormadım, yaklaşımı inanılmazın ötesinde saçma, gereksiz ve net sorunlu kişilik ifadesinin resmini çiziyordu.

    Firmasına belirttim, çunki biz Markalarda asla umursamazlık yapamayız, markayı temsil eden firmalardan emin olmadan kesinlikle hiç bir işleme onay vermeyiz.

    Ben bu Kadının firmasına onay versem, başımıza fazlası ile sorun olur. Irkcı yaklaşımlarda olan satıcılar net şekilde uyarı yazısı eklenir yani bu firmaya Marka telif hakkı verilmesin diye, bizden uyarı çıkmışsa tüm Avrupadaki firmalarda bu uyarı görülür yani satıcı firma otomatikman dışlanır karşısında hiç bir marka temsilcisini bulamaz.

    Türkiyedeki firmaya şaşırdım bize Kadını yolluyor fakat yolladığı İnsandan haberi yok, sanki stajer değilde siyasi bir partinin net sokak eylemcisi gibi vasat ve sığ beyne sahip. Sonuçta firma bu kişi ile irtibatlarını kestiklerini söyleselerde yinede sisteme firma hakkında net uyarı ekledim, Marka hakları asla ve asla en ufak ihmalciliği kaldıramaz.

    Elbetteki zıt düşünceler olacak, siyasi görüşler olacak bu şekildeki İnsanlar benim için zaman kaybından başka birşey değildir. Siyasi görüşle, İş Ahlakı bambaşka kavramlar.