Depresyon ve Stresten kacmanın en ideal yolları.Çevrenizde fark yaratın.

x

Türkiye gibi bir Ülkede yaşıyorsanız (Konu başında sizi strese sokmanın en iyi tanımıdır), gördüğünüz gibi klasik her gün duyduğunuz, sokaklarında hissettiğiniz ve hiç bir kaçısı olmadığını düşündüğünüz bir tanım.

Stres veya Depresyon oysaki Tün Dünya İnsanlarının en uç noktalarda yaşadığı şçağın en berbat hastalıklarından biridir, Avrupada aslına bkarasanız durum dahada üst noktalardadır İnsanlar genelde Doktor denetimlerinde olmayı kendilerini iyi hissedecekleri ideal yol olarak görürler. Tedaviside ilaçlar ve gittikce artan dozlar ve tedavi sandığınız durum bir süre sonra ilaçlara bağlı bir yaşamdır.

Türkiyede ise stres daha farklı ve tanımı daha zor hale gelmiş durumda, İnsanlara bakarsanız herkesin sizle aynı olduğunu göreceksiniz.

Türkiyede stresten uzak durmak hem kolay hemde sizin kararlı olmanıza bağlı.

Tavsiyelim çok basit, Televizyon izlemeyi bırakın gerekiyorsa televizyonun yani anten bağlantısını sökün atın veya kanal listesi oluşturun ve sizi strese sokacak her kanalı yasaklayın unutun. Dizileri hayatınızdan çıkarın izlemeyin, Türkiyede dizi sektörü inanılmaz duruma geldi en sağlıklı İnsanın dahi psikolojinisini bozacak temalar sanki özellikle seçiliyor.

Siyaset ise en berbat stres tetikleyicisidir heleki Türkiyedeki gibi bir komedi siyaseti yapılıyorsa. Siyaset konuşmalarından uzak durun, Arkadaşlarınız var ise irca edin duymak veya konuşmak istemediğinizi anlatın, üsteliyorlarsa kırılacaklarına aldırmadan bir süre konuşmak istemediğinizi anik dille belirtin.

İki sebeb yazdım ikiside İnsan psikolojisine sanki Vahşi Hayvanlardan farksız saldırılardır!

Kendinize hobiler edinin, hiç bir yeteneğiniz yoksa bile tavsiyem kendinize harici bir disk alın, internetin karşısına geçin, YouTube olabilir eğlenceli görüntüleri indirim, komedi filmlerini indirin burda Türk Komedilerini yine tavsiye etmiyorum, net olarak siyasi içerik taşıyan ve Senaristin iç Dünyasını yansıttığı ve sizide o Dünyaya sokacak kelimelerle Stresiniz tetiklenecektir bir anda filmden kopup yine iç kavgalarınıza dönersiniz birde bakmışsınız film izlemiyorsunuzdur bakıyorsunuz ama içinizde aklınıza takılan kelimlerle bir savaş yaşıyorsunuzdur. Bu sebeble Türk Komedilerindende uzak durun.

Kendinize basit hobiler bulun, kendi odanızda mini bir çalışma alanı yaratn, örnek model arabalar olabilir, veya bir taul ve boyalarla içinizde savaşmak yeine boylarla tuale aktarın aklınızdan geçen herşeyi çizin karalayın.

Çevrenizi düşünün bir kalem kağıt alın, sizde stres yaratan tüm Arkadaşlarınızı yazın özelliklerini anlatın, ve bu notları Arkadaşlarınıza verin, dürüst olun ve notları verirken onlarında size karşı yorumlarını isteyebilirsiniz. Böyle kırıcı olmadan çevrenizide uyarmış olursunuz.

Avrupada İnsanlar bu konuda inanılmaz bir bunalım içindeler, nerdeyse 10 kişiden 9 tanesi ciddi bir kaçış içindeler artık çevrelerinde olumsuz cümle kuran herkesten uzaklaşıyorlar, bir yerde herkes fazlası ile özel bir Dünyanın peşinde koşuyorlar. Yalnız değilsiniz bunu asla unutmayın, sadece içinizdekileri paylaşmasanız işte o zaman tehilkeli bir bunalımada düşebilirsiniz.

İnsanlar kırılır ben söyleyemem derseniz kırılan siz olursunuz, üstelikte isteğiniz sadece sakinliktir. Yani söylemekten asla çekinmeyin.

Emekliyseniz mutlaka çevre değiştirin, hatıraları unutun, çevreye bağlanma alışkanlığınızı terk edin, içinizden egleni dinleyin, sankin bir şehre gidin veya sakin ilçelere unutmayın Hayatı sadece siz yaşıyorsunuz ve ve Yaşam sandığınızdan çok kısa bir süreçtir.

Gençler veya çalışanlar ise şehri terk edemeyeceklerinden en mantıklı seçim doğru İnsanlar ile paylaşımlardır, dediğim gibi Dünyada dışradan gelen negatif tanımlamalar, cümleler en büyük tehlikelerdir, İnsanlar rahatsız oldukları cümleler veya toplu paylaşımlarda negatif etki uyandıran İnsanlarla oturmaya mecbur kalabilirler, belli kişilerden uzak durmanız yeterlidir.

Bir süre sonra bakacaksınız ki çevreniz sakinleşmiş, sizin gibi İnsanlarla dolu sakin ortamlarda keyif içinde bir hayatın içinde olacaksınız.

Sizlerin bu kararlığınız diğer İnsanlarıda etkileyecektir, örnek kişilik olarak hem kendinizi daha öz güvenli hemde çevrenizde pozitif bir alan oluşacaktır.

Saygılarımla

Andy Swezniak

 

Tarih: 09 12 2013
Üst kategori: Sağlık-İlaç-Öneriler
Alt kategori:

'Depresyon ve Stresten kacmanın en ideal yolları.Çevrenizde fark yaratın.' hakkında sorular, açıklamalar

  1. arasıra dedi ki:

    Andy Hocam sizden iyi bir psikolog olurdu.

    İnsanların gerçekten olumsuz etkileri olabiliyor. özellikle dediğiniz gibi hep negatif enerji yayan insanlarla biraradaysanız işiniz çok zor.

    durumun kişilikle de alakalı yönü var. şöyle bir söz var, bizi etkileyen olaylar değil olaylar hakkındaki görüşlerimizdir. örneğin aynı olay başka kişileri başka başka etkileyebilir. genel örnek verirsek neşeli mizaçlı birini başka melankoliki birini başka gamsız birini başka etkileyebilir. ya da şöyle örneklendirirsek melankolik birinin intihar etmesi için çok küçük bir neden yeterli olurken, neşeli birinin intihar etmesi için çok büyük bir neden gerekir. tabiki olaylar insanları etkiliyor ama bir ayrım yapmak isterim kişiliğe göre değişiyor. o yüzden tavsiyeleriniz değerli özellikle de etkilenenler için. mesela araştırmalar gösteriyor ki ekonomik kriz dönemlerinde boşanmalar artıyor. yani insan hassas bir yapıya sahip bazen hava durumunun bile insanın psikolojisi üzerinde etkisi var. fakat bazı insanların çok güçlü kişilikleri var.

    bir de şöyle birşey paylaşmak istiyorum faydalı olabilir belki. evde çok kapalı kalmak ve çok yalnız kalmak da insanı dış etkilere karşı hassaslaştırıyor. bu tür kişiler en ufak birşeye sinirlenebilirler ayrıca çok kolay hastalanabilirler. ama devamlı insanlar içinde bulunan kişiler kolay kolay birşeye kızmazlar.

    bir filozof diyor ki insanları birbirinden uzaklaştıran şey insanların ruhsal yapılarındaki farklılıklardır. bu çocuklukta en yakındır bu yüzden çocuklar daha iyi anlaşır. ergenlikle birlikte farklılaşma başlar ve ömür boyu artarak devam eder. fakat aynı faaliyet içinde bulunan insanların ruhsal yapıları birbirine yakınlaşır ve o yüzden aynı faaliyet içindeki insanların daha iyi anlaştıkları görülür.

    Neşelilik diyor bir kazançtır ne zaman geleceği belli olmaz gelirse sorgulamadan içeri alın. çünkü yalnızca o doğrudan doğruya bir kazançtır. (ifadeleri tam onun gibi yazamıyorum kusura bakmayın) o yüzden neşeliliği artırmayı her türlü çabanın önüne koymalıyız. neşelilik için birinci koşul da sağlıktır. sağlık olduğunda da duygusal durumumuzun çöküntüye uğrayabileceğini ama sağlığın gerekli olduğunu söylüyor. sağlık herşey değildir ama sağlık olmadan herşey bir hiç.

    gülmek mesela insana çok iyi geliyor. bazen gülmek gerekiyor. bir de olayları olduğundan fazla büyütme özelliği var insanın. o yüzden biraz da soğukkanlı olmak gerekiyor. Andy hocam dediğiniz gibi hayat çok kısa. bazıları hayatı göz kırmaya benzetir. hakikaten de evrenin sonsuzluğuna baktığımızda hayatımız o kadar kısa ki.

    Bilmiyorum aynı görüşü paylaşır mısınız ama insan öncelikle elindekilerin kıymetini bilmeli.
    Bir de sizinle paylaşmak istemiştim hep. Mutlu olmamız gerektiğine olan inancımızın ve mutluluk peşinde koşmamızın bizi mutsuz ettiği görüşü. istemenin insanı mutsuz ettiği. o yüzden istenci öldürmek gerektiği. çünkü istemek eşittir hayal kırıklığı. çocukluğun en mutlu dönemimiz olduğu bunun bir nedeninin de istekli değil de meraklı olduğumuz görüşüne ne diyorsunuz. ben mesela bazen istencimi öldürüyorum :) gerçekten kendimi huzur bulmuş hissediyorum. özellikle doğu felsefesinde de bu görüş vardır.

  2. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Çağın hastalığı yalnızk zaten, Yalnız İnsanlara bakarsanız enteresan detaylar görürsünüz genelde kendileri ile barışık yaşarlar, İnsan seçerler kolay kolay kimseyi Dünyalarına almazlar. Çevremde en az 50 kişi sayabilirim, nerdeyse özel bir tarikat gibiler, yani zıt düşünceye sahip kimseyi kabullenmiyorlar, tarikat cümlem yanlış olabilir bu kişiler siyasetten nfret ederler, veya belli akımlardan inanılmazın ötesinde kaçarlar.

    Şirektimizde çalışan 2 Arkadaş var, inanılmaz sakinler, paylaşımcılar, fakat iş sohbete gelince bir anda bir sebeb bulup birden aynınızdan anında ayrılırlar.

    Kadın Arkadaşı çağırdım ve nedenlerinis ordum, bana göre çok en teresan cevaplardı mesela beni şaşırtan örneği yazmak isterim.

    Ben konuşrken dinlmemeye çalışıyormuş veya her hangi birisi ve korkuyormuş, Korkunun sebebini sordum onu üzecek olumsuz cümleler ne zaman ağzımdan çıkacak diye devamlı tedirginlik hissetiğini ve kim olursa olsun hemen ordan uzaklaması gerektiğine kendisini şartlandırmış.

    Daha sonraları aslında bu İnsanların sayılarının ciddi oranlarda olduğunu anladım, Doktor Arkadaşlarla konuştuğumda aslında her İnsanda olan bir dürtü olduğunu söylediler. Bu tür konulara meraklıyım Doktor Arkadaşlarımın sayısı çok fazla bazen onlarla seminerlerede digerim müthiş bir keyif alırım.

    Buyuk Annem yani Annemin Annesi Dönemin en iyi Kadın Doktorlarından biriymiş halen kitaplarını ve çalışmlarını Vitrinimde saklarım. O günün tıp Kitaplarını daha Cocukluk yaşlarımda merak eder okurdum, hayal olarak hatırlıyorum BuyukAnnem hep birşeyler anlatırdı, bazen Tıp okumadığıma pişman oluyorum ama anlık sonradan rahatlıyorum bu halimle daha mutluyum.

    İnsanın önemli olan kendisini tanıması, her şeyin veya her probleminde başlamadan önelem alabilmesi demek. Kendimizi karakterimizi tanımak önemli, dışardan size kendimi farklı anlatabilirim bu en kolay yalanlardır, hatta nerdeyse her İnsan farklı maskelerle gezer buna inananlardanım. Dışarda öz güvenli görünür ama iç Dünyasında kabuslar yaşar, cessur görünür ama içinde inanılmaz ürkek korkak bir İnsanı yaşatır, zaten Cesaretin tanımıda korkaklıktır. Kişi kendi kendisini yargılamayı bilmeli, kendi kendisine dürüst olabilmeli.

    İnsan tuaf varlıktır, kendisine bile yalan söyler, kendisini dahi kandırır. Yüzleşemekten kacar.

    Dediğiniz doğru Mutluluğu aramak yerine, Mutluğu elinde olanla tadabilmek önemlidir. Diğer türlü bir Ömür boyu arasınız aslında ne aradığınızı bilmeden bir ömür tüketilir.

    Tuaf örnekle btirmek isterim, Hitler Dünyadaki en Romantik yazarlardan veya ressamlardan biri olabilirdi. Cani bir kişilik değilde şuan onu İspanyol Ressam Salvador Dali gibi çılgın özellikleri olan birisi diye anlatabilirdik.

    Bana göre en ilginc kişiliklerden biridir, döneminin şuan bahsettiğimiz travma yaşayan toplumunda bir anda korkunc bir caniye dönüşen kişiliği Dünya izledi.

    Günümüz toplu halen aynı beyin düşüncesindedir, aslında liderleri seçmezler, liderde kendi özelliklerinden bir detay görürlerse aynı Hayavnalrdaki sürü iç güdüsyle dediğinin net yanlış olduğunu bilselerde peşinden giderler. Farkında olmadan yapılan bir toplu İntihardır aslında, sonuçlarını herkesten iyi bilirler, hatta öldürüleceklerini fakat bu psikolojide İnsanlar zaten net bir şekilde toplu İntihar akımında tamamen bilinclerini kaybetmiş olarak her emre her kourala sorgulamadan uyarlar.

    Tuaf oldu kusura bakmayın.

    Saygılarımla

  3. Akın/ Istanbul dedi ki:

    Allah razı olsun sizden Andy Bey. Ben rica etmiştim depresyonla ilgili bir konu açmanızı ve kırmayıp anında açmışsınız.
    Mükemmel bir platformun mükemmel adminine bir alkış gelsin benden :)
    Sizle dertleştikçe, burada diğer arkadaşların da katılımlarıyla insan rahatlıyor ve kendi yalnızlığını giderilmiş hissediyor.
    Yaşınızı tam olarak bilmiyorum ama sizi bir arkadaşım olarak görüyorum sanki.
    Bu site karşıma çıktığı için de oldukça şanslıyım. Kenidinize iyi bakın, yazılarınızın devamını görmek dileğiyle.

  4. andy1 dedi ki:

    Akın Bey, çok teşekkür ediyorum güzel yorumunuza yaş olarak benim için asla İnsanlarla Dostluklarımda kriter teşkil etmiyor 36 yaşındayım fakat 80 yaşına kadar inanılmaz harika Dostlarım var, tamamıda çılgın diyebileceğim teknoloji fanatikleridir.

    Türkiye için 80 yaş biraz tuaf gelebilir, yazımızı okuyan diyebilirki 80 yaşında Arkadaşmı olur:) Bisikletine binen sporunu yapan, İnsanlar sanıyorum Türkiyede 20 yaşında Gençlerden daha aktif hayata sahipler. Yaş kriterini yazma sebebim Türkiyede orta yaş üstü İnsanlara farklı gözle bakılmasıdır, bu cidden çok kötü bir İnsan algılmasıdır.

    Burda siteden istediğini yazan Arkadaşlarımız var, saygı oldukçada her sorunu elbetteki konuşmak gerçek Dünya ile yüzleşmektir.

    Forumlarda gördüklerime ilk zamanlar şaşırmıştım, kimse darılmasın sanki her yazıyı oluşturan karakter fabrikadan bant usulu ile üretim yapılmış objeler gibiydi nerdeyse herkesin mesajı aynı.

    Zıt fikirlerde diğer şaşırtıcı nokta, bilgisi yetemeyenin en kolay savunma yolu küfürü tercih etmeleri.Kalasik İnsan tiplemeleri anlayacağınız.

    Türkiye çok güzel bir Ülke fakat İnsanları çok üzüdür kendi Ğlkelerinde robotlaşmışlar, aynı şuan Avrupada olduğu gibi fakat Avrupadaki Vatandaşın tek avantajı ekonomik özgürlükleri.

    Yorumunuza tekrar çok teşekkür ediyorum.

    Saygılarımla

    Andy Swezniak

  5. arasıra dedi ki:

    Andy hocam daha çok gençsiniz. Neden çocuk istemiyorsunuz?

  6. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra:)

    Çocuk istemek farklı birşey ki bu konuda benden tecrübeli İnsan varmıdır bilemiyorum tecrübeli derken, yani o duyguyu farklı bir şekilde yaşadım. Bir kız Cocuğu büyüttüm şuan 13 yaşında, belki Genetik Babası değilim ama Evlat sevgisini en güzel şekilde yaşadım, hatta işimin en yoğun olduğu anda dahi onu Okula bırakmak veya Cuma son çalışma gününde okuldan almak, bir hamburgecidi kahkahalarla eğlenmeninde tadını aldım.

    Şuan Farklı bir Ülkede ama mutlaka haftada 5 gün arar, Evlenmek zor bir karar çunki siz kendinizi henüz hazır hissetmiyorsanız evlilik Dünyanın en berbat ve yanlış kararı olacaktır.

    Bir hayatı evi paylaşmak sanıldığından çok daha zordur ve bu konuda fazlası ile tecrübeliyimdir, her şey biryere kadar olabilir, Hayat düşüncem İnsanların Özgürlüklerini kısıtlmamaktır, yani sahiplenmemek bakın farklı anlaşılmasın, Bir İnsanı sahiplenmek o ilişkinin bitmesi demektir, çunki sahiplenme başladığı an kişiler eşyalara dönüşür.

    Hayatım boyuda karşımdaki İnsanın kendi öze sınırlarını asla suistimal edilmesine karşı biri oldum. Aynı evnde yaşansa bile bireylerin en azından kendi özel odaları olması şarttır diye düşünenlerdenim, çunki devamlı aynı ortamda aynı paylaşımlar kim olursa olsun bir süre sonra monotonlaşır, sıkıntılar problemler başlar.

    Düşünün Hayatınızda bir Kadın var ve siz aynı evde devamlı yanındasınız bu cidden kabus Erkek içinde geçerlidir. Her iki taraf canı sıkıldığında kendi odasına eçkilip dinlenebilmeli veya eski hayatından kalan hıbilerini işlerini veya dinlenme zamanlarını sürdürebilmeli.

    Konu uzadıkça uzar. Evlikik yüzük veya yeminden ibaret değil, bana göre çok iyi iki Dost Arkadaş olabilmektir. Sevgili, Aşk demiyorum, elbetteki olmalı ama önce Dost, Arkadaş ve Saygı var ise sorunda olmaz olmasıda çok zordur.

  7. arasıra dedi ki:

    Andy hocam siz insansanız biz neyiz :) ağzım açık dinliyom sizi :)

    Bİr sözünüzü merak ettim. bir yaşa kadar evet bir yaştan sonra zor demiştiniz (evlilik için).

    benim de evlilikle ilgili çekincelerim var. bir de hep etrafta boşananları ve anlaşamayanları gördükçe daha da artıyor korkum. hele bir de boşanamayanlar var cehennemi yaşıyorlar dünyada. bize biraz öğüt verin. yani bulmak işi de kendiliğinden nasıl olacak. kendiliğinden olması için çok sosyal olmak gerekiyor.

  8. arasıra dedi ki:

    Yanlış yere yazdım :)

  9. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Evlilik farklı biliniyor en azından bana göre bakın, şuanda çevremde görüğüm evliklerin %90 mecburiyetten devam ediyor, alışkanlıklar veya sahiplenmeler diyelim. Şunu net belirtiyorum Avrupadaki Evlilik ile Türkiyedeki evlilik kavramı beyazla siyah kadar farklıdır.

    Haklısınız evlilikten korkmanız çok doğal, önünüzde her halde 100lerce negatif örnek vardır.

    Kzıların durumu ise sizden belkide bin kat daha kötüdür, Türkiyede çunki halen bir eşya bir mal gibi görülen ama kendilerine Adamım diyen soytarıların elinde işkence görüyorlar.

    Ya Türkiyede Kadın olsaydınız? birde onların gözüyle bakmanızı rica ediyorum!

    Evde oturan veya çalışan, Çocuk yapan ve Cocuklara bakan, yemek yapsın, evini düzenlesin, kısaca günün ortlama 16 saati inanılmaz şekilde çalışan günümüzün net köleleri olmuşlar.

    Neden yazıyorum, Kadınlara bu gözle bakarsanız aslında onları daha kolay anlarsınız, evlilikten korkmak aslında Erkekler darılmasınlar kendilerinden korkmaktır.

    Bu korkunun temeline bakalım, Erkek biliyorki alacağı Kadın her ne olursa olsun hizmet edecektir, fakat kendileri yeterlimidir?

    Burda yine net düşünürsek, herşey çok basittir, siz gelecekten hayattan ve anlık yaşamdan ne bekliyorsanız karşı cinste bilinki aynı şeyleri bekliyor. Çözüm noktası basit ama İnsanlar konuşmakta korkak olunca herşey olumsuzluğa gidiyor.

    Kadın diyorki Eşim anlamıyor, Erkek diyorki eşim anlamıyor. Komik ama bunu belkide hiç tanımadıkları 3-5 dakika sohbet ettiklerini birine rahatlıkla anlatıyorlar. Hayat Arkadaşlarına gelince her iki tarafta inanılmaz bir karanlığa düşüyor, susuyorlar veya hatalar bulmaya başlıyorlar. Ve sonuçlarıda ortada zaten.

    Karşı Cins yani Sevgili Eş, bulmak zor değil zorlaştıran İnsanın kendisidir, hep diyorum siz kendinize dürüsat olmak zorundasınız, kendinizle yüzleşmelisiniz, ve örneklerde verdim kendinizle yüzleşmenin en iyi yolu bir kağıt kalem alın her şeyi net yazın, kafanızda hayellerle değil kendi korkaklığınızı, tabularınızı, isteklerinizi, sevdiklerinizi ve sevmediklerinizi net olarak kağıda dökün, bu yüzleşme en zor olnaıdır örneklemedek isterim.

    Ben ronaldo veya Messi olabilirmiyim?

    Asla Hayır, iki yarı İnsan, fakat içindeki yalancı benlik şunu fısıldar daha iyisi olursun sen daha iyisin, veya Mike Tyson Manyak boksör:) (Çok sevdiğimi belirtmeliyim), Dövebilirmiyim? Asla hayır, bir yumruğunda hastanelik olurum belkide ölürüm, ama iç benliğim şunu fısıldar döversin. Ve bir süre sonra farkında olmadan bu iç benliğim bana karşı rakipler yaratır.

    Örneklersem!

    Kız Arkadaşım ronaldo Hayranıdır vey Brad Pitt, Kız açıkca tüm saflığıyla hiç bir art niyet olmadan anlatır, fakat iç benliğim çoktan Düşman yaratmıştır ve Kız Arkadaşımı birden farklı yorumlamaya başlarım o an Brad Pitt sanki yanımda oturuyor ve aldatılıyorum veya bunu farklı binlerce detyada görebilirsiniz, burda artık siz cidden sorunlu bir kişiliğe dönüşürsünüz. Güvensiz, Kıskanc, Korkak !

    Yapılması gereken çok basit, Kız veya Erkek Arkadaşınızla siz olmak, hiçmi Brad Pitt filminde karaktere hayran olmadınız? Ronaldonun fiziği veya harektlerine hayranlıkla bakmadınız?

    Oysaki Karşı cins zaten sizin begendiklerinizi söylüyor ama fark edemessiniz çunki kendinizle yüzleşmekten korkan bir kişilik olmuşsunuzudr.

    Kendinizi tanımanız gerekir, kızmak yerine Karşı cins size inanılmaz büyük bir davet yapıyor zaten, içindeki karakter tiplemesini anlatıyor veya bir filmde hayran olduğu karakteri sunuyor, yapmanız gereken sadece dinlemek, her şey bu kadar basittir.

    Arkadaş bulmak veya Sevgili bulmak zor değil, hayatım bıyuda zor diyenlere tuaf diye bakarım neden zor olsun?

    Siz kendinize güvenmiyorsanız tabiki zor, siz kendinize güvenmezken karşı taraf size neden güvensin?

    Kişiliğinizi yansıtın, siz olun, kendi başınıza kaldığınızda neler yapıyorsunuz?

    Gülersiniz, oyun oynarsınız, hatta kendinize inanılmaz komik gelen detayları hatırlayıp gülersiniz. Karşı cinsle karşılaşıldığında ise bu bana göre gerçekte komiktir!

    Güler yüzlü, sempatik, güzel konuşan Kadın veya Erkek bir anda değişir, akıllaınca karşı cinsi etkileyecek ya:)

    Bu Hayvanlara verilmiş özel yetenektir, bazı kuş türleri inanılmaz Danslar yapar, renklerini sergiler, ve istediği cinsel ilişkiyi elde eder. Kaba tabirle yazdım çunki bu bence herkese ders olsun, Seks istemeyi flörtle karıştıranlarıda daha net anlarsınız.

    Sadece kendiniz olsun yeter, hiç kimseyi aramaya veya kur yapmanıza gerek olmaz, kendisine öz güveni olan İnsanı bugün herkes anlar.

    Uzun yazı için özür diliyorum.

  10. arasıra dedi ki:

    Sayın ANdy Hocam harika yazı.

    Fakat gene bir söz paylaşmak istiyorum. Ancak yalnızken tam anlamıyla kendimiz olabiliriz. çünkü topluma benzemek için kişiliğimizin en az dörtte üçünü değiştirmek zorundayız. Çünkü toplum senin doğal olmana izin vermiyor Andy hocam. mecburen kılıçlarını kuşanıyorsun.

  11. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, iş ilişkileri için elbetteki söylediğiniz doğru, özel yaşamdaki özgür davranışlar sergilemek, öğrenğin panelleri severim gelen Müşteriye ”Konuşme” ”Vanın isterse gibi bir sürü örnek sıralayabiliriz, veya Öğretmen olarak çevrenize karşıda örnekleri çoğaltabilirsiniz.

    İkili ilişkilerde tek şart dürüstlük ve samimi olabilmektir.

    Şimdi basit bir İnsan tiplemesini gözlemelemek en ideal yoldur. Msial kendimi örnekle farklı sunmak isterim !

    Bir ymeğe çıkıyorum, şık bir kıyafet, elinde pahalı bir telefon, ve marka bir sigara şık bir çakmak, çevrenize lütfen bakın bu örneği nerdeyse %70 olarak her gün net görebilirsiniz.

    Oysaki kişi kendini böyle sunmakla şunu diyordur ” HEY BAKIN BEN YETERSİZ, Takıntıları olan ve Gücsüz bir İnsanım” kendisi bunun farkında bile değildir sanarki karşı taraf onu farklı görecek, bu örenği bir çok değişik versiyonlada tekrarlayabiliriz.

    Oysaki Dost edineceğiniz İnsan nettir, gözlerinizin içine bakar, konuşrken samimidir, hareketleri vucud dili dolaldır, paylaşımcıdır. Yukarda verdiğiniz dış görünüşün tam tersini sergiyelebilir.

    Toplum dediğiniz nedir? Bu cümleyi oldukça sık kullanıyorsunuz merak ettim.

  12. Akın/ Istanbul dedi ki:

    Dilediğiniz kadar uzatın Andy Hocam, sıkılmadan takip ediyorum. Arasıra rumuzlu arkadaşı da aynı şekilde. Bu konu altında çok güzel şeyler yazılmış. Konuya burayı okuyan başkaları da katılırsa güzel olur.

  13. andy1 dedi ki:

    Akın Bey,

    Okuyan sayısı çok fazla İnsanlar pek yazmayı sevmiyorlar sanıyorum.Amaç bir birimize faydalı olmak paylaşımları sağlıklı yapabilmek.

  14. arasıra dedi ki:

    Toplum dediğim diğer insanlar Andy Hocam. çevre. o yüzden dedim insan yalnızca yalnızken kendi olabilir diye. örneğin babam ben çocukken gülerdim şımarık derdi. ciddi veya somurtkan dururdum ona da bir kulp takardı. hoş ben doğal halim hangisi onu bile unuttum. yani içinizden geldiği gibi davrandığınızda toplum sizi kabullenmiyor.

    Mesela melankolik bir yapınız var yani duygusal arkadaşlarınızın arasındayken de melankolik durmak istiyorsunuz. (tabiki bazı zamanlarda neşeli de olabilirsiniz ama genel olarak) ama bir taraftan da sıkıcı olmamanız lazım. kendinizi zorlayabiliyorsunuz onlara katılmak için. bu da doğallığın dışına çıkmak değil mi. aslında merak ettiğim bir konu da bu. yani ben üzgün durmayı seviyorum. yalnızken de üzgün durmayı seviyorum.

  15. arasıra dedi ki:

    Şöyle de bir söz var: “İnsan, yapıp ettiklerinde kimseyi örnek almamalıdır: Çünkü durumlar, koşullar, ilişkiler hiçbir zaman aynı değildir ve karakterlerin farklılığı eyleme de farklı bir görünüm verdiği için, iki kişi aynı şeyi yapsalar da, yaptıkları şey aynı değildir. İnsan, yeterince düşünüp taşındıktan ve iyice gözden geçirdikten sonra, kendi karakterine uygun bir biçimde davranmalıdır. Demek ki, pratik yaşamda özügünlük kaçınılmazdır; yoksa, insanın yaptığı kendisine uymaz.”

  16. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Aileler farkında olmadan Cocuklarına inanılmaz yaralar veriyorlar, bazı Anne Babalar Türkiyede ise her halde sadece Babalar demek doğru, Avrupada genelde Kadınlar daha özgürdürler yani sıkıldıkları her hangi bir detayda bu evlilikte olabilir, noktayı koyar ve bırakırlar. Kimseye zarar vermeden kırmadan bunu seçerler.

    Türkiyede Erkekler yani Babalar fazlası ile sorunlu İnsanlar, Stajer 20 yaşlarında bir Arkadaş geldi efendi kibar yani derler ya Beyfendi, Türkiyeye dönemkte istemiyor çareler arıyordu, sorunu ise Ailesi ile olan uçurum, ciddi bir Baba travması, yani Cocukluğubdan itibaren başlayan işkence demek lazım elbetteki dayaktan bahsetmiyorum, psikolojik işkence birazda sizin verdiğiniz detaya benzer türden, yani ne yapsa bir hata Babası için, diğer İnsanların yanında azarlamalar, küçük görmek aşağılamak.

    Böyle Babalar bilinki sorunlu ve psikolojik hasar grömüş İnsanlardır, biryerde farkında olmadan Cocuklarından çıkarırlar herşeyin bedelini, sonrasında ise bir yolunu buldu bizde yardımcı olduk Amerikan firmasında işe başladı ve Amerikaya yerleşti noellerde kart atar, bazen arar.

    Cidden en üzüldüğüm İnsanlardan biriydi, bir Baba evladını belkide Türkiyede kalsa intihara kadar götürecek psikolojik işkenceyi nasıl uygulayabilir yada bana göre anormal bir İnsan tanımlaması. Konuşmamızdfa şunu dedi Babam ölse her halde en sevinen İnsan olurdum veya Hastalansa başına dikilir gülerdim tanımlamsı yaptı. Düşünün bence Türkiyede böyle Baba tiplemeleri çok fazla.

    Bazıları kızabilir, sen Türkiyeyi nerden bileceksin veya Baba Aile durduk yerde Cocuğuna kötü davranmaz gibilerden, buna asla katılmam. Aileler Cocuğa karakterini verir, Cocuk karakterini başka yerden alamaz bu 10 yaşına kadarda zaten Cocukta kalıcı bir kişiliğe sebeb olacaktır.

    Sayın arasıra üzgün İnsan yapısı cümlenize katılmak zor, geçiş dönemi yaşamanız mümkündür veya Çverneziden dolayı siz kendinizi böyle tanımlayabilirsiniz.

    Bazı İnsanlar yapıları gereği durgundur fakat buna üzgün demek imkansız çunki bahsettiğiniz bir kişilik olsanız Öğretmen olmaz veya buraya yazmadınız, veya Arkadaş çevre yada Okulda etkinikler yapmayı asla planlamazdınız.

    Melankoli derken çok derin bir cümledir, İnsanın bir yerde kendiyle savaşıdır!

    Bu savaşta kişi bir çok şeyle kendi iç Dünyasında savaşlar verir.

    Konuyu uzatıp sizleride sıkmak istemiyorum ama isterseniz detaylı konuyu açabiliriz.

  17. andy1 dedi ki:

    Haklısınız kimseyi bire bir taklit edemez hatta en ağır biçimde ahayatı iki kişi tekrar hareketlerle yapmaya kalksak mutlaka farklı olacaktır.

    Örnek almak farklı bir şey, Dünyaya bakarsanız nerdeyse İnsanların tamamı yani %99.9 birilerini örnek alır veya bunu milyonda olarakta yazmak mümkün mutlaka birilerini örnek alır ve etkilenirler.

    Uç kişiliklere bakmak gerekir, örnek Froyd ve Lenin, Stalin, Marx, Hitler, Atatürk gibi ciddi aşırı uç kişilikler, perde Arkasına bakarsanız bu kişilerin %100 geçmişte yaşadıkları sorunlar ve yalnızlıklarıdır bugün halen Dünyada konuşulma sebebleri.

    Bu kişilerin normal hayatlarınada bakarsanız tamamen kendilerini tüm İnsanlaığı kapamış kişiliklerdir sadece kendileri vardır ve tek gördükleride hep kendileri olmuştur.

    Buna sizin tabirinizle Özgün İnsan demek ne kadar doğrudur?

    Veya hayatlarında örnek aldıkları kişiler yada genel olayların tamamına bakmak gerekiyor. Uç kişilikler zaten kimseyi örnek almazlar, toplum, Günah, Din, Tanrı kavramına saygı duymazlar, bakın diğer yazıda bahsettim bu kişilerin net tanımı ise bana göre MELANKOLİK kişilik olmalarıdır!

    Çunki bu İnsanların iç Dünyaları inanılmaz ciddi bir savaş yaşar, kendisiyle, Arkadaşlarıyla, Anne, Baba Aile ve tüm topluma ve sonrasında tüm Dünyayla, konu açıldıkça tuaflaşıyor, belki yazdıklarımı farklı anlayanlarda olabilir, Din hakkında yazınca Din Düşmanı ilan edildim şimdi Atatürk yazıyorum bir soytarı çıkar lafı ve konuyu anlamadan saçmalayabilir.

    Belirtmek isterim, sadece İnsan yapısını kendimce anlatmaya çalışıyorum.

    Şunuda belirteyim benim için örnek veya tabu saydığım hiç bir lider yoktur, hepsi İnsandır yaptıkları doğrular elbetteki sonunakadar söylenmli ama asla tapınılmamalıdır.

  18. arasıra dedi ki:

    Bazı düşünürler de dahilerin melankolik olduklarını söylerler.

  19. arasıra dedi ki:

    Bir de şu sözü paylaşmak istiyorum. Konu depresyon olduğu için önemli olduğunu düşünüyorum.

    “Bir insanın durumunu, mutluluğuna göre değerlendirmek isteniyorsa, onu hoşnut edenin değil, canını sıkanın ne olduğunu sormak gerekir: Çünkü, bu ikincisi, kendi başına ne denli azsa, insan da o denli mutludur; çünkü bir esenlik durumu, ayrıntılara karşı duyarlı olmayı da içerir; mutsuzken ayrıntıları duyumsamayız bile.”

  20. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Dünyada sorunsuz İnsan tanımını yapmak için Ülkelere bakmak gerekir, Orta Avrupa ve Orta doğuda sorunsuz İnsan bulmak imkansız gibidir hatta imkansızdır.

    Maddi olarak tüm genel yaşamınız sorunsuz olsada yaşadığınız Çevre Toplum size yansıyacaktır, böyle Ülkelerde tek önemli destek Dost Arkadaş seçimidir, Doğru İnsanlarla birlityeseniz Hayat daha kolaylaşacaktır.

  21. andy1 dedi ki:

    Dahiler ve uç liderlerin tanımı bana göre melankolidir zaten. Bu İnsanlar sıradan kişilikler değil devamlı sorunları olan, devamlı sorunlar yaratan ve sorunları bir yerde büyüten takıntılı kişiliklerdir. Yani bu İnsanlara siz her hangi bir detayda tartışmaya girdiğinizde ya tepkisiz olacaktır yada aşırı tepki verecektir yani ortası olmayan bir beyin yapısı içindedirler.

    Melankoliyi Türkiyede İnsanlar romantizmin karşılığı sanıyorlar hayır tam tersidir Çatışma yani içsel çatışmaları asla bitmeyen kişiliklerdir. İnsanlarıda yanıltan budur sakin davranışları, genellikle az konuşmaları farklı anlaşılır, sessiz sakin kendi halinde tanımı verilir. Oysaki tek kelimeyle bu İnsanlar beyin olarak normal İnsanlardan en az 50 katı daha faaldirler, beyinleri devamlı aktiftir.

    Yeri geldiğinde ise net tuaf bir sabit kararlılığa bürünürler bu en tehlikeli taraflarıdır bana göre birazda şizofren yanlarıdır.

    Dahilerinde geneline bakarsanız bir tane Normal karakter bulamazssınız.

  22. arasıra dedi ki:

    “Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.”

  23. arasıra dedi ki:

    Andy Hocam doğal davranmayla ilgili bir yazı buldum. Müsaadeniz olursa paylaşmak istiyorum. Tabi uygulamak nasıl olur bilmiyorum. Tavsiyelerinizi bekliyorum.

    Tüm endişelerimiz, kaygılarımız, gücenmelerimiz, kızmalarımız, korkmalarımız, zahmet çekmelerimiz belki de çoğu durumda asıl olarak başkalarının görüşüyle ilgilidirler ve bu durum da, o zavallı günahkarlarda olduğu kadar saçmadır. Kıskançlığımız ve nefretimiz de büyük oranda, sözü edilen kökten filizlenir.

    Açıktır ki, mutluluğun mantıklı bir biçimde haklı çıkarılabileceği bir ölçüye -ki, bu belki de mevcut olanın ellide biri olacaktır- indirgenmesinden ve sınırlandırılmasından, yani durmaksızın acı veren bu dikenin çıkartılmasından başka hiçbir şey büyük ölçüde iç huzuruna ve hoşnutluğa dayanan mutluluğumuza daha çok katkıda bulunamaz. Ne var ki, bu çok zordur: Çünkü karşımızda doğal ve doğuştan gelen bir kusur vardır. Tacitus, “Ün arayışı, bilge kişinin bile bırakacağı en son şeydir” diyor. Bu yaygın budalalıktan kurtulmanın biricik yolu, onu açıkça bir budalalık olarak görmek ve bu amaçla, insanların kafalarındaki görüşlerin çoğunun bütünüyle yanlış, ters, hatalı olabildiklerini ve bu yüzden kendi başlarına dikkate almaya değer olmadıklarını; sonra, olayların ve durumların çoğunda, başkalarının görüşünün, üzerimizde gerçekte ne denli az bir etkisinin olabileceğini, bu görüşün büyük bölümünün ne denli zararlı olduğunu, öyle ki, kendisi hakkında söylenenlerin tümünü ve hangi vurguyla söylendiklerini duyan birinin öfkeden kuduracağını ve son olarak, onurun bile aslında doğrudan değil, ancak dolaylı bir değerinin bulunduğunu vb. aklımıza yerleştirmektir. Yaygın budalalıktan böyle bir dönüşü başarabilirsek, bunun sonucu, iç huzurumuzun ve neşemizin inanılmaz büyük bir artışı, yine daha sağlam ve daha güvenli bir duruş, kesinlikle daha sakin ve daha doğal bir davranış olacaktır. Kendine dönmüş bir yaşam biçiminin bizi sürekli başkalarının gözü önünde yaşamaktan ve bunun sonucunda, onların herhangi bir görüşünü dikkate almaktan uzaklaştırması ve böylelikle bizi kendimize geri vermesidir. Benzer biçimde, o saf ideal çabanın, daha doğrusu iflah olmaz budalalığın bizi içine sürüklediği bir çok gerçek felaketten uzaklaşmış oluruz, sağlam mülkler için de daha çok özen gösterir ve bunların tadını daha rahat çıkarırız. Ama, söylenildiği gibi, soylu olan zordur.

  24. andy1 dedi ki:

    Yazının kaynağı nedir merak ettim, bana göre tuaf bir tanımlama olmuş, budalar kimler, günahkarlar kimler? Yazıdaki gibi Çevremeize Günahkarlar, Budalalar veya buna benzer düşüncelerle yaklaşmak, İnsanı çevresinden dahada uzaklaştırır. Bir nevi Şizofroniye adım adım yaklaşan Dünyaya gireriz, bize göre herkes sorunludur mantığı ile hareket etmek, Dünyada yapılacak en büyük hatadır.

    Bir süre sonra Anne, Babanız, Eşiniz, Arkadaşlarınız ve Çvreniz sizin için tek anlam ifade edecek ”Hüç birşeyden anlamayan” Budalalar sürüsü!

    Böyle bir karaktere bürndüğümüzde, yazı kaynağına bakrsak sonucun mutluluk ve neşe olacağını ifade etmiş, HAyır böyle bir yaşam tamamen, kendi iç Dünyasına kapanmış, kendini herşeyden soyutlamış bir Karaketere dönüşecektir.

  25. arasıra dedi ki:

    Yazan zaten yalnız yaşamış Andy Hocam :) bir tek köpeği varmış. Arthur Schopenhauer. Bu çeviri. çeviriler çok sağlıklı olmayabiliyor. Ama bu sözleri de söylemiştir hayatına bakarsak :)

  26. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra, Schopenhauer Alman edebiyat veya Fileoz diyelim, şimdi bu kişileri sanıyorum meraklısınız.

    Friedrich Nietzsche, Sigmund Freud aklıma gelen ilk isimler ve Schopenhauer gerçekten enteresan Adamlar!

    Hayatlarında ki dönüm noktaları çok ilginctir Cinsel problemlerden fazka zarar görmeleri, eş cinsellik algılanmasın yazıyı okuyan daha doğrusu dönem edebiyatcılarını veya Beyin Adamlarını bilmeyebilirler, belirtmek istedim.

    Biyografileri severim, Dedikodu sevmem :) ama Geçmiş dönem İnsanlarının yaşamlarına ilgim fazladır. O sözleri söyleme detaylarına bakmak gerekir, ciddi darbeler almış bir İnsan, karşı taraftan oldukçada yani diğer İnsanlardan zarar görmüş üzülmüş kırılmış. Haliylede söylediği cümleler kendisi açısından %100 doğrudur. Biz onun doğrularını kabul edip hayata uyarlarsak bir süre sonra, inanılmaz çöküşler yaşanabilir.

  27. arasıra dedi ki:

    Haklısınız. Kendisi de duygu durumunun düşüncelerini etkilediğini söylüyor. İşin ilginci Nietzche ve Freud da Schopebhauer okumuş. Aslında bilinçaltından ilk bahseden Schopenhauer. Freud bunu kendisi de söyküyor. Biz gene gerçek hayattan gidelim Andy Hocam:)

  28. arasıra dedi ki:

    Schopenhauer bir yerde şu detayı da belirtiyor. İnsanın davranışlarında, yapıp ettiklerinde kurallara yönetmeliklere aşırı bağlı kalmasının yanlış olduğunu belirtiyor.

  29. arasıra dedi ki:

    Sıktım ama son kez dediğiniz daha iyi oturdu. Schopenhauer biz olayları açıklarken genel nedenleri kullanıyoruz ama bireysel farklılıklar sayamayacağımız kadar fazladır diyor. İnsanların durumlarını hesaplarken genel nedenleri de tabi ki düşünerek bireysel durumuna göre değerlendirmek gerekiyor.

  30. andy1 dedi ki:

    Filezofların hayatına girersek, işin gerçeği fazlası ile çılgın, tabular olmayan, ap ayrı bir Dünyanın kapısı açılır ki bu gerçekten fazlası ile tehlikeli bir akımında peşinde bulursunuz kendinizi.

    Gerçek şuan yaşanan hayat önemli:)

  31. andy1 dedi ki:

    Acaba Schopenhauer bu cümlesinde, geçmişte kendi yaratığı hataları anlatmış olamazmı? Bana göre kendi geçmişinde yaşadığı veya yaptığı hataları detaylarla vermeye çalışıyor.

  32. andy1 dedi ki:

    Bazı detaylar var, şahsen ben bu süper beyinleri okuduğumda daha doğrusu biyografilerini görünen gerçek bu kişiler belli oranda toplumdan kopuklar, toplum içinde sadece beden olarak, beyin olarak tamamen farklı ve ciddi şekilde bizim algılarımızın ötesinde bir Dünya kavramına sahipler.

    Mesela Rasputin, bir döneme tuaf şekilde damgasını vurmuş dahimi delimi meduyummu yada vucudu en uç noktada adranelin salgılyan ve bu özelliğini kullanmayı bir şekilde yöneten çılgın mı?

    Veya Freud nerdeyse kişilik olarak detay bezerlikleri var aynı benzerlikleri Hitlerde görebiliriz, örnekleri çoğaltabilirim.

    Bu konuların içine girdikçe bir süre sonra zaten bir takım sorunlarla veya bulmadığınız cevaplarla kafanız rahatça karışabilir.

  33. arasıra dedi ki:

    Haklısınız.

  34. arasıra dedi ki:

    Andy hocam dayanamadım gene bir söz paylaşıcam :)

    “Sağlık tüm öteki dışsal mülkler karşısında öylesine ağır basar ki, herhalde sağlıklı bir dilenci hasta bir kraldan daha mutludur. Eksiksiz bir sağlıktan ve kusursuz bir bedenden kaynaklanan sakin ve neşeli bir mizaç; duru, canlı, nüfuz edici ve doğru kavrayan bir zeka; ılımlı, yumuşak bir istenç ve bunlara uygun olarak, iyi bir vicdan: bunlar, yerini hiçbir rütbenin ya da zenginliğin dolduramayacağı üstülüklerdir.”

  35. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Cümle çok güzelde:) Türkiyede yaşayan İnsanlar için pekte anlam ifade edeceğini sanmıyorum.

  36. arasıra dedi ki:

    :)) Kesinlikle.

  37. arasıra dedi ki:

    Andy hocam alakasız bir soru olacak ama Avrupada insanlar ekmek yemiyorlar diye duydum bu doğru mu?

  38. andy1 dedi ki:

    Sayın arasıra,

    Size bunu kim söyledi:) Bir gün dilerim gelirsiniz ve Ekmek fırınları yani pastaneleri görürsünüz, Ekmek çılgınlığı var Avrupada hatta bazı üreticiler bunlar eski firmalardır Ekmek çıkardıkları saatlerde inanılmaz bir yoğunluk olur.

    Onlarca çeşit Ekmek var, her ekmek nerdeyse farklıdır, bazı fırnlarda maya kullanılmaz ben bu fırınlardan alırım bunlar unun doğal mayalanması ile ekmek pişirirler ve tadı tek kelime ile nefistir.

    Ekmek sofranın keyfidir Avrupada, belki bunu farlklı söylemiş olabilirler, Ekmek çöpe atılmaz denilebilir gerçektende Ekmeği çöpe atan göremessiniz, atanıda kötü gözle süzerler, yani kınarlar. Kuşlar, veya Hayvan barınakları için evlerde artan ekmekler saklanır.

  39. arasıra dedi ki:

    Lisede bir hocamız sürekli söylerdi. Bizim zekamızın gelişmediğini buna bağlardı :) Canan Karatay da sürekli ekmeğin zararlı olduğunu söylüyor. Ekmek olmadan da yemek yenmiyor ki Andy hocam :)

  40. andy1 dedi ki:

    Ekmek tüketimi, elbetteki Türkiyedeki gibi değil ve ekmekler ciddi sağlık denetimlerine tabi tutuluyor mayasından, un kalitesine kadar. Ekmek çok severim ama inanın günde 4 dilimi geçmem bazı günler 2 dilimdir, bu perhizle alakası yok alışkanlık ve yenilen yemek tadları ile alakalı birşey. Tahıllı ekmek tercih ediyorum, hem tad olarak çok güzel hemde biraz sert ve keskin tada sahip olduğu için Ekmekten çok yemek tadını keyifle çıkarıyorsunuz yani saf gıda alıyorsunuz.

    İnglizlere bakarsanız pek kilolu İnsan göremessiniz özellikle gençler fittir, tabiki onlarda alkolden zaman bulursa belki yemek yiyorlar:)