Antikalarınızı evinizde yenileyin, kolay tamir ve ip uçları.

Oldukça fazla sorular aldığım konulardan bir tanesidir, evimde eski eşyam var nasıl yapabilirim veya yapabilirmiyim.
Sitemizde bir çok Arkadaşımız var ilk defa bu çalışmayı deneyen ve nerdeyse tamamı harika işlere imza attılar.

Sizlere bir kac detay vermeye çalışacağım, sadece eski eşyalarınızı cila değil tamirinide yapabilirsiniz, en önemli şey sabırlı olmak.

Mutlaka yenilemek istediğiniz eşya veya objeyi ne yapacağınızı planlayın, elinize kahvenizi alın karşısına geçin ve kendinizle bir sohbet yapın hatta Mobilyanız veya Objenizle. Sonrasında mazlemelere sadece iş kalıyor.

En basit malzemeleri sayarsam.
1. Boya sökücü
2. Zımpara 100-80-220 numara siyah zımpara yeterlidir.
3. İspirto
4. Princ tel fırca (İnce tel olmasına dikkat edin,kalın tel ahşapa zarar verir)
5. İspatula dar ağızlı
6. İnce talaş
7. Koruma gözlüğü

Mobilyanın temizleme işlemi.

Dikkat ederseniz sadece 7 parça yazdım, bunun sebebi sadece bu malzemelerle başlayın ki dikkatiniz sadece objeyi temizlemeye odaklansın, gomalak cila boya en sonraki işler.
Sökme işlemini banyonuz müsaitse banyoda veya balkonda veya boş bir odanız varsa yere kalın naylon sererek yapın.

Diğer detay, eğer elinizdeki parça tarihi bir dğeri varsa lütfen mutlaka resimleyin ki yanlış bir işlem yaparak zarar vermeyin.

Boya sökücüyü ahşapın üst tarfından sürün burda püf noktası kucuk bölümler halinde yapın örnek 30 cm bir alanı ilk sökücüyü sürün yaklaşık 3 dakika bekleyin, ve ispatula ile sökücüyü zeminden bastırarak alın, bufırca kullana bilirsiniz fakat bu işlemde yapacağınız çalışma daha özeli ve temiz bir çalışma alanı yaratır. Oymalı yerler var ise sökücüyü sürün ve üzerine talaş serpiştirin burda amaç talaş eski boyayı çıkarmanızda çok yardımcı olacaktır yani kirleri toplayacaktır.
xxx

Tüm mobilyayı iyice söktükten sonra, ıslak bir bezle silin fazla sulu olmasın yüzeri hafifce ıstlatın yeterli, burda amacımız söktüğümüz zeminde kirler ve boyalar kalmışsa aynı işlemi yani sökücü uygulayın, eğer düzenli çalışırsanız oldukça keyifli bir çalışma süreci yaşarsınız.

Tüm boyanın çıktığından eminseniz, bu sefer etrafı süpürün ve temizleyin sokucunuzu günel almayan serin bir yerde saklayın ve VCocuklardan mutlaka uzak olsun tabiki ısı ve ateşlede yaklaşmayın. Kimyasalların şakası olmaz.

Mobilyamız temizlendikten sonra, artık tamir işi varmı ona bakmalayız, örnek aykalarda oynama olabilir, çekmece varsa tam çalışmıyor olabilir çunki ağaç kızaklar aşınır.Merak etmeyin tamiri kolaydır ve keyiflidir.
……………….
Mobilyanın Tamir işlemi.

Ayaklar oynuyorsa, öncelikle eski çivi veya vida var ise bunları kerpeten veya pense ile mutlaka çıkarmalıyız civiler agacın içine girmişse celik uclu ucuza satılan bir isperkelayı civinin tam agzına getirin sıfır açı ile çekicle hafifce dışarı vurarak çıkarması çok kolaydır, bu eski usul koltuk döşemlerindede uygulayabilirsiniz.

Daha sonra sallanan ayğaı yerinden çıkaralım, kırık varsa yani klavye dediğimiz agacın içine giren uc kırıksa agac malzemleri satan yerden hazır klavye almalaıyız veya elimizde süpürge sapı varsa her nalburda satılır, gürgen sopa diyelim keserek kırık yere klavyemizi alıştıralım, tam oturduğundan eminsen beyaz tutkalımızı kaliteli olsun ucuz tutkallardan asla tercih etmeyin.

Tutkallayıp klavyemizi yerine çakalım, ve ayağımızı eski yerine sabitleyelim, isterseniz takozda yapabilirsiniz. Bu konular detaylı fazla detaya girersem sıkılmayın istiyorum, siz aklınıza takılırsa sorarsınız.

Çekmece tamirini girmedim merak eden Arkadaşlarımıza sorularla detaylı anlatırım. Eski dolap çekmecelerimizi harika çalışan şekilde tamir edebilirsiniz.
xxxx

Tamir işimiz bittikten sonra, şimdi asıl önemli nokta zımpara işlemi geliyor, burda tavsiyem, zımparadan önce temizlediğimiz Mobilyamızı ıslak bir bezle mutlaka silelim, bunun sebebi su agacı kabaryır kabartırdan kastım kendine getirir ve zımparamız çok harika bir sonuç verir, burda ilk zımpara kalınlığımız 80 veya 100 numara olsun ve dikkat edin agacın damaları hizasına göre yani suyuna zımpara vurun ters vurursanız agacı çizersiniz.

İlk kat zımpara bittikten sonra nemli bezle tekrar silin, zımpara Cilanın en önemli detayıdır zımpara kötü ise cilanızda ne yaparsanız yapın vasat olacaktır. İkinci kat zımparayıda yapın, agaç yani mobilyanız sizi tebessüm etirecektir çunki ahşap temizleniş ağacın dokusu ortaya çıkmış ve tatlıda bir koku yayacaktır. Ağacın sevinci demeliyiz size teşekkür edecektir.

Son kat zımparamıza gelelim hafif su ve birazda ispirto ile veya bulursanız saf alkol tercih edin çok daha iyi sonuç alırsınız, eczanelerde satılır. Bezle su ve alkol karışımı ile tekrar mobilyamızı iyice temizleyelim kuruduktan sonra 220 numara ince zımparamızı dikkatli yapalım elinizi sürdüğünüzde ipek gibi bir doku hissetmelisiniz. Bunu hissetiğiniz anda artık zımpa işlemi bitmiştir.
……………………..
Püf noktaları ve Seçeneklerimiz !

Bu kadar kaliteli bir işçilikte şunu göreceksiniz, Mobilyanız inanılmaz şık bir durumda olacaktır, Avrupada ve Amerikada genelde temiz işçiliklerde cila tercih edilmez renksiz vernikle ahşapın doğal halinde kullanılmasını tercih ederler. Bu karar size kalıyor isterseniz harika orjinal ahşap dokusunu mat vernikle koruyabiliriz veya gomalak yapabilirz.
x

Devam edeceiğim.

Sevgi ve Saygılarımla

Gökhan Erol

Tarih: 21 01 2014
Üst kategori: Antika Restorasyon
Alt kategori:

'Antikalarınızı evinizde yenileyin, kolay tamir ve ip uçları.' hakkında sorular, açıklamalar

  1. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yanlız mobilyada bulunan cizikler delikler damar oyukları var bunları cila öncesi nasıl kapatabiliriz su ve ponza taşı kullanıldığını duydum
    mesela bende antika bir duvar saati ve galiba 45 senelik altın kaplama bohemya avize var onları restore edicem yakında, avizenin altın kaplaması yeşillenmiş saat ise sallanan yerlerinden yıllar önce çivilenmiş çivilerin etrafı simsiyah siyahlanmış yerlere bir işlem uygulamam gereklimi ,garip bir şekilde iki yerden kurtlanmış esasında saat oldukça iyi durumda bunların resimlerini size gönderiyorum bu saatlerin eveliyatını bilmediğimden gomalak cilasını parlakmı matmı atmak gerek karar veremedim fikrinizi bekliyorum
    satgılarımla

  2. Gökhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Resimler ulaşmamaış kontrol ettim. Resimler üzerinden net bilgi vermeye çalışırım.

    Aslında bu detay daha doğrusu verdiğiniz detay çok önemli ve sizin sayenizde okuyan herkese rica ediyorum!

    Lütfen Antika eşyalarınızı Ustalara teslim ederken çivi ve vida kullanılmamasını ısrarla söyleyin, halen cahilce metal civilerle tamir edilen Antika eserler net olarak sobote ediliyor çürümleri için en önemli madde metal, nem ile birleşiyor ve çivi ile yaralanan bölgede ağaç bir nevi kanser oluyor bu tür mobilyalar malesefki yapacak hiç birşey kalmıyor.



    Radyo ve Pikap daha doğrusu KAISER modeliniz harika durumda, bu modelin yanılmıyorsam 1954-55 senesinde sadece radyo olarak üretilmiş W1032 serisi. Sizde olan seriali merak ettim, listeden baktım bulamadım.

  3. levent-ordu dedi ki:

    Ustam resimleri yeni gönderdim eve gidip çektim onarımını ben yapıcam size gönderdiğim resimlerden biri bir antika saat biride bağzı yerleri yeşillenmiş altın kaplama bir bohemya avize ortalama 45 senelik maildede yazdığım gibi metaline zarar vermeden nasıl onarıcam bilmiyorum
    Birde ustam size şunu hatırlatmak istiyorum anadoluda buralarda hala antika eşyaları mobilyacıya verip katlediyorlar kurlanma için ilaçlama felan hak getire dolgu yap gitsin en son ermeni bir ustanın imzası bulunan Thomas Sheraton model yapılan enaz 100 senenin üzerindeki sekreter masasına filato çekip pinoteks cila yapıp katletmişlerdi .bunun gibi çok örnek verebiirim
    mobilyacıya böyle yap gomalak cila yap dediğin zaman aval aval bakıyor ne olacak kesicilerle kes yapıştır vidala al sana ustalı, al sana mobilya herşey hazır nasılsa bunlarada usta diyorlar
    ben bilgilerim dahilinde bir çok mobilyanın katledilmesini engelledim memleketimdeki etnografya müzesinin deposunda onlarca onarılmayı bekleyen altın varak aynalar mobilyalar var çok üzücü ustam
    saygı ve sevgilerimle

  4. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Mailleriniz elime ulaşmadı malesef. Princ avizleri elde parlatmakta mümkün veya dremel ve sert panuk veya ismini hatırlayamadım sert kumaşla temizliğini yapabilirsiniz. Bunun için gerekli olan parlatma tozlarıda veya Kaol ismiyle satılan gumuş ve sarı parlatılardır.

    Diğer yöntem kolaydır fakat mutlaka metalin sonradan çok iyi temizlenmesi gerekir. Bildiğiniz Tuz ruhu heryerde satılır ince bulaşık teline batırın ve princi ovarak silin, tüm kir ve lekeler yok olur, sonrasında Kaol bulamasanız mutlaka kolayca bulacağınız hani tencere satanlarda bile parlatma pastası bulunur bu macunla iyice sert bir bezle silerek temizleyin. Prırıl prıl hale gelir, Devamında ise vernik vurarak korumaya alın princ hava almaması önemlidir.

    Ahşap tamiri malesef eski Ustalar yok, her kes Usta olmuş herkes gomalak tarifini bilen Usta diye ortalıkta geziniyor. Ne tamirden haberleri var nede Antikaları orjinal halleri ile restore etmekten bir haber İnsanlar.

  5. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam size örnek bir eskitme resmi göndericem altın varak veya yaldız üzerine yapılmış .
    benim için çok önemlidir resimde görülen eskitmeyi glaze tarifinizdede bahsettiğiniz şase boyası (emülzer-antipas) ve koyuluğuna göre bir miktar terebentinle seyreltip ahşaba süreceğim en sonunda odun külüyle tozlu bir eskitme havası vermeyi düşünüyorum bu tamamen benim icadım sadece denemek istiyorum birde bağzı eskitmelerde beyaz toz gibi bir eskitme havası var o nasıl yapılır onu keşfedemedim bu tür denemeleri devamlı yaparım lütfen cahilce bulmayın ,ustam cevap verirseniz minnettar olucam sizden birşeyler öğrenmek adına sizi devamlı rahatsız ediyorum farkındayım (bu arada haklıymışınız mail adresini yanlış yazmışım size giden tüm maillerim yanlış gitmiş :) saat ve altın kaplama bohemya avizenin resimlerini tekrar gönderdim)
    en derin sagılarımla

  6. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Antipas ile eskitme en kolay yöntemdir fakat odun külü ile uygulama yaparsanız yapay bir hava verme ihtimali yüksektir. Beyaz eskitme aynı yöntemdir en basit yöntem beyaz üstübey isterseniz terbentinle isterseniz içine biraz antipas koyarak farklı renk tonları verebilirsiniz yada genelde beyaz boya üzerine yapılan renk çalışmaları ilede bu sonuç alınır.

    Ben yazılardan ve sorulardan asla sıkılmam buna emin olabilirsiniz, hatta bazen kızıyorum siteye bakıyorum konuyu 3000 kişi okumuş kimse her hangi bir yazı ile katkıda bulunmamış. Aslında bu detaylara biraz üzülüyorum sanki havaya yazıyorumuşum hissine kapılıyorum Sizlerin sorularıda olmasa inanın yazmayıda bırakmayı düşünüyorum, Site sahibi Andy Arkadaşım dün birşey yazmış, aktarmak istiyorum” Sevgili Gökhan Ağbeyim, kendini boş yere yoruyorsun, İnsanlara sen birşeyler yazıyorsun ama İnsanlar seni bilgi paylaşan bir Ahmak olarak görüyorlar, yazılarını takip eden 10 Binlerce kişiden yazan sadece 5 kişi var, senin paylaşımlarını iznin olursa arşivleyip üyelikle girilen bir sitede paylaşmayı düşünüyorum”. Sevgili Any bana Babasından kalan prırıl pırıl bir Gençtir, İlgilterede Dev bir teknoloji firmasında AR-GE bölümünde şef konumunda bir Çocuk ben Çocuk diyorum bizlerin gözünde hiç büyümüyorlar.

    Size tuaf gelecek ama beni ölümle dahi tehdit ettiler, edenlerde üstelikte ev adresimi dahi vermişler, bunlar bir forumda satıcılık yapan, Teknoloji uzmanları, beni Ölüdreceklerini yada ayaklarıma kurşun sıkacaklarını net belirtmişler. Bu sebeblede yazmamı pek istemez bu Mafya kılıklı kişilerin bana zarar vermesinden korkar.

  7. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam şu an yataktan yeni kalktım kahvaltı dahi yapmadan sizin yazılarınızı okuyorum mesela ”Antika restorasyonu ve gomalak cila yapımı,detaylı tarifleri” adlı konuda kullanıcı yorumları hariç 63 sayfa yazı yazmışsınız kullanıcı yorumlarıyla 96 sayfadan fazla 56 konu başlığı halinde ayırdım size bunları neden yazıyorum yazdığınız her bir harf benim için ne kadar önemli ve değerli onu anlatmak istedim.
    Siz benim gözümde bir sanatcısınız usta deyil usta diye nitelendirilen kendini bir halt zanneden bir yığın kifayetsiz muhterisle aynı kefeye koyamam sizi .bu ustalardan çok yardım istedim ama ya yanlış öğrettiler yada başlarından savdılar
    antalyada halk eğitim merkezine gittim bağzı konularda bila ücret kurs vermek istediğimi söyledim inanılmaz memnun oldular atolyemi açtığımda kurslarıda vermeye başlıycam ve oranın yetkilleri enteresan bir şey söyledi hep biz yalvarırdık millete razı edemezdik ilk defa birisi çıktı ben kurs vermek istiyorum dedi
    yani ustam sizden öğrendiklerimi başkasına aktarıcam buradan sizi tehdit edenlere sesleniyorum ben erol ustadan öğrendiklerimi (özellikle macun tarifini) kurslarla videolarla herkese yayıcam isterlerse buradan mail adresimi vereyim mail yoluyla adımı soyadımı adresimide vereyim sıkıysa benide tehdit etsinler
    sizden mail adresimi isterlerse hemen verin erol ustam öyle ucuz eşkiya artıklarına meydan bırakmayız sizde rahat olun erol ustam burası muz cumhuriyeti deyil sizi sevenlerde çok
    gelelim konumuza erol ustam bana eskitme konusunda daha ayrıntılı tarif verebilirmisiniz veya bununla ilgili konu açıcaktınız açarsanız daha makbule geçer

  8. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Size yürekten teşekkür ediyorum inanılmaz detaylı takip ediyorsunuz ve dilekleriniz ve moral verici yorumunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.

    Sitede amacım açıkcası sadece bende olan bilgilerimi paylaşmak, hiç bir zaman kendime Usta eklimesini kullanmadım ve kullanmamda Rahmet Babam ve Arkadaşlarından bunu öğrendim Usta olunmaz Ustalık hak edilir bu sebeblede hiç bir zaman ben Ustayım cümlesini cesaret edemem. Günümüzde haklısınız herkes Usta herkes Uzman inan ben asla bu cümleyi kullanma cesaretini gösteremem. Haddime değil Ustaım demek.

    Size Rahmetli Babam dönemi hakkında yani Ustalık hakkında detay vermek isterim ki Sayın Rahmi Koç ile Babam bu Ustalık konusunda benle çok alay ederlerdi:) Aly derken takılmaları ve tebessümlerini halen gözümde canladırırım. Zımpara işi herkes için çok basittir fakat Babam gibi Profosyoneller yanında tam bir kabusa dönüşür, sabır, sabır, sabır hatta taştan bir sabrınız olmalıydı.
    Osmanlı arabesk geçmeli sedef Mobilyalar restore ederdik ve bir metrelik parça üzerinde belkide 100 lerce minik geçme ahşap bağlatılar vardır her birisi en fazla 3 cm boyunda 5 mm eninde, bunları zımparalardım ve kontrol ederkende rahmetli Babam parmak uçlarını kullanırdı Ahşp üzerinde olmadıysa nemli bir bezle zımpara yaptığım yerleri siler ağaç dokusu kabarıdır yani zımparadan baştan savma birşleyi yapmanız mümkün değildi.

    Taa ki tamam diyene kadar ve bu cümleyide hayatımda en fazla iki defa duydum yani Babamın son dönemlerinde, İnanılmaz İnsanlardı para değil alın teri ve Antika eseri düşünürlerdi, yapan ustayı anlatırlardı dönemini, o dönem yaşananları ve karşınızda acnsız Ahşap gider, şaşkınlıkla bağtığınız bir Sanat eserine dönüşürdü inanın üzerinde çalışırken çekinirdik acaba zarar verirmiyim diye.

    Şeker Ahmet paşanın Gölde kuğu Yağlı boyasını Rahmetli Babamın elinden alanlar utanmadan, bana gelip helallikte isteyebildiler ve ortalıktan kayboldular benim yerimde başkası olsaydı inanın mahkemelere verirdi, malesef bizler Ahlaksızlığı bilmedik, Çalmayı, Kul hakkı yemeyi asla öğrenmedik, bizler Senet veya kağıt imzalatmayı İnsan onurunu kıran rezillik bildik, kimseden senette almadık, oysaki bu kişilerin Ahlksız olduğunu İnkarcı olduklarında gördük üzüntüsünü yaşadık.

    Mesleğime inanın asla para kazanılan iş olarak bakmadım, çunki Rahmetli Babam bunu öğretmedi. Sanatı sevdirdi, doğruysan merak etme hiç bir zaman kırılmassını öğretti. Pişmanmıyım asla, hasta bu ahlimde geriye baktığımda sadece tebessüm ediyorum, kandırılmışım ama kandırmamışım işte en büyük kazancım bu oldu, bazen düşünürüm ya diğerleri gibi olsaydım ne yapardım, hak yediğim İnsanları nerden bulurdum nasıl helallik alırdım ve inanırmısınız Kabus gibi düşünmesi dahi korkunç. Allah herkese helal lokma nasip etsin.

    Kimse bu Dünyadan cebinde para ile gidemiyor, Arkasında bir Dua edecek yürek bırakabiliyorsa inanın Dünyanın en zengin Adamıdır.

    Size verdiğim macun veya beton aslında beton dememiz gerekiyor, Romalılar dönemine ait bir formuldur. Dediğim gibi suyun altına dahi duvar örebilirsiniz. Bilemiyorum bu bilgi benim için pekte önemi yok, Rahmetli Babamdan kalan detaylar, birileri okur merak eder ve yapar, diğer türlü bu bilgileri saklamak inanın haksızlık adaletsizlik.

    Eskitme konusunda, inanın şöyle yapalım bana bir örnek verin ve onun üzerinde konuşalım, Hastalık bazen beni Dünyadan koparıyor, Kardeşim var Mesleğini işini gucunu bıraktı bana bakıyor, Kalp kaslarım berbat halde anlık yaşıyorum dersem daha doğru olur bu sebeblede bana yöneltilen sorularda resim olması birazda Çocuk misali daha hoşuma gidiyor, üzerinde odaklanabiliyorum.

    O kadar fazla soru varki, maillerimi görmelisiniz, elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum, ama zor oluyor şimdi bir Hanım Fenedi için Mobilya yazısı hazırlıyorum her halde büyük bir firma, rica ettiler bitirmeye çalışıyorum. Birde özelden tarif isteyenler var, siz demişsiniz ya tarif gönderiyorsunuz asla hayır, hepsini siteden paylaşıyorum hatta özelden tarif isteyenlerin beni fazlası ile kırdıklarınıda belirtmek isterim.

    Sitede Varak konusuna devam edeceğim, daha doğrusu düzenli bir başlık adı altında sadece varak yapımını tüm detayları ile yeniden yazacağım, bana farklı soruda gelse cevap yazıyorum ve konuda dağılmış oluyor. Varak konsunu yazmam şart oldu, İnsanlar en azından bilinclenir, iş yaptırdıkları Ustalarada verdikleri paranın gerçek değerini sanatları ile ödemelerini rica edebilirler.

    Polyseter kalıplara Varak tamiri yapılıyor oysaki varak tamiri size anlattığım macunla yapılması gerekir, o Açlı sanılan 500 senelik Varak eserlerin içindeki kimyasalları kimse bilmez ve iş bilmeyen sözde Ustalarda o eseleri katlederler.

    Detay vermek isterim bakın, bugün 5 metre bir Oymalı Varak tasarımı hazırlasam iki kişi çok rahat kaldırır bu dev çerceveyi, bu çerceyi ben su içinde nemli bir bodum katına atsam 5 sene etkilenmez 5 sene sonra bozulmalar başlar. Oysaki mazlemesi alçı depildir, Kirec Bazalt ve lav külüdür. Bu karışım hem hafif hemde inanılmaz dayanıklıdır.

    Bunu detayları ile paylaşacağım.

    Uzun yazım için Kusuruma bakmayın.

    Sevgi ve Saygılarımla

  9. levent-ordu dedi ki:

    CAnım ustam öncedende bahsetmiştim dedemin konağında bir müştemilat vardı dedem orda hobi olarak mobilya yapar tamir ederdi o kadar torunu varken yapmasını bir tek bana öğretirdi nedenini sorduğumda ”sen çok sabırlısın dikkatlisin ve inatsın”derdi ilk merakım orda başladı bir çok ermeni evine girdim çünki atalarımda bizde onlarla çok iyi dostduk harut amca,,dikran amca,araksi teyze,handan hala hangisini sayayım şimdi bir harut amcayla dikran amca kaldı onlarında kıymetini bilmeye çalışıyoruz anne tarafımda baba tarafımda 500 yıllık zamanında buralarda hakim ailelerdi o nedenle çok antika mobilya ve malzemeyle yaşadım size büyük dedem hakkında bir link yolladım onu gördüğünüzde daha iyi anlarsınız
    sizden alıcam her türlü bilgiyi arşivleyip konu başlıklarıyla tasnifini yapıyorum özellikle altın varak konusunu heyecanla bekliyorum her defasında o konu devam etmişmi bakıyorum unutmayın ustam her bilgiyi.
    her sabah kalktığımda siteye dakikalarca bakıyorum gün içinde yazdıklarınızı tekrar tekrar okuyup aklıma nakşediyorum durum bu ustam beni anladığınıza eminim
    sağlıcakla kalın dualarımız sizinle
    levent

  10. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Bazı detaylar var bunlar çok üzücü detaylar ve acı gerçekler, Türkiyenin sessiz çığlığı demem gerekir. Gençler pek bilmezler, çunki Gençlerimize öğretilmemiş. Türkiyeden göce zorlanan Ermeni ve Rum Aileler, özellikle Rum Ailelerin yaşadıkları dramları Dedem ve ondan önceki hatıralardan bilirim. Rahmetli Babamın 6 Eylül olaylarında o dönemin Muhteşem Beyoğlu semtinde Ermeni ve Rum Ailelerin iş yerlerinin yağmalanmasını Rahmet Babam hüzünle anlatırdı, onu o kadar fazla etkilemiştiki her konu veya Eski Dostlarının adı geçtiğinde gözleri dolardı.

    Yunanistanda Halen Türkiyeden zorla göce zorunlu bırakılan Aileler tuaftır ama Yunanistandada sıkıntılarına devam ettiler ahlen ediyorlar, Onlara Yunanlılar hiç bir zaman Dostca yaklaşmadılar halen Türk derler ve belli şehirde kloni halinde yaşamaya devam ederler.

    İstabulun eski semti Kurtuluş Rum ismiyle TATAVLA, harika ahşap binaları evleri, malesef bir gecede yakılıp yok edilmiş. Son evin yakılışınıda Cocukken gözlerimle görerek ağlayarak izlemiştim. Hepsi gittiler, sizler hatırlamssınız Paskalya Bayramlarında sokaklar mis gibi Psakalya çöreği kokardı, Evlerden gülümseyerek çıkan Rum Ermnei Anneler, renga renk yumurtaları bizlere verirdi, bu bir kültürdü bir yaşamdı, Dostluktu, Kardeşlikti, Dayanışmaydı, birileri elimizden zorla insafsızca koparıp aldı.

    O kadar fazla anı varki yazmakla bitmez. Anlatırsamda emin olun her halde Türkiyede gazetlerde konuşulur. Bazı şeylerde bizimle berbaer Toprakta yok olacak. Yaşatan ve Can yakanlar ise emin olun, Can verme anı o kadar zordurki, iki defa yaşadım. Hz.Muhammed S.A.V bu konuda bir sözü var, herkes için geçerlidir. Can verirken etinizden bir mızrağı tersinden yırtarak acı çekmekle birdir der, Kul hakkı yiyenler şuna emin olsun. Son anlarında her şeyi yaptıkları herşeyi inanılmaz acılarla yaşayacaklar.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  11. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam hep o acı anılarl büyüdük bunları dedelerimizden babalarımızdan dinlerdik ermeni dostlarımızla sohbetlerimiz olurken aile resimlerinede bakardık şu burda katledildi bu şurda şöyle öldürüldü öf öf anlatamıycam ama şunu bilmenizi isterim buraya ermeniler için gelmeye çalşan tarihimizdede adı geçen malum bir şahsı bu şehrine ileri gelenleri buraya sokmamış savunuruz dostlarımızı çok kan dökülür diye haber salınmış, bu o zamanlar bağzı kişilerin yazdıkları anılarıylada sabitdir
    ermeni ve rumların canlarına mallarına sahip çıkmış korumuşlar halada o ermenilerden kalan birkaç kişi bizim değerlimiz atalarımızın emanetidir gözüyle bakarız öyle öğretildi ama genede çok kötü olaylarda olmamış deyil
    yapılanlar haksızca gaspedilenler kimsenin yanına kar kalmamış o envali metrukeler kimseninde boğazından geçemedi örnekleri çok neyse anlat anlat bitmez allah bir daha böyle acılar yaşatmasın
    en derin saygılarımla
    levent

  12. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yazacak o kadar fazla detay varki dedim ya bizle toprağa karışacaklar. Bir çok bölgede halen bu İnsanlar yaşıyorlar, gizlide olsa Dinlerini devam ettiriyorlar. Karadenize bakarsanız eski nufusun bir çoğu rumcayı ana dili gibi konuşurlar veya sivasta Ermeniceyi Türkceden daha iyi konuşan İnsanlarımızda var, örnekleri çoğaltabilirim. ALLAH bir daha o günleri yaşatmasın.

  13. levent-ordu dedi ki:

    sevigili ustam bu acılar bir daha olmaması için uyanık olucaaz şimdi size meslekle ilgili bir sorum var yazılarınzda ahşabı yağlamaktan bahsetmişiniz ben önceden duymuştum ama işin aslı hiç bilgim yok neden yağlanır,hangi tür yağ kullanılır,nasıl ve ne miktarda kullanılması gerekirki ahşabı karartmayalım püf noktası varmıdır
    gomalak cila tarifinizdede bu yağ konusuna değinmiştiniz başka konulardada geçiyor
    sağlıcakla kalın
    (eskitme konusu ile ilgili resimler hazırlicam ama eskitmede kullanılan materyalleri bana zaten yazdınız müthiş aydınlatıcı oldu teşekkürler)

  14. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gomalak cila yapımında yağ kullanımına dikkat ederseniz gereksiz yere sürülmesini asla tavsiye etmem, yağ sürme işi her önüne gelen malesef hangi ağaç olursa olsun yağı vuruyor, yağ kullanımı her ağaca göre fark eder örnek meşe türlerinde yağ kullanımı dikkat ister bazı meşeler veya türleri kara ağaç, amerikan meşesi gibi yağ çalışmak hatalıdır. Bu ağaçlara bizde yağ kullandık fakat önce ağaco cila yapar dokularına göre yağ oranını belirlerdik veya ağacın yapsına göre yağ vurup ağacı bir gün dinlendirirdik.

    Ceviz kök ceviz gibi ahşaplarda ise yağ kullanımı dikkatli uygulanmalı dediğim gibi önce bir iki kat gomalak çalışıp ağacın dokusuna bakmak gerekir, eğer ağaç damarlı ve açık renkse yağ kullanılabilir ve bir gün bekletilir. Ham ağaçlarda aynı işlem geçerlidir bir farkla cilaya başlamadan önce ispirto veya alkollü bezle yağı temizlemek gerek temizlemekten kastım mutlaka silinmelidir, silimediği takdirde cila bitse dahi ağac yağı emmeye devam eder. Bu en riskli ciladır üzerine su bardağı dahi koyulsa iz yapar veya fazla sıcak evlerde ağaç terleme yapar.

    Tavsiyem düz dokulu ağaçlar örnek, Ceviz maun, meşe, Kök ceviz, Pelesenk ahşaplarda yağ kullanımı sadece damlalar halinde parmak ucuyla ahşapa atılmalıdır, yani bezle sürlmesi yanlıştır. Bu damalar halindeki yağdan amaç gomalağın hem yağı eşit oranda ağaca yayması hemde cilaz bezinin çok rahat çalışması içindir.

    İnsanları yani acemleri veya Gomalak bilmeyenleri yanıltan husus işin tekniğini hiç bilmemesidir, gomalak o kadar kaliteli renk verirki ahşap nerdeyse her dokusunu sergiler, haliyle Adam çıkıyor yağı vuruyor, eline fırcayı alıyor başlıyor badana yapar gibi gomalak sürmeyi bu cidden ayıp, fırca ile gomalak sürenleri gördükçe hem kızar hemde bilgsizliklerine üzülürüm. Ahşapı katlederler ona cila denmez bana göre badana ile aynı şeydir.

  15. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam şok oldum fırçayla gomalak sürülürmü sizin yazınızda gomalak cilayı önce kalın bir şekilde bezle vurun demişsiniz bu bezden kastınız bildiğimiz pamuklu bezmi yani amerikan bezinin içine pamuk koyup top yapıp gomalağı uyguladımız tampon deyil
    birde ustam analin su boyası gibi hatta cam boyası dahil su akışkanlığındaki boyaları ahşabın emmesini engelleyerek nasıl süreriz
    mesela cam boyasını yaldız varak üstüne uygularken akmasın sonradan dökülmesin diye gomalak cila sürüp üstüne cam boyası sürülür böylece sarı renkteki yaldız varakı kırmızı,yeşil,mavi hangi renge istersek çeviririz sonrada buna eskitme uygularız o eskitmenin nasıl olduğunu allah razı olsun sizin sayenizde çözdüm
    sağlıcakla kalın

  16. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Antika restorasyonun temel malzemesi topraktır, piyasalarda satılan kimyasal toz boyalar ile sonuç almak çok zordur bunu sadece Orjinal Eserler için söylüyorum.

    Toz boyalar, Analin, Kumaş noyaları gibi, Kumaş boyasını Türkiyede kullanmayı açıkcası bilen Usta tanımadım, oysaki bu boyalar özel renklendirme yani ahşaplarda harika renk tonları yaratır.

    Kumaş boyalarında detay iyi kaynatılması gerekir, için tuz eklenebilir tuz eklenme sebebi boyayı toparlar ve zemine çok daha iyi yapışmasını sağlar, yani tuzu ahşap emecektir, kuruduktan sonra bu tuzu kuru bezle silmek kafidir, silmeden cila yapılmaz çunki ilerde cilayı kusar terleme yapar. Kuamaş boyanın dğer güzel özellikleri misal sarı tonu harika soluk bir altın rengi verir, bunu gomalak ile çalışırsanız size muhteşem kehribar rengi hani derler göz yakıyor yada göz alıyor, tüm ahşapın ihtişamını ince ahşap dokusuna kadar görürsünüz.

    Bu bilgileri tek konu halinde toplamak isterim malesef çok zor. Dedim ya bazen hastalık Dünya ile alakamı koparıyor. Elimden geleni paylaşmaya çalışıyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  17. Sayın ustam,
    sizden ricam daha önceki yazılarınızdan birinde ikonlardan bahsetmiştiniz.Bu konuda bana yardımcı olursanız sevinirim.Çünkü ahşap objelere dekupaj çalışması ve resim yapmayı çok seviyorum.özellikle duvar mumlukları ve bunların köşeler için olanları maalesef adlarını bilmiyorum.Ayrıca dini figürler ve sembollerle ilgili bilgi verirseniz sevinirim.Size şimdiden teşekkür eder saygılar sunarım bu arada mobilyalarımın fotoğraflarını en yakın sürede size yollayacağım.Sevgi ve saygılarımla,
    Emre Aksu

  18. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam verdiğiniz formülerle öğrettiklerinizle nasıl bir iyilik yaptınız bir bilseniz size nasıl minnettarım anlatamam bana ekmek verdiniz aş iş verdiniz hayatımda harut amcanın haricinde kimsenin yapmadığı iyiliği yaptınız umut verdiniz cesaret verdiniz daha nasıl anlatayım

  19. levent-ordu dedi ki:

    Mobilyalara Antika görünümü verme,basit ve kolay uygulamalar konunuzda Osmanlı kırmızısı,Osmanlı renkleri osmanlı boyaları gibi osmanlı döneminden kalma boyaların tarifini vermişsiniz çok sevindim ve yaralandım
    benim yapıcağım işlerde ahşap çocuk oyuncklarıda imal edileceği için doğalar boya vernikler macunlar şart
    osmanlı desenlerini bulabiliriz üniversitede bu konuda yardım edicek tamamda osmanlı renkleri nelerdir ve o zamanlarda kunlanıan boya ve malzemeler nedir ve nasıl formule edilmiştir işte konuda üniversite bile yardım edemedi işte siz bukonuda çok değerli bilgiler verdiniz o nedenle kırılan cesaretim yerine geldi ondan size cevizin kabuğundan veya yeşil kısmından boya yapılırmı diye sordam dah vereceğiniz çok formül vardırbiliyorum ara ara versenizde bizde bundan yararlansak
    oksit boya,su bazlı analin boya,toprk boya nelerle karıştırabiliriz (alkol,terebentin,tiner,ispirto vs)bu karışımlar hangi
    işlerde daha uygundur işte böyle ustam sabah saat 9.26 yataktan kalkar kalkmaz laptopun başındayım sizin sayfalarınızı inceliyorum yeni birşey varmı diye ortalama 1 saat inceliycem
    hasta olup yazılarınızı kestiğinizde çok korkmuştum daha yazmazsınız diye ama şams yüzüme kahkaha attı:))))
    ustam sizi yormadan gene sorularım olucak
    sağlığınıza dikkat edin sağlıcakla kalın

  20. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Osmanlı dönemi boyların tamamı Univeristelerimizde bu konuda yetersizdir toprak ve su ile yapılan uygulamalardır, Osmanlı Ahşap süslemlerde su ve tuz ile yapılan bir nevi boyayı yakarak su içinde demem gerekiyor, Tuz boyaya pigmenlerini yapıştırır kısaca inanılmaz çıkmayan güc verir, kullanılan her zeminde bu boya tutunur çunki tuzu her madde emer, ağaç,deri,taş ve tuzla birleşen boya sürüldüğü yerde sabitleşir, yani kazımaklada çıkarmazssınız, hatta bunu denemkte mümkündür, örnek bir haşapa verdiğim tarifle boya uygulayın.

    Sonrasında sökücü alın çıkarın, hatta cam alın kazıyın, ilk görünüşte boya çıktı sanırsınız oysaki bir iki gün sonra baktığınızda boya halen kendini belli eder. Çunki tuz hava ile temaz ettikçe boyada yaşamaya devam eder.Hangi madde olursa olsun fark etmez. Elbetteki çok daha farklı tekniklerde var, zamanla hepsini paylaşmaya çalışacağım. Dedim ya Antika restorasyonu bir nevi kimyacılıktır, sadece onarmak değil.

    Bahsettiğiniz yada verdiğim tüm tarifleri aklınıza gelen herşeyle karıştırabilirsiniz, hatta kime sorarsanız sorun Gomalak cila ile sellozik vernik olurmu diye, herkes net şekilde asla yapılamaz der, oysaki karışımlar doğru ile her iki kimyasalıda aynı bez üzerinde çalışmak mümkündür. Ve inanılmaz güclü bir cila katmanı oluşturur.

    Bunu Bir Fransız İş Adamına yapmıştım, bana 300 senelik iki tane Çin dönemi Tük agacı sehpa getirdi, daha doğrusu Hanedanlık dönemi diyelim, paramparça olmuşlar. 3 ayda toparladım ve görseniz sanki anatomi dersi gibiydir her parçayı tek tek guruplandırıp çalışmıştım. Onarım bittiğinde Adamın tepkisi boynuma atlamak oldu:) Eşi ise tebessümle karşısına oturdu abartısız 10 dakika hiç konuşmadan yüzünü avuclarının içine alıp tebessümle o muhteşem Ahşapları izledi.

    Asıl iş ise vurulacak koruma cilasıydı, bu tür hassas eserlerde Ağacı herşeyi ile orjinal halinde eski renk kırıntılarına kadar korumak gerekir, yani o dmneme ait bir tahta çiviyi dahi orjinal hali ile göstermek zorundasınız. İşte burda bahsettiğim yöntemi kullandım, bu yöntemde çalışmak zordur, çunki bu çalışma metodu o kadar hassastırkı gomalak ve sellozik renksiz cilada ahşap tüm nemini dışarı kusar, hatta sizi şaşırtır cilayı çalışırsınız etesi gün geldiğinizde ahşap tümü nemi damlacıklar ahlinde dışarı atmış olur. 3 ayda iki sehpanın cilası bitti.

    Sonucu ise hiç abartsız sanki cam bir kuruma içinde iki muhteşem ahşapı her detay her renk her şeyi ile ortaya çıkmış olur. Diyeceksiniz ki çok pahalıyamı yaptın tam tersine bir lira dahi almadım, para değildi amaç yaptıım işin benden sonrada konuşulacak olması ve o İnsanları her zaman ismimle o ahşapı tanıtmaları Dünyada paranın satın alamayacağı bir özelliktir.

    Bu işlemi Orjinal Broz bir Hac yani İSA A.S fügüründe yaptım, isim vermiyorum ger gün yüzlerce İnsanın gezdiği İtalyada ünlü bir Kilsede duruyor ve bazende belgesellerde görürüm tebessüm ederim, gurur duyarım. Fakat hiç bir zaman ben yaptım demem o benim yaptığım iş olmakatna çok uzak bir mana taşıyordur, ben yaptım deme her İnsanın Ruhani sevgisine hakaret demektir.

    Şimdi elimde yine Kuzey Ülkelerine ait dini bir bronz asa başu var yılan figürü alt kaidesi yok, kısmet olursa tamamlamaya çalışacağım. Bu tür ahşaplarda boya kullanımı en hassas devredir, ahşapı çok iyi tanımanız geliyor hani derler ya beyin cerrahı gibi her damarı bilemniz gerekir, ağaç İnsan bedeni gibidir, her damar farklı tepki verir, siz boya vurursunuz oysaki vurulmaması gerekir. Çunki ağac doğallığını kaybeder.

    Yazacak çok detay var, kısmet olursa paylaşmaya devam edececeğim. Doğal boyalarda tavsiye oksit tabir edilen ince toz renklerdir, inanılmaz guclu renk pigmenti sunarlar, nemli olan herşeye en ufak temasları sanki zincirleme reaksiyon olurşturur, elinizi yıkarsınız örnek verdim ya tuzlu olduğu için bir bakrsınız İnsanlar sizi uyarır yüzünüz boyanmış:) Sanki virüs gibi devamlı çoğalır.

    Örnek Osmanlı kırmızısı bana göre muhteşem bir renktir veya Osmanlı tok doygun yeşili, tamamı doğal boyalarla yapılan sanat eserleri, İznik çinilerinin su renkleri gibi, her renk su misalai temiz ve bakana serin güzel bir elektrik yayar. Kısaca detay yazdıkça bitmez.

    Sevgi ve Saygılarımla

  21. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Haşa lütfen böyle cümleler kurmayın asla böyle şeyleri düşünmeyin. Ben İnsanlara sadece olanı yazıyorum, bana ait değillerki bende sizlere vereyim, Binlerce senelik İnsanların teknikleri asıl onlara kepimiz Şükran ve Minnet duymalıyız, Yunanlı Kimyacılara, Mühendislere sanatkarlara, Romalı zeki Kimyacıları, Betonu bulan süper Romalı Usta dehalara bizler minnet duymalıyız.

    Bizler onlar yanında hiç b,irşeyiz, Mimar sinan eserlerine bakın, halen ne akıl alır nede beyin algılar. Yada Romadaki muhteşem Arnelar, Kiliselerin dev kemerli salonları uzak gemisi gibi binlece senedir tüm ihtişamları ile Ustalarının hünerlerini sergilerler.

    Asıl bu konuları oratya çıkaran sizlersiniz, bana sakın bir şey söylemeyin, Allah her zaman iyiliklere vesile olanları sever, siz olmasanız ben yazmadım kalıma bile gelmezdiki yazayım.

    Ben size teşekkür ediyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  22. Gokhan Erol dedi ki:

    Emre Aksu, Köşeler için süslemeler derken neyi kast ettiniz pek anlayamadım, evlerde kiriş içlerine yapılan ahşap süslemlerse, istediğiniz her şekilde kendinizde yapabilirsiniz. Sourunuzu anlayamadığım için detaylıda bir fikir veremiyorum.

    Duvar mumlukları.


    Bir çok farklı stilleri mevcuttur, yağ kandili olanlar, Mum olanlar, kısaca yüzlerce çeşid üzerinde çalışmak mümkündür. Bu tür Duvar süsleri tamamen sizin hayal gücünüzle orantılıdır, eliniz yatkınsa aklınıza gelen her şeyi duvar aydınlatması olarak yapabilirsiniz.

    Kusura bakmayın biraz hastalık birazda unutkanlık diyelim, detay vermem zor oluyor siz yapmak istediğiniz örnek çalışmayı ve kafanızda olan projeyi anlatırsanız daha net detayları konuşabiliriz.

    İnsanımız biraz satılanlara mahkum edilmiş, oysaki tasarımlar yapmak o kadar basit o kadar kolayki sizde şaşırırsınız. Aklınıza gelen her objeyi ama herşeyi, farklı kimysallarla ile birleştip kendinize özgü çılgın tararımlarda yaratabilirsiniz. Kendimi meth etmeyi sevmiyorum, yaptığım tasarımlar şuan bir çok kişinin evindedir, ciddi ortaklık teklifleride aldım ama tuaflık bende olduğundan Özgürlüğümü malesef ki para ile değişemedim, hep kendime ait birşeyleri yapmaya çalıştım.

    İsterseniz bunları sizlerlede paylaşabilirim. Ucuz malzemleerle inanılmaz hariklar yapmak elinizde. Camlardan öyle tuaf tasarımlar yaparsınız ki bir süre sonra kendinizi her gün yenileyen bir iş fanatiğine dönüşürsünüz.

    Dini figürler ve gravürler ile çalışmak hem kolay hemde açıkcası pekte Usta olmakta gerekmiyor gerekli olan tek şey sizin hayal gücünüz. Bu tür çalışmalrda ben yanımdakilere hep şunu söyledim, ben beğeneyim diye asla birşey yapmayın, bu sizin eserniz olmaz berbat özenti tuaf bir taklit olur. Yaptığınız işete kendinizle yani ruhunuzla sohbet edin, beyninizi devreye sookarsanız yine olumsuz netice alırsınız, beyin devamlı saçmalar bir şeyler üretir, siz beyaz derken beyniniz geçmişten kalan bir detay bir ampul misali yakar, çalışmanızdan kopar berbat bir çalışma üzerinde zamanı boşa harcasınız. Ruhunuzla sohbet etmeyi bilin, içinizden bir ses size fısıldar bu sesi herkes aykalar yakaladığınızda unutmayın yeter, sohbetleriniz koyulaşır, yaptığınız çalışmalar farklılaşır.

    Gelelim dini figürlere, yüzlerce orjinal eser kopyası bulabiliriz, bunları her türlü kendi yaratıcılığınızla inanılmaz göz alıcı kendi eserlerinize çavirebilirsiniz, Cemil İpekci bu konuda bana Deli derdi bir yaptığım eser ünlü bir Modacı Arkadalının evindedir. Burda dedim ya Ruhunuzla sohbet etmeyi bilmesseniz berbat kopyacı olursunuz, Ruhunuzla sohbeti başarırsanız her çalışmanız özel olur, hatta bir kağıdı karlamanız dahi bakana birşeleri hisettirir. Bu aslında sizin İnsan sıfatınızın eseri değil saf Ruh halinizin bir seslenişidir.



    Üç farklı örnek sundum, iki tanesi profosyonel çalışma bir tanesi tamamen özgün bir imaj, bunlar yerine dini resimlerde koyabiliriz, isterseniz siz eklyein konuşmaya devam edelim.
    Ben size bu heykellerie yakın çalışmaları almanızı tavsiye ederim, alçı olabilir, plastik olabilir ne olursa olsun fark etmez, madem bir şeyleri tasarlamak istiyorsunuz, inanılmaz ötesinde evinizi çılgın tasarım müzesi yapmanız sadece 1 senenizi alır, Hatta veinize gelen kolay kolay çıkamaz, çunki bu tür çalışmalar karşı tarafa verilen bir bilinc latı hesaplaşamalardır. Aklı sizin yaptıklarnızda kalır.

    Yine kendimden örnek vermek istiyorum, Amerikalı ünlü bir Modacı ile tesadüfen tanıştım, iş yerime geldi benim yaptığım bildiğiniz vitrin mankeleri vardır, bir Kadın vitrin mankenini tasarladım, yani yüzünden tutun, 50 seneleik çok eski bir peruk dahi eklemiştim ve yine 1950lerden kalma bir gelinliklede bu tasarımı renklendirmiştim, bakın abartmıyorum Japonyaya kadar bu yaptığım çalışma inanılmaz beğenildi ve şuanda Amerikada. Bunu yaparken hep size diyorum ya, birileri beğensin diye yaparsanız asla bu Sanata hiç bulaşmayın, çunki her çalışma berbat bir taklitten ötesini sunamaz.

    Bu çalışmalar bir yerde sizin Beyninizle yaptığınız Dansa dönüşür, İnsan beyni ve Ruhu tam bir çılgındır, diliniz anlatamaz ama ruhunuz bu çılgınlığı tüm detayları ile size tarif eder, hissedersiniz, çalışlmalarınıza parça parça yansır. Bakan herkes mutlaka kendinde bir parçayı görür.

    Fazla uzatıyorum özür dilerim, en sevdiğim detaydır aslında hep kendimi bu çalışmalarda Özgür hisetmişimdir, kendi Dünyama hapsolurdum, muhteşem bir çalışma şeklidir.

    Sorularınızla devam edebilirz. Veya farklı bir konu açıp meraklılarınıda davet edeme şansımız olur. Bu çalışmalarda biz gerçek hayattan parçaları kullanırsak, şuna emin olur bu merakınızı çok ciddi bir İş alsanınada çevirebilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  23. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam teşekkürler bizden Haşa lütfen böyle cümleler kurmayın diyorsunuz ben küçücük bir bilgi kırıntısı öğrenebilmek için nelere katlandığımı neler çektiğimi bilseniz bin kere hak verirsinz o nedenle sizi tenzi ederek söylüyorum siz bir sanatcısınız usta tabir edilen zevatlara saygım pek yok.sadece siz ve harut usta yardım etti iş,sanat,yol yordam öğretti
    sizden ise hiç üzülmeden çok değerli bilgiler aldım ilgi gördüm o nedenle bildiklerimi öğretip yayıcam diyorum benim çektiklerimi çekmesin kimse neyse.ustam
    -erol ustam Beyaz gomalağı nerede nasıl kullanırız nelere dikkat etmemiz gerekir boya ile karıştırabiliriyiz hangi ağaçlar beyaz gomalağa uygundur
    ebru hanımın toprak boya ve Gomalak karışımı ile yaptığı boya örneğinde olduğu gibi gomalağın içine boya karıştırırken nelere dikkat etmeliyiz gomalagı ısıtmamız,kaynatmamız vs işlem gerekirmi soğuk işlemmi yapıcağı
    -yağ konusunu sormamdaki neden şu
    -ben kendi bulduğum bir yöntemle ahşabı zımparaladıktan sonra temizlemek için önce alkolle siler sonrada 0 numara sprey makina yağını yumuşak bir beze çok az 1,2 kere fıslatarak spreylerim sonra o bezi elimde iyice ovalayarak yağı hem dağıtır hem azaltırım ondan sonra ahşabı bu bezle siler sonrada kuru bir yumuşak bezle tekrar silerdim ahşap pırıl pırıl olurdu şimdi acaba yanlış birişmi yapıyorum diye düşünmeye başladım
    bu yöntemi botların lastik kısımlarında,ofis tipi sandalyelerin plastik kısımlarında,otomobilin siyah kısımlarında uygulardım ve çok iyi sonuç verir bir dahada kolay kolay kir tutmazdı
    antika ve restorasyon konusunda fikirlerimiz birebir aynı ustam

  24. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sorularınıza tek tek cevap vermeye çalışacağım.

    Usta cümlesini ben kendime asla kullanamam, benim haddimi aşar, Rahmetli Babam gibiler veya Harut Bey gibiler Usta Unvanlarını taşıyabilirler, bizler bu Unvanı kullanmak haddimize değil. Bunu gerçek Ustalar verirler ve yaşatırlar. Usta cümlesi bir vebaldir, çunki kendisine Ustayım diyen biri için para Dünyadaki en son kavramdır, Antika Restorasyon Ustaları bir işi yaparken, görene muhteşem dedirtir ama yapan Ustası için halen eksik birşeyleri vardır çalışmaya devam eder. Çok derin bir konudur.

    1. Beyaz gomalak, genelde Sedef Ahşap işçiliklerinde, Tik, okaluptus, Plesenk gibi ağaçlarda, Marküteri çalışmalarında çalışılması gereken ve Ustalık isteyen bir cila yapımıdır, normal gomalaktan çok daha zor ve çok daha uzun süre devam eden cilalama işlemidir, Beyaz gomalak herşeyden önce çok iyi eritilmelidir, renki tatlı şurup kımavıdır elinizle dokunduğunuzda hafif reçelimsi bir his verir.

    Beyaz gomalak çalışması, zor dememden kasıt çok hassas olmasıdır, örnek bir masa diyelim 1 metrelik alanı olsun, bunun beyaz gomalak ile çalışması ortlama 10 günü geçer, normal gomalak gibi bezi alinize alıp devamlı çalışmassınız cilayı yakmak yani bozma risk çok fazladır.

    Beyaz gomalakla yapılan ahşaplar inanılmazın ötesinde görsel show diye tabir edebileceğimiz sanat eserlerine dönüşürler, ağacın üzerindeki her damar her desen inanılmaz renklerde ortaya çıkar.
    Yapılan cila ise göreni kendisine aşık eder daha ilk gördüğünüzde sizi kendisine çeker, mutiş bir parlaklığı ve ağacın görsel dansını izlersiniz.

    Beyaz gomalak bana göre muhteşimdir, çalışması keyiften öte Ahşapla sohbete dönüşür, Ahşap size fısıldar Ruhunuz ise ahşapa, aslında bir nevi Dünya ile ilişkinizi inanın kesersiniz, hani Mevlevi teslimiyeti vardır Beyaz gomalak ve Ahşap aslında ikiside canlıdır gomalak Ağacın yüreğinden kopan göz yaşı recinedir, Ahşap ise onun Annesi. Tuaf yorum oldu biliyorum ama bazen anılarda konuş diyor, uzattıkca uzatıyorum kusura bakmayın.

    2. Normal gomalak ile her çeşit toz boyayı karıştırabiliriz, gomalağı inceleterek toz boyayı istediğimiz kıvamda her ahşapa her yere uygulayabiliriz.

    Gomalk ısıtılması daha doğrusu eski usulde potada kaynar su içinde bırakmak gomalağon çok daha kolayca erimesine ve alkolle birleşmesine faydası olur, sakın direket ateşe ısıtılmasın patlama riski buyuktur. derin bir kap içine su koyun ısıtın, gamalak yani cilayı şişe içinde suya bırakın suyun kendi sıcaklığı yeterlidir.

    3. Yağ konusu yag ne kadar saf yanı kimyasal dolgusu az olursa o kadar iyidir. Normal kullanılan her yağ belli kimyasallar ve asit içerir hatta acarçlarda kullanılan hidrolik yağ içerir, bu agac için zararlıdır yani çok kullanılması durumunda agacı çürütür dokusunu bozar.

    Yağ konusu diyorsunuz ya Ustalar vardır, ahşapı kazır yağı vurur, bu cahilliğin bilgisizliğin ta kendisidir. Ahşap heleki Antika Mobilyalara yağ vurmak çılgınmlıktır, cahilliktir Ahşapı katletmektir. Biz bu cahillerin vurdukları yağı temizlemek için aylarca uğraşırdık, agacın dokusu tekrar canlansın diye.

    Bu acemilere aslında kızmakta hata, bazen kendime hakim olamıyorum kusura bakmayın. Antika restorasyonlarında yağ kulanılmaz!

    Bakın bunu özellikle yazdım, bu acemiler rahmetli Babam gibi Ustalardan akıllarınca gördüklerini katlederek bu güne kadar devam ettirdiler ve ettirecekler. Bizlerde yağ kullanırız fakat bizler önce Ahşapı temizleriz bu temizlik aylarca sürebilir, dediğim bir çok faktörü ağaçtan temizlemek gerekir. Sonra cilasına bakarız fakat bu işlemde asla yağ kullanmayız, Ağac cilaya tepki veriyorsa çalışmaya başlarız fakat ağac vurduğumuz cilayı almıyorsa temizleme işlemi devam eder, taaki agaç öz dokusunu hissedene kadar.

    Bir detay vermek isterim, Mobilyalar yani masif agaç olan tüm mobilyalar canlıdır, bunu asla unutmayın, agaç öz suyu damarlarda yaşamaya devam eder, aslındfa 300 senelik bir masa bilinki halen nefes almaya yaşama devam ediyordur.

    Bu Eserlere yağ vurulduğu anda Ahşap boğulmaya başlar, öz su öldükçe ağac, artık çürümeye ve bu özsuda mikro canlılar yani ağac kurtları yaşama başlar, bu detay önemlidir agaca Kurt girdi derler agaca kurt bocek girmez, agaç ölmeye başlamışyır aynen İnsan vucudu gibi çürüme ve kurtlanma başlar.

    Konu fazla uzadı, aslında bu konuda kitap yazabilirim inanılmaz derin bir konudur. Tavsiyem Yeni Ustalar veya Usta olmak isteyenlere tavsiyem, bana istediğiniz her detayı sorun fakat kulaktan dolma bilgilerle asla sanat eserlerini onarma cesartini göstermeyin. Bilmemek asla ayıp değildir tam tersine bilmemek öğrenmemek istememek ayıpların en büyüğüdür hele ki birde bu işe ekmek parası kazanacağınız bir alana çevirecekseniz sizlere nacizane bilgilerimele yardımcı olmaya çalışırım.

    Yağ konusunda dediğim gibi detay çok, buna ayrı bir başlık açmak gerekir. Bu sebeble Özellikle Antika eserlere yağ vurmayın masif ağaçlardan bahsediyorum, Tarihi eserleri öldürürsünüz bir nevi cinayettir asırlık eserlerin yok olmasına sebeb olmaktan kacının.

    Çalıştığınız Ahşap 500 senelikte olsa halen yaşayan bir canlı olduğunu asla unutmayın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  25. levent-ordu dedi ki:

    sevgili ustam hastanede kaptığım bir mikrop yüzünden acil gözetim altına alındım bu nedenle bir süre size yazamadım.çok can alıcı bilgiler verdiniz aydınlandım kafamdaki soru işaretleri kalktı
    haklısınız erol ustam ama kulaktan dolma bilgi o kadar çokki biz doğrusu nedir diye öğrenmeye çalışıyoruz ben daha iyisi daha güzeli nasıl yapılır onu öğrenmeye çalışıyorum gigabyt lar dolusu arşivim var gitmediğim kapısını çalmadığım usta bilen kişi kalmadı halada aynı hevesdeyim .
    ama doğru bilgi önemli bu güne kadar kendi sahip olduklarınmı restore ettim birazda tasarım yeteneğimde var bir ara akrabamla reklam tasarım vs işler yaptım o nedenlede sevsanatla ilgili bir işle uğraşmak istiyorum .
    erol usta yazılarınızı tekrar tekrar büyük bir zevkle okuyorum yazılarınızı ayrıca bir programla önce pdf sonrada word belgesine çeviriyorum notlar alabilyorum böylece .
    sizi sıkkazsam devam sorularıma edebilirmiyim
    saygılar

  26. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Allah şifalar versin, Hastanelere dikkat edin ve mutlaka maske ile dolaşın, bu konularda tecrübeliyimdir.

    Doktorlar özellik kış günlerinde Misafir geldiğinde yanlarında durmamamı, gittiklerinde ise mutlaka evi en az 2 saat havaladırmam gerektiğini tembihledir, Akciğerlerimdeki sorun yüzünden, çok dikkat edin böyle detaylara.

    Levent Bey sanatın sonu yok malesef, fakat Dünyadaki en harika duyguları yaşatan muhteşem bir yaşama tarzı.

    Sorularınızla beni sıkmıyorsunuz tam tersine, evde kapalı biri için, bulunmaz nimet demem gerekir.

    Saygılarımla

  27. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam hastanede beni uyardılar dezenfektan verdiler ama az kullandım feci şekilde hastalandım 3 gün baygın yattım ne mikrobu bu diyorum sadece hastane mikrobu diyorlar neyin nesiyse
    erol ustam sorularımın sizi sıkmadığına çok sevindim sanatın yaşam tarzı olduğu konusunda haklısınız ama sanat benim hayatımdan hiç eksik olmadı oğlumu bile tiyatro sanatçısı yaptım bayada ünlü biri oldu baba olarak yapabileceğimin en iyisi bu olucağına karar verdim
    -ayrıca yukarıda emre aksu için yazdığınız yazıdaki rahibe ve meryem ana resimlerine bayıldım binlerce ornek resim ve gravür var elimde fakat ben ne kadar aradıysamda bu kadar insanın içine işleyen resimler bulamadım bir kaynağınızmı var ustam
    S1-ustam tuz ve boya karışımının ölçü ve uygulama olarak tarifini verebilirmisiniz (gerçe bir çok yazınızda geçiyor) hangi boyalara uygulanır ,toprak,oksit boya,kumaş boyası,su bazlı analin boyadada tuz kullansak olurmu
    (ustam ayrıntı konusu bende takıntı gibidir herkesin beğendiği şeyde bile kusur bulurum yaptığım basit bir ahşap cilası bile normalden uzun sürer o nedenle benle kimse sinema filmi bile seyretmez sizi yoruyorsam kusura bakmayın )
    S2-farkındayım erol ustam çok zor demişsiniz ama-gomalak cila ve selulozik vernik muhteşem bir tarif hayran kaldım (gomalak+Sellozik destekli cam cila yapma,(Mobilyalara Antika görünümü verme,basit ve kolay uygulamalar konusundan)- ayrıntı ve bilgi verebilirmisiniz

  28. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Tekrar çok geçmiş olsun, bu konuda şanslıyım galiba, Doktorlarım durumu bildiklerinden beni Yoğun bakımdan dışarı çıkarmazlar, Hastene mikrobu denen şey Virüs, Allah korusun bu tür Virüsler özellikle bizim gibi Hastalar ve Yaşlılar içinde sonucu genelde Ölümle neticeleniyor.

    Bir Haftadır , tehdit eden şahıs yüzünden bir hayli sinirlerim bozuk, siteyede konu açtım bu sebeble, başıma birşey gelirse, Ölmek birşey değil korkumda yok zaten resmi 2 defa ölmüşüm Allahın hakkı Üçtür derler, ne yazılmışsa o olur. Benden sonra insanlar belki bu oyunlara gelmez bu amaçla yazdım.

    Aslında Gecen Akşam fenalaştım, Yanımdakine şunu dedim Hastanede hemen Polise İhbarda bulun bu kişiler hakkında davacı olduğumu Ölürsemde Davamı devam ettirin vasiyetini yaptım.

    Yaşamımda İnanın Karınca kaza ile öldürsem ve görsem yüreğim titrer irkilirim, sanki çığlını duymuş kadar vicdan azabı çekerim. Kısmet olursa gelirseniz Mutfak tezgahımın üzerinde bu Karınca Arkadaşlarımın kucuk bir yeri vardır, komik ve manasız gelebilir, oraya yemek koyarım, yemekleri bitmişse İnanın sanki yemek bitti dercesine, Çay makinasının yanına doluşurlar ve yemek koyduğum anda bir tanesini göremessiniz, nasip olursada göstermek isterim:)

    Neyse, Dertlerle yeteri kadar üzüldüm, mesajınızıda gördüm kendimi iyi hissetim, Yürekten Teşekkür ediyorum.

    Sorularınıza gelince, İkonoları yapmak, aslında siz cevabı vermişsiniz, Ruhunuz elinizden İkonya akması lazım, Meryem Ana Resmini işlemek inanılmaz bir şeydir, yanlış anlamayın meth etmiyorum kendimi.

    Bir gün Kataloktan bir Meryam Ana figürü gördüm Mavi bir elbise içinde Dua edip Gökyüzüne bakarken bir çizim, fakat inanılmaz güzel.

    Remim iyi değildir çizim birazda profosyonel eğitim gerektirir, resmi aldım Renkli fotokopi çeken fakar üst kalitede profosyonel makinedan bir kopya aldım, daha doğrusu 4 ölçek yaptırdım, 1 mtere kafanda oluşmuş bir İkona yapmak için.

    Elimde olan 100 seneyi aşkın çam tavan ağlarını planyada temizledim birleştirdim, Levet bey konu uzaun olacak,Özür diliyorum.

    İkonda alt zemin önemlşdir, toz üstübec, sıcak tutkal ile iyice kaynatılmalıdır ve zemine uygulanmalı, sonrasında çok iyi şekilde zımpara yapılması şart, sıkıcı işlemdir ama olması gerekende budur.

    Boyalarımı aldım, ve renkli fotokopi üzerinden orjinal renkleri birazda kafamdaki renklerle değiştirdim, belirtmeliyim çizimde iyi değilimdir ama renk tonlarında görlerde derinlik vermede kendimi yeterli görürüm.

    Meryam Ana figüründe kafasında Altın bir tac vardı, ben bunu 1 mm kalınlığında bornzla tamamladım, Elleri ve etrafındaki Nur figürlerini 22 ayar altın varak kullandım.

    Dedim çalıştıkça, ruhunuz birşeyler fısıldıyor, emin olun gece 3-4 olurdu ben o resim üzerinde altığım hazzı asla anlatamam. Ve bitirdim Gelenler abartsız her gelen tebessümle sevgi ile ikonaya bakmalarını görmenin verdiği duyguyu tarif edemem. Ben yaptım düyorum inanınmayanların sayısı o kadar fazla oluyordu ki bazen utanıyordum.

    Ve bir Gün Orta yaşlı iki Turist geldi Gayet şık giyimli, Kadın (Mary Whittaker) İkonaya bakıyor, Kocasına fiyat sor diyor, Adam bana bakıyor:)

    Nihayetinde Mary Hanım şu cümleyi kurdu, Ben bunu almadan gitmeme bakın fiyat sormuyor net cümleyi söylüyor. Henüz bitmedi dedim, aslında ikna etmek için 5-6 saat harcadım, sanıyorlarki ben fazla para almak için birşeyler yapıyorum, haklılar sahte rolexi 2000 dolara satmışlar zavallılara, neyseki Polisle gidip paralarını geri almışlar.

    Ve ben onlara söz verdim hemde ne söz biliyormusunuz satmayacağıma dair. 8 ay sonra geldiler, İkonaya ben Cam cilası vurmuştum ve sonradan kendi yönetemimle eskitmiştim, çok uzattım, bu sebeble detay kısaltmaya çalışıyorum.

    Mary Hanım size yada okuyanlara tuaf gelebilir, resmi Duvardan indirdim, Sanki İnsan evladına sarılır ya yüzünde mutlu bir tebessüm resmi saıldı ve bana bakıyor, size anlatamam şu an yazarken bile duygulanıyorum. Pare teklif ediyorlar Dini objede en nefret ettiğim şey para ile alınıp satılmalardır ki heleki Kutsal kişilerin figürleri olunca bu inanılmaz bir kabusa dönüşür, düşün Allahın sevdiklerini resimleyip satmak bana göre berbat bir duygu bu sebeble asla para işine bulaşmadım.

    Para almadım, fakat onlar vermek için ben almamak için saatler tükendi ve ben kazandım:)

    Aradan zaman geçti bana kargo geldi, Amerika Michigan’dan İnanılmaz bir Ev göl kenarında ve salonun en can alıcı yerinde Şominenin tam üstünde benim ikonam,, resmin altındada bu muhteşem ikili yani Karı koca tebesümle poz vermişler. Kargodan ne çıktı biliyormusunuz, NeyRorktan Müzayededen alınan El yazması Altın varaklar içinde bir Kuran ve ben onu görünce gözlerimden yaş döküldü. Bu Dİnlerin bir birine olan korkunc sevgisidir.

    Rahmetli Babam o Kuranı bir Vakfa hediye etti. Gerçi Osmanlı değildi fakat İnsanların saygısını anlatmak imkansız bir şey.

    1. Boya karışımlarında tercih tamamen sizindir tek dikkat etmeniz gereken Ağacın dokusudur. Ağçalara ham haldeyken boya vurmak birazda tecrübe ile alakalıdır, Örnek sarımsı cevize Ceviz su boyasını dikkatli sürmek gerekir daha doğrusu çam harici, Yağlı mese harici ağaçlar boyayı anında emip ciddi renk sorunlarına yol açarlar.

    Tavsiyem boyaları hazırlayıp, hava almayan cam şişelerde saklamak en ideal yoldur. kalın boya hazırlayın, bu bir nevi Parfümcülerin İksirleri gibidir, Koku aramosaı inanılmaz yoğundur uygulamada en ince detayları ile hazırlanır boyada aynıdır.

    Toprak boyalar ham ağaza sürmek risk taşır, bazı toprak boyaları ağaç öyle emerki 10 cm yere vurduğunuzu sanırsınız bir bakarsınız alkasız 30 cm öteden renk dışarı çıkmış.

    Oksit boyalarda aynı risk vardır. Daha doğrusu tüm boylarda bu risk var dememiz gerekir.

    Dikkat ederseniz 200-300 senelik renklerin altında bir tabaka vardır, eski ustalar boyanın ağaçla yaramaz Cocuklar misali tuaflıklar yapacaklarını çok iyi bilirlerdi özellikle dış mekanlarda ve büyük ev eşyalarında. Bu zemin genelde size verdiğim beyaz üstücec ki bunu sıcak tutkalla tüm toprak boyaları kullanabilirsiniz. Bunuda Türkiyede yine ilk ben yazıyorum çunki bu teknil genelde Osmanlıda çok kullanılmıştır, çok değerli Edirnekari dediğimiz Osmanlı renki boyama ustalarının işlerinde bu detayı görürsünüz. bu karışım 3 farklı özellik sunar, 1 Sıcak tutkal karışımı boya agaca tutunur, yaz kış sıcaklıa göre tepki verir, kışın nemden bu karışım genleşir agaca yeniden sarılır, yaz dönemi kurur agacla perçinleşir. Yani Usatnın Renk sanatı asırlar boyu yaşamaya devam eder.

    Hatta yeniden restorasyonlarda bu muhteşem Ustaların yaptıkları boyalar o kadar inanılmaz sanki çekik kasada saklanmış gibi, bizler temizlediğimizde birde bakarız o muhteşem renkler yeniden ortaya çıkar.

    Su bazlı boyalar örnek kumaş boyaları, yine bunu ilk defa yazan benim, size devamlı bir kaynak sıcak tutkal ile uygulama yapabilirsiniz kumaş boyasını inceltilmiş sıcak tutkalla uygularsanız zemine yapışır, zımğaraladığınızda renkler güneş gibi açılır ister vernik isterseniz gomalak çalışabilirsiniz.

    2. Gomalak ve Sellozik vernik uygulması biraz zordur bu uygulamada gomalak, selleozik vernik bir birine tezat ikilidir, burda cila uygulamasında en bşlarda gomalak daha fazla bezde olmalıdır, sebebi gomalak agaca yapışır vernik üst katman olarak kalır ve sanki hani karnızı içeri çekmek gibi bir tepki olur, bu sürecte cila elle ve bastırılmadan ama cilada asla bol olmalalıdır.

    Daha sonrasında işlem tersine döner gomalak miktarı azalır vernik çoğalır, yine aynı şekilde asla beze bol cila olmamalıdır, cilayı yakma veya bozma riski çok fazladır. Bu cilada en önemli detay ağaın tümü nemide alınır, şunu görürsünüz agaç terliyor sanırsınız oysaki nemi agac kusar zemin inanılmaz olarak ışıl ışıl renk tonlarını sunar.

    Dahada ileri gidersem pomza taşı ilede final yapılırki zaten böyle bir çalıışma gören herkeside şaşırtır, ahşap net şekilde bir kristal kaplama havasına bünür, tüm damar odkuları tüm renkler oraya çıkar.

    Elbettki böyle bir cila 1 metre bir masa için ortalama 10 günün üzerinde çalışma gerektirir. Ve cila tam kemikleşene kadarda 1 hafta aynı yerde bekletilmelidir.

  29. levent-ordu dedi ki:

    Sevgili ustam öncelikle konunun uzun olması benim açımdan bir memnuniyet yeterki uzun olsun çok sevinirim
    Erol ustam size bir mail attım konuyla alakalı deyil lütfen okuyup cevaplayın erol ustam havlamalara aldırmayın o havlayanı gerekirse ısırırlar hemde iyi ısırırlar
    şimdi konumuza gelelim
    erol ustam her yazınızda başka bir süprizle çıkıyorsunuz karşımıza yetişemiyoruz desek yeridir ne sorucağımı şaşırdım-
    S1-Mobilyalara Antika görünümü verme,basit ve kolay uygulamalar adlı konunuzda klasik İtalyan tarzı renklendirme ile 100 sene ve üzeri gerçek Antika görünümü verilebileceğinden bahsetmiştiniz ne demek istediğinizi anlayamadım italyan tarzını biraz açarmısınız nasıl uygulanır nedir
    S2-Pomza ile yapılan cilanın mükemmeliğinden bahsettniz babanızında ponza taşıyla harikalar yarattığını yazmışsınız doğru bizim ustalar ponzayla cila bilmezler sorduğum duayen ustalar (biz ponza taşını gomalak cilanın öncesinde ahşap dolgusu olarak biliriz ponza taşı ile cila yapılmaz dediler) tarif etmişsiniz ama daha ayrıntılı anlatırsanız çok sevinirim en iyisini öğrenmeye uğraşıyorum ustam sizide bulmuşken öğrenmeye çalışıyorum

  30. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sizin tabirinizle bu uluyan bazen inanın hayatı çekilmez hale getiriyor. İşin gerçeği bu Adamlar Vergi kacağı ortaua çıkınca, malum mafya yöntemlerine girişti. Neyse dediğiniz gibi fazla uluyan kendi başını yer derler.

    Konuya dönelim en güzel bu ve beni inanın inanılmaz huzur veriyor.

    İtalayan tarzı bir abartılıdır, Adamlar canlı renklerle çalışmayı seven inanılmaz detaycı tasarımları grafikleri Ahşpalara uygulayan ve en dikkat cekici yani ise cilanın ve renklerin inanılmaz abartılı fakat eşyalarla uyumudur.

    Örnek uç bir net örnekle bunu yazmak isterim.

    Sunta bir dolab örneği yazım ki İnsanlar için aslında 10 binlerce liralık tasarımlara para vermek yerine 100 liraya aldıkları sunta bir dolabı harika bir görsel esere dönüştürebilirler.

    Burda sizin hayal gucunuz veya hep yapmak istediğiniz evinizde benimde böyle bir mobilyam olsun diyenler, İnternetten veya kataloktan istedikleri bir mobilyayı ve isterlerse siteye eklesinler ayrı bir konu olarak neler yapacağımızı hep beraberce tartışabiliriz.
    Neler yapabilirz, Kumaş, heykel,altın aklınıza gelen herşeyi bu basit sunta üzerine bir uygulayabiliriniz yani ciddi bir tasarım harikasınıda İnsanlara sunabiliriz.
    Eskitmek ise en kolay yöntemdir, istersek topak altın cıkmış bir Tarihi eser görünümü veya bir saraydan çıkmış eşya görünümü vermek sanıldığınadan çok kolay muhteşem keyifli bir sürectir

    Eskitme için yöntem çok basittir ama Kurslarda verilen tuaf ve komik tariflerle değil bana göre eskitme değil sadece İnsanlara empoze edilen bir daha doğrusu beyin şartlandırma yöntemidir. Eskitme öyle boya süre vernik sürle olmaz, çatlatma verniklerle olmaz.

    Ben size doğal çatlatma eskitme bir detay vermek isterim görenlerde şoka girerler, bakın binlerce yıllık yin eski doğal reçinelerimize ihtiyac var, gerekli olan tek şeyde yine bizim ucuz bocuk tutkalımız:) Kazanlarla bu ucuz ham maddeyi kendiniz yapabilirsiniz, gidipte bir verniğe 100 lira vermek yeine bu yöntem en basitir 100 liraya duvarları korku filmlerindeki çatlaklarla kalkmış beton figürü tahta figürü verebilirsiniz.

    Zemine sürülen bu tutkal içine biraz toz atıp ısıtırsanız tutkal kendiliğinde ayrılacaktır ve derin çatlaklar hatta kırıklar oluşacaktır. Oysaki seminimiz sunta ama görünümü sanki bina tepesinden düşmüş bir hani derler ya hilkat garibesi o hale getirmek elimizdedir:)

    Levent Bey aslında ben böyle yazıyorum ama inanın her soru için bir konu açmak gerekiyor, Antika restorasyonu sınırları yok, binlerce sayfalık ciltler yazmak mümkündür.

    Rahmetli Babamımı İtalyada Tasarımcılarda tanırdı hatta bazı Restore edielemeyn Eşyalar Türkiyeye gelip tekrar İtalya dönerdi.

    Bir anımı anlatmak isterim, Restorasyon işi nasıl bir çılgınlıktır fikir olmasaı açısından. İtalyadan restoresi bir türlü orjinal haline getirlememiş bir Roma dönemi Ahşap masa geldi daha doğrusu Tahta bir masa, restore edilmiş ama ağacın orjinal renk dokusu ile üzerinden yapılan çalışmalar daha doğrusu belki 6-7 Ustanın bir türlü vermeyi başaramadıkları renk dokusunu gördük.

    Rahmetli Babam aklıma geldi inanın yazarken tebessüm etti, İtalaya Mimara baktı bunun nesini yapamadınız ve ordan buraya getirdiniz diye söylendi, bu söylenme tuaftır Adamlar bugünki tabirle Euro Milyoneri kişiler ve Babam onların verdikleri yol masraflarına üzülürdü:)

    Kısca Masayı yıkadık yıkadık terken alkolle temizledik, uygulanan tüm yeni restore boyları ve renkleri sildik temizledik.

    Levent Bey lütfen Dikkatli okuyun aslında size değil konuyu takip eden Arkadşlara söylüyorum. Ykarda bir detay verdim İnsanlara size renk satmazlar beyinize bir nevi hipnoz uygularlar, şuan bile ben size internet başında bu hipnozu yapabilirim, ”KIRMIZI RENK” şuan beyninizde yüzlerce ton uçuyordur ve size ben diyorumki gumişi kırmızı ve beyniniz stop ediyor, yöntem bu kadar basit ve size diyorumki Osmnlı krımızı ve kafanızdaki yanıtın cevabını elimde bir tutam okist boyayı avucunuzun içine bırakıyorum, Ücreti 100 lira tebessümle gülerek vede 10 defa taşekkür ederek o parayı veriyorsunuz:)

    Ama kafanızın içindeki kırmızı ile alakası olmayan bir rengi alıp gidiyorsunuz.İşte gerçek Antika restoratörleri bu oyuna asla gelmezler Rahmetli Babam veya Tarihi eser expertizleri gibi İsnalar bunu çok iyi bilirler derler yani Kül yutmaz tüpler karşılığıdır.

    Kısaca masayaı tem,izledik beyaz gomalak ve ve saf boncuk tutkal desteği ile aslında birşetde yapmadık sadece agacı doğal haline döndürdük, Mimarlar geldiğinde şaşkınlıklarını anlatamam, masanın orjinal resimlerinie bakıncada Babama çaktırmadan baktım nasıl bir Adam diye, komik gelebilir parada almadı sebebi ben birşey yapmadım sadece doğal haline geldi cevabı oldu. İtalyanlar Babama taparlardı inanın, isimlerini yazmıyorum bugün Dünyaca Ünlü Milanolu Mobilya Tasarımcıları yeni üretecekleri ilk ürünlerin orjinal örneklerini Rahmetli Babama yollar fikir alırlardı, bulursam o örnekleri halen saklarım resimli olarak burda paylaşmak isterim 40 sen öncesinin işçliği bugün çok acıdır Türkiyede kendine mobilya devi diyen firmaların hiç birisinde görmedim.

    Bir Masa yaptık, Rahmetli Babamın tasarımıdır ve o takımın fiyatı 30 sene önce 40 Dolar civarıydı,Milanolu firmanın altın kaplamalaı etikleri ile dolu satışa çıkmıştı. burda anlattığım yönetmi o zaman uyguladık İtalyanların mDF masa üstlerini deri ve agaç kırıntıları ile inanılmaz bir tasarıma dönüştürnde yine Rahmetli Babamdı.

    Diyebilir İnsanlar ne paralar kazanmışınızdır:) Tam tersine birde Cebimizden para verdik, Rahmetli Babam gibi Ustaların para kavramları yoktu inanın bu çok samimi bir itiraftır 3 yaşında bir Cocuğun eline 1000 Euro verin evirir cevirir bakar, ya yırtar yada atar, bu Ustalara Para tekil edecek İnsanlar bile yoktu çunki edemezlerdi, Babam gibi Ustaların lafları hakaret asla değil ağır olurdu ve para ile konuşan İnsanları nezaketle Güle Güle derlerdi. Şimdi bu Adamlar yok, olanlarada ulaşmak için Başbakandan farksız randevu almak gerekiyor, 3 dakikalarını bile ayırmazlar kendi Dünyalarına kimsenin girmesine izin vermezler.
    ……………….
    Çok uzun yazıyorum gerçetende Özür diliyorum.

    Pomza taşı ile cila bildiğimiz lav taşıdır bir birine sürtüldüğünde un gibi hale gelen doğal bir oluşumdur, Gomalak aynı şekilde doğal bir oluşumdur yani bu çalılmada kullanılan tek suni şey Alkoldür oda zaten ucar gider.Geriye sadece doğanaın mükemmel uyumu kalır.

    Bu iki madenin temeline bakarsak, aslında bire bir aynıdır Gomalak bir bocek türünın taığıdır, Pomza ise Doğanın korkunc gücü Volkanik alev toplarının tozlarıdının katılaşmış halidir yani her ikisede Muhteşem doğanın bizlere verdiği hediyelerdir.

    İşte burda hata başlıyor, pomza taşı dolgu maddesi olarak cila zeminine uygularsanız o ahşap bir anda bozulmayla sonalanan berbat lekelerle dolu bir cilaya dönüşür. Oysaki sizşin bahsettiğiniz teknik daha doğrusu Ustalar beşlkide beilerek yanlış bilgi vermişte olabilirler anlatınla alakasızdır.

    Dün size bir cila türü anlattım ben o cilanın finalini pomza taşı ile btirdim yani son kat cilada kullandım. Son kat cila derken farklı anlaşılmasın taşı yedirmek için en az 3 gün sadece bu cila tekniğini uygulamak gerekir 3 gün sadece bu cilanın gomalak ile tam manası ile kaynaşması gerekir. Görünüşü ise dedim ya Ahşap sanki Kristal bir cam için alınmış kadar muhteşem berraklıkta tüm görkemini damarlarını dokularını sergiler, doğanın en pahalı kıyafetler ve muceherler içinde defilesine dönüşür.

    Kısaca pomza taşı budur dememiz gerekiyor.

    Sorularınız vaya cevaplamadığım detay vasra, devam edebilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  31. Ali başdaş İzmir dedi ki:

    Vallahi hocam roman gibi yazıyorsunuz okurken yaşıyor insan beni alıp götürdünüz ALlah sizi yetiştiren babınıza gani gani rahmet eylesin ellerinizden öpüyorum öğreneceğimiz çok şey var sizden ALlah uzun ömürler versin saygılar

  32. Gokhan Erol dedi ki:

    Sevgili Ali Başdaş, Yazılarımın sıkıcı olduğunu düşünürüm Sizler gibi Kardeşlerimin bu güzel yorumlarından çok mutlu olduğumuda belirtmek isterim.

    Rahmetli Babam için çok şey yazabilirim, Anılarını dahi yazsam her halde yeterli olur, Rahmetli Adnan Mendereslere kadar uzanan hatta bende çok acı bir Anısıda vardır, O dönem iş yerimde Rahmetli Babamdan Kalan Rahmetli Adnan Mnederes ile resimleri vardı, ve çok acıdır Babamın sakladığı İdam edildiği gazetenin orjinal nushasıda kasamızda dururdu.

    Bir gün İki Genç geldi Genç dediğim 30 yaşlarında, Duvarda asılı duran Rahmetli Babamla Mendersin resimlerine bakıyorlar, Babam bir Osmanlı muhteşem Armayı onarıyor, Rahmetli Menderste Elinde takımları Babama uzatırken yani yardım ederken gülerek pozları vardı. Bu eser Topkapı sarayındadır.

    Genç kız Adama fısıldıyor, ”söylesene,söylesene” Adam ”Nasıl söyliyim ayıp olur, inanmaz” diyor. Sonuçta Mendersin Ailesinden olduklarını söylediler, belgeler göesterdiler, 2-3 gün gelip gittiler Aile resimlerini gözterdiler, ve sonuçta Resmi onlara hediye ettim, Kızımızın sevincini anlatamam ve o Gazeteyi utanarak onlara verdim, ve Koacam İnsanların oturup ağladıklarını hüzünle gözleri dolarak paylaştım.

    Dedim ya hatırlar anılar, Bu ülkede bir şeyden çok onurluyum, Ülkeme sanıyorum toz kadar bir hizmetim varsa yatağıma uzanır tebessüm ederim.
    Rahmetli Babamdan kalan tek miras anılar ve onurlu tertemiz bir geçmiş.

    Onlar aramızda değil ama Onlar sayesinde Szileri tanımama izin veriyorlar, Allah hepsini Huzur içinde yatırsın İnşaALLAH.

    Sevgi ve Saygılarımla

  33. levent-ordu dedi ki:

    -canım ustam tekrar yazıyorum uzun yazın ne kadar uzun olursa olsun benim için nimet ben okuyup arşivliyorum uzun yazdığınızda bana önem verdi deyip baya gururlanıyorum hoşuma gidiyor buradan yazmak istemezseniz mailime yazıp gönderin yazında ne yazarsanız yazın kabulümdür yanınızda deyilimki dinlesem not tutsam resim çeksem sıkılmam binlerce kere okurum samimiyetimle yazıyorum öğrenmek kolay birşey deyil bunu en iyi siz bilirsiniz.
    bu arada muhteşem bilgiler vermişsiniz gene ellerinizden öpüyorum
    s1-erol ustam Zemine sürülen bu tutkal içine biraz toz atıp ısıtırsanız tutkal kendiliğinde ayrılacaktır demişsin ustam toz olarak neyi kasteddiğinizi anlayamadım,(üstübeçmi)hangi çeşit bir toz ve ne miktarda boncuk tutkalına katılacak
    s2-ponza taşının uygulamasını deniycem mutlaka 3 gün derken ( taşı yedirmek için en az 3 gün yazmışsınız)bu hergün ne kadar cila birde ponza taşını cilada nasıl kullanıcam cilaya karıştırıcammı üstünemi dökücem net uygulama nasıl olucak hani en cahile anlatır gibi ustam bağzen yapıyorsunuzya malzemeleri madde madde yazıp tarifi yapıyorsunuz yazılarınızı konulara göre ayırıp arşivliyorum böyle yazarsanız daha iyi anlarız
    birde şu hastaneden babamı bir taburcu edebilsek size dedeme ait bir altın varak ayna resmi göndericem onuda tamir edeyim derken rezil ettim
    -erol ustam mobilya resmi derken ben aileme ait el oyması bir koltuk takımının resmini size göndersem (siteye
    ekleyemiyorum beceremiyorum ) altın varak yapmayı düşünüyorum doğru bir kararmıdır ama bağzı sorunları var resim üzerine yazsam yardımcı olurmusunuz birde italyan model yemek odası takımının sandalyeleri var doğala en yakın eskitme yapmayı düşünüyorum bunlar ortalama 35,40 senelik bunları yapıp kendi evime alıcam hatırasıda var bende
    (beyaz gomalak ve ve saf boncuk tutkal desteği ile agacı doğal haline döndürdük diye yazmıştınızya öyle birşey birde onu madde madde öğretirseniz minnettar olurum)
    ellerinizden öpüyorum sağlıklı günler dilerim

  34. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, ALLAH Babanıza Şifalar versin, Saygı ile Hürmetle Ellerinden öperim, Selamlarımı ve Dualarımı iletin lütfen.Aslında Dünyadaki tek önemli şey Sağlık, bilemiyorum hasta olmasam yazarmıydım, yazamazdım o dönem İnternet benim için sadece zaman kaybıydı, işerlere yetişemezdim inanın hiç uyumadığım günleri bilirim. Belkide bazen Hastalık yayarlı şeyleride paylaşmanın bencilliğin ne rezil bir şey olduğunu gösteriyor.

    Öğrenmiş oldum, ve elimde olan herşeyi her bilgiyi paylaşmaya gayret ediyorum.

    Beyaz Tutkal ile eskitmede aklınıza gelen herşeyi kullanabilirsiniz, muhteşem iksir demem lazım, eskitmede saçlarınızı alın bir kenara koyun veya Cocuğunuzun hediye olabilir anı olabilir, tukal ile veya tutkal üzerine atmanız yeterlidir, hayal gücünüze kalmış, ısıtırsınız çatlar, yüzlerce yıllık bir eskiliği sunar.

    Tutkalın içine her rengi ilave edebilirsiniz, ben almam demez:)

    Burda kıvam öneli, tutkal karışımı ne kadar ince olursa renk işlemini bir o kadar detaylı çalışabilirsiniz, bu işlemlerde mutlaka tutkalı süzmenizi tavsiye ederim içinde toz kalmasın, şeffaf temiz olması çok önemli detaydır.

    Bu işlemi tutkal için bahsettiğim lav taşını un haline getiripte kullanabilirsiniz inanılmaz dayanıklı bir karışım olur, bahcede taş niyetinede kullanmak mümkündür dekorasyon amaçlı.

    Bazen açıklamalrım net olmuyor hastalığıma verin, inanın bi,r çok zaman baş dönemesinden algılama sorunu çekebiliyorum, yeniden sormanızda fayda var bende eksik parçaları tamamlamış olurum.

    2. Pmza taşı uygulmasında cilayı bir süre uygulayın daha sonra ince zımpara yapın tekrar gomalak sürün sonrasında iki parca pomza taşını alıp ahşap üzerinde birbir birine sürtün dökülen tozlarda sert parçaları alın sadece toz olması gerekir, ne kadar derseniz masa diyelim her bölgesine toz halinde çok az serpilmesi yeterlidir. Sonrasında ise cilamıza devam ediyoruz ve parmak ucunuza yağa batırın masa ierine silkeleyin damlacıklar halinde atın demem lazımdı çok az miktar yeterli bir parmak ucu kafidir ve cilaya devam edin alabros dediğimiz daireler şeklinde bastırarak cilayı uygulayın.

    ortalama 1 saatlik ciladan sonra ara verin cila kurusun sıfır zımpara ile masanın üzerinden geçin.

    En önemli detay!

    Bez için cilayı koyuyorsunuz ya, bu işlemde püf nokatası çok ama çok önemlidir örnek cilayı beze koyrduk ve çalışmaya başladık bezde cila azaldı, cila koymayın bir iki damla ispirto ekleyin beze çalışmaya deman edin bu çok ama çok önemlidir, sadece cila ile çalışmak vasat bir işçlik olur, burda maksat cilayı ahşap üzerine iyice yedirmektir eklediğimiz siprto bize cilanın en iyi şekilde agaca yapışmasını sağlar.

    Finalinde ise inanamyacağınız bir parlaklıkta kaliteli bir eser İnsanlara sunarsınız.

    Resminizi henüz görmedim, siteye ekleyip üzerinde detayları ile tarışabiliriz tabiki resmi keleyebilirmiyim diye izniniz gerekir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  35. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam resimleri yarın eve gidip çekicem- tabiki yayınlayabilirsiniz kimseden saklımız yok üstelik yararlıda olur başkalarına
    gene müthiş bilgiler verdiniz minnettarım yalnız beyaz tutkal demişsiniz beyaz tutkalmı yoksa boncuk tutkalımı teyid edermisiniz.
    sizin lav taşı veya lav külü dediğiniz ponza taşımıydı
    neden soruyorum erol ustam biraz geç algıladım nedeni yazılarınızı tekrar tekrar okurken birden gözüme takıldı altın varak çerçeve yapımında osmanlı döneminde bahsettiğiniz Kirec Bazalt ve lav külü karışımı osmanlı dönemindeki altın varak aynaların ana yapım maddesimi yani o aynalar bahsettiğiniz bu karışımlamı yapılıyor neden soruyorum ustam şaşkınlık içindeyim çünki o maddeyi ben çok araştırdıysamda formülünün kayıp olduğunu bilinmediğini onarımında ancak tutkallı alçısıyla yapıldığını söylediler o macun bahsetiğiniz karışımmıdır eğer oysa (deyilse bile) bu karışımın yapılışını bana ayrıntılı yazarsanız herhalde sevinçten çığlık atarım harut amca bile formülünü hatırlamıyor
    en derin saygılarımla
    (erol ustam size bir mail attım malum bir konu için yardımım olursa emrinizdeyim)

  36. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,

    Özür diliyorum aslında düzelttim sanıyordum, beyaz tutkalla alakası yok:) Bildiğiniz sıcak tutkal olarak geçerlidir.

    Levent Bey, İnanılmaz dikkatli bir okuyucusunuz emin olun şaşırdım ve şuanda tebessümle okuyorum. Size kim kayıp dedi bilemem, bu teknik her halde Türkiye için kayıp demek doğru olabilir gerçi Avrupada tarifi varmıdır bakmadım.

    Bu karışım olmasadyı o Varak aynaların hiç birisi günümüze kadar ulaşamazlardı, 300-400 senelik varak taş aynalar halen sapa sağlam dururlar.

    Şuna emin olun bu bilgileri alıp paylaşanlar var:) Tabiki paylaşacaklar burda amacımda odur beni en mutlu eden şey sizler gibi Dostlar kazanıyorum.

    Konuya dönersem, verdiğim tarif tamamen Roma dönemine ait, bu tarifte hep derim ya bu eserler nemli bodrumlarda bile kalsalar kolay kolay çürümezler bu sebeble günümüze kadar geldiler. Lav taşı dediğimiz bu toz bir nevi beton kadar sert ve yüz yıllarca deforme olmadan kalır.

    Bu formulun en güzel yanı ise hafif olmasıdır, çalışması kolaydır, elinize oyma bıcaklarını alıp desenleride çıkarabilirsiniz. Kalıp dökmesi kolaydır cabuk kurur.

    Dahada ileri gidebiliriz, lav taşı kirec ve su, hepsi bu kadar kaya kadar dayanıklı bir formulu elde edersiniz. Kireç yerine tabiki günümüz üstübec çimento tercihide yapabilirsiniz. Alçı tavsiye etmiyorum bana göre çok kötü bir malzemedir, Türkiyede halen varak aynaları alçı sanan süper Ustalar var, sizin sayenizde öğrenmiş oluyorlar:)

    Bu forumu aslında size Binanızın dış restorasyonu için yazmıştım.

    Türkiyede bir işi 2-3 Binliraya varaklayanlar var, onlara sorsanız Alçı derler, hatta dahada ileri gider Harika bir Antika parçayı alır keser polyester döker, utanmadanda ekler eskisinden daha sağlam oldu, bu Cahillere inanın kızıyorum Antikaları katlediyorlar maf ediyorlar. Adam Ustayım diyor Varak yapıyor bakın Amatör meraklılara saygım var hepsini alınlarından öpüyorum, Amatör demek bana göre Usta kavmaından yücedir, Amatör işin özünü sorgulayan öğrenmek isteyendir. Gerçek sanatcılarda bu Kişiler arasından çıkar.

    Gelelim üstübec sıcak tutkal karışımı ile yapılan tamirlere elbetteki yapılır, fakat buyuk parçalarda bu işlem olmaz, hem zordur hemde ortama göre örnek bodum katta ise bozulma riskleri vardır. Sadece Varaklarda sır kaplama olarak uygulanır, sonrasında ise kilermeni ve mazgaladan ibarettir, yani varak ustalığı ahım şahım süper yetenek gerektirmiyor, 10 yaşındaki Cocuk yanımda 3 ay kalsın Varak ustası diye kendini Usta sananların tozunu attırır.

    Asıl Varak objelerin restoarsyonlarıdır önemli olan, malzeme alın aklınıza gelen her yeri varak yapabilirsiniz, hatta ayakkabınızı bile.

    Yazak çok detay var, bilemiyorum bazen atladığım yerler oluyor. Kusuruma bakmayın.

    Sayenizde bir detay daha belirtmek isterim, bugün Tarihi eserleri binaları restore eden Arkadaşlarda var, dilerim bu tarifi okurlar ve şu alçı saçmalığını bırakırlar.

    Sevgi ve Saygılarımla

  37. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam öncedende yazdım ayrıntı ve dikkat benim takıntım bu nedenle benimle kimse filim bile seyretmez hemen bir kusur bulurum hele sizin yazılarınızı arşivlediğim içinde pür dikkat okuyorum
    formülün kayıp olduğunu size adını yazmıycam ünlü bir GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ hemde oranın öğretim görevlileri dedi birde baya araştırdık ama bulamadık dediler yaa
    s1-erol ustam önceki yazınızın bir yerinde bu formülü Kirec Bazalt ve lav külü olarak yazmıştınız bu yazınızda lav taşı kirec ve su olarak yazmışsınız orayı anlayamadım kireç,bazalt ve lav külüde suyla karıştırılıp yapılabilirmi sanırım formülün orjinali bu karışımları nasıldır
    s2-bu formüllerle yapılan harcı kalıba dökeceğiz galiba kalıp çıkarmak içinde içinde tarifini verdiğiniz sıcak tutkal ve üstübeç karışımı macunu, kalıp çıkarmada kullanabilirmiyiz kalıbı çıkarılacak objeye yapışma yaparmı sıcak süreceğiz çünki ,yoksa silikon kalıplada yaparız ama oda oynak olur
    s3-erol ustam lav taşı şu piyasada satılan barbeküler içinde kullanılan taşmı lav külüde aynı şeymi
    erol ustam bu macunlarla kalıplamayla heykel,ayna,pano,biblo vs gibi şeyleride yapabilirmiyiz (yapmayı düşünüyorumda) bu malzemelerin üst zeminleri boya,yaldız,varak gibi malzemeleri ne derece kabul ediyor veya içlerine polyesterde olduğu gibi pigment koyabilirmiyiz (erol ustam yazılmış konuyu sorduğumu sanabilirsiniz o yazılan konuda mutlaka kafama takılan bir ayrıntı vardır tekrar ondan soruyorum takıntı işte affedin:)
    herhalde şimdiye kadar verdiğiniz macun formüllerini takip edip not eden varsa zaten bir hazine elde ettiler
    en derin saygılarımla

  38. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Sizdeki detaycılık malesef diyorum bendede var, gerçekten bu özelliğimiz bizleri çok zor kişilikler haline getiriyor. Birazda mükemmelci demek gerekli sanıyorum.

    Verdiğim formülü çok acıdır, Üniversitlerin bilmdediğinin farkındayım, bunu Avrupada ki Universiteler içinde kullanabiliriz. Rahmetli Babam Mimar Sinan Üniversitesinde belli dönemlerde Hoca olarakta ders verdi, Akademik Ünvanı olmasada Dönemim Rektörü Babamın bilgilerini paylaşması için o dönem zorlamıştı:)

    Malesef Rahmetli Babamın bilgileri kayıt altına alınmadı, o dönem Mimar Sinan Universitesi bu Bamaın formullerini kayıtlara dökseydi şimdi Ülkemizin adıda Avrupada Akedemik kurumlarda gururla yerini alacaktı. Şimdi kimsenin pek rağbet etmediği bu sitede yazıyorum, kayıt alanlar var elbetteki, dilerim korunur.

    Babamın muhatap olduğu İnsanlar bugün Dünyanın en önde gelen Akeoloji Uzmanları ve Tarih bilimcileriydi. Bir detay vermek isterim Babamı özel randevu ile evden alırlar, Anadoluda tarihi eserlerin ekspertinizi yaptırırlar, en üzüdlüğüm nedir biliyormusnuz, Öğretim üyelerinin Babama ait bilgileri düzenleyip altına kendi imzalarını atmalarıydı.

    Sorularınıza gelirsem.

    1.Bakın Lav külünü, istediğiniz doğal metaryelle kullanabilirsiniz, kirec tercih edersiniz olur, Çimento tercih edersiniz olur, kısaca bu forumle sihir bile diyebiliriz.

    Universitlerde okusun ne diyelim, kayıtlara alsınlar formulu yok demesinler, görüyorum alçıyı alıp 500 senelik Ayasofya müzesini restore ediyorlar 3-5 senede bir dökülüyor. Yeniden para veriyorlar yeniden restore ettiriyorlar.

    Sizler sayesindede bu formul tanıtılırsa yeni bir iş alanıda otomatikman başlamış olur.

    2. Levent Bey, Sıcak tutkal aynen bahsettiğimiz forum gibi sihirli bir değnekten farksızdır. Eski dönemlerde ne polyester vardı nede slikon kalıplar, sıcak tutkalla yapılırdı. Her hangi bir heykelin kalıbı çıkarılacaksa, sıcak tutkalla sıvanır, kesilir orjinal kalıptan sökülürdü, bu kalıp yeniden birleştirilir ve içine yukardaki formul dökülürdü.

    Ustalar bu formulu kalıba doldurup kuruma sürecini beklerdi, sonrasında ise kalıp bir ocağın üzerine ızgaralı tele konulur tutkalın erimesi beklenirdi. Kısaca hiç bir şey çöpe atılmadan bu işlem senelerce devam ederdi.

    3. Siyah lav taşlarıdır, Türkiyede satılanlar olabilir fakat laf külü denilen lavın kustuğu dev hacimli yanmış topraktır, Türkiyede satılanlar için budur diyemem bu imkansız Roleksin cakmasının satıldığı bir yerde hiç birşeyin orjinal olduğunu ben değil kimse söyleyemez. İthalatcı firmalardan net bilgi almak gerekir.

    Elbetteki yapabilirsiniz, sonuçta işlem bugün alçı heykellerle aynıdır tek fark alçı kalitesizdir. Tercih edilme sebebi ucuz olmasıdır. Tabiki alcı yaparkende yada üstübec sıcak tutkalla desteklenirse sonuş daha temiz olur. Dayanıklık oranıda farklı kaliteli olacaktır.

    Alçı metaryeler üzeine uygulanan boyalar sağlamlığı Ustanın maharetine bağlı, fırınlanmış bir alçı heykel üzerinde boya daha sıkı tutunur sebebi alçının içinde nem fırınlarda yok olur. Diğer yöntem ise Varak işlerinde kullanılan uygulamadır, zemin üzerine sıcak tutkal ve üstübec karışımı tatbik edilir zımparalanır, sonrasında Gümüş, bakır, altın varak uygulaması daha sağlıklı ve sağlam olacaktır.

    Bahsettiğim tüm formullerin içine sitediğiniz renkleri karıştırabilirsiniz, toprak boya olmak şartıyla, kimyasal boyaları kullanmak riski ve sağlıksız bir uygulama olur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  39. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam öncelikle bilmelisinizki sizin bu sitede yazdığınız tüm tarifler tadilatlar vs tarafımdan word belgesi olarak arşivlenmekte eğer arzu ederseniz bunları size gönderebilirim sizde tekrar düzeltir bana gönderirseniz ortaya güzel bir eser çıkar eminim.
    birazda sizi zorlamamın nedeni yazılı hale getirebilmektir affedin bu nedenle
    bağzen okurken eksik bulduklarımı size sormak durumunda kalıyorum size göndereyim düzeltin dememin nedeni bu
    lav taşı veya külünü bulabilirim olmadı yurt dışından getirtirim alçıyı açıkça söyliyeyim hiç sevmem o nedenle alternatif daha iyi materyaller araken sizi buldum yolumu açtınız
    erol ustam Kirec Bazalt taşı tozu ve lav külünü suylamı sıcak tutkallamı karıştırıcaaz
    bu arada yavuz adında bir abimize sizin yazılarınızı gösterdim hayran oldu oda size sorucakları var yavuz-ordu
    adıyla
    sevgilerimle.

  40. yavuz-ordu dedi ki:

    Erol Ustam sevdiğimiz,ilgi duyduğum bir konuda sizin gibi değerli bir insanla beni buluşturan ,Levent beye teşekkür ediyorum.Sağlık konusundaki rahatsızlığınıza çok üzüldüm .Kalp rahatsızlığı bizim sülalede de ırsidir.Yaşantımıza çok dikkat etmek zorundayız.Ben onun için hobileri olan birisiyim.Eski değerlerimize sahip çıkıyor Çevre ve doğa ile ilgili gazetelere yazılar yazıyor.Kendimi meşgul ediyorum.Ordunun Levent bey gibi eski ailelerinden birine mensubuz.Geçenlerde yıkılan eski konağımızdan kurtarabildiğim 7.adet kapıdan birinin fotoğrafını size gönderdim.Diğer kapıları vestiyer kapısı,dolap kapısı olarak değerlendirdim,kalanları nasıl değerlendirmeliyim sizce saygılar.

  41. levent-ordu dedi ki:

    bu arada erol ustam resimleri gönderdim koltuk takımını ve sandalyeleri altın varak döşeyip uçuk penbe kumaş döşemeyi düşünüyorum ama hasarları mevcut nasıl varak yapmaya hazır hale getirebiliriz
    sevgiler

  42. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kalp, onarım işlerininde formul su ile yapılmaldır. İnce işlerde ise örnek varak veya yüzeysel oanarılarda sıcak tutkal tercih edilmelidir.Kirec Ve Lav tası veya lav taşı çimento hepsinde su ile karışım yapılmalı.

    Levent Bey, Sorularınız benim için bir keyif daha doğrusu abartsız bir psikolojik terapi kadar huzur verdiğini yürekten açıklamak isterim.
    Sebebi oldukça İnzifa sanıyorum yani kendi isteği ile Toplumdan kendisini soyutlamış bir hayatım var. Bunun sebebi %70 ölü kas yığınında ibaret kalbimin mecburen emirleri demek gerekiyor. Gülerken dahi dikkatli olmam gerek, çunki nefesin daha doğrusu ciğerlerimin gucu buna bile izin vermiyor. Tuaf gelebilir Film izlemeyi çok seveirim komedi filmlerine bayılırım, komik bir sahne varsa ve diyaloglar uzunca filmi kapatıp dinleniyorum tekrar kaldığım yerden devam ediyorum.

    Şikayetcimiyim asla Allah bazen Hastalığı hediye olarak gönderiyor bende Hastalığı bana yollanmış bir hediye olarak gördüğüm için, şikayet yok tek şikayetim bazen fazla zorlaması oluyor bunuda alışmaya çalışıyorum.

    Siz notlar aldığınızı belirtmişsiniz bana yollamayın, çunki sizin kadar değer vereceğimi hiç düşünmüyorum, siz bana herşeyi sorun.

    Yavuz Beyin yazısını gördüm, ne diyebilirim Şanslıyım sizler gibi Dostlar ediniyorum hepinize çok teşekkür ederim.

    Sevgi ve Saygılarımla

  43. Gokhan Erol dedi ki:

    Yavuz Bey, Sizleri tanımak harika bir hediye, Aslında Hastalığıma teşekkür etmem gerekir, Bu hastalık beni bulmasaydı sizleri asla tanımıyor olacaktım. Çunki İnterneti hiç bir zaman sevemeyen kişilerden biriyim, eski kafalı demek daha doğru.

    Kapı resminizi gördüm oldukça iyi durumda, temizleyip farklı seçenekler ile kullanılabilir.

    Kendimce kötü işaretlerle bir şeyler karaladım, bu bölmere Selcık Osmanlı tarzı oymalar yaptırabilirsiniz. Yada sizin kendi desenlerinizde olabilir.

    Oldukça şatafatlı bir yemek masaı olabilir, Hatta tavana monte edilip Altın varak çalışmaları ve şık bir Demir avize asılabilir. Seçenekleri çoğaltabiliriz. Anıları olan bu kapıları Sehpa olarak her zaman gözünüzün önünde ve dokulan keyif alınan tasarıma dönüştürülebilir.

    Yan kenarları çerceveye alıp içinde yine aynı döneme ait, objeler sergilenebilir bizoteli bir cam ilede oldukça şık görünecğini düşünüyorum.

    Veya Kostik ile yaıkanığ agacın damarları daha net şekilde ortaya çıkarılıp, entersan bir sehpa olarak yada Evinizde kalnızda olan her alan için kullanabilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

  44. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam gönderdiğim resimdeki koltuk takımını ve sandalyeleri altın varak yapıcam döşemeleride açık penbe olucak ama zeminleri düzgün deyil nasıl bir işleme tabi tutucağımı tam bilmiyorum bugüne kadar bu konuyu açmadım nedeni altın varakla ilgili konuya devam edersiniz diye hoşgörünüze sığınarak açtım
    Düşüncem şu zemini sizin tarifini verdiğiniz üstübeç,tutkal karışım soğutulmuş macunu kesip sıcak suda seyreltip onu sürücem ilk zemin olarak
    onarımınıda aynı macunla yapıcam sonrada en önemli kısım macunun zımparalanması onuda siz tarif edermisiniz yaptığım doğrumudur acaba
    sandalyenin geçmelerini sıcak tutkalla tekrar monte edicem doğrumudur
    yukarıdaki yavuz-ordu yavuz ağbinin sorusuna verdiğiniz yanıtın son bölümünde şöyle bir ifade kullanmışsınız (Veya Kostik ile yaıkanığ agacın damarları daha net şekilde ortaya çıkarılıp)yaıkanığ bir kelime sürçmesi sanırım neyi kastetdiğinizi anlamadım kostikin ağaç üzerinde ne gibi etkisi var öğrenmek isterim doğrusu ilgimi çekti
    sağlıcakla kalın
    levent

  45. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, Mobilyalarınızı gördüm, tamamı imalat hatası işçiliklerden kaynaklı hatta nerden alınmışsa inanılmaz baştan savma sadece oyma ve kordonlardan ibaret, Oymacı Ustasını ise tebrik etmek gterekir, Ustanın işçiliği çok iyi fakat Gariban temizlenmemiş bir ahşapta fazlada şansı yokmuş.


    Burda İsketlet kırılmış ve yeniden yapıştırılmış, umarım tanıdık değillerdir oldukça saygısız bir onarım yapmışlar.


    Sandalyelerdeki hatalar önemsiz kullanım sürecine bağlı standart yıpranmadan ibaret, yeniden cila ve onarımda ortada hiç bir sorun kalmaz. Fazlası ile basit tamirlerdir.




    Koltuk takımınızn stili aslında güzel art nouveau tarzını biraz değiştirerk uygulamaışlar.

    Aynaya bakarsanız daha net fark edebiliriz 1930 dönemi klasik çizgileri ile bire bir aynı stili taşıyor, Keşke orjinal model uygulasalarmış, Bizim tasarımcılarımız kendi müthiş degalarını! ekleyince harika olacak işler bir anda farklı yöne gidiyor.


    Art nouveau gerçek kişilk taşıyan ve dönemini en net şekilde taşıyan fanatikleri olan bir Syil taşır, Art Deco ise aynı net tanımlar yapamak gerekir.

    Art Deco Daha Erekeksi tabir edilen hatlara sahip bir Stili her detayında bakana net şekilde gösterir, Art nouveau ise daha yumuşak be inanılmaz harika desenler ile yine aynı şekilde bakana kesin bir hüküm uygular yani dişi demek gerekiyor.

    Her iki atrazında renkleride aynı kişiliği yansıtır. Bu arada kendimi kaptırdım Özür diliyorum.

    Yukarda kaba taslak bir renklendirme yaptım, bunun sebebi siz Ustalarla uğraşmak istemiyorsanız, kendiniz üzerinde çalışmak renklednirmek isterseniz daha detaylı ve net tartışabiliriz, renklendirmede çizikler kırıkların hiç bir şekilde bize olumsuz bir zorluğu olmayacaktır.

    Diğer türlü ben orjinal görünüm derseniz, tamamen sökülüğ yeniden tamirle, olduka kaliteli bir Ahşap takımında keyfini yaşarsınız.

    Konuyu karışturuyorum bu sebeble, sizn sorularınızdan isterseniz devam edebiliriz.

    Sevgi ve Saygılarımla

  46. sevgili ustam’
    e-posta adresinize bir posta yollamıştım ama herhalde elinize geçmedi.beni bilgilendirirseniz sevinirim .sevgi ve saygılarımla
    emre aksu

  47. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,

    Koltuk takımızınız varak yapmak için biraz zaman ayırmanız şarttır, İzniniz olursa koltukları resimleyip bir konu altında toplayabiliriz sizin adınıza.

    Beni mazur görün bir kişisel yorumum olucak, şimdi sizin koltuk takımınızın stili Fransız tarzını yansıtan hatta net ve keskin hatlara sahip. Bu tür takımlarda kumaş seçimi çok ama çok önemlidir, Pembe renk böyle bir takımı net şekilde boğar, hatta Varak sarısı, Pembde ve At neuvo ahşap çizgileri net bir tezat görüntü verir, her üş farklı tarz bir birini yok edecektir.

    Oysaki Bordo hatlara sahip Franız tarzını yasıtan döşemelik bir kumaş hem ahşap çizgileri ile hemde varakla net bir kompozisyona dönüşür bir nevi bakanj herkese net ve çok klasik bir görüntüyü verir.

    Bahsettiğim macun uygulaması sizin koltuk takımınızda olmaz, sebebi üzerindeki vernik bu macunun yapışamasını engeller, ilk yaptığınızda oldu sanarsınız, uğraşırsınız 6 ay sonra dökülmeye başlar, ham gövdeler üzeline çalışılmaldır.

    Beya takımda oymalaı bölümleri tamamen cilasını sökersiniz ahşap üzerine bu macunu sürüp gercek varak uygulaması yapabilirsiniz. Kalan bölgeleri ise bildiğimiz snetetik varak yapabilir yada renklendirme ile oldukça şık bir hale getirebilirsiniz.

    Sandalyelerinizin iç bölümünde takozlar vardır bu takozları sökün ayakarı acarak sıcak tutkal uygulayın yendiden takozları vidalayıp sıkın sapa sağlam olurlar.
    ………………
    Y6avuz Beyin Kapısı Çam olduğu için çamda dokulu ve yağlı bir agactır, Kostikten amacım kostik doğal bir asit suya atılıp eritilir, bu ilem dışarda yapılamıdır, daha sonra agaca kostik sürülüp tel fırca ile bildiğiniz sköücü misali bir çalışma uygulanır, burda dikkat edilmesi gereken husus, kositik agac üzerinde fazla bekletilmemelidir fazldan kastın 6-7 saat cunki bir süre sonra kostik agacın içine iler ve yağlı siyah katran bir renk verir.

    Bu tür yağlı meşelerde pek sorun olmaz, fakat diğer ahşaplarda uygulanmasında dikkatli bir çaılma gerekiyor. Agacın tüm lif yapısı görünür hale gelir.

  48. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam koltukda çok fazla işçilik hatası mevcut o nedenler tamamen zınparalayıp boyasını sökücem onsan sonra oyma takımı alıp desenlerde düzeltme yapıcam enson ispirto pesindende alkolle temizleyip sulandırdığım sizin tarif eetiğiniz macunla ilk katını atıp kurumasını bekliycem
    varak için çalışmaya başlıycam varak konusunda eksiklerim,kuşkularım,endişelerim var sizin konuyu açmanızı bekliyordum o nedenle bu koltuklardan bahsetmedim sizede saygısızlık etmek istemedim
    sizin önerilerileriniz ışığında eşimle Koltuğun döşemesi vişne çürüğü olmasına karar verdik yani bordonun bir ton koyusu yüzey öyle berbat bir işçilikle yapılmışki düzelmek erol ustam imkansız gibi birşey o nedenle altın varak daha uygun olucak diye düşünüyorum
    sandalyeye gelince sizinle tanıştıktan sonra ufkum oldukça açıldı artık ne yapıcağıma daha rahat karar verebiliyorum sandalyeyi sizin tarif ettiğiniz şekilde (sıcak tutkal toprak boya ve ısıl işlem) eskitme yapıcam fakat bu karışımı sürdükten sonra ısıl işlemi nasıl uygularım sorun bu ben bu karışımı sürdükten sonra kurumasını bekliycem sonrada mobilyayı aleminyum folyoyla sarıp pürmüzle ısıl işleme tabi tutsam olurmu o zaman ,yoksa başka yöntemi varmı
    -erol ustam bu acemilik başa bela dedemin evinde bir adet altın varak ayna var orta boy ,galiba ortalama 120 yıllık felan varakları kimi yerlerinden dökülmüş kimi yerlerinde garip pis bir sarı renk oluşmuş geçen yıl onarmayı düşündüm oğlum istanbuldan çeşitli ayarlarda birkaç varak yaprak yolladı 8cmlik istanbuldan aldığı ustalardan numune olarak istemiş fakat gelen tüm varaklarların renk tonları üstündeki varakla bir türlü tutmadı en azından beni tatmin etmedi varakları denerkende hep berbat ettim.sulandırdığım sıcak boncuk tutkalını yapıştırıcı olarak kullanmaya kalktım rezil oldu alacalı bulacalı tuaf bişi oldu keşke yapıştırmak için etanollü su kullansaydım şimdi onu tümüyle yeniden yapmayı planlıyorum konağa gidip resimlerini çekebilirsem size derhal göndericem malum hastanede kalıyorum ama az kalmış çıkmamıza o nedenle şu altın varak konusunu açsanızda bizide sıkıntıdan dertten kurtarsanız (..duacınız oluruz valla (rahmetli dedemede böyle israr edince bana sen iyice medine dilencisine döndün derdi bizimkide o hesap)
    sevgilerimle
    levent

  49. andy1 dedi ki:

    Levent Bey, Rabbim Ömür verirse, siz hiç bir şeyi düşünmeyin, koltuk takımını İnternetteyiz ama Ruhumuzla hallederiz, kafanızda asla bütütmeyin.

    Siz balşamak istediğiniz zamanı belirleyin, yeterli, ortaya harika bir sonuç çıkacak emin olabilirsiniz. Farkındayım titizsiniz, makine izleri bombeler, bunlar tamir bile sayılmaz çok basiy detaylar. Keşke sağlığımda tanışsaydık ve Sizle bir Antika restorasyonunda olsaydık, siz tamiri o zman görün., 300 sene üzeri ahşaplar gelirdi ahşap satılan oyunun adını unuttum:) neyse yüzlerce parça halinde gelirdi. Müzelik Eserler olduğu içinde bunları birleştirmek bulmacdan beter olurdu. Szin Koltuk takımına ben sadece rutuş işler var demem gerekir.

    Yüzeyği Altın varakla düzeltmek dahada berbat olur, Varak ışıkta tüm detayları yansıtır. Dedim ya siz başlamaya karar verin, gerekli olan şey Sistra çelik el sistrası yeterlidir, tüm bombeli bölgeler kolayca düzeltilir.

    Yakma yöntemini asla denemeyin, Mobilyanıza kalıcı hasar verirsiniz, eskitme yakarak asla olmaz taş süslemeler için Şöminelerde olabilir. Mobilyalarda şahsen tavsiye etmem.

    Diğer Dedenizden kalma aynalarıda burda beraberce yaparız içiniz rahat olsun.

    Varak ile sıcak tutkulaı kim söyledi size, denemeyin olmaz ve birde temizliği ile uğraşırsınız. 8×8 ORJİANL VARAK YOLLAMIŞLAR SANIYORUM, BU VARAK ELLE VEYA BUYUK PARÇA OLARAK ASLA ZEMİN YAPIŞTIRILMAZ OLDUKÇA HASSAS BİR İŞLEM GEREKTİRİR, rÜZGAR VEYA HAVA AKIMI ASLA OLMAMALIDIR.

    Bu konuyu acmama sebebimi size maille anlatmak isterim, mutlaka acağım tabiki, sizin işlerinizde konuda açılmış olur.

  50. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sağolun büyük cesaret verdiniz keşke sağlığınızda tanışıp çırağınız olsaydım kaderin garip bir cilvesi ne yapalım en yakın zamanda burda geçici bir atolye kurmaya uğraşıcam sırf bu işleri uygulamak için ama malım babamın hastalığı bir çok şeyi durduruyor benim sizden ondan yazılı bilgi talebim oldu konuyu illa açın dememin nedeni bu .
    ne zaman babam iyileşicek ne zaman hakka yürür doktorlarda birşey söyleyemiyor durumu ağır tabi büyük bir ağanın en büyük oğluydu babam ,hanedan gibi bir hayat yaşadı şimdi yürüyemiyor bile altını bile ben bezliyorum başkasını istemiyor böyle bir insanın bu duruma gelmesi ne dıram benide onuda çok üzüyor ne yapalım buda bir imtihan
    ustam anladım konuyu açmak istemiyorsunuz nedeni önemli deyil sizde biliyorsunuz bağzı konularda emrinizdeyim.
    ama maille bari bağzı ufak sorularıma cevap verirseniz beni bahtiyar edersiniz ama zorlamak istemem .yok dersenizde darılmam şu anlattıklarınızdan dahi çok şey kazandım varolun
    en derin saygılarımla
    levent

  51. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Babanıza Allah Şifalar versin İnşaALLAH, onlar yaşamdaki dallarımız tutunduğumuz gövdeler, en kötü halleri ile dahi kollarını hissetiriyorlar. Rahmetli Anenemede komada 3 ay baktık, ne diyebilirim ki sabah ilk kalktığımda yanına kaoşardım, kahvalatısını hazırlardım, sohbet ederdik bazen gülerdi. Ve bir sabah bıraktı gitti ALLAH Sevdiklerimize Rahmet etsin.

    Ne mutlu size Dünyadaki en muhteşem şeyi yapıyorsunuz, Ölüm kötüde olsa bizim parçamız, eskiden çok korkardım şimdi ise an geliyor buraya kadar diyorum.

    Ben size maille net şekilde tarfini vereceğim, konuyu ndeden acmadığımıda iletirim. Çok kısa bir Dünyada İnsanlar anlamak imkansız.

    Levent Bey, Babanız yeterki sıhhatine kavuşsun, her şeyi burda konuşuruz nasip olursa gelirsiniz, kahvemi içersiniz, bol bol sohbetler ederiz.
    Malum reziller yüzünden biliyorsunuz kafamda allak bullak oldu.

    Bugün tvyi actık asabımda bozuk, bir kanlad Hz.Mevlana anlatılıyor hani sıkıntılı anlarınızda bir Dost isterseniz ya, Hz Mevlananın cümlelerinde birisi, Kalbi 3 şey kararır, şehvet, öfke, hırs. Tebessüm ettim:) Gökhan dedim kendi kendime duydunmu? Ve inanın zamaıma üzüldüm.

    Rabbim Şihalar versin, Baba Duası almak Dünyadaki en zor şey, Ananalrımız herşeyimizi affediyorlar, Babalar ise kırılınca inanın hep içlerinde bir hüzün oluyor. Rabbim bize ne yazmışsa o olucak Ölümde bir armağan, bazen Ölüm hediye oluyor, Kanserden ölen Dayım vardı, ölüm benim ne güzel hediyem olacak diye söylenirdi. Acı çekerdi bellei etmezdi.

    Kendinizi üzmeyin ve yıpratmayın, Babanızın Hüzxünlüde olsa yanında beraberliğinizin tadını çıkarın. Rabbim İnşaALLAH şifa verir.

    Sevgi ve Saygılarımla

  52. levent-ordu dedi ki:

    erol ustan bunu bir dertleşme olarak alın babamın en son isteği doğup büyüdüğü hala ailede olan köydeki konağı görmek dedelerinin yaptırdığı camiyi,yüzdüğü balık tuttuğu köprüsünden geçtiği ırmağı,at koşturduğı güleş tuttuğu silah atıtığı buz gibi sularından içtiği yaylaları görmek eski gençliğindeki özgürlüğü bir daha yaşamaktı böyle demişti
    abilerim hemen götürmeye kalktı ben engel oldum neden biliyormusunuz o büyüdüğü konak artık çok eskimiş heryeri değişmişti dedelerinin yaptırdığı namaz kıldığı cenazelerini kaldırdığı o 150 yıllk camiden sadece mimber ve kapısının üstündeki kitabe kaldı bütün o ağaç oymalar nuhteşem sanat eseri mimariden eser yoktu ya o ırmak hes yapılması nedeniyle suyunun çoğu başka bir alana aktarılmış yürüyerek gelibilecek bir şırıltı haline gelmişti o yaylalar artık orda o yaylanın buz gibi suyu yoktu ormanlar deseniz hak getire hesleri yaparlarken yeraltı tünelleri açmışlar bu nedenle o buz gibi yayla suları yön değiştrip yok olmuş kuraklık baş göstermiş ormanlarda bu nedenle yok olmaya başlamış erol ustam götüremedim babamı görüpte hep kahrolmasın diye bana çok kızdılar hain dediler bunları ilk kez size anlatıyorum siz olsaydınız ne yapardınız
    neyse erol ustam varak konusunda sizi zorladığım için beni affedin genede bir sorum var
    erol ustam merakıma mucip oldu sorayım dedim macun yaparken yapılan karışımları (tutkal,bazalt,lav
    taşı,kireç,üstübeç)bunları kıvamına göremi ayarlıyacağız yoksa bir ölçüsü varmı birde kireç kireç dememin nedeni karışıma beyaz veya beyaza yakın bir renk vermesi bu kireç nasıl bir kireç olucak (sönmemiş kireç,kireç taşı,kaymak kireç vs)
    babama selamıızı ilettim çok sevindi selamı var benim için size teşekkür etti
    sevgilerimle
    levent

  53. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Aslında durumu Müsaitse bir Ambulans kiralayın, Rahmetli Anneme yapmıştım Doktorlar kesinlikle kaldırmayın demişlerdi, Annem ise Görmek istiyorum beni Emrigana yani Bğaza götürün diye ısrar ediyordu, Cocukluğunun gectiği yerler.

    Ambulans kiraladım Hemşiresi, Bir tanıdğımız Doktor Arkadaşınıda aldı ve Annemi Boğaz turu yaptırdık, Deniz kenarında Ambulanstan aldık Cayını içte Denizin muhteşem güzelliğine 2 saat daldı gitti, Akşama kadar gezdik. Nasıl mutlu oldu anlatamam.

    Ertesi gün Doktor kontrola geldi, İnanın Tansiyonun kadar şaşırdı Harika dedi ne olmuş Annecim sana diyede gülerek sordu.

    İsterseniz yapabilirsiniz, Yaşlılar Doğup büyüdükleri yerleri bizim gözümüzle inanın görmüyorlar onlar kendi Dünyalarından bakıyorlar, Siz harabe görürsünüz fakat Babanız için Tebessümle Baktığı Anılarla dolu yer olacak görünür.

    Rahmetli Babamda Bodrumda Öldü, illaki orası olacak dedi ve gerçekten olduda.Şimdi diyorum ki iyide engellememişim, bazı şeyleri inanın biz göremiyoruz Aama bu İnsanlar hissediyor derler ya toprak çekiyor gerçekten öyle, buna inandım.

    Levent Bey, En caı olan ise ALLAH geceinden versin Rabiim şifalar versin, hepimiz toprak olacağız, Babanız vefat ettiğinde asıl üzülürsünüz İnsanların dedikoduları hancerden daha fazla acı verir buna inanın.

    ALLAH c.c şifalar versin İnşALLAH.

    Konumuza gelirsem Sönmüş kireç olmalıdır, oran ise bir her madde yarı yarıya olması yeterlidir.

    Macun ise yani Varak macunda sıcak tutkalın mutlaka çok iyi kaynatılması şarttır, 200 gram boncuk tutkala 1 kilo üstübec yeterlidir. Macun uygulamasında zaten kuruyan macun her kesip yapacağımız tamirde sıcak su ile parcalar kesip semine ellede uygulama yapabiliriz. Aslında keyifli bir yöntemdir.

    Babanıza tekrar Selamlarımı iletin Ellerinden öpüyorum, deyin ki diğer tarafta senle Kahve içmek isteyen biri var, Konağın bahcesine davetini bekliyor, yazım tuaf gelebilir bizim gibi Hastalar için sizler farkında değilsiniz henüz ALLAH hepinize Uuzn Ömürler versin, ama bizler bir yerden sonra Ölümü Arkadaş edinip kendi kendimize bir sürü detayların için gideriz, siz farkında olmadan biz Ölümle konuşuruz.

    Babanıza tekrar Selamler, Ellerinden Saygıyla Hürmetle öpüyorum.

  54. Gokhan Erol dedi ki:

    Sayın Emre Aksu mailiniz inanın defalarca baktım, göremedim. Çok özür diliyorum gec cevap için.

  55. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam babam 94 yaşında onlar öyle bir nesilki ölümden zerre kadar korkuları yok sizin dediğinizi dedim tabi sizinde durumunuzu bilmiyor ustaya söyle benim davetlim olsun önce bizim konakta bir kahve içelim ahretteki konağımızda devam ederiz dedi güldü,işte ölüme böyle bakıyorlar anbulans meselesini ağbilerime söyliycem hiç aklımada gelmedi bravo ustam valla
    ustam mail atıcağınızı yazmıştınız önceki mesajınızda bekliyorum bende size bir mail atıcam rahatsızlık vermezsem
    erol ustam ustam sormayı uuttun araştırmalarımda Renk olarak gomalak 4 tipteymiş Transparant, sarı, portakal, kahverengi bunları kullanırken hangi renk nerede kullaılır bunların kullanımı ile ilgili bir ayrıcalık varmı yani her gomalak aynı etkiyi efektimi verir nedirbu neden böyle çeşit yapılmış bunlara renk pigmentleri eklersek nasıl bir renk reaksiyonu gösterir

  56. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, İnşaAllah Ahirette Kahvemizide içeriz, Rabbim sizlere uzun ve güzel ömürler versin.

    Ambulnas meselesini ihmak etmeyin haddime değil tabiki fakat en azından görür toprağına dokunur, Dauası sizlere en buyuk kuvvet olacaktır.

    Gomolak renkleri hepsi aynı kaliteyi verir. Türkiyede şuan satılan yerleri takip etmiyorum, demiştim ya size bizim iş yerimizde karanlık odamızda ecza şişelerinde devamlı bulunan kimyasallardandı. Şimdi Sorduğunuzda yanıt bile alamassınız.

    Bu gomalk türleri Ustanın agac bilgisine dayanır, Türkiyede kullanılan sarı portakal rengi, kavrengi gomalak oldukca koyu renktedir kehribar rengine yakın, ve daha kalın sert topaklar halindedir. Transparant ise beyaz gomalak tabir edilen türdüri alkolle eritilmesi gerekir biraz daha sert ve katıdır.

    1. Sarı portakal yani şuan heryerde satılan gomalak türü, her ahşapta kullanılır, sedef ve siyahlar haric.

    2. Kahve rengi bunlar kullanılan acaca göre değişir, örnek şeker maunu gibi acık renklerdeki agaclar için daha idealdir sebebi doku olarak agacın öne cıkmasını sağlar, kök ceviz veya normal cevizlerde kullanılabilir, siyah abaonoz gibi yada piyanolarda kısaca siayh renkli ahşaplar için daha idealdir.

    3. Beyaz yani şeffaf gomalk ise markuterlili mobilyalarda, Bronz işlemeli bahülerde, sedef eşyalarında ve siyah mobilaylarda tercih edilmelidir.

    4. Sarı gomalak, belli agac turleri için kesinlikle kullanılmazı şart olan türdür, okaliptüs, pelesenk, tik, Maun, Meşe, Limon gibi agaclarda hem agacın doğal rengine etki etmez hemde oldukça şık bir görüntü verir.

    Gomalak Ustaları her agacı tanımak zorundalardır bu şarttır, Agac türlerini tanımayan İnsanlar ilk bildiği tek bildiği renk acık kahve rengidir, her agaca vururlar oysaki bu çok büyük bir hatadır, Antika restorasyonlarında hep anlattığım özel randevularla çalışan Ustalar bu sebeble çok kıymetlidirler, bu kişileri bulup iş yaptırmak inanın çok zordur. Türkiye çok Harika Ustalarımız var çok acıdır, iş bulamıyorlar ve bu kişilerde kapı kapı dılaşıp iş arayamayan Sanatcı kişiliğine sahipler. ALLAH Rahmet tesin Mazhar Ustamız yoklukla ölen, Türkiyenin tartışmasız en büyük Ustalarından biriydi. Çok acıdır Ustalığın ne olduğunu bilemeyn cila yaparken bu ustalar aclıkla mücadele ediyorlardı.

    Agacı tanımana ben Usta asla demem, ağacı tanımayan Adamlar cila yapmamalı heleki Antika Koleksiyonerleri oldukça dikkatli olmak zorundalar, İş verecekleri Adamları test etsinler, verdikleri Sanat eserini bakalım tanıyorlarmı.

    Bu yazıyı okuyan bir çok kişi eminim bana inanılmaz kızıyordur, bunları anlatmana ne gerek var diye. Anlatmak şart gercek Ustaların hayata dönemsi ve değerlerinin anlaşılması için.

    Çok kesin bir Örnek vermek istiyorum, kendiside okursa belki yazar.

    Sayın Gülben Ergen’in işini yapan Usta vardı, Adam inanın ıhlamur agacını sorasanız meşe diyecek türden. Camı eline alır ve Mobilya nedir bakmaz Antikamıdır umursamaz catır catır kazırdı tabiki çizikler içinde. Ve bir gün bu Ustanın yaptığı iş bana geldi bir aracı tarafından sen düzeltirmsin kapıdan içeri sokmadım. Bu Sanatcılar İnsanlara güvenir kendisine Antika expestici diyene inanıyor ve eşyalarını teslim ediyor, sonrası ise kabus tabiki, eğer Antikadan anlmaıyorsanız sorun yok, anlıyorsanız zaten bu kişilere iş verilmiyor.

    Antika Mobilyaları Camla kızayanları asla Usta demem, Dünyada böyle birşey yok. Sökücü ile kazırken dahi prince tel fırcalar en yumuşak türden olmalıdırki Ahçaba çizikler oluşturmasın.

    Boya sökücüyü Deniz süngeri ile temizlerdim bakın deniz süngeri diyorum, Gelen Mobilya o kadar değerlidirki çizik oluşturmaya en ufak hakkınız yoktur, Deniz süngerini alır, İnsan yıkar gibi Atika eseri temizlerdik. Zarar vermeden çizmeden.

    En son işlemde saf alkolle ve deniz süngeri ile tekrar yıkardık üzerinde hiç bir eski kalıntı oluşmaması için. sonrasında sımparaya geçerdik bu zımparada sıfıra yakın olurdu, temizlik işlemi tek kelime ile muhteşem olduğundan zımparada o şkeilde sıfır numara ve agaca hasar vermezdi.

    Dedim ya yazacak o kadar detay varki, siz sormasanız şahsen aklıma gelirmiydi bilmiyorum.

    Herkesin size teşekkür etmesi gerekir. Sanata bu inanılmaz sevginize ben yürekten teşekkür ediyorum, iyiki sizeye geldiniz ve yazıyorsunuz, soruyorsunuz.

    Cila KALİTESİ tamamen Usta ile alakalıdır, Usta profosyonelse agaca hayat verir, 50 sene kullandığınız masayı tanıyamazssınız ve aşık olursunuz.

    Bu Ustaların tek farkı asla renk kullanmazlar, Ahşapı doğal haliyle çalışırlar gomalak seçilen agac türüne göre zaten rengi verecektir, ne kadar iyi çalışılırsa agac o kadar muhteşem tüm dokularını sergileyecektir.

  57. Sayın ustam,
    cevabınızı geç gördüm özür dilerim.Size birkaç fotoğraf yolluyorum.Yapmak istediğim
    bu tür köşe rafları.( Fotoğraflarda düz olanlarda var)Bu rafları yıllar öncesinde size bahsettiğim antika çarşılarında görmüş ve ilgimi çekmişti.
    Daha çok dini amaçlı (mumluk yada kutsal kitap yeri, ikona koyma yeri gibi veya yağ kandili vs.) kullanıldığı söylenmişti.
    Bende bu tür objeleri çalışırken ne amaçla kullanılacağı ve kullanıldığı dönemlerdeki dizaynı için sizden de bilgi almaktı.
    Çünkü yapmak istediğim şey bu köşe raflarına özellikle gönderdiğim arkası düz zemin olanlarına dekupaj yada mozaik çalışması şeklinde tematik resimler yapmak. Bu konuda sıkıntım yok.Resimler özellikle Bizans dönemi dini tasvirlerle ilgili bir portföyüm var.Bizans dönemi ikonalarını da çok estetik buluyorum.İkonaları tapınılacak nesneler olarak değil, tamamen melek figürleri gibi beğeniyle bakılacak formlar olarak görüyorum.Tabii ki her dine saygım var.Saygı sınırları çerçevesinde.
    Size yazarken nedense çok yazasım geliyor, kendimi tutamıyorum.Tabii bu arada paylaştığınız diğer e-postaları da takip ediyorum.Ahşap oymacılığı ilgimi çekmedi değil.Bahsettiğiniz malzemeleri ilk alınacaklar listesine ekledim.Belki yapacağım bu köşe raflarında oymacılığımı da konuştururum, ne dersiniz?.
    Sizden ricam ahşabı nasıl seçmeliyim?Marangoz için bu külfetli bir iş midir?Tabii bu arada maliyeti yüksek olur mu?Sonuçta sitemde satışını yapabilirim.Şimdiden teşekkürlerimi iletiyorum.
    Sevgi ve saygılarımla,
    Emre Aksu

  58. Gokhan Erol dedi ki:

    Sevgili Emre Aksu, Güzel yorumlarına teşekkür ederim. Sizlerin ilgi alanları bir çok İnsanı Snata teşvik ediyor, şahsen Sizler gibi Dostlar edinmek Dünyadaki en güzel duygulardan bir tanesi, çok teşekkür ederim.

    İkocolar, Dini firgürler, Türkiemizin kültüründe var bu konuya girersek çıkamazyız, Dinlerini saklamak zorunda kalan İnsanları üzüntüylede çok defalar tanıdım. Dedim ya bu konuya girersek çıkmak imkanız.

    İkonoların yapıl amaçları İnsanların Dini unutmamaları, tüm Dinlerin temelinde ney yatar? Sevgi saygı, Allah inancı ve iyilik. Dini tabu yapmak diye bir kavram zaten yok. Kaldıki İkonayı bir Müslümanda evinde saklamasında bir Anormallik yok, tam tersine bu yeteişen nesiller içinde Müslüman bir Anne Babanın diğer Dinlerden İnsanlara Saygıyı en kolay şekilde yeni nesillere tek söz söyleden Tüm Dinlerin bir olduğunu anlatmanın en güzel yoludur.

    Avrupada bir çok Aileninki bunlar her hafta sonları kiliseye gidip iadetlerini aksatmayan İnsanlardı ama evlerinin baş köşesinde ayetleride herkesle paylaşırlardı. Bu paylaşımdır sevgidir, gelecek nesillere kardeşce yaşamanın mirasıdır.
    ……………….
    Konunza gelirsem,



    Bu tür duvar köşeliklerini yapmak ve geliştirmek tamamen sizin en hünerinize ve Ruhunuzdaki Din imajını yansutmak içinde doğal tuallerdir.

    İstediğiniz gibi yapabilirsiniz, nacizane tavsiyem Osmanlı köşelikleri size oldukca detaylı fikir verecektir, Franzı dönem mobilyalarında, İtalyan Dönem mobilyalarında bir çok köşe dolaplarının yapılış amacı Dini objeleri saklamak maksatlıdır.

    1800 lı senelerde oldukça rağbet gören, ikno dolablarının benzerini bulmaya çalıştım, Osmanlıda aynı detayları görebilirsiniz, özellikle Anadolu yöresinde, bu çizgi bize hemen yol gösterir, Anadoluda yaşayan farklı kökenlere sahip İnsanların Din kültürlerini yansıtır.
    ………………….
    Ahşap için tavsiyem, İnşaat çıkmaları satan yerlere mutlaka gidin buralarda eksi kalaslar, kapılar rahatlıkla ve çok ucuza bulabilirsiniz, yeni kerestelerden bu tür çalışmalarda uzak durmakta fayda var, hemde bu çıkma ahşaplar inanılmaz ucuzdur.

    Bir marangoza götürün, istediğiniz boyutlarda kestirebilirsiniz. Marangoz için en kolay işlerden biridir. Evinizde yeriniz varsa evde çok rahatlıkla sizde yapabilirsiniz. Kucuk köşelikleri evde yapmanız daha keyifli olacaktır, piyasada satılan masa üstü deppaj motorları var, keyifli işler cıkarırsınız.


    Fikir amaclı bu tür mobilyalardan yola çıkabilirsiniz, hurdacıdan eni dar bir komedin alıp üzerini köeleiğe çevirerek, kendi tasarımlarınızı yapmanızda kolaydır, komedin kapısını çıkarıp cam koyduğunuzda size harike bir köşe vitrini olacaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

  59. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam karıncalarla olan hukukunuzu okuyorduk eşimle muhteşemsiniz yaa sizi tanımak çok isterim artık birisi öldüğünde üzüldünmü diye bana sorduklarında sizin minik kıza yaptığınız gibi kalbimi göstericem eşimle okuduk hem gülümsedik hem hüzünlendik doğrusu
    erol ustam teşekkürü size etmek lazım yıllarca uğraşıp zerresini bulamadığım bilgileri önüme döktünüz sizde sanatcısınız beni anlarsınız
    ambulansı meselesini abimlerle ve doktorla görüşücem olursa babam için çok iyi olucak sağolun ustam
    -erol ustam gomalakların pul olanımı yoksa top halinde olanımı yoksa toz halinde olanımı tercih etmeliyiz her halikarda öğütüceez bunları ama iyice öğtüp toz halinemi yoksa daha çok öğütüp pudra kıvamınamı getirmek lazım
    erol ustam birde merak ettiğim şeylerden biri gerçe bağzı bağzı bahsettiniz ama ben gene sorucam gomalak sevdiği bünyesine kabul ettiği seviştiği kendine yakıştırdığı şeyler neler (boya,cila,nebileyim herşey işte)
    Gülben Ergen meselesini bir yazınızdada okudum antikayı sevdiklerinden deyilde başka nedenlerden bulunduranlar elbetteki ustadanda anlamıycak bunlar sayesindede bazılarına abdurrahman çelebi muamelesi yapılacak
    erol ustam gene başka bir konunuzdada mazhar ustadan bahsetmişiniz ama ustam bağzı zevkler bağzı şeyler paranın çok önüne geçiyor siz bunu çok iyi anlarsınız bakın ben bir atolye kurabilmek için ömrümün geri kalanını veririm ama babam nedeniyle bir zaman erteledim erol ustam hangi gomalak çeşitlerinin hangi ağac türlerine uygulanması gerektiğini yazmışsınız bu listeyi uzatabilirseniz bizde rehber olarak kullanabiliriz
    sevgilerimle
    levent

  60. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey Size ve Eşiniz Hanımefendiye çok teşekkür ediyorum, hatırlanmak anılmak Dünyada bundan güzel bir şey olamaz.

    Çocuklar konusunda biraz haasasım evlenmedim Ailemin son ferdiyim. Türkiyede son 2 kişi kaldık.

    Deniz Marwin, Bana en büyük acıları yaşatanlardan biridir 13 yaşında kaybettik, Okula giderken Almanya Hamburda trenin altında kaldı.
    Halen Koltukta yarım yamalak Türkcesi ile sohbeti, gülmesi model arabalara tutkusu gzölerimin önünden gitmez inanılmaz bir çocuktu. Yemek masamın tam karşısında oyuncakları durur. Hayat bazen çok acımazız olabiliyor, en sevdiklerinizi alabiliyor. İnanırmısınız 4 sene içinde nerdeyse tüm Ailemi kaybettim, Marwinin Annesi Almanyada Evlat acısının verdiği o travmayı atamadı psikolojik tedavi görüyor.
    O kadar üzülüyorum ki anlatamam, Evine gitmediğinde komşuları Hastaneye haber veriyor ve onu Marwinin mezarı başından alıyorlar.
    Cocuklara her bakışımda Marwini görürürüm, Dua ederim ömürleri güzel olsun diye.

    Karıncalarım ise bir çok kişi anormal karşılayabilir, Her canlı benim için kutsaldır, eminim her canlı canları yakıldığında bizler gibi çığlık atıyorlardır. Hatta agaclar dahi, evimde sanıyorum 50 çeşit bitki vardır, gelen herkes hayret eder ne kadar cabuk buyuyorlar diye şaşırırlar, bilemiyorum ama her halde saygı gördükleri içindir. Dallarını kesmem kendiliğinde düşerler, doğayı Arkadaş olarak görmek gerekir.
    Karıcalara çok şey borcluyum Evimin gercek bekcileridir, sadece mutfata 10 cm bir alnda yemeklerini koyarım baika hiç bir yere gitmezler, Evi diğer boceklerden korumakta ise Karıncaların üzerine bir canlı tanımam, kendi bölgelerinde başka canlılara izin vermiyorlar. İnanılmazın ötesinde temizler 20 günlük kısacık ömürlerinde gelecek nesillere bırakacakları erzak için çabaları ise bambaşka birşey. Hayran olmamak mümkün değil.
    Doğa bambaşka bir şey.
    ………..

    Sanatta para düşünen İnsan varmıdır bilmiyorum, emin olun bhulamazssınız tamamı Deli ucuk kacık İnsanlar, kendi kabuklarında yaşayan parayı sadece yiyecek almaktan ibaret sanan kişiliklerdir.

    Türkiye inan farklı bir Ülke Snatcıya bakıyorum milyoner, ne üretiyor diye bakıyorum sadece hiç, peki buna Sanatcı sıfatını kim veriyor?
    Hiç kimse basında tanıdıkları varsa iki 3 aherle bir anda sanatcı oluyorlar, isim vermiyorum pronografik resimleri kesip yapıştırana dahi sanatcı deniliyor. Mazhar Ustalar gibi açlıktan bakımsızlıktan öldüler.

    Sanat bu kadar ucuz değil Sanatcı Ünvanı ayaklar altında geziyor.
    …………………….
    Gomalak her zaman pul bulursanız top halinde olanları alın, piyasada satılanlar aslında atık gomalaklardır, kaliteli işlerde kullanmak zordur.

    Gomalak için tek bir özellik vardır, Ustanın el hüneri, bunun dışında ne renk gerekir nede farklı bir şey.

    Liste yapmıştım gomalak türleri ve agaclara göre, gomalak ve agac doğru seçilirse inanın kutuğu alın gomalak yapın sonuc yine harika olacaktır.

    Gomalağı biz bir bez içinde elle ezip şişelere doldururduk, sert olurlar sıktığınızda çıtır çıtır kırılırlar, uan satılanları ise şişeye koyun 5 dakikada erir. Gerçek gomalak ise ortalama 5-6 saati bulur erimesi ve biz bir gün önceden hazırlardık, iyice kendini bırakması için. Yağ gibi olurdu muhteşem bir renk verirdi.

    Mutlaka gerçek ispirto ile eritilmeli, Tekel ispirtoları satılırdı halen varmı bilmiyorum, yoksada tekelden bidonlarla alabilirsiniz. Ben öyle yapardım bidonla saf ispirto alırdım. Şusatılanların bir çoğu kandil yağı karışımıdır.

    Gerçek ispirto ise kokusu oldukça keskindir, alkol oranı yüksek kimyasaldır.

    Bunların tamamı cila kalitesinde etkendir.

    Hatırlarsanız, yağ kullanı yapan kişileri yazmıştık, Adamlar kullandıkları malzemeden habersiz kandil yağını zaten ağaca veriyorlar birde yap vurmaları ile agac artık nefes alamayacak hale geliyor. Bu tür işçiliklerde ağac çürümeye başşlar 3-5 sene sonra ahşapın altında tozlar bulurlar devamında ise agac kurtları dökülmeye başlar.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  61. levent-ordu dedi ki:

    teşekkür bizden eşimin selamı var
    erol ustam sayın emre aksuya açtığı güzel konudan dolayı teşekkür ederim öncedende bahsettiğim gibi benimde yapmak istediğim dini objeler ve osmanlı döneminde yapılan eşyalar ,feslik,lanbalık,mum konulan aydınlatma dolapları gibi bu nedenle zaten eski safranbolu evlerini ve diğer eski türk evlerini ve konaklarını sarayları gezicem geziyorumda benim emre beye tavsiyem bu işleri yapmak için 3-5 binliralık küçük bir cnc makinası alması bu makinayla hertürlü deseni çalışabilir hertürlü küçük ölçekli aksesuarı imal edebilir sadece biraz corel gibi 3 boyutlu program bilmesi gerekli oda zatan yaparken öğreniyorsun ayrıca sitesininde adresini verirse bakar alışverişte yaparız tavsiyede ederiz
    -erol ustam çok önemli bir konuda sistre yapma bu konusu doğru öğrenilmesi bakımından ben sorayım doğru nasıl yapılır püf noktaları nelerdir onarım ve yapım açısından çok can alıcı konu sistireyi yaparken kullanılan materyal varmı varsa ne amaçla kullanılır (yağ,su vs gibi)
    -ustam bir araştırma yaptım bahsettiğiniz lav taşı bumudur yanlış şey sipariş vermek ve yanlış malzeme kullanmak istemem
    lav taşı satılan site
    http://www.lavtas.com/?newUrun=1&Id=417560&CatId=bs290276&Fstate=&/LAVA-GARDEN-PEYZAJ-10-13-mm
    -bazalt hakkındada bir araştırma yaptım bahseddiğiniz bazalt taşı bumudur bu arada afyonda olduğunu öğrendim üstelikte harika bir malzeme çok şeydede kullanılabilir denemek lazım hastaneden çıkar çıkmaz denicem macunların malzemelerini internetten sipariş verirsem bir miktar gönderebilirlermiş veya satış yerlerini maille göndericekler
    bazalt satılan site bir göz atarsanız sevinirim
    http://www.aydinlarmadencilik.com.tr/urunler/sanayi-kumlari/bazalt.html

  62. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Ve Alyekumselam sizde Selamlarımı iletin lütfen.

    Linki verdiğiniz iki üründe doğrudur sadece bitki destekli bir firma olduğundan buyuk ihtimalle karışık bir malzemedir, bitkilere meraklı olduğumdan bu tğr malzemelerin için farklı materyellar katılır. Buna dikkat etmelisiniz.

    Sevgili Emre Aksu oldukça yetenekli bir kardeşimiz, İnşaAllah dahada ileri adımlar atar.

    Gençler Sizler sayesinde aslında ne işler yapabileceklerini görmeliler, 5 bin liralık bir makine, atolye derken 20 bin liraya orta halli bir atolye kurup, projelerini satmaları hiçte zor değil, bir çooğu 20 bin lirayı bulmak kolaymu diyecektir. geçmişe dönük 3 senelik ahrcamlarını gözden geçirsin, cep telfonları, laptoplar, televizyonlar 3 kişinin toplam gideri sanıyorum bir atolye kurulumundan çok daha fazladır ve tamamı ölü çöp yatırımlardır.

    Bazalt harikanında özetsinde inanılmaz guclu bir malzemedir formulun içeriğine bakarsanız zaten temeli aynıdır tamamen doğanın mucizesi yanardağların İnsanlara hediyesidir.
    ……………………
    Sistre Antika restorasyonun değişmez malzemesidir, kullanımı biraz yetenek istediğinden işi bilmeyenler camla kazımayı tercih ederler, oysaki sistre agazın üzerindeki boyayı veya kirleri eşit oranda ve çizmeden almaya yardım eder.

    Sistre masif agaclarda kaplamalarda kullanılabilir. Sık bileylemek gerekir bunun içinde kör tçrpü tabir ettiğimiz celik kullanılır törpünün sıfır disşiz halidir. Bileylemi işleminde törpü mutalaka sistre ile düz olmalıdır. parmak ucu ile dokunduğunuzda sistre agzı eliniriz sıyırır bir nevi çift taraflı bıcak agzı gibidir.

    Örnek sizin koltuklarınızda gereklidir, çok keskin bir sistrede agacın nasıl zar gibi ayrıldığını görüp tebessüm edersiniz ve yüzeyi dümdüz pürüzsüz hale getirmebilirsiniz.

    Sistrede yeni kaplamalarda zemin su ile çok hafif ıslatılıp sistre yapılabilir, bu agacın üzerindeki livleri alır ve agac tamamen orjinal dokusu ile ortaya çıkar, eski Antika ahşap dokusunu alırsınız.

    Sevgie ve Saygılarımla

  63. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam sanatlla ilgili iş yapıcaklara bir önerim var kosgepin girişimcilik seminerleri var bu seminerlere katılanlara 30.000 tl iş yapmaları için makina işletme desteği veriyorlar budestek tamamen hibe eğer yetmezse 70.000 tl teminat karşılığı 5 yıl vadeli 2 sene ödemesiz sıfır faizli krediside var ilgilenenker bulundukları yerdeki kosgep bürosuna gidip bilgi alabilirlr
    erol ustam çok önemli bir sorum var zannedersem oldukça hayati bir konu eski antika fransız,italyan,ispanyol,çin hanedanlık döneminde osmanlıda mobilyalarında yoğun olarak hangi ağacı kullanıyorlar antika mobilya ve tarihi hakkında binlerce döküman indirdim ama internetten bu konuyla ilgili dişe dokunur bilgi bulamadım çünki restorasyon yaparken en çok lazım olacak bilgilerden biri bence bu ,karakteristik olarak kullanılan ağaçlar acaba hangileri
    saygılarımla

  64. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yine oldukca derin bir soru, Osmanlıya değinirsem bir çok kişiyi ağlatabilirim, Osmanlının son döneminden tek bir detay vermek istiyorum!

    Osmanlı son döneminde Saraylarda parasızlıktan, bir çok Antika eşyaların satıldığından kimsenin haberi yoktur sanırım.

    Osmanlı o kadar zor dönemden geçiyorduki Uluslar arası misafirler geldiğinde bunu araştırabilirsinizde bazıları yalan diye düşünür, Osmanlı tarihini iyi bilmek gerekir. Evet Osmanlı Saray perdelerini masa örtüsü yapacak hale gelmişti, masa yerine bildiğiniz pazar tezgahları dizilip Sarayın o muhteşem perdeleri örtü olarak kullanılıyordu.

    Dedim ya, Tarihimizi bilmeden birileri herşeyi farklı anlatıyorlar. Padişahlar yerden yere vuruluyor ama Osmanlı tarhinin gerçekleri hiç bir zaman anlatılmıyor.
    ………………………………

    1940 senesine kadar Türkiyeye gelen Mobilyaların %90 Kaplama ahşaplardı, 1900lerden önce ise Papel kaplama agırlıklı mobilyalardı ki bunlar oldukca değerleri ahşaplar olarak günümüzde yaşamaya devam ederler. Franız Mobilyalarının %80 bu tür ahşaplardı veya markiteri yine papel kaplamaydı, bu dönemde baga ve palen pirinc desenli muhteşem bahuler Ülkemize girdi.

    Bu mobilyalarda kullanılan ahşap genellikle plesenk ve maundur, son dönemlerde Kök ceviz, düz ceviz, kara ağac, meşe ahşaplar özellikle Amerikan tarzı mobilyalar olarak gördük. İtalyan İsxoanyol üreticilerin tamamı için geçerlidir, İtalyan mobilyalarında gül kullanımı oldukca yaygındı yine papel kaplama olarak görebildik.

    Asya kokenli monilyaların nerdeyse tamamı, Pelesenk, Tik, Abonoz gibi mobilyalarda gördül özellikle gül agacı oldukça fazladır ve ahşaplar tek kelime ile muhteşem dememiz gerekiyor.

    Genel olarak tanımlarsak Papel kaplama mobilyalar demek doğru olur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  65. levent-ordu dedi ki:

    papel kaplamayı biliyorum babannemin yatak odası takımı hala durur yerim müsait olmadığından alamadım
    rahmetli anneminde vardı ama o kayıp oldu konağın biryerinde duruyordur aricam
    erol ustam bağzı dış mekanlarda kullanılacak olan objeler yapıcağımı (Osmanlı Ahşap Renk uygulama yöntemleri ve Teknikleri konusunda) yazdım ve ahşapla ilgili soru sordum şimdi aynı soruyu bu sefer dış mekan ahşaplarda ne tür doğal boya kullanmak doğrudur veya hangi tür vernik atalarımız ne kullanmışlar
    birde ustam bal mumu ile felan yapılan tamamen doğal vernik yapıldığını okudum bu konuda bilgi talep ediyorum nedeni ahşap çocuk oyuncakları gibi insanların direk muatap olacağı objelerde yapıcağım için verniğinde boya gibi doğal olması lazım varsa rica ediyorum zaten benim ürünlerimdeki iddiam şu olacak doğal malzeme doğal boya doğal vernik bu nedenle zaten destek ve ilgide çok gördüm insanlar doğal olan şeye hasret
    sağlıcakla kalın
    levent

  66. Sayın ustam ve sevgili dostlar,

    Öncelikle ustama ve Levent Beye hoş sözleri için teşekkürler.Ayrıca bilgilendirmeleri için de teşekkürler.Bu arada genç sayılacak bir yaşta değilim.50 yaşındayım.Emre Bey demişsiniz ama ilk e-postamda kadın olduğumu belirtmiştim.İsmimden dolayı bu çok yaşandığından fazla önemsemedim, bilginize.
    Sayın ustam bu siteye girdiğimden beri ve sizin kendinize has üslubunuzla paylaştığınız bilgileriniz beni araştırma yapmaya ve daha çok şey öğrenmeye teşvik etti.Sizin sayenizde ahşap konusunda bilgi sahibi olduğumu belirtmek isterim.Size kısaca bu konuyla ilgili dün başımdan geçenleri anlatmak istiyorum.
    Dün Anadolu yakasına kardeşimi ziyarete gittim.İkimizin de en büyük zevki mahalle aralarında bulduğumuz eskicileri gezmek ve buralarda kıymeti bilinmemiş eşyaları bulmak, bunları onarıp orjinaline sadık kalarak bakımını yapmak, değersiz görünenleri de elden geçirip değerli hale getirmek yada bambaşka işlevde objelere dönüştürmek.Her zaman gittiğimiz eskiciden maalesef yine boş çıkmadım. Ahşap oymalı üçlü bir koltuk, masif bir orta sehpa ve eski bir gazetelik aldım.260 tl.ödedim.Bir de küçük bir büfe dikkatimi çekti.Antika değil.Eski.Yanları eğimli cam , öndede cam kapakları var.Fakat iki yandaki eğimli camlar kırılmış.Eskici Beyefendi bana 10cm.lik cam şeritler kestirip bunu halledebileceğimi bana bu şekilde 120tl.ye verebileceğini söyledi.Size sormadan almadım, fakat fotoğrafını çektim.Fotoğraflarını bilahare yollayacağım.Benim içime sinmeyen bu cam şeritler oldu.Dururmuyum.Hemen bir araştırma Fikirtepe’de Anadolu cam diye bir firma varmış ve bu eğimli camları yapıyorlarmış.Temasa geçtim.Benden fotoğraf istediler.Önce size yollayacağım, bilginize.Sonrasında Şenesenevler’de bir antikacıya girdik.Başucu komodinlerine bakıyorum.Sizi çok iyi takip etmişim ki baktığım komodinlerin 1960 lı yıllarda Rum ustalar tarafından yapılmış olabileceğini ve antika olmadıklarını söyledim.Siz bu işten anlıyorsunuz dedi beyefendi.Hoşuma gitti.Biraz içeride genç bir çocuk ahşap oyma bir büfeyi cilalıyor.Maun cila yapıyor ama nasıl kötü duruyor.Dikkatlice baktım daha ahşabı sizin anlattığınız (hani sabırla ve zevkle temizleme, zımparalama) gibi temizlemeden alttaki tüm kusurlar görünüyor.nasıl içim acıdı.Kendimi tutamadım.Siz ahşabı iyice temizlemeden cila yapıyorsunuz dedim.Ses yok.bende fazla ukalalık yapmayayım dedim.Ustam inanın sizin sadece burada yazdıklarınızla ben bu kadar bilgilendim.Çok teşekkürler.Allah size sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.sağlıcakla kalın,
    Allahaısmarladık
    Emre Aksu

  67. Sayın ustam ve sevgili dostlar bu arada mail adresim stiltonemre@hotmail.com.Bilgilerimizi paylaşmak üzere,
    Emre Aksu

  68. Gokhan Erol dedi ki:

    Emre Aksu Hanımenefendi, Yürekten özürlerimi sunmak isterim, bazen hem Hastalık inanın kafamı karıştırıyor tekrar çok özür diliyorum.

    Yaş olarak akranız, Rabbim sizlere sağlıkla Gülerek yaşamayı nasip etsin İnşaAllah.

    Güzel yorumlarınıza ayrıca teşekkür ederim, ben inanın sadece sözcüyüm 150 seneyi aşkın şuanda aramızda olmayan Muhteşem Ustalarımızın bilgilerini aktaran bir acizim hepsi budur.

    Anlatımıza göre İstanbul işi tabir edilen vitrini anımsatıyor verdiğiniz detaylar, Harika bir İnsansınız Eski işinin içinde olan İnsan düz cam önerisi yapıp birde fiyat yükseltiyor, Cam bombeli camları istediğiniz her ölçüde yaptırabilirsiniz, hatta sokak arasındaki camcılara dahi liste verseniz onlar gider yerinde yaptırırlar. Her şey ölçü ile alakalı, şablon alabilirsiniz bir kartonla bombeyi siz ölçüsüne göre kesiy verdiğinizde Kartondaki şablonun aynısını size yaparlar.

    Syenizde bu tür sorunları olan Dostlarımızda bu detayı görmüş olurlar.

    Cila işinde, aslında Maun cila yoktur, bu birazda tamebllerin uydurdukları tabirdir, bütür Tamirciler Usta demiyorum en kolayına kacarlar, analin boya gomalak vur cilayı gitsin, hepsi budur. Bunu 10 yaşındaki Cocuğun eline verin inanın yapar bu kadarda inanılmaz kolay ve basit bir iştir. On yaşındaki Cocuk cümlem asla abartı değildir kendisine Usta diyen 40 yaşındaki Adamla aynı işi çıkarır.

    Bu konu Sizler sayesinde İnsanlara çok detay bilgileride veriyor, bundan sonra eminim yazıları okuyan herkes Ustaları sorgulayacaktır!

    Ustalara tavsiyem, Antika veya Eski Mobilyaları yaparken, bu Ahşaplara alın teri dökmüş Ustaların emeklerine ve gelecek nesillere saygıda kusur etmeyin. Kötü işiçlik, kötü onarımlar, size para kazandırabilir gelecek nesillerin ise ellerinden kültürlerini yok ettiğinizi çok ama çok iyi bilerek yaptığınız işi Vicdanınızla sorgulayın öyle onarımlarınızı yapmaya çalışın.

    Emre Hanım, Komedini bu Genç Arkadaşımız sökse temizlese inan uğraşmayacak ve kendisinide bu kadar kötü duruma düşürmeyecek, bakın Siz anlayan biri olarak bu Gencin işten habersiz olduğunu hemen not verdiniz, zamanına yazık komedini hak ettiği şekilde yapsa bugün 10 liraya satacaksa profosyonel işçilikle belkide 50 liraya satacak, gören Bravo Usta diyecek. Okuyan Arkadaşlara tavsiyemdir, Ucuz iş yaparsanız hayatınızda işinizle orantılı bir kalitede olacaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  69. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Tarihi binalarda genellikle boyadan çok dış sıva ile yapılan renklendirmedir, örnek O dönemlerde mavi için şimdinin takısı olarak bilinen lapisten tutun kuvars taşlar kullanılmıştır, bunlar toz haline getirip sıva ile inanılmazın ötesinde muhteşem renkli binaların temelleridir.

    Hatta bazı taşlar İkonolarda halen kullanılmaktadır veya Tarihi eserlerin onarımlardında.

    Bal mumu, wax, parafin belli orantılarla ve kimyasallarla uygulamak mümkündür, bal mumunu herkes yazıyor oysa temeline bakarsanız bugün inanılmaz dayanıklı üzerinde gezdiğiniz, hatta çocukların tpp oynadığı parke cilasının özünde bal mumudur!

    Burda İnsanları yanıltan oldukça temelsiz bilgilerdir, hobi siteleri bal mumu diye tutturmuşlar, firma ithal etmiş, minicik şişelere doldurmuş sanki buyuk bir nimet satıyor, hayır galonlarla satılan bir kimyasaldır, gerçek balmamu bugün daha cok heykel dökümlerinde kalıp amaçlı kullanılır.

    Levent bey, şimdi size ben çok cahilce bir şeyi yazabilirim hatta sitede başlık bile yapabilirim, parafin karbok, okist renkler ve terebentin, karıştırın bakalım ortaya ne çıkıyor, oldukça parlak güneş vurduğunda sedef gibi parlayan renkler çıkar yazınsa tam bir sorun yumağına dönüşür çunki ısıya karşı gücsüzdür.

    Oyuncak boyaları konusunda bir şey söylemem zor, sebebi tamamen Cocukların sağlıkları ile alakalı bir detay, bugün halen Cocuk oyuncuklarındaki boyaların içeriği tartışılmaktadır hatta gıda boyalarıda dahil.

    Boyaların temellerine bakarsanız demir oksiti görürsünüz yüzyıllar boyunca, demir oksit boya yapımının temel malzemeside demek mümkün.

    Dış boyalarda Osmanlı döneminde genlede yapılan işlem toprak boya su ve üzerine sürülen ketan yağı karışımıdır.

    Levent Bey, Konu aslında abarstız olarak söylemem gerekirse, her halde kaba bir tarif için 30 sayfa gerekir. O kadar fazla bileşen varki, 15 senedir uzağım yazdıkça aklıma geliyor hangi birini yazsam diye düşündüm, olmuyor hepsi bir biri ile tamamen bağlantılı kimyasallar, özetle şunu demem gerekir.

    En basit gomalak geçmişine bakarsanız 3.000 senein üzerindedir ve halen renkli garavürler belli tarihi kalıntılarda günceliğini koruyor.

    Bu sebele konu inanılmaz detaylı, gomalak için eski dönemlerde katılan bir çok doğal kimyallar vardı yani doğanın sunduğu toprakti bileşenler.

    Size bir formul verdim, bakın bu formulu hiç bir yerde kaynaklarda bulamazssınız çok samimi olarak yazıyorum. oksit boyalar ekleyebilirsiniz, her farklı kimysalda farklı renkleri göreceksiniz.

    İlerde bu konuyu çok daha derin ve net verilerle yazmak isterim elbetteki.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  70. levent-ordu dedi ki:

    öncelikle emre hanım bende 52 yaşındayım biz hep genciz ve hep genç kalıcağız rahmetli altan ebulakın dediği gibi’moruklara ölüm’deyilmi ustam siz ben emre hep genç kalıcaz
    erol ustam ilerde bu konuyu derin ve verilerle yazarım demişsiniz bence bununla ilgili bir konu açın nedeni bu bilgiler hemen hemen kaybolmuş neredenmi biliyorum bu konuyla ilgili araştırmadığım yabancı kaynak,tezler,müracat etmediğim güzel sanatlar akedemisi kalmadı müracat derken araya hatırlı kişler sokarak müracat ama nafile doğru dürüst bişi öğrenemedim üstelik bu konularla ilgili bilen birine bişi sordunuzmu sizden deli gibi kaçıyor sanki düşmenımısınız gibi bir tavır alıyor bu nedenle size soru sorarken ilk zaman çok çekindim
    size entersan bişi söyliyeyimmi burda 80 yaşını geçmiş bir usta vardı adama gomalak yapmasını öğrenmek istediğimi söyledim tarife nasıl başladı biliyormusunuz önce mobilyaya gliserin veya yağ sürüceksin ondan sonra gomalak
    durum bu erol ustam gayri siz değerlendirin erol ustam balmumu bizim burda çok var bal üretimi çok olduğundan en iyi kalite saf balmumu temin edebilirim ondan sordum balmumu ile bir cila tarifi varmı veya herhangi birşey diye
    parafin karbok,(karbok yazmışsınız karbonmudur ustam) oksit renkler (oksit boyayı kast ettiniz galiba) ve terebentin, her tarif beni hemen cezbediyor ustam bu karışımla dış mekanda deyilde içerdeki objelerde kullansak (gerçe akdenizde yapıcam ben bunu 45 derece sıcaklık olucak gene sizin dediğinize geliyor)
    toprak boya su ve üzerine sürülen ketan yağı karışımı (karışımı derken anlayamadım toprak boya ile boyuyoruz üzerine su peşinden keten yağımı tam algılayamadım )tarifiniz muhteşem çünki bu formüller ben dedemin konağının dış ve iç kısmını boyayabilirmiyim tarif çok iyi oranları nedir denemek isterim
    demir oksidi toprak boya,oksit oya gibi doğal boyalaramı katıcaz veya nedir demir oksidin hikmeti
    -ustam istanbuldan oğlumdan beyaz gomalak istedim renklendirmede denemek için genelde ensturumanlarda kullanılırmış kilosuna 450 tl istemişler ne dersiniz fiat normalmi aldırayımmı
    sevgilerimle
    levent

  71. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Beyaz gomalak kilosu 450 lira acıkcası birşey diyemiyorum ama bir kac yere sormak isterim. Acıkcası sizlerin bu Snata olan merakınızı para düşkünlerinin keyfine gitsin istemem.

    Yazım için Özür diliyorum benim gözlerde sorunlu gözlük taktığım halde, birde yazarken heycan yapıyorum, Türkçemize saygısızlık kontrol edip bakmam gerekir, hatsalığa verin inanın bu konulardan keyif alıyorum ve hemen yazmak istediğimden, kelime hatalarım çok fazla farkındayım Tüm Arkadaşlardan çok özür diliyorum.
    ……………………
    Ben size çok samamimi bir itaraf yapacağım dilerim farklı anlamazsınız acıkcası siz hep belirtiyorsunuz ya kaynak yok, bu cümleniz yüzünden biraz bakıyım dedim gerçekten inanamadım. Belki paylaşım yapılmıyordur bilenler vardır mutlaka.
    ………….
    Gomalak cilada Gençliğimde tembelliğe kacardım, Babamdan habersiz yağı alır ahşapa sürerdim 10 gümlük iş 2 günde biterdi, 5 mobilyada bunu yaptım enteresandır konu biraz, Babam benim yaptığım 4 Mobilyayıda Teşhire koymadı yaptığım işlerde hep çift katlı konsollar.

    Gün geldi Babam bu dev konsolları Atolyedeki odama koydurmuş yanıma geldi hepsini tek tek söküp üzerilerinde yağı alacaksın tekrar yapacaksın dedi, Gençlik ya Neden önceden söymedin dediğimde, bir işte uyarırsam bu Sanata terviyesizlik olur senin gibilere hatalarını toptan suratlarına vurmak gerekir demişti:)

    6 ay bu konsolların yağını almak için uğraştım, Babam inanılmaz titizdi çok büuük bir alanımız vardı iş yerinde konsolları tekerlekler üzerinde yaz güneşinde 1 saat bekeltir eğer ağaç terliyorsa bana yine yağları temizlemek düşerdi. Bu dersten sonrada inanın değil yağ süremeyi son kat dışında ve damlalar harici yağ kullanmadım.
    …………….
    Gomalak türlerinden bahsetmiştiniz ve Ustlar mutlaka ağaçları tanımalılar dedim bu Gomalak Sanatının olmazsa olmazlarıdır, agacı tanımayan Adam cila yapamaz, siyah abonoz bir takım gelse eminim şuan piyasakilerin %98 her yerde satılan gomlağı kullanır ve yaptıkları cila sadece gacın dokunusunu yok etmekten başka bir şey değildir.

    Tarihi mobilyarda gomalak renkleri aslında çok enteresandır ve yanlış gomalak seçimi bir çok özelliği dokuyuda yok edecek örnek siyah tam siyah olmaz, kırmızı tam kırmızı olmaz, maun tam maun olmaz ve örnekleri çoğaltabilirim. Birde yağ kullanılınca artık o iş tek kelime ile berbat hale gelecektir. Anlamayan için prpıl pırıl bir ahşp olabilir anlayan içinse ”bu kadarıda ayıp artık” dedirtir.

    Levent Bey Balmumu cilayı biz yapmadık, Babam bu cilayı men etmişti sebebi çok basit olmasıdır ve standart ciladan çok daha dayanıksızdır.Ben tavsiye etmem tabiki siz bilirsiniz.

    Hatta bir örnekte verdim Bal mumu, wax cila bu yapılabilir fakat güclendirilmiş olması şarttır. Bunu yeniden yapmanıza gerek yok çunki hazır olarak satılıyor. Türkiyede satılıyormu bilgim yok, zamanında bazı evlerde bu cilayı yaptık ki bu tamamen ahşapın güçlenmesi yapılan bir nevi parke cilasıda diyebilirim.

    İnsanlar daha doğrusu Türkiyede Ustalar bir çok şeyi bilmiyor, kendimi meth etmiyorum kimya tutkumdu hatta birazda tuaflık dercesinde, ben bazı cilaları tualler üzerinde dahi denedim o dönem herkes bana maf edeceksin bozacaksın dediler, oysaki ben en az 50 defa deneyip emin olunca sürerdim, İnsanlar ise sanırlardkiki aldım cilayı vurdum asla bu zaten çılgınlıktır.

    Parke cilası ile tual eskitilirmi evet hemde en mükemmel şekilde hatta 200 senelik bir eskilikle 3 günlük resmi görsel şölene dönüştürmek mümkün. Oysaki yağlıboya ve kullandığım recine tamamen sentetik normalde yağlı boyayı maf etmesi gerekir, kısaca çok detaylar var.
    ………….
    Torak boya demir oksit, boraks karışımı yapılabilir, renk ahşapa sürülür ve üzerinden terebentin geçilebilir bu en basit yöntemdir. Dış Ahşap süslemlerinde en büyük detay devamlı bakıma muhtaş olmalarıdır, yani bugun en mikemmel boyaıda sürsek malesef ki doğa bu konuda oldukça merhametsiz ve acımasızdır, kirli hava günümüzde başlı başına bu boyaları bozar. Bunun hiç bir çaresi yok.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  72. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam insanın gözü para felan görmüyor biran önce demeyi istiyor gomalakla ilgili bir konunuzda bir hanım efendi faiş bir fiyata gomalak almıştı siz geri verdirmiştiniz ondan sorayım dedim
    şu 4 duvar hastanede tek teseliğim sizinle karşılaşmam oldu yazılarınızı okuyorum size soru soruyorum böylece zaman verimli ve dolu geçiyor teşekkürler
    ustam boşverin siz nasıl yazarsanız yazın anlayamassak zaten soruyoruz yormayın kendinizi
    erol ustam kaynak yok derken inanın yukarda yazdım girip çıkmadığım delik kalmadı bu bilgileri inanın saklıyorlar öğrenilmesini istemiyorlar bunuda gördüm size yazın diye israr etmemin nedeni bu yoksa yok olup gidicek ben bu konuda yaşadıklarımı yazsam dehşet içinde kalırsınız boşuna tehdit edilmediniz
    bunları bir yere yazın ustam hatta ben internet üzerinden sekreterliğinizi yapmaya talibim hatta bu bilgileri tasnif edip konulara ayırıp kitap bile yazarsınız bir zamanlar reklamcılıklada uğraştım kitap nasıl basılır bilirim siz yeterki yazın
    balmumu konusunu anladım hani çocuklara yönelik mamüllerde kullanırım diye sormuştum
    ustam doğru gomalak seçimini nasıl beceririz bir listesi,kıstası püf noktası varmı
    Torak boya demir oksit, boraks karışımı yapılabilir demiştiniz tarifi varmı sizde genede söylediğiniz çok iyi oldu nasılsa karşıma çıkacaktı denicem mutlaka zaten deneyeceklerimin listesini çıkarıyorum
    saygılarımla
    levent

  73. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Babanıza tekrar Selamlarımı iletin lütfen, deyinki size Duan eden bir Can yoldaşınız var, Saygıyla Hürmetle ellerinden öpüyorum Rabbim acil şifalar versin İnşaAllah. Hasta olup Hastane yataklarında yatmanın demek olduğunu heleki Ölüm riskide varsa sağlıklı İnsanların anlaması çok zor. Rabbim tüm hastalara şifa versin.

    Levent Bey, hepsi sizin sayenizde siz sorular sormasaydınız bu konuların hiç biri gündeme gelmezdi, İnsanlarımız bilgiden kacıyorlar, korkuyorlar, doğru yazınca rahatsız olanlar var.

    Bir Varak çerceveden 3 Bin lira kazanan Adamlar var, senede milyon liralara yakın kazanıyorlar, ben yazıncada bu sefer rahatsız oluyorlar. Meslek sırrıymış, onlara hep şunu dedim 150 senenin üzerinde bu işle İstanbulda uğraşan en eski Aileyiz, meslek sırrı varsada onların kafaınsa gidersem hepsi benim zaten. İnanın ünlü sosyete varakcısı yanımda ders aldı adam patineyi, gölgeyi, varaga süreceği verniği bilmiyordu.

    Balmamumu yerine formulnu bilmiyorum fakat bildiğiniz Cocuk hamurları vardır renga renk, temeline inerseniz size Oyuncaklar konusunda ciddi fikirler oluşturabilir.

    Gomalak seçiminde şu piyasada satılan açık renkleri basit işlerde kullanabilirsiniz. Koyu Kahve aslında kızıla yakındır bu gomalağı daha cok masif ağaçlarda kullanırdık, beyaz gomalak ise sedef ve siyah renki mobilyalarda, bunuda inanın kimse bilmez bir cilacıya sorun yada iş verin siyah bir ahşap beyaz gomalak yapın deyin, olmaz der. Oysaki beyaz gomalak siyahı inanılmaz şekilde canlandırır ve siyah o kadar muhteşem görünürki, ahşapa bakan İnsanları acıkca şaşırtır cunki bu gomalakta bakan kişi gelen ışığa göre değişen su içinde dalgalanan muhteşem siyah tadını alırlar tat diyorum çunki bana göre o kalitede cila bir gözlere ziyafettir.

    Bahsettiğim karışımla renk elde edip üzerinde kendinizin tamam diyeciği formuldur. Net bir oranı yoktur, karışım esnasında zaten siz bu değişimleri göreceğinizde misal bordo bir renk olabilir, bunu tonlarına göre ayarlamak zorunda kalacaksınız, oldukca keyiflidir.

    Gomalak sanıyorum bu konu kaynak olarak kullanılabilir, özellikle Gomalak yapan ama gomalağın ne olduğunu halen bilmeyenler için.

    Rahmetli Babamların Kursum dediği kırmızı gomalağın tek yetiştiği bocek turu ve bu agaclar üzerinde oluşan gomalak en değerlerisidir, sadece bu agac turlerinde oluşur.


    Bu konuda doğa bilimcilerin tabirleri bilmediğim için agac turlerini yazmam zor ama konuyu merak edip bizi aydınlatmak isteyecek botanikcilimizede şimdiden teşekkür ederim.



    Gomalak aslında renk olarak 6 farklı belirgin renk sunuyor, Kırmızı,sarı,acık kahve,portakal,beyaz,koyu kahve.

    Hep diyorum 15 senedir piyasalardan uzağım şuanda hangi türler satılıyor hiç bir bilgim yok. Asya bölgelerine gidenler olursa onlara sipariş verebilirniz, izin belgesi gerekiyormu ki sanırım isterim çunki getirilen şey dişi bir bocekten ibarettir.

    Konuyu uzatabilirm İnsanlar sıkılmasın diye fazla uzatmamaya çalışsamda uzun olabiliyor.

    Konuyu okuyan Meslek edinmiş İnsanlarda sanıyorum artık, yaptıkları gomalak cümlesinin gerçek manasını öğrenmiş oldular.

    Levent Beye Teşekkür etmeniz gerekir, kendisi bu kadar ilgili olmasa bu konular asla paylaşılmazdı.

    Sevgi ve Saygılarımla

  74. levent-ordu dedi ki:

    ustam mesajınızı babama ileticem bende size duacıyım allah uzun ömürler versin size bağzen diyorumki ne şansızlık sizi ben çok önceleri tanısaydım yıllarca boşa kürek çekmez kimseninde ağzının kokusunu çekmezdim
    erol ustam şu konuyu uzatma istemiyorum takıntınızda kurtulun biz size kitap yazın diyoruz siz ne diyorsunuz aşkolsun, yani bizde o zaman kısamı soralım yani tekrar diyorum ustam o kadar zevkle okuyorumki yazılarınızı tekrar tekrar okuyorum emin olun yazılarınızı uzatın uzatınki bizler birşeyler öğrenelim bu memleket insan kazansın
    ustam valla bir varaktan 3 milyon istiyor insanlar demişsiniz elime geçen bir altın varak aynayı satmak istedim bir alıcı çıktı hanımefendi kaç lira istiyorsunuz deyince boncuk boncuk terkediğimi hatırlıyorum aldığım fiyata verdim bu nedenle bu gibi işlerime eşim bakar o aşşağı yukarı hakettiği fiyata satar benide yanına koymaz
    merakım daha doğrusu sanata olan aşkım başkalarının işine yararsa çok memnun olurum paylaşımlardan herkesin yararlanmasını isterim size hepimiz minnettarız ustam diyorumya bizi takip edin çok şey öğreneceksiniz izleyenlerde bizi kendi halimize bıraktı zaten bişide sormuyorlar: :)
    -yanlız erol ustam varağa mazgaladan sonra gomalak sürülebilir sanırım ama hangi gomalak, siyah dokulu ahşaptamı siyah boyalı mobilyadamı beyaz gomalak muhteşem görünür demişsiniz mobilya tabiri kafamı karıştırdı
    yukarıdaki resimlerin tümü sanırım bahsettiğiniz (babanızın Kursum dediği kırmızı gomalak)bitkiyemi ait soruyorum botanikçi bir arkadaşa sorucam mutlaka öğrenmem lazım sonrası kolay bir yolunu bulur getittiririm yıllarca ihracaat komisyonculuğu yaptım kırmızı gomalak hakkında hatırınıza gelen bilgi varsa lütfen yazın çünki hakikatten çok hayati bir konu
    – erol ustam şimdi başka ilgili bir konuyu sorucam size erol ustam metal eskitme hakkında bilginiz varmı ben daha yeni araştırmaya başlıycam ama size bir sorayım dedim çünki farzedersek eskitme bir kutu yaptığımızı bunun mesela kulpları menteşeleri gibi metal kısımlarınında eski görünmesi lazım boyayla yapıp suni bir görüntü elde etmek istemiyorum asitle karartabilirmiyiz veya yeşillendirebilirmiyiz anladığım kadarıyla siz baya kimyaya kafa yormuşsunuz bilmeniz muhtemeldir diye düşünüyorum
    bu aralar metal eskitme (yeşillenmiş-karartılmış)pirinç,demir vs biblolar çok revaçta ben nasıl yapılacağını anlamak için bir çok asitle deneme yapıcam çünki bunu yapanlardan bilgi alamadım çokda hırslandım bilgi vermemeleri doğrusu ağrımada gitti ne yapıp yapıp öğrenicem (kenan amcanız eşinden ne haber aradınızmı:)
    saygılarımla
    levent

  75. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gomalak konusu bile abartısız Ülkeler arası sorun olmuştur:) Sebebi Amerikada belli bocek türleri üzerinde halen çalışmalar bildiğim kadarıyla devam ediyor, Lak bocekleri aslında gomalaığında orjinal ismidir, bu bocekler türleri labartuvar ortamlarında dahi seneler önce çiftleştirildi dedim ya kimya tutkumdur bu sebeble karıncalarım en süper Arkadaşlarımdır korkunc saygı duyarım muhteşem yaratıklardır tüm bocek türleri için geçerlidir.

    Kursum Agacı Asyadan Amerikaya göre belli çevrelerde yetişen türdür, bu agacları mesken tutan Lak bocekleri ise bu bizim muhteşem bordoya yakın gomalağımızı üretirler, dişilerin mucizesidir. Allah Dişileri her yerde sanki yardımcısı olarak seçmiş, muhteşem varlıklar, Allahtan sonra tek yaratıcı sıfatına sahip canlılar.

    Bazıları diyebilir Adam bocekler için aşk şiiri yazcak utanmasa, yazabilirimde:)

    Kırmızı gomalak bir dönem satılıyordu ve bize toptancılar telefon ederdi sizin malzemeniz geldi diye, Babam bazende Amerikadaki Arkadaşı Mardiros Amcaya aldırırdı, gemiyle elimize ulaşırdı, ucakta çunki yasak diye el koyuyorlar. Türkiye gümrüğü değilde dış gümrüklerde ciddi bir cezada almak mümkündür. Cunlki ulusal bir canlı kacakcılığı sucu manasına geliyor.

    Beyaz gomalak, sedef, baga, bul, siyah mobilyalarda tercih edilmelidir.

    Şuanda piyaslarda satılan gomalak ise standrat basit ahşaplarda kullanılabilir.

    Kahve rengi gomalak, ceviz ahşaplarda veya kahve tonlarındaki agaclarda kullanılması gerekir.

    Sarı yani portakal renci gomalak ise, mese, kara agac, cam için idealdir.

    Kırmızı koyu kahve gomalak ise daha üst kalitedeki agaclar için mutlaka tercih edilmelidir, çunki yağ kullanılmadığından bu gomalak agaca muhteşem bir canlılık verir.

    princ kulpları bildiğinzi tuz ruhuna tamanız yeterlidir, oksitlenecektir hatta yemşeşil bir hale dönüşür, hafif bir silme ile kızılımsı çok hoş bir eskiliğe burunurler. Kostik içinede atabilirsiniz hem metali eskitir hemde aynı oranda oksitlenmeye sebeb olur.

    Kenan Amcaının eşine haber yollattım, dilerim yaşıyordur, bilgileri alabiliriz İnşaAllah.

    Varak mazgaladan sonra vernik atılabilir, gomalak sürülebilir, renklendirilebilir, bildiğimiz şasi boyası sürülüp gölgelendirme yapılabilir.

    Bilgi vermeyen Adamlar bilincki, bilgiden yoksundurlar. Yoksa bilen Adam neden vermesin, ben çok İnsanları yeiştirdim 60 yaşında İnsan yanıma gelip sataj yaptı. Bilgiyi paylaşmamak ayıptır.

    Konuları okuyan Gençler var, bu yazacaklarımı rica ediyorum okuyun.

    Sokakta zor yürüyen bir Adamım ki 4 aydan fazladır sokağada çıkmadım, gülerken bile mola vermek zorunda kalıyorum. Neden bu detaylar acıklıyorum.

    Universiteyi bitirmiş Öğrenci iş arıyor, veya Hak arıyor, sakın bana kızmayın, burda yüzlervce konu yazdım, bir kişi çıkıpta ben bundan para kazabilirmiyim demedi, iş arıyor sonra evinde oturuyor, üretmiyor üretmeyi sevmiyor. Üretende merhamet bekliyor.

    Gençler, Zengin değilim hatta Ramhetli Annem dönemi 4 sene önce Ekmek alacak paramız dahi yoktu, sosyal gucvencem yok, kimseye yalvarmadım, kimseden kuruş istemedim. Evde bu halimle birşeyler yaptım, model arabları aldım sattım, ekmek paramı kazandım. Üstelikte oturduğum yerden cayımıda içtim kahvemide ama kimseye el acmadım, Rabbimde actırmasın herkesi huzurlu yaşatsın.

    Bu konular aslında sizler için, malesef ki biz yazıp biz okuyoruz. Siteye Amerikadan 600 kişi bakıyor ortalama bu konulara google inglizcesi ile bakmış İngiltereden yüzlerce kişi, notlar alanlar var, mailden soranlar var.

    Türkiyeden Yvuz BEy ve 10 kişiden biraz fazla kimse merak bile etmiyor. Amerikalı ise bana Yemek masaını nasıl yapacağını soruyor, İngiliz Yeni resimlerini nasıl eskiteceğini ve formullerini rica ediyor.

    Kendimi meth etmiyorum sakın yanlış anlamayın, siteden reklamda belentim yok. Bilgilerimi paylaşmaya calışan biriyim. Sanat Evrensel dildir, resim yaparsınız kazanırsınız pazardan bir sopa alır baston yapar yine satarsınız, alçı heykel alır renklendirir yine satarsınız, hem iş arar gemde ayda en kotu 500 lira ev harclığı çıkarırsınız. Siz yeterki abans orun ben yürekten sizlerle her şeyi paylaşırım.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  76. Sayın ustam ve sevgili dostlar merhaba,

    Yaşımla ilgili hiç bir problemim yok, hatta bazen oğullarımla birlikte olduğumda (büyük oğlum 20 küçük oğlum 14 yaşında) onlar bana ne kadar çocuk olduğumu söylüyorlar.Sayın ustamın genç olarak hitap ettikleri kişiler sanıyorum hayatın tecrübelerini tatmamış, yeni öğrenmeye başlamış, gençliğin verdiği sabırsızlık ve bir an önce hayata geçirme telaşı olan yaşları bizden küçük arkadaşlarımız. O yüzden genç olmadığımı söyledim. Onlara tavsiyem bilgi sabırla kazanılır. Kolay yol sizi zora sokan yol olur.
    Hatırlarım üniversiteyi bitirdim, işe başladım.O zamanlar muhasebe kayıtları elle tutulurdu.Bana hesapları deftere geçirmem söylendi.inanın yapılmış hesapları sadece deftere geçiriyordum.Bu bana üniversite mezunu olarak çok dokunuyordu.Ama biz o zamanlarda bilginin böyle alınacağını bilirdik.Çünkü büyüklerimiz, ailemiz sanatçı ve ustaydı.Sabır edenin kazanacağını bilirdik.Beş altı ay bu işi yaparken farkında olmadan işi öğrenmiş ve terfiler almıştım.Çok sık bahsettiğiniz Rahmi M.Koç benim patronumdu. O değil ama babası Sayın Vehbi Koç beni çok etkilemiştir.Tabii ki anlatılanlar ve bildiklerim ölçüsünde. Rahmi M.Koç’un kendisine ait tek şirketinde muhasebe müdürüydüm. Rahmi Bey antika eşyalara çok değer verirdi.İnanın belki kendisinin bile hatırlamadığı anforalar, eski hat yazıları, bilumum tarihi objeler bizim ofisimizi süslerdi. O zamanlar antika merakımda başlamış oldu. Onun ingiliz stiline zaafı vardı. İngiliz stiliyle birlikte antika merakım onunla başlamış oldu diyebilirim. O da benim düşüncelerime değer verir, saatlerce sohbet ederdik.
    Konuyu bende sizin gibi dağıttım ustam. Belki benim de sizin gibi konuşacak dostlara ihtiyacım var.
    Sizden ricam lütfen kendinizi bırakmayın.Şu sitede olmanız ve bizimle paylaşımlarınız için size yürekten teşekkürler.İyi ki sizi gece yarıları tesadüfen bulmuşum.İyi ki varsınız. Aslında sizin tüm bu iltifatlara ihtiyacınız yok. Paylaştığınız hoş anılarınız bir tarafa zorluklar çektiğinizi de düşünüyorum.Nedense bende; ben bunları hak etmiyorum isyanı içinde olduğunuz izlenimi yarattınız. İşte hastalıklarımızın sebebi bu düşüncelerimiz.Düşüncelerimiz, öfkelerimiz ve çok önemlisi affedemediklerimiz.Tüm bunlar bizi hasta yapan.Sizinde kırgınlıklarınızı ve gönül koyuşlarınızı seziyorum.Sizden ricam lütfen hep bizimle kalın.Anladığım kadarıyla bizler size yoldaş olmuşuz.Lütfen güçlü olun.Siz belkide eskiden gelen sıkıntıların ve kızgınlıkların yükünü taşıyorsunuz.Sizi bırakmayacağız.En azından ben kendi adıma sizin için şu an olduğu gibi saatlerce yazabilirim. Tek siz yalnız olduğunuzu düşünmeyin.
    Ustam bu arada inanılmaz bir koşturmaca içindeyim.Şu ana kadar tasarladığım tasarımlarım için bir site açıyorum.Ve bir çoğu satışa çıkacak. İnanılmaz heyecanlıyım.Lütfen biraz bahsedeyim, sıkılmaz iseniz.

    Muhasebe müdürlüğünden emekli olunca evde oturmadım tabii ki. Gençliğimden bu yana gelişen tasarım tutkum ve iş hayatımda hep hayallerimin işlerinde olmam sonucunda tekstil moda tasarım yapmayı seçtim. Stilistliğime güveniyordum.Bu yüzden modelistlik öğrenmek istedim.LSS kurslarına katıldım.Ve çok iyi bir derece ile modelist oldum. Atölyemi kurdum. Houte couture elbise, gece elbisesi, şapka, çanta tasarımları yaptım. Tabii bu arada gençliğimden bu yana öğrendiğim tüm el sanatları benim kurtarıcım oldu.(sepet örgü, makrame, dantel, iğne oyası, örgü, tığ işi,takı, pentür, resim, kumaş ve ahşap boyama, kumaş ve hamur çiçek, seramik, vitray, mozaik, füzyon, geri dönüşüm objeleri vb.Tüm bunlar aksesuar yaratmam da kolaylık sağladı.Sonrasında gece elbisesi şapka ve çanta tasarımlarımı bir çocuk firması beğendi.Ve ben bu firmaya astronomik rakamlarla stilist olarak başladım.Üç yıl çalıştım.Benden bu kadar dedim. Şimdi evimde yine boş durmuyorum ve tasarımlarım devam ediyor.Çok yakında sizlerle paylaşacağım.

    Sizleri sıktıysam özür dilerim.Ama benimde konuşacaklarım varmış ne yapalım.İnanır mısınız hayatımda ilk defa üstelik sizi tanımadan e-posta aracılığı ile yazışıyorum.Lütfen kıymetinizi bilin.Tabii bu arada sürekli takipçileriniz olan dostlara da sevgi ve saygılar.

    Allahaısmarladık

    Not.: Sayın ustam size bağışıklık sisteminizi güçlendirecek bir ürün yollamak istiyorum.Eşim bu ürünü Ukrayna’dan ithal ediyor.Araştırırsınız.Ürün Enoant . Görüşmek üzere.Saygıyla,sevgiyle kalın.
    Emre Aksu

  77. Gokhan Erol dedi ki:

    Emre Hanım, Yazınızı buyyk bir keyifle okudum, Hayat tecrübesi kelimelerdende kimlik tesipiti yapabiliyor Sizin gibi Dostlar edinem muhteşem bir duygu, Sizlere teşekkür ederken hep yüreğimden sunulan bir teşekkür. Bir yerde toplumdan tamamen soyutlanmış bir hayat yaşıyorum. Birazda mecburiyetten, fazla konuşmam, gülemem çunki kalbim daima hatırlatır, şikayetim yok bunu belirtmem gerek. Hayatı her anı ile yaşamak gerekiyor.

    Sayın Rahmi Koc en sevdiğim İnsanların başında gelir, Azize Hanım aynı şekilde, Frimsi Mavi bir ford taounusla Babama gelirdi, sohbet ederler çay içerlerdi, banada takılırlardı bol bol. Bana çay söyletirler, kapıdan çıkmadan Ustamızı yoruyoruz diye takılırlardıi Ysta cümlesi acemiliğimin en harika tarifiydi. Şimdi bile tebessümle yazıyorum. Gemi koleksiyonu inanılamzdı bende bir çok gemi verdim ama parasını almadım yani param kaldı değil Rahmi Bey bana farklı eşyalar yollardı, 10 misli daha fazla kazanırdım, Babalıkda yapmıştır bu konuda. Muhteşem bir İnsan, Gencliğimde kıyafetlerini örnek alırdım, Tam bir İstanbul Beyefendisiydi.

    Allah Rahmet etsin Sakıp Sbanacı, biraz lafını sözünü bilmez çok defa babamı kızdırır ama her seferinde anlardımki takılıyorlarmış. Bazıları sanabilirki Zengin Adamlarla iş yapmış, Hayır iş yaptık ama 100 liraya sattığımız malı 5 liraya verdik daha doğrusu siftah olarak. Bu İnsanların Hayatı bir servet niteliğinde onlarla sohbet etmek, konuşmak başlı başına birer tecrübe öz güven aşılardı.

    Muhasebecilikten, Stilistliğe ve Atolye aslında Gençlerin okuması gerekir, gercek Hayat tecrübeleri, dilerim okurlar. Hayat hiçte sanıldığı gibi değil, şunu çok iyi biliyorum yeterki İnsan istesin herşeyi başarabilir.

    Sitenizi İnşaAllah görmek nasip olur, benim için paylaşmanız bir şereftir düşünmeniz dahi iltifat sayarım çok teşekkür ediyorum. Bir ara çolk enteresandır, moda kitapları topladım tamamı çizimlerden oluşan grafikler tesadüfle başladı sonra Shafları gezmeye başaladım, yaklaşık 8 tane orjinal katalog edindim. 1933-1965 arası hatta ikinci Dünya savaşına ait 15 sayfalık bir kataloğuda o dönem müzeyadeden almıştım.
    Ta ki 60 yaşlarında Dünyanın en sempatik İnsanı gelene kadar ve hediye ettim. Para ile işim olmadı İnsanların beğenmesi yeterdi, hediye vermek tuaf alışkanlık demem gerekir.

    Emre Hanım Sağlığımı düşündüğünüz için Teşekkür ediyorum, günde 24 taneden fazla ilaç alıyorum, destek ürünleri verdiler hiç birini kullanmadım.
    Daha doğrusu ilaçlarımı anlatamam, Dünyada her halde böyle iğrenc tadı olan ilaçlar yoktur derim. Nefret eder haldeyim. Işın tedavisi görmem gerekir gitmiyorum, sebebi üç gün özel odada tutacakları için, her anımı yaşamak istiyorum. Evimde geçirdiğim her an benim için mutluluk. İlginiz için çok teşekkür ederim.

    Sitede bunları yazıyorum aslında kendime yazıyorum bir yerde, Sizlerde vesile oluyorsunuz, İnsanlar Hayatlarının değerlerini sağlığın nasıl büyük bir hediye olduğunu anlamaları için benim duruma gelmeden anlasınlar isterim.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  78. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bilgisi olan bilgisini saklanmaz o dediğiniz hayal gibi. ama bir taraftanda şu var bilgi çağında yaşıyoruz ama internete bakıyosunuz yerli yabancı o kadar abuk sabuk alakasız bilgiler varki inanılmaz insan bunları doğruymuş gibi nasıl yazar hayret doğrusu sanat okularına adam olmadı bari bir sanat öğrensin hesabı gönderiliyor çocuklar ,yetenek varmı istek varmı hatta çok istemek lazım sanat öğrenmek için okadarki üniversitelerin bile restorasyon bölümlerinde okuyanlarda bile bu var toplum bunu aşmadan olmaz tabi siz ve birazda ben ermeni,rumlardan feyz almışız sanatın değerini bize öğrettiler biz anlayabiliyoruz ama şimdiki gençlere bunu anlatmak lazım valla ustam sanat öğrenmek için neler çektiğimi oturup ibret olsun diye yazıcam bazen gülmekten ölürsünüz bazen öfkeden kızarırsınız size soru sorarken öncden çekiniyordum valla beni rahatlatmasanız şu sorduklarımın çeyreğini soramadım
    ————–
    erol ustam bütün gomalaklarda ispirto gomalak miktarı aynımı (ispirto gomalağı 4 santim geçecek )özellikle beyaz ve yazdağınız kırmızı gomalakta cilalama tekniği yazdığınızla aynımıdır
    ustam bir ispanyol dergisinde renksiz mühür mumu gibi birşeyle mobilya dolgusu gibi bir şey yapıyolardu tercüme ettirdiğimde bunun gomalaktan yapılan mühür mumunun renksizi olduğunu keşfettim cok ilginç geldi acaba gomalaktan böyle yapılan yardımcı malzemeler varmıdır
    -size mail yoluyla 2 e-kitap yolluyorum ama bu kitapları telif hakkı nedeniyle yayınlayamayız ben özel bir kanaldan aldım ağaçla ilgili olan çok hoşunuza gidicek.restorasyonla ilgili olanı ingilizcem yetmediğinden zorlandım ama tercüme etmeye çalışıyorum ama sizin sayenizdede kitapta yazılanlardan çok daha iyisini öğrendim o mühür mumu gibi madde o kitabın 104 sayfasında anlatılıyor
    metal eskitmeyi formule ettim denicem böylece öğrenmek isteyenlerde öğrenmiş oldu kaç kişilerse
    gönlüm kenan amcanın eşiyle inşallah yaşıyordur :)
    sevgilerimle
    saygılarımla

  79. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Universitelerimiz bana kızmasınlar inanılmaz yetenekler gördüm bakın, bu Gençlerin yetenekleri karşısında ağzınız açık kalır cümlede en ufak bir abartı yoktur. Bu Cocuklar çok ama çok acıdır iş bulamıyorlardı ama sokakta Adam sutayım deyip altında son model arabayla bu süper yetenekleri birde ezerlerdi halende eziyorlar.

    Babamla kendimle bu konuda gerçekten gurur duyarım bunda tevazu yapmak istemem, Tamamı Avrupada Amerikada, milarder iş Adamlarının özel restorasayonlarını yapan elit sanatcılar halinde geldiler. Bu Gençleri tutupta al elinze zımpara olmuyor Allah vergisi bir yetenek, Adamaın gözü değih Ruhu görüyor, İngiltereden kimsenin yapamadığı Üc bucuk metreleil tamamen ikonalarla kaplı saat geldi, Universiteden mezun olmuş bir kızımız vardı, Babam o saatin onarımını verdi, yanımızda 3 yıl çalışmaz inanılmaz bir kızdı ve saati yaptı.
    Sahibi geldi Adam saatin önünde diz çoktü hayranlıktan, hepimizi öpmeye başladı sevincten.

    Ünlü bir otomobil markasının ortaklarında. Babam ricası bu kızımızı İngilterede özel bir Sanat evine aldırması için rica etti, aslında bu Adama bu Cocuğa sahip çıkın cümlesinin kibarcasıydı. 2 ayı bulmadı İngiltereye gitti, bunun gibi 100e yakın örnek verebilirim.

    Rezillik, torpili olan, Arkası olan yeteneksiz bir bakıyorsunuz restorasyonlarda çalışıyor, süper yetenekli Cocuklarda iş bulamıyor. Universitelerimiz istese bu Cocukların tamamına kontenjan sağlayabilir.Türkiyenin her yeri Sanat ykıntılarına dönmüş, siz ne dediniz Tarihi kapıya yağlı boya vurulmuş çok acıdır, yağlı boya Universite tarafından öneriliyor restorasyon diye uygulanıyor.

    Sizin bulmadım dediğiniz cümleler üzerine biraz bakındım hayretler içinde kaldım, dış boyalarda kullanılan tuaf önerilere şaşırdım, doğal renklerle sıva hiç bir yerde göremedim. Oysaki Osmanlı renklerinde bina dış sıvalarında inanılmaz renkelr kullanmıştır, viruze taşından lapise kadar sıvalarda gördük, Sarayların o muhteşem sutunlarında ışıl ışıl yanan kaplamaların tamamı Osmanlının bu doğal taş sıva yöntemleridir.
    Rahmetli Babam Sayın Rahmi Kocla Çırağan sarayı ve Dolmabahce saraylarında inanolmaz inceleme yaptılar, bir dönem saraın dev sutunlarının çalıp başka Ülkelere yollandığınıda Babam yazdı, yerine koyulan sutunlar malesef sonradan eklenmedir.

    Osmanlı Cumhuriyetten sonra çok acıdır talan edilmiş. Dolmabhace Sarayında depolarda çürümeye bırakılan Osmanlı porselenleri tabloları Sayın Ugur Dündala berbaer Rahmetli Babamda yer almıştı ve Babam inanılmaz üzülmüştü, bir çok Osmanlı eseri depolarda üst üstte ve kırılmış halde görmenin üzüntüsünü yaşadı. ANlatacak çok şeyler var, Tarihi eser yağmacıları torak altı eserleri kast etmiyorum saray yağmacılarından bahsediyorum.

    Bizans Dönemi Bayrağı alıp satan Adamıda gördüm. 1000 lerce yıllık ikonoları talan edenleride gördüm.

    Yazacak çok şey var. En büyük üzüntüm Harika yetenekleri olan Genç Universite Mezunlarımızın iş bulmadan gezmeleri ise en üzücü ve herkesin pay çıkarması gerek konulardan biridir.
    ……………………………………..
    Gomalak eritmede isterse oran yarı yarıya olsun Gomalağı 1 hfta dinlendirmede zaten alkol ucağaından sovı orandıda kendiliğinden eşitlenecektir hatta sıvı takviyesi yapılmassa gomalak katılaşmaya başlar. Burda önemli olan şey örnek ben Tarihi bir Mobilyayı yapacaksam, gomalak ve saf ispirtoyu yarı yarıya yaparım su gibidir, 1 hafta dinlenme süresi ve gomalak inanılmaz kıvam alacaktır. Şarp düşünün işlem aynıdır, tortunun alkolle özümsemesi. Ne kadar kaliteli bekletme yapılırsa gomalak o kadar harika olur.

    Bir detay vermiştim, biz gomalağı Şişie damacanalarda ve mantar tıpalarla kapardık, ışığa maruz kalmaması gerektirdi büyük bir odamız vardı, evin iki kat altında burda beklerdi.

    Gomalak zaten özünde bir yapştırıcıdır, mühür olarakta kullanılmıştır. Bu malzemeler günümüzde ahşaplara kullanmak zordur, daha doğrusu Ustalarını bulamazsınız, sizin anlattığınız detay ise balmumu gomalak karışımıdır.

    Bir cümle kurmuşsunuz, bakın herkes kulaktan dolma birşeyler yazar Adam kendini farklı gösterecek ya saçma sapan bir şeyi yazar formulu yaz dersiniz yazmaz, çunki yaptığı iş wax karışımdır waxın 10 dan fazla çeşidi var, cam için, demir için, ahşap için, gemiler için hepside kullanım yerine göre belli karşımlarla uygulanır.

    Orjinal Ahşap restorasyonu ile yeni mobilyaları ayırmak gerekir, ve eski boyama teknikleri bugün ki boyalarda itici bir görüntüde verme riski buyuktur.

    En buyuk hata Orjinal dönem mıbilyalarının nerdeyse hiç birisinde asla renklendirme yapılmamış olmasıdır, bu Ahşapların tamamı orjinal Ahşap dokusudur. İnsanları yanıltan o mükemmel renklerin ışıltısıdır, Adam işi bilmeyince orjinal mobilyadaki doğal rengi boya sanıyor oysaki alakası yoktur, İşi bilmedeiğinde ne yapıyor? Boyayı alıp sürüyor, sorsanız maun cila der alakası yoktur boyadır badanadan farkıda yoktur.

    usta nedir biliyormusunuz bugün Ihlamur agacına renk vurmadan çalışan ve agacın kılcak damarlarını ortaya çıkaran Adamdır.

    Kitaplar için Çok telekkür ediyorum, es kısa zamanda buyık bir keyifle okuyacağım, düşünmeniz bile harika hediye benim için.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  80. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam kitaplar ingilizce ama genede anlıycaksınız bende binlerce böyle e-kitap var 100 yıllık ve üzeri mobilyayla ilgili kitapları,kataloglar,reklam dergileri türkiyedeki üniversitelerden tezler,makaleler bunların bir kısmını bir çok üniversitenin birlilte kuruduğu bir sanal kütüphaneden indirdim
    binlerce saati bulan ahşap eğitim videoları,10.000 lerle ifade edebileceğim e-kitaplardan ahşap ile ilgili dergiler sürekli okurum seyrederim bütün günüm hemen hemen böyle geçer hastalık işte
    erol ustam birazda tamiratla ilgili soralım.antika mobilyalarda oyuklar,budak çıkmasından dolayı oluşan delikler ve çatlakların onarımıyla ilgili ne gibi yollar izleyebiliriz özellikle antika mobilyanın ortasında olan kimi zaman kalın bir çizigi kimi zaman büyük bir çatlak kimi zamanda mobilyada çizgi çizgi birden çok olan ve bunların başlangıcı ve sonuda ahşabın orta yerinde oluyor genişlere birşey yapabiliyoruz yapıştırıp sıkıp alttanda çift taraflı kırlangıçla tutturuyoruz ama masanın üstünde birden fazla böyle çatlak olunca düşün ne yapıcam diye ,çatlak deri gibi oluyolar ne yapabiliriz ustam
    sevgiler

  81. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Kitaplar için çok Teşekkür ediyorum, indiremedim hesap almam gerekliymiş, en kısa zamanda google hesabı alıcam, düşünceniz için yürekten teşekkür ederim.

    Restorasyon için hatırlarsanız bir detay vermiştim, Hanedanlık dönemi Mobilyalar için aynı bölgeden ekstra ağacları getirtmiştim daha doğrusu isteğim üzerine getirdiler. Asırlık mobilyalarda derin yırtıklar ayrılmalar görürülür, bunları tamir için en ideal yol, aynı ahşaptan kamalar ile tamirdir, yırtık bölgeye göre kama kesilir yapıştırılacak ana gövdenin içi ıslatılır su en gülen destektir sıcak tutkalla kaynar durumdaki deliğe akıtılır ve kama tahta bir çekicle yarığı fazla zorlamadan percinlenir. Fazlalık ise el rendesi ile alınır bunun tamir olduğu dahi anlaşılmaz agacın doğal dokusu sanılır.

    Masa üstü içinde aynı detay geçerlidir, rtutş ve macunla olmayacak şekildeyse bu yarıklar falçata ile derinleştirilir, sizinde bildiğiniz papel kaplama ile sıcak tutkal desetkli oercinler yapılır bu işlemde en iyi tarafı cacun kadar çirkin bir görüntü vermez yine agac dokusu görünür ve dokuda agacın kendsinden kaynaklı bir görüntü oluşturacağından. Oldukça kaliteli restorasyon işi yapabilirsiniz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  82. levent-ordu dedi ki:

    anladım ustam şimdi daha iyi anladım -erol ustam papel kaplamayı anlatabilirmisiniz sadece özelliği 1mm üzerinde olmasımı güyya size zahmet etmek istemedim internetten araştırdım her kaplamaya papel demişler papel kaplamanın onarımınıda kaplamasınıda normal kaplama gibimi yapıcaz
    -erol ustam sorduğum bir soruya verdiğiniz cevapta bana entersan geldi fransız mobilyalarında bağa kullanıldığını yazmıştınız bağa mobilyanın neresinde kullanılırki merak ettim belirleyici ve çok önemli bir ayrıntı
    -erol ustam size kitapları megabaytını küçültüp tekrar yolladım mailinize bakın
    saygılarımla

  83. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Papel kaplama aslında ağacon kaba tabirle Slam sucuk misali ince şeritler halinde kesilmesidir ve 1 mm en düşün çlçüsüdür 2-3 mm varan harika papel agaclar vardı eskiden. Kaplama aynı yöntemdir zemine ve paplin araksına dişi rende ile iz yapılır sıcak tutkal ile zemine yapıştırılırdı. Düz dar kesimlerde ise işkence ile uygulanırdı.

    Fransız Mobilyalarında özellikle Saray Ahaşbı dediğimiz inanılmaz şıklıkta baga ve broznlarla işlemler yapılırdı. Rshmetli Dikran Usta Türkiyede bu konuda en harika Ustalardan biriydi.

    Çok acıdır yoksuluklla, Rahmetli Babamın kendisine tahsis ettiği bir evde son dönemlerini yaşadı, sokaklarda yaşayan İnsan haline gelmişti.

    Ustalarımız gerçek Ustalarımız çok acıdır hepsi sefalet içinde son dönemlerini yaşadılar. Bu Ustalara iş veren iş yaptırın bir taakım Antikacılar ise görmezden gelmeyi tuaf bir kalite sandılar, kibir ve kompleksleri ile umursamadılar bile.

    Rum Ligor Ustamız son dönemini yine Rahmetli Babamın yanında geçirmiş ve Rahmetli olmuştu, Dünyadaki en tatlı güler yüzlü İnsanlardan biriydi.

    Mazhar Ustamızı yazmıştım hatırlarsınız aynı şekilde vefat etti.

    Kalsik Baga ile işlenen konsol türüdür, Princ levhalar eller tel makası ile kesilirdi, bakın abartı sanılmasın bu bahüler yapılırken keyifle izlerdim o ustaların princ levhaları şekillerle kesmesi bir şablona koymaları, kaplumbaga veya buyuk boynuzları ince levhalar halinde kesip hazırlamaları, bazen kemik kullanılırdı. Başlı başına bugün Belgesel niyetine tvlerde sunulabilecek bir sanattı.

    Resmi İngiliz bir sanat galerisinden aldım, Rahmetli Babamın 1960 senelerinde ürettiği masalar ile nerdeyse bire bir aynıdır, hatta bizim üretimimiz bir masada halen Bodrumda bir koleksiyonlerde bulunuyor.

    Bu tarz Sanat halen Türkiyede yapanlar varmı bilemiyorum, gerçi günümüz teknolojik aletleri ile artık üretilmeleri oldukça kolay ve zahmetsiz bir iş olarak gördüğümü belirtmek isterim.

    Eski usul elde üretmek ise inanılmazdı, zaten o işlerde bugün koleksiyonerlerin ellerinde bulunuyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

    Zemin bazen gül papel agac, bazen pelesenk, bazen tik olurdu. Ahşapta en önemli olan princ ve bahanın gösterimiydi bu sebeblede kızıl hareleri olan ahşaplar kullanılırdı.

  84. levent-ordu dedi ki:

    ustam çok teşekür ederim ne zamandan beridir kafamı kurcalayan bir konuydu ustam günümüzün teknolojisiyle kolay diyorsunuz ama boyamasını o görkemini veremedinizmi sadece bir ağaç bu konuda kendimi yetiştirene kadar mobilya işine girmem aksesuar yapıcam
    -CNC makinasıyla hertürlü deseni herşeyi yaparsınız ama dediğim gibi o görkemi veremedinizmi boyalı barbi bebek olur bütün gayretim uğraşım bunları öğrenmeye çalışmak ayriyetten ustam bodrumdan sık sık bahsediyorsunuz rahmetli pederinizde orda vefat etmiş bende 92-94lerde bodrumda yaşadım hala oranın büyük ailelerinde görüştüğüm insanlar var mart ayında bir tanesi orduya misafirim olarak gelicek
    -erol ustam antikayla ingili kitabı göndermemin nedeni avrupanın en ünlü antıka restoratörlerinin bile ne halde olduğunu görmeniz
    -erol ustam gene tamirle ilgili bir sorum var,bir antika mobilyada kırık eksik parça vardı bu eksik parçeyı aynı tür ağaçtan hatta antika hurda bir mobilyadan alıp boncuk tutkalıyla yapşrırıp onardım burda problem şu ,bu kırık mobilyadaki ağacın damar kısmına geldi bende mobilyanın görülmeyen bir yerinden aldığım zınpara tozuyla boncuk tutkalını karıştırıp yapışan yerlerin dolgusunu yaptım ama renk katmadım çünki ne renk ve hangi boyayı kullanıcamı bilmiyordum damarlarında yönü başka bir mobilyadan alınan aynı ağaç olmasına rağmen zeminle çizgiler tam tutmadı ciladan önce ben nasıl bir yol izlemem lazımki cila attığımda yama,ek yerleri,ve ağaç cizgileri aynı olsun hiç belli olmasın .Berrin Hanıma biraz tarif etmişsiniz kırık hakkında ondanda yaralandım (resimlerini gönderecektim ama şimdilik mümkün deyil durumumu bilyorsunuz)
    saygılarımla
    levent

  85. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey Antika restorasyonu inanın Dünyanın en harika mesleklerinden birisidir. Antikalar üzerinde çalışmak İnzivaya çekilmek gibidir, muhteşem bir duygudur dinlenirsiniz, ağaçla sohbet edersiniz. Kısaca bana göre İnziva kelimesi ile bir farkı olmayan aşktı Antikalarla uğraşmak.

    Avrupada aslında gerçek ustalar vardır, Ziyaretime gelenlerde oldu ilk Hastalndığım dönemde meşhur Madam Tuso heykel Müzesinden Genç Cocukları görünce çok mutlu olmuştum.Gerçek ustalar inanın o kadar meşgüldürlerki hiç birisinin İnternette bilgi payalaşacak zamanları olduğunu düşünmüyorum. Bu Adamların atolyeleri müze gibidir. %99.9 Bu Atolyelerinde yaşayan daha doğrusu bina sahibi kişilerdir.
    Birazda gerçek Hayattan kopuk yaşarlar, Ameriklı Milyarder diyebileceğim böyle bir Antika restöratörüde vardır tamamen kendi Dünyasını kurmuş kişilikler.
    ………..
    Agac tamirinde en önemli detay, agacın dokusu yani damarları mutlaka ana gövde ile eşit olmalıdır, parça ana gövdedeki damalara bir bir eşit uzantıları taşması gerekir.

    Kaba taslak resimi secme nedenim parçaların hepsi aynı gac turune aittir yani meşe ve aynı tomruktan kesilen parçalar, hatalı bir birleştirmede ise bu durum sanki ap ayrı iki agac sanılır oysaki aynı agactır.

    Restorasyonda özellikle, rutuş işlerindeki en büyük yanılgı İnsanların renk tutturamamalarıdır, oysaki renge gerek yoktur yeterki aynı agac olsun, cila çalışıldığında bire bir aynı rengi alacaktır.

    Bu detay İnsanları zorlar, sebebide agacları tanımamaktan ileri gelir. Restore ettiğim mobilyalarda kolay kolay renk kullanmazdım, turşlarda ise nerdeyse hiç kullanmazdım, sebebi agacı en iyi şekilde temizlemekten gecen detaylardır. Kaliteli bir cilada agac türleri farklı dahi olsa bu hata tanımı yerine tam tersi ustanın hünerini sergileyen bir detay olarak adlandırılır.

    Yapılan onarımın hiç belli olmaması için Ahşap mutlaka ham haldeyken tamiri yapılmalıdır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  86. levent-ordu dedi ki:

    Erol ustam dediklerinize katılıyorum dedemin evindeki müştemilatta yaşadığım huzuru ömür boyu bulamadım atolye açmak istememdede bu etken
    erol ustam iyi ve uzun ömürlü bir kurtlanmaya karşı ilaçlamada ne tavsiye edersiniz gaz yağımı ddtmi yoksa başka bir şeymi hangisi mobilyayı kurtlanmadan daha uzun süre korur ben gaz yağının olabileceğini düşündüm nedeni eski zamanlarda gaz yağı kullanırdı dediniz o mobilyalar hala yaşayabiliyorsa gaz yağı daha iyi ve sağlıklı bir karar gibi geliyor bana
    sevgiler

  87. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Eski evlerin verdiği huzur tuaf tarif edilmez his aslında aramızdan çoktan göz etmiş İnsanların enerjisini Eşyalar içlerinde tuatarlar, bu bilimsel gerçektir hurafe değil her obje sahibinden eletrik emer ve objede depolanır, hatta ünlü bir inanaılmaz vardır Emanet malın canı burununda olur, bu lafın temeline bakarsanız Emanet değil ben sizin bir eşyanızı alırsam sizden bir parcada o eşya ile birlikte gelir.

    Yine Her Dinde olan Ölülerin Eşyalarını evde tutmayın, cümlesinin arkasındaki gerçekte budur enerji halen yaşamaya devam eder ve etrafına bu enerjide yayar, tuaf konu oldu bazı detaylada göz ardı edilmemesi gerekir. Özellikle istemeyerek verilen veya alınan eşyalar bir süre sonra alan kişiye mutlaka olumsuz olarak döner. Sebebi alınan mal yeni sahibinde enerji yaymaya devam edecektir ve bu enerji kişide mutlaka bir takım sorunlara yol acar.

    Bu konularda Bilimin araştırdığı, Amerikan Universitelerinde tez konusu olarak çok ragbettedir, en bilinin örnekse ünlü Aktör James Dean’in arabasıdır, jeams Dean ölümünden sonra arabadaki tuaflıklar en sonunda kullandımdan kaldırılmasına giden bilinmez vaka olarak kapandı. İnsan enerjisi daha doğrusu İnsan Vucudu gerçek pralotonerdir.

    Tuaf detaylarla sıktıysam Özür diliyorum. Yazma sebebi Tarihi eser onarımlarında çok tuaf olayları yaşadığım için, Antikalara olan Sevgimde devamlı büyüyerek devam etti.
    ……………..
    Mobilya Kurtlarında çok haklısınız, gaz yağı en iyi malzemedir, kurt delikleri kapatılmadan önce hangi bölgelerde vars ise o bölgeler ilaclanır.

    Bir detay var, ilaclama yapılıyor sonra delikler kapatılıyor, bu yanlıştır delikleri kapatılmaması gerekir, gaz yağı bir şırında ile agaca zerk edilip tüm deliklere yag akıtılmalıdır. Ertesi gün bir çok delikten cansız kurtlar dökülmeye başlar, tekrar ilaçlama yapılmalı ve tekrar agacın hava alması gerekir, bu işlemde ilac daha derinlere iner çunki yap belli bir kaygan zemin oluşturur, halen kurt dökülüyorsa bu sefer gaz yağı hafif ısıtılıp ilac yeniden zerk edilir bu işlemde sıcak yağ tüm deliklere nufus eder ve yağın sıcak olması içindeki asitinde bu deliklerde yayılmasında çok etekili yöntemdir. Delikler kapatılırken, sıcak tutkalınızı kaynar şekilde yanınza alın şırında ile deliklere zerk edin.

    Sıcakla birlikte yağda tekrar etkileşime gecer, sıcak tutkal ise guclu bir tıpa malzemesi görür. Hemde zehirli bir macuna dönüşür gaz yağı ile birleşir.

    Sizi şaşırtacak değişikliklerde yaşayabilirsiniz, agac canlıları bu işlemde kendilerini ahşaptan dışarı bırakırlar yani canlı olarak. Dzüenli bir ilaçlamada agac içindeki kurtlar yok olacaktır.

    En hatalı işlemki %99.9 bu işlem uygulanır, delikler ilaçlanır macunlanır. Bu işlem en berbat yöntemdir, ilaclama değil agacın bir anda çökmesine sebeb olan hatalı bir işlemdir. Kurtlar sadece ilaçlanan bölgede varsa yok olur, iç kısımlarda ise bu kurtlar bir yerde ilaçlayan kişi tarafından belli bir alana sıkıştırılır. Ilık kaloriferli bir ortamda kurtalr için mükemmel bir gelişme dönemi başlatır, ortalama 5 sene içinde ise agac artık una dönüşmeye başlar. usta ilaçlama değil, ahşapı sabote ettiğinin farkında bile değillerdir. En berbat ilaçlama yönetmi budur hatta en tehlikelisidir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  88. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam inanmıyorum yani bize öğtretilen tümdenmi yanlıştı yahu ,benim bildğim ilacı kurt deliklerinden şırınga ediceksin sonra mobilyayı ilaca bulayacaksın ondan sonra naylonla sarıp 10 gün bekliyceksin
    sizin baksettiğiniz sıcak gazyağından emin olun avrupalının bile haberi yok binlerce kez ellerinizden öpüyorum ne diyeyim bize bir hazine bağışladınız
    peki erol ustam sizin yazdığınız yöntemle ilaçladık, sonra boncok tutkalı ve zımpara tozuyla dolgu yapmadan öncemi sıcak tutkalı dökücez ondan donramı dolgu işine giricez
    ilaçlamayı kaçgün havalandırıp tekrarlamak uygun olurki kurtları tamamen izole edelim (galiba mobilyanın kurt durumuna göre değişir doğrumudur)
    erol ustam ‘Delikler kapatılırken, sıcak tutkalınızı kaynar şekilde yanınza alın şırında ile deliklere zerk edin.’ yazmışsınız tutkal sırıngadan geçecek kadar seyreltmemizmi gerekiyor yoksa şırıngadan geçmesi güç olmazmı
    -erol ustam yavuz abiyle burda pul gomalak bulduk birde ustaların kullandığı ispirtodan aldık en iyi ispirtoymuş çeviz bir kapak var konaktan kalma denemek maksadıyla gomalak yapıcaz size adım adım resimler gönderip bizi yönlendirmenizi istiycez birde yağ ve ponza taşı alıcaz ama yağ olarak ne yağı tavsiye edersiniz
    saygılar

  89. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Tarifini verdiğim ilaçlama yöntemi fazlası ile güçlüdür. Ahşapı komple ilaclamakta mümkün fakat agacın dokusu sanıldığı gibi değildir, bazı dokular hüclü liflerden oluşur ve çıra dediğimiz agacın kendi yağı tarafından bir zırh görevi oluştururlar.

    Dikkat ederseniz ortalama 3 gün bir laçlamayı yazdım, oysaki naylonlada tabiki kapatılabilir bu işlemde kurtlar ve bakteriler yok olmaz, larvaları öldüremessiniz. Zaten doğa Ana bunları korumaya almıştır koza içinde saklar. Ahşağı siz gaz kuyusuna atın nafile, en fazla 3 saat tutarsınız ki ahşap çöpe olur.

    500 Senelik Müze Ahşaplarıda onardım, hiç birisinde macun ıvır zıvır kullanmadım zaten kullanamazssınız, Agacın dokusunu bozma diye bir umursamazlık kime yapamaz. Bu Haşpların kurtlu bölgelerine bazen haftalarca ilacladım. İlacaı vururdum diğer taraftan çıkardı şimdi bilmeyen için bu Kurtların öldüğü anlamına gelir nasılsa ilac diğer taraftan çıktı hayır, çıkan ilac sadece agacın çürüyen bölgesidir lifler ve çıra etrafındaki dokulardaki larvalara hiç bir şey olmaz. Hepsi hayatta kalır ve yapılan işlemde bu bocekler belli yerlerde birikir, bir çoğu ölür fakat tamamı ile yok olmazlar.

    İlaç işleminde restorasyon gerekirse agacın görünmeyen sağlam yüzeyleri kontrol edilmelidir ve bu bölgelere çırında beya kesikler açarak bakılmalıdır.

    İlaçlama bittikten sonra kaynar sıcak tutkal nönce çok sulu olarak yaralı bölgelere akıtmak şarttır bu işlemde larva dahi olsa tutkal bunları havasız bırakacaktır yani kaplayacaktır, larvanın tekrar çatlama riskide sıfırlanır. Bu işlemde acele edilmemelidir. sulu tutkalı agac emeceğinden bizede güclü kanallar oluşturur. Birada yapacağımız tutkal zerkinde tutkalımız tüm çürük bölge boyunca devam eder larva veya boceklerin akçamsı olanaksızdır.

    Daha sonra ise tutkalımızı biraz daha kalın halde zerk ederiz bu işlemde agaca bir destekte kendiliğinden oluşur. En son işlemde Ahşap bir naylona sarılıp, iç kısımlarına sulu kostik bocuk tutkal ile sürülebilir kostik oranı düşük olması şarttır.Dışardan bocekler veya orumceklerinde yaklaşmasını önler. Kostik agac türüne göre sürülmelidir ve sadece görünmeyen iç kısımlarda uygulanabilir. Hatta içine amanyok, peryhdrolde katılabilir. Bu çok güclü bir sıcaklık yayar, amatör olanların bu förmülü ahşaplarda asla denemeyin, ahşapa zarar verme riskiniz hatta kalıcı lekeler yapma riskiniz çok yüksektir.

    Ahşap kurtları için bilinen bir yanlış var, bazıları Antika diye satar ahşap satın alınan evde kurtlanma ihtimali büyüktür kurtlanma değilde katif olma risklieri diyelim, Satın alan Antikacıya durumu anlattığında yanıtıda komik olur parkelerde veya evdeki diğer ahşaplardan geçmiştir hayır, böyle birşey söz konusu değildir. Ahşapın kendi bünyesi bu larvaları yapar.

    Sebebi daha öncede yazmıştım 500 senelik bir haşpa halen canlıdır, ahşapın öz suyu ahşap çürüdükçe ortaya çıkar bu su bakteriler üretir. Kurtlanmanın sebebide budur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  90. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sulu kostik bocuk tutkal ile sürülebilir derken kostik suylamı karıştırılıcak boncuk tutkalı,su,kostik karışmımı anlayamadım:( sulu kostik derken bunumu kasteddininz.eğer öyleyse oranları ortalama ne olmalı iç kısım derken ahşabın görülmeyen altına felanmı bütün bunları yaptıktan sonra ahşabın dış yüzeyine bir işlem yapmadan naylona sarıcazmıdır
    Hatta içine amanyok, peryhdrolde katılabilir.demişsiniz neyin içine anlaşılamadım
    Kostik agac türüne göre sürülmelidir derken kıstasımız ne olucak olabilir
    erol ustam bu sadece bu kısmı birkere daha ayrıntılı olarak yazarmısınız
    erol ustam istediğiniz gibi yazın anlayamassak soruyoruz zaten
    saygılarımla

  91. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Kostik eridikten sonra sürebilirsiniz, ilk erimiş halinde sıcak ikende sürülebilir, bu işlemde dikkat edilmesi gereken husus çok dikkatli yapılmalıdır, örnek Ahşabın ön yüzerine sürerseniz ve bu halde bırakırsanız ahşap abonoz siyahına dönüşür. İç kısımla hafif şkeilde uygulanabilir. Bu işlemde naylona sarmayın, risklidir.

    Amanyak Peryhdrol, oksiyen katılabilir, bu işlem aslında agacı beyazlatmak içinde kullanılır. Kostik bir bezle agaca fazla sulu olmayacak şekilde sürülebilir. Sadece iç kısımlara zamanla bu işlemi alışınca zaten çok farklı zeminlerde demirde dahi kullanım yani temizlik işlerinde rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Boya sökücü gerek yoktur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  92. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sizi çok merak ettik 2 günden beri haber alamadık eğer bugünde yazmasaydınız yavuz ağbiyle istanbuldaki dostlarımıza sizi aratacaktık çok merak ettik
    -Erol ustam sizi yoruyorum kusura bakmayın kostikle suyu karıştırdığımızda oluşan ısıdanmı bahsediyorsunuz sıcak sürülecek derken,yani kostiği nasıl sulandırıcaz bu işlemde sıcak tutkal yok değilmi bunun kurtlanmaya ne gibi yararı var kostik yüzeyden ne şekilde temizliycez durması sakıncalı deyilmi
    erol ustam amonyak Peryhdrol ve oksijen karışıcak deyilmi içinde kostik olmiycak oksijen derken hidrojen peroksit+su karışımı olan bizdede oksijenli su denilen şeydenmi bahsediyorsunuz oksijen derken,oksijeni anlayamadım
    erol ustam burda ne demek istdiğinizi anlayamadım şöyle yazmışsınız (12 Şubat 2014, 00:11 tarihli konu İlaç işleminde restorasyon gerekirse agacın görünmeyen sağlam yüzeyleri kontrol edilmelidir ve bu bölgelere (çırında beya) kesikler açarak bakılmalıdır
    erol ustam antika mobilyamıza baktık kurtlanma yok peki ileride olabilecek kurtlanmalara karşı bir önlem mahiytinde yapılabilecek şeyler varmı çünki mesela doktorun önüne ölü bir hasta geldi doktorun bu hastayı yaşatabilmek için önce kalbini çalıştırması lazımki hasta yaşasın ve iyileşmesinin önü açılsın.bu kurtlanma meseleside mobilya için öyle yaşatmak istiyorsan kurtlanmaya karşı ne yapılacaksa en doğrusu yapılmalı bence böyle bu nedenle israrla bu konu üzerinde duruyorum
    -anladığım kadarıyla içaçlama tam olarak bittiğinde sıcak tutkalı kanallara boşaltmamız nedeniyle kurt deliklerine bir dolgu yapmamız gerekmiyor cilaya geçebiliriz doğrumudur
    erol ustam ayrıntılara takıntım var ne yapayım kusura bakmayın bu nedenlede etrafımdaki insanlar bile benden bezdi :)
    sevgilerimle

  93. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yoksunuz ne zamandır sağlığımız ne durumda merak ettik

  94. BERRİN-İSTANBUL dedi ki:

    Gökhan bey merhabalar,
    Levent bey le olan yazışmalarınızın ve pek çok paylaşımlarınızı üçüncü bir göz gibi sürekli takip ediyorum. Levent bey de konusunda inanılmaz araştırmacı ve meraklısı olduğu için yazışmalar çok değerli bir akış içinde sürüp gidiyor. fakat son üç günden beri sizin hiç bir yazınızı göremediğim için merakımı mazur görün biraz endişelenmiş durumdayım. inşallah iyisinızdir ve ben boşuna telaşlanmışımdır. Levent bey e de sizin aracılığınızla teşekkür ederim. Dilerim en yakın zamanda iyilik haberlerinizi alırım. saygılarımla.

  95. Gokhan Erol dedi ki:

    Berrin Hanım, Tekrar Merhabalar, ilginize ve Dostluğunuza çok teşekkür ederim. Hastalık bazen izin vermiyor, Çiçekler bile susuz kalmış, her halde Hep beraber öleceğiz:). Sizler gibi Dostlar kazanmak ise ne tarif edilebilir nede anlatılabilir, sadece yürekte yaşanan olağan üstü bir Hayat sevinci veren bir duygu.

    Hepinizden çok Özür diliyorum, bazende utanıyorum keşke Hastalığı yazmasaydım diye, İnsanları üzmek gerçekten çok rahatsız edici bir his. Hakkınızı helal edin lütfen.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  96. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Teşekkür ederim ilginiz için çok şükür yeniden yazabiliyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  97. levent-ordu dedi ki:

    oh be ustam nihayet bende bir sayfadan andy e mesaj attım durumu bildirirmisin diye yavuz ağbiyle baya merak ettik neyse iyimişiniz
    berrin hanım nazik teşekkürünüzden dolayı size ben çok teşekkür ediyorum bizi takip ettiğinizi bilmek inanın moral verdi ama esas teşekkürü hak eden tabiki gökhan erol ustamız takip etmeye devam edin daha ustama sorularım olucak elimizde erol usta gibi bir hazine varken yararlanmaya çalışıcam ne dersin erol ustam durumınuz müsaitmi sorulara geçelimmi 13 Şubat 2014, 20:32
    en son sorumdan başlayalımmı
    aman kendinize iyi bakın
    levent
    evet erol ustam ölürsek hep beraber ölücez yok öyle tek başına cennette kahve içmek :))

  98. BERRİN-İSTANBUL dedi ki:

    Gökhan bey, sizi rahatsız ettim ama lütfen kusura bakmayın. keşke sizin bize sunduğunuz harika bilgiler gibi bizim de size yararımız dokunabilse.:(
    ancak ve ancak sizin için dua edebiliyoruz. sakın bizi üzdüğünüzü düşünmeyin, siz üzülmeyin yeter.
    saygılarımla. şifalar dilerim.

  99. Gokhan Erol dedi ki:

    Berrin Hanım, Bilgiler paylaşmak içindir, paylaşmayan İnsanda bir sorun var demektir, her bildiğimi en ince detayına kadar paylaşmaya çalışıyorum.
    Sizler bana zaten en büyük yardımı ve Arkadaşlığı yapıyorsunuz, yazarak destek olarak. Benim yaptığım ise sizin öz verininiz karşsında inanın bir değeri yok.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  100. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bazen böyle rahatsızlık olabiliyor hatta 1 saat kadar önce yine nüksetti şükür şimdi iyiyim. Sizin gibi Dostlar buldum bu moral bana yetiyor, hepinize çok teşekkür ederim.

    Levent Bey, Berrin Hanım yazısı vardı çok enteresan geldi Falçata ile çalıştığını söyledi, beni Çocukluğuma götürdü Eski Ustalarmızın görsel şölenleriydi, falcataları bilemeleri, kaplamalarda desenler çıkarmaları kesmeleri inanın o falçatanın agacı keserken çıkardığı hışırtıtı anımsadım, Rahmetli Babam aklıma geldi denemleri, agacı lifler halinde kesmeleri muhteşem anılardı.

    İstediğinizi sorabilirsiniz elbetteki. Aslında konular acmayı düşünüyorum, Siz dahi bir çok detayda bahsetmişsiniz herşey iç içe geçmiş durumda. Mailden bir Hanım Efendide yazmış, şikayet etmiş. Herkesten özür diliyorum. İnternet konusunda inanılmaz cahilimdir, belirtmek isterim.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  101. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Dilerseniz bu kostik için ayrı bir konu açalım, verdiğim karışımlar aslında agac eskitme ve temizlemesinde tercih edilebilir.

    Kurt delikleri içinde bir konu açılabilir, bu konuda çok fazla yanlış bilgilendirmeler var.

    Kostik deneme ile başlayın örnek bir teneke alın, kucuk bir şey ve bir tatlı kaşığı kostik atın üserine bir cay bardağı su, göreceksiniz ki bir ısı yayacak yani ısınacak, bu sıvı içine attığınız agacı dahi liflere ayırır enteresan bir görsel doku ortaya çıkar. Masif agaclarda kostikle çalışmış birisi oldukça kaliteli derin hatları ve Antik görünümü yepyeni bir agaca hatta kalın bir kalasa dahi verebilir dair içi sutun gibi.

    Kostik kurtlanmaya karşı illaki şart değildir özellikle tecrübesi olmayanların yapması risklidir. Sıcak tutkalı kostik içine ekleyebilirsiniz sert bir tabaka oluşturur. kurtlanmış bölgelerin iç kısımlarına uygulanabilir.

    Kurtlanma riskini önlemek malesef çok zordur, bu tamamen agacın kalitesine bağlıdır elbetteki eskiliğine ve fırınlanmasına baglı şartlarında etkisi unutulmamalıdır. En basit örnek kurtlanma en fazla yer değiştiren agaclarda olur, bir Antikacıdan ahşapı alırsınız eve getirirsiniz Altı ay sonra birde bakarsınız yerlerde tozlar var. Antikacıya söylerseniz cevabı hazırdır evinizden kaynaklı sorun oysaki alakası yoktur.

    Ahşap soğuk bir ortamdam devamlı sıcak bir ortamda kurumaya başlar yani nemi atar, ve kurtların sebeb olduğu tozlar yayılmaya başlar. Nemli agactan bu tozlar dökülmez sebebi nem bu ince tozları bir arada tutar.

    Koruma için örnek ıhlamur, Kavak gibi ahşapların çok iyi fırınlanmış olması gereklidir, eski agaclar tercih edilebilir. Maun türlerinde yine kurt sorunu fazla görülür, kaliteli amunlarda bu sorun asla olmaz sebebi agacın dokusu kurtların oluşmasına izin vermez.
    Türkiyede satılan bazı maun türleri vardır şeker maunu diye gecer, bunlar en fazla kurt riski taşıyan ahşaplardır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  102. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam tamam konuları okurken gördüm zaten gerekli bilgiyi vermişiniz şimdide verdiniz en azından bilgimiz dahilinde oldu
    -erol ustam tekrar tekrar sorduğum ve cevapladığınız bir soruyu tatmin olamadığımdan tekrar sorucam lütfen mağzur görün beyaz gomalağın uygulanışı hakkındaki bir konunuzda (Gomalak tecrübeniz varsa uygulayabilirsiniz, eğer yoksa normal gomlak ile çalışın, beyaz gomalağı çalışması daha zordur ve kuruma süresini çalıştığınız zeminde bilerek yapmalısınız aksi takdirde beyaz gomalak reçine oranı güçlüdür, hatalı çalışmada cilayı tamamen bozabilirsiniz) bu nedenle 5 adet sorum var
    1-beyaz gomalakla ispirtoya ne oranda karıştırıcaz oranları nedir ve en kaliteli beyaz gomalağı tutturmak için kaç gün ispirtoda bekletmemiz gerek
    2-uygulama yaparken (özellikle altın varakda varaklama işlemi bittikten sonra koruyucu olarak )kaç kat,hangi zaman aralıklarında.beyaz gomalağı yapmak 10 gün sürer yazmışsınız bu nedenle soruyorum
    3-beyaz gomalak yaparkende son katta yağ serpme,ponza taşı serpme gibi başka eklameler varmı
    4-beyaz gomalağıda uygularken aynı normal gomalakta olduğu gibi bez-pamuklu topmu kullanıcaz beyaz gomalakta önce kalın sonra incemi atılıcak
    5-yazdığınız gibi cilayı tamamen bozmamak,yakmamak için nelere itina göstermemiz lazım
    yani kısacası şöylede yazmışsınız (cilayı yakmak yani bozma risk çok fazladır).bu riski göze almamak için affınıza sığınarak soruyorum çünki bu beyaz gomalağın yapılışını sizden en ince ayrıntısına kadar öğrenmek istiyorum çünki başkasından öğrenme şansım hiç ama hiç yok bilende yok zaten

  103. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Asla sıkılmıyorum tam tersine buyuk bir keyif alıyorum, ortalama 6 ayda her halde konuştuğum İnsan sayısı 10 kişiyi bulmaz, sohbetlerimin tamamı 5 saati geçmez h,iç bir abartı olmadan bu söyledikşlerim gerçektir. Bir yerde isteyerekte kendimi İnsanlardan soyutladım, senelerin verdiği kırgınlıklar Hasta halimle tekrar yaşamak istemediğim içindir. Sizler bana Arkadaş oluyorsunuz, zaten farkkındasınızdır.

    Sorularınıza gelirsem.

    Beyaz gomalak için alkol en idealdir çözücüdür, beyaz gomalağı bir havanda iyice ezin bu erime süresinide cabuklaştırır. Mantarlı şişede saklamnız gerekir veya hava almayacak bir şişe olması gerekir, alkol uçtuğunda beyaz gomalak kristalleşir. Hatta eritme işleminiz tencereye su koyun ve kaynatın şişeyi su fazla kaynar olmasın ideal sıcaklık yeterlidir tencereye bırakın, erimesi daha kolay olur ve alkol ilede daha kaliteli bir birleşme sağlanır bu gomalak içinde gecerlidir.

    1. Beyaz gomalak örnek verirsem bir litre alkol için 200 gram yeterlidir. Alkol ucacağından cila işşeminde gomalağı inceltmek içinde bu oran daha doğru kararı tutturmanızda faydalı olur. 1 gun tamamen erimiş beyaz gomalak yeterli süredir ve mutalaka beyaz gomalağı kullanmadan önce süzmelisiniz başka bir kapa aktarmalısınız, posa ve tozlar gomalak içinde kalmasın.

    2. Altın varak için, Beyaz gomalak illa şart değildir normal gomalak hatta kahve rengi gomalak daha ideal olabiliyor, altına hoş bir kızllık verir. Çok kaliteli Varaklarda yani orjinal serlerde ise beyaz gomalak pamuklu bir bezle üzerinden sadece koruma acaölı geçmek yeterlidir. Bu kararı siz Varak üzerinde değişime göre zaten net olarak göreceksiniz.

    Varak için, sadece gomalak değil vernik hatta cam cilada kullanılabilir. Her iki kimysalda güclü bir koruma sağlar hatta gomalaktan daha uzun süreli bir koruma yapılabilir.

    3. Beyaz gomalakta yağ gerekilidir serpme usulu bezin en iyi şekilde kayması ve bezdeki cilayı zemine en kaliteli şekilde yedirmek için ideal çalışma şeklidir.Pomza taşı çalışabilirsiniz. İsterseniz farklı bir konuda pomza taşı ile cilayıda anlatabilirim.

    4. Beyaz gomalak uygulamasında, Ahşapın mutlaka en uç düzeyde restote ve zımparalanmış olması gerekir, beyaz gomalakta bazı ahşap türlerinde özellikle markuterili ahşaplarda yağ kullanmak oldukça güzel sonuç verir. Yağ fazla olmamalıdır ve bekletilmemelidir. Sonrasında kalın gomalak ahşap üzerinde zemin oluşturana kadar işleme devam edilir ve bu işlem sırasında mutalaka zımparalama en üst kalitede ve dikkali yapılmalaıdır. Daha sonra gomalak her seferinde ahşapa iyice yedirilemesi gerekir yani devamlı bir iki damla beze ispirto ile bu işlem yapılır.

    5. Beyaz gomalak için farklı konu açabiliriz, Gomalakta en önemli detay yukarda belirttiğim gibi zımpara en üst seviyede olması şarttır, özellikle beyaz gomalak ahşapta hata kabul etmez, kalın dolgu ciladan sonra ki ara zımparalar çok önemlidir. Sonrasında cila katları yapılırken sabırlı olmak bezi aynı oranda bir baskı ile cilayı yedirmek cila kalitesinde farkı ortaya çıkarırır. Bu cilada sonuç ise tek kelime ile inanılmaz çok değerli bir tablodan farkı kalmaz. Kaliteli bir cila içinse 10 gün bir s-üre dahi bazen yeterli olmayabilir. Pomza taşı ile çalışmalrda özellikle zaman uzar, sebebi taşı ahşapa yedirmek çok önemlidir, doğru yapılmayan cilanın ömrü olmaz kazara normal bir su bardağı dahi konsa izi anında çıkacaktır, bu tür sorunlar ise kalitesiz cilanında göstergesidir, cila zemine tam yedirilmemiştir ve ahşap üzerinde yağ tamamen altta kalır.

    Dahada berbat sonuçlarda yaşanabilir örnek Szi diyelimki 20 dercelik bir ortamda cila çalıştınız özellikle beyaz gomalak ve yağ kullandınız, sıcak veya daha soğuk ortama bu ahşap girdiğinde terleme riski çoktur hatta belirgin şekilde gözle görülür.

    Diyeceksiniz ki biz bugüne kadar böyle sorunlar görmedik, elbetteki haklısınız çunki bahsettiğimiz cila uygulmasını yapacak Usta sayısı yok denecek kadar azdır, Adam fırcayı alıyor sürüyor, vıcık vıcık yağ hepsi bu kadar.Bu işler zaten baştan bozuk olduğundan tekrar bozulma riski olmaz fakat Ahşap en ufak bir değerde taşımaz,analayan bir kişi bu tür ahşapları alırkende yaklaşımı farklı olur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  104. levent-ordu dedi ki:

    evet erol ustam size arkadaş olduysak ne bahtiyarlık bizim için sizde bir alışkanlık oldunuz her sabah kalktığımda ilk defa sizin yazılarınıza bakıyorum yorıum yapıyorum sizden mail gelmişmi ona bakıyorıum. gün içindeki okuduklarımı yaptığım tasnifleri saymıyorum denemeler için yavuz ağbiyle yaptığımız planlar aldığımız malzemelerin heyecanıı o muydu bumuydu harika valla erol ustam sanki başka bir alemdeyim valla çok memnunuz sağolun
    erol ustam İsterseniz farklı bir konuda pomza taşı ile cilayıda anlatabilirim demişsiniz fakat bu forumda zaten yeterince gomalak hakkında bilgi verdiniz (toplam 16 sayfa word belgesi) beyaz gomalak hakkında vermemiştiniz ondan sordum ben sağolun çok güzel anlatmışsınız
    -erol ustam beyaz gomalakta ilk katı vurduk iyice kuruttuk kaç numara zınpara ile katları zınparalamamız gerekli ve günde kaç kat gomalak sürmemiz gerekli (10 gün dediniz 10 gün boyunca sürekli gomalakmı sürülecek orada kafam karıştı)
    son işlemi yağ ile yapıcaz sizin diğer gomalak tariflerinde yaptığınız gibi bezimize ispirto damlatıp bezimize gomalak sürmeden ispirto,bez şeklinde sürmeye devam edicez
    -en önemlisi çok hassas bir işlem olan beyaz gomalakta ponza taşını kullanma şeklimizi anlatırsanız çok iyi olur ÖRNEK: gomalak bitti son işlemde yağ damlattık devam ediyoruz ,bezimize gomalak sürmeden ispirto,bez devam eddiğimizi düşünürsek burada ponzayı nerede ve nasıl kullanıcaz
    sevgilerimle

  105. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Maillere bakmak benim için sanki karanlık odaya girmek gibi, birazda psikolojik sanırım. Yakın zamanda mailden veya tüm sorularınızı liste yapın keyifle tek tek cevap vermek benim için sadece mutluluk olur.

    Beyaz gomalakta tek kat derken, Cilamızı hazırladık bezimizi pamuğumuzu ve yağımızı, masa diyelim beyaz gomalağımızı bezimize dökelim ve bezimizi dıştan içe doğru kapayalım, hafifce ezerek cilamızı beze iyice yedirelim, cilaya başlamadan önce bezimizi temiz bir zeminde öylesine cilay yapalım, örnek temiz bir ahşap ama kullanılmayan, bu ahşap hep yanınızda dursun, her farklı cilada ve yeni bezde bu verdiğim yöntemi mutlaka yapın. Burda amac bezimizi iyice ezmek ve bez üzerindeki kılcal pamuk liflerinden kurtulmak, bu lifler yapacağımız örnek masamızın üzerinde asla kalmamalıdır, bu sebeble daha önceden bezimizi iyice ezip bu liflerden kurtulmalıyız.

    Sonrasında tekrar gomalağımızı beze alalım 3-5 damla ispirto ekleyelim ve masamıza cilamızı yedirelim bu işlemde önce agacın damarları boyunca bir sıra jainde bezi masada gezdirin ilk başlama noktasından son abitiş noktasına kadar ve işlemi her seferinde aynı hiza ile çalışın. Bez hafif kurumaya başlayınca gomalak ekleyin, çalışmaya devam edin ortlama her 3 defa gomalak eklmeden sonra beze 3-5 damla ispirto mutlaka ekleyin, cilayı mutlaka ezmeniz gerekir, diğer türlü bu işlem yapılmassa ahşapta bazı dokular cila altında kalabilir, inceletme işlemi çok önemlidir.

    2-3 saatik bu düzendeki çalışmadan sonra ahşapı dinlendirmeye bırakın iyice kurusun. 3M bez zımpara bu işlemde tercih edebilirsiniz çok ince olması şartı ile 320 numara idealdir, zımparanızı çok iyi çekilde yapmalısınız agacın tüm yüzeyi matlaşmalı ve kuru bezle sildiğinizde parlaklık olmamalıdır, parlak yerler varsa yani zımpara değmemeiş cila bölgeleri zımparanızı tüm zeminde eşit şekilde devam edin.

    Bu işlemden sonra tozları kuru biz bezle ve silin hatta beze 1-2 damla sadece hafif ötesinde bir nemli bez ile silin ki toz hiç bir şekilde zeminde kalmasın. Bundan sonrası parmak ucunuz cilayı masa üzerine serpiştirin minik damlacıklar yeterlidir ve cilaya aynı sistemle devam edebilirsiniz.

    Pomza işlemi yukarda anlattığım cilada bir zemin oluaşacaktır, yani cila katmanı bu işlemde temiz pomza taşımızı bir birine sürterek zemine tozlar bırakırız, kalın parçacıkları mutlaka zeminde alın , taş kalitesi önemlidir dokusuz ve temiz olmalı. Daha sonra aynı sisteme yağ damlacıklarını serpip gomalağımızı biraz inceletrek bu tozları zemine eşit şekilde fazla baskı uygulamadan ve seri şekilde yedirmek gerekir, merak etmeyin cilamız yapışmaz çunki bu işşlemde oldukça seri hareket etmek gerekir, ve cila oldukçada cabuk kurur bezimizde cila azaldıkca ekleyim 3-5 çalışmaya devam edelim her işlemde bez kurumaya başlayınca isprto ile bezdeki cilayı yedirelim, burda devamlı ispirto eklememizde sebeb pomza ve gomalağın tamamen ahşapa nufus etmesi içindir, yani bu işlemde pomzayı bir şekilde şeffaf sıva olarak düşünün, 3-4 saatlik çalışma sonrası işi bırakın ahşap iyice dinlensin, ve zımpara yapılabilir kuruluğa gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  106. levent-ordu dedi ki:

    muhteşemsiniz ustam şiir gibi olmuş ama yazının bir yerinde (Bundan sonrası parmak ucunuz cilayı masa üzerine serpiştirin) cilayımı yoksa yağımı serpiştiricez cila doğrumudur
    erolustam ponza taşını cilalama işleminin hangi aşamasında kullanıcaz birinci kattan itibarenmi yoksa son birkaç kattan sonramı
    -ilk katları kalın attıktan sonra yağ,ponza ispirto uygulaması son katlara yaklaşırkenmi yapıcaz doğrumu anlamışım
    sizi yoruyorum ustam kusura bakmayın ama elimde sizden başka yararlanıcağım birşey yok anliycanıza eminim
    sevgiler

  107. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Parmak ucumuzla sadece yağ gerekli olduğunda kullanabilirsiniz. Burda amaç bezin zemin üzerinde rahat şekilde hareket etmesidir.

    Pomzayı, cilamızı çalışıp zeminde pürüzsüz bir dolgu oluştuğunda pomza işlemine başlayabiliriz. En baştan kullanılırsa pomza agac üzerinde beyazlıklara ve lekelere sebeb olur, zemin üzerinde dolgu aşaması şarttır.

    Ben yorulmuyorum Levent Bey, tam tersine inanılmaz keyif alıyorum. İyiki Sizleri tanımışım zor günlerimde benim Can yoldaşlarım oldunuz, yazılarınız bana inanılmaz Arkadaş oluyor.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  108. levent-ordu dedi ki:

    size arkadaş olmak en çok bize kazandırdı ustam emrinize amadeyim.evet öğrenmek istediklerim tam tamına bunlardı erol ustam zemine gomalak sürerken yönleri ne olmalı her sürdüğümüzde değişik yönemi yoksa formülü nedir
    oda ısıs ve ortamı ne olmalı (ısı,ışık vs) yazın sıcakta sürersek (35-40 derece ortam ısısında) olabilirmi bu sorum doğal boyalar içinde geçerli
    sevgiler

  109. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Çok teşekkür ederim moral veren desteğinize.

    Cila yaparken ortam sıcaksa bu ideal dememiz lazım, elbetteki güneş altında olmamalıdır. Standart osa ısı yeterlidir gerçi üşümediğiniz bir ortamda her türlü cilayı yapabilirsiniz. Dediğim gibi yazın güneşe maruz kalmamalıdır, hem cila hemde ahşap için en riskli çalışma ortamıdır.

    Boyalar içinde aynı detay geçerli boya çok cabuk kurur ve çatlama riski fazladır, yeni ahşaplarda ise güneşe marız kalan mobilya dönebilir yamulabilir veya çatlayabilir. Güneşe maruuz kalmadıkça sorun olmaz.

    Gomalağı ilk katlardı ahşapın damarları boyunca sürün, sonrasında alabros dediğimiz dairler şekilde istediğiniz gibi bezi çalıştırabilirsiniz en ideal yönetmde budur, dikey veya yuvarlak hatlarda keyfinizce cilayı uygulayabilirsiniz. İlk katlarda neden agacın damaları boyunca kısaca değinmek isterim, bazı ahşaplar cilayı anında emer ve buda izlerin oluşmasına sebeb olur. Her zaman agacın doğal hatlarını takip etmek gerekir, bu zımpara ve sistra içinde olmazssa olmazlardandır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  110. levent-ordu dedi ki:

    teşekkürler ustam şimdi herşey tam olarak kafamda oluştu ustam gene kritik bir soru
    özellikle antika mobilyalarda genel kondisyonları çok iyi olsa bile bağzı lekeler oluyor yanık,kimyasal lekeleri,bardak vs lekeleri bunlara ne yapmamız gerekir nasıl sökeriz (kimyasal karışımlar,temizlik ürünleri vs) bazen bu durumlarda kazıma,zınpara gibi işlemler yaptığımızı farzedersek zımparaladığımız bölgeye tekrar cila vurmamız gerekir cila vurulan yerde yeni cila olduğu için sırıtacak sırıtmaması için bir önlem varmı
    resimdede göreceğiniz üzere sehpamızın kenarında 1 santim bile olmayan bir kırık var buna kaplama bulamayabiliriz bu durumda kırık yere ne gibi işlem yapabiliriz .mesela sıcak tutkal zınpara tozu ve kaplama renginde boyayı karıştırıp dolgu yapsak akabindede boya ve fırçaylada rötüş yapsak olurmu aklıma bu çare geldi başka formülü varsada öğrenmek isterim
    erol ustam ben öğrencinizim siz benim öğretmenimsiniz bu şekilde görün bu yazışmalarımızı size karşı ben öyle hissediyorum ,öğretmek peyganberimizden mirastır bize bu nedenle size minnettarız hepimiz
    sevgilerimle

  111. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Pas veya farklı lekeler için bir çok yöntem mevcuttur bir çoğuda kimyasallardır. Örnek Pastan kararmış bölgeye amonyak peryhdrol ile deneme yapılabilir bu işlem lekeyi beyazlatır, eğer bu işlemde sonuç alınamıyorsa kostik, oksiyen ve peryhodrol ile denenebilir ve yüzey çok hafif olarak kazınabilir.

    Bu işlemlerde dikkat edilmesi gereken husus bu kimysallar denenmeden çonce çok minik bir alanda sonuca bakılmaldır bir kibrit başı buyukluğunde pamuk kimyasala batırıp zemine bırakın, renk değişimi görilemeye başlar ve olumlu tepki alındıysa hemen pamuk o bölgeden alıp su ile kimyasal temizlenmelidir. Bunun sebebi verdiğim formuller uzun süre kalırsa agaca zarar verir, sonuc için başında durup beklemek gerekir beyazladığında ise hemen müdahele edilip bölge temizlenmelidir.

    Ahşaplarda oluşan bardak eleklerinin sebebi yağ kullanılması ve cilanın ahşaba tam yedirlemesinden kaynaklı kötü işçilik göstergesidir.

    Bununda formulu yine yağdır, bir cezvede yağı yani cila yağını kaynatın, bir fırca ile beyazlayan yüzeye sürün anında beyaz leke yok olacaktır veya bardak izleri. sonrasında pamuklu bezle iyici silin oldukça paralak bir görüntü ile ahşap eski haline dönüşür.

    Bu sebeble cila yaparken yağ oranı mutlaka agaca göre uygulanmalıdır, kaplama mobilyalarda yağ sürmek risklidir sememi kaplamaya sürülen yağı agac ememez çunki aldında tutkaldan oluşan sert ve geçizmez bir zemin oluşuyor. Yapılan cila bir süre sonra bozulmaya başlar çok cabuk toz emerek kirli bir görüntüye dönüşür.

    Levenet Bey biraz gec cevaplıyorum kusura bakmayın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  112. levent-ordu dedi ki:

    erol ustan iyi olduğunuzu bilelim geç cevaplayın hiç önemi yok işimiz ne bakarız
    -ustam bir konuda cam (‘cam balonlar nasıl yapılır Bu tamamen %100 bana ait olan çok özel çalışmadır’)diye yazmışsınız ben bu tarifi ve cam konusundaki başka öneri ve tariflerinizi öğrenmek isterim cam üzerine çok uğraştım ama bulunduğum yerde cam atolyesi yoktu sizinde camla ilgili inanılmaz bilginizi okuyunca sormaya ve öğrenmeye karar verdi.
    camı nasıl sıvı hale getirip ne tür bir kalıba dökeriz bu cam konusu benim yapmak istediğim hediyelik eşya üretim projemin temel taşlarından biri
    2-mesela bu sitede (http://hobimlemutluyum.com/Video.aspx?groupId=27&id=1161&tab=TotalPoints&p=6 )çok güzel cam işleme tarifleri prejemde cam fırınıda var
    3-diğer bir yazınızda italyan bir bayanla bir sandalyeyi cama çevirdiğinizi yazmışsınız bizedde öğretirmisiniz en azından tarifini verirseniz deneriz birde erol ustam bizoteli cam hakkında internette çok araştırma yaptım ama nasıl yapıldığı hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadım (bizoteli camı sizin yavuz abiye ağaç için yaptığınız tavsiyelerden öğrendim)
    sevgiler

  113. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Cam balonları Evlerde üretebiliriz kouyu yarın acacağım sanıyorum 3-4 farklı konu nasip olursa hazırladım paylaşayacağım.

    Eski Cam işleri Vitray dediğimiz Kiliselerdeki muhteşem Snatı veya Camilerde sıkca görürüz. Evde bu tür işleri yapmak mümkün, hazır kurşun şeritler heryerde satılıyor. Bunun için lazım olan tek şey, cam ve birazda cam kesme eğitimi ve tahta veya evde alçı kalıpları kandimizde yapabiliriz, tahta kalıplar için tornacılara gidilmelidir.

    Konua detayları tek tek belirteceğim, birde hobi amaçlı evde herkesin yapacaı oldukça güzel tasarımlarıda anlatacağım.

    Bizoteli camlar eskiden elle yapılırdı biey taşı yani bir değirmen (Elektrikli bir motora bağlı, Su zımparası) ve su hepsi bundan ibaretti. Şimdi ise fabrikalarda istenilen kalınlıkta bizoteli cam veya aynalar dökülüyor.

    Nasipse konu üzerinden her türlü detayı yani bildiklerimi paylaşmaya çalışacağım.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  114. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam ne diyeyim ruhumu kalbimi okudunuz heyecanla bekliycem zaten camdanda objeler imal etmek istiyordum tifany,kurşun vitray yapmayı çok arzu ediyordum minnettarım sağolun
    ne zamandır bir konuya odaklanmıştım ama fazla birşey bulamadığımdan vazgetmiştim ustam bu konuda ahşap için kullanılan kimyasallar ve doğal materyaller örneğin amanyok perhidrol,oksijen,kostik vs bu soruya nereden takıldığımı merak ederseniz şöyle.
    eski ustaların yaptığı mobilyalar çok elime geçti ara arada onarımını yaptım bir tanesinde dahi ne bir işçilik hatası ne yanlış malzeme kullanıldığını gördüm yapılan işler kusursuzdu bu konuyla ilgilenirken bağzı kimyasalların belli nedenlerle (temizlik,onarım,kamuflaj,çeşitli önlemler için ) kullanıldığını anladım bu bilgilerinde mağlesef bir çok bilgi gibi yok olmaya başladığını gördüm
    eğer mobilyalarda kullanılan kimyasal ve doğal reçeteler aklınızda kaldıysa yazarsanız çok sevinirim
    sevgiler

  115. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Cam işçliği Osmanlı döneminde ki özellikle mine tabir edilen Arma gibi değerlei parçalarda renklendirme amaclı kullanılmış, hatta bir çok takıda mine işçiliğini görmeye devam ederiz.

    Size bir örnek vermek isterim, Madalyalar çok vardı hepsini hediye ettim, en son Almanyada yaşayn bir Türk Gencine Çanakale cesaret madalyasını vermiştim, eline alınca ağlamıştı. Bunu neden anlattım, madem bu işe ciddi olarak merakınız var, Osmanlı dönemi bu tür obejleri imal edebilirsiniz, gümüş olarakta döktürebilirsiniz. Koleksiyon amaclı özel seriler yaptırabilirsiniz.

    Osmanlı Cam eşyalarında ki halen bende Çeşmi bül bül denilen Osmanlı dönemi bir karafı saklarım. Gerçi bir çok şeyi hediye ettim, bana kızmışlardı sat para kazanırsın diye, bu tür objelerden para kazanmaktan hep nefret ettim ve tiksindim. İnsanın geçmişini satması bana hep tuaf gelmiştir. Elbetteki satılır kirli ticaret olmamak şartıyla, koleksiyoner alır gözü gibi bakar korur. Birde uyanıklar vardır alır çoğaltır işin tarihi eser kacakcılığını yapar. Osmanlı gümüş, altın sikkeler, çiniler gibi bir çok örnek malesefki halen var ve yapılmaya devam ediliyor.

    Ahşap konusunda eski ustaların hata yapmaları zordu, daha doğrusu hatalı işler günümüze kadar zaten ulaşmadılar. Ahşapları kurumak için hep yazdık hatırlarsınız, cahil ustalara asla teslim edilememeleri gerekir. Bugün Avrupada bu Antikalar Dünya mirası olarak kabul edilirler ve her Ustada cesaret edip onarımlarına bulaşmazlar, sebebi mesuliyet isteyen onarımlardır.

    Ahşaplar dış cepheler özellikle catı ve bina direkleri hayvan yağları ile her sene belli bir bakım mutlaka görmüşler bildiğiniz iç yağından bahsediyorum. Bu yağın en büyük özelliği hem ahşapı güneşten koruması hemde isterse aylarca yağmur yağsın kesinlikle nemden uzak tutmalarıdır.

    Elbettki bunu şimdi sorsanız ve bu bilgiyi siz Universite hocalarına anlatsanız delimsiniz derler, böyle düşündükleri içinde tarihi binalar çöp olup gitmişler, sözüm ona bakımları yapılmış, neyse bu konularda yazmakla bitmez.

    Varak döküm konusunda bile Siz söylediğinizde şaşırmıştım, Universite hocaları bu formulun kayıp olduğunu söylemişler size:), Ben nerden biliyorum acaba, her halde oturup Devletten maaş almadığım içindir veya Eski Ustalarımız sıkıntı ile yokluk içinde öldükleri içindir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  116. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam sizin bahsetiğiniz çeşmi bülül bir vazoyu bir kere görmek nasip oldu bana elime bile alamadım muhteşem bir cam işçiliği. o cam çubuklarını tektek nasıl işlemişler .tabi italyanın ünlü cam merkezi murunodan gelme tekniği pek kimse bilmez .muruno adasında bu sırlar yüzyıllarca saklandı hala muruno adasının geçim kağnağı o muhteşem cam işçiliğidir ama piyasada hala muruno camı diye boyalı çeşmi bülül çakmaları satılıyor
    benim zaten öğrenmek istediğim cam fırınıyla veya başka bir şekilde imal edebileceğim ve öğretebileceğim cam objeler
    mesela mine işçiliği inanılmaz birşey yapımı konusunda acemice çok uğraştım camı toz haline getirdim havya ile eritmeye çalıştım,seffaf yapıştırıcılarla karıştırdım bu cam konusunda neler neler denedim ama tabi olmadı
    ahşap konusunda ise aileme ait konaktaki mobilyalardan,evlerdeki eski eşyalardan şunu biliyorum nasıl korunuyorlarsa ne yapılmışsa ne sürülmüşse neredeyse 100 seneden beri 1 veya 2 kere minik minik tamirler görmüş bu nasıl olur bu nedenle bunlardaki kullanılan koruma tekniğini merak ettim kimyasalmı kullandılar,doğal bir şeymi var yoksa yapılırkenki işçiliğindenmi kaynaklı anlayamadım o nedenle sordum kimyasalları
    bu bilgileri hakikatten üniversiteler bile pek bilmiyor onu anladım özellikle restorasyonla işgili sitelere baktığınızda bu belli oluyor
    sevgiler

  117. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Cam işçliği açıkcası kucuk detaylar dışında pek ilgilenmedim, Osmanlı dönemi Karaflar meraklıydım ve severdim. Osmanlı için üretilen porselenler halen piyasalarda satılıyor Kuznetzof imzalı kaseler bazıları Osmanlı tarafından ürettirlmişlerdir. Tabaklar kaseler v.s gibi.Sonradan Türkiyeye bu marka çok fazla girdi ve uyanıklarda Osmanlı diye satmışlardır.

    Cam obje konusunda bence üretimden çok özel koleksiyon ürünler toplamak daha mantıklı. Cam üretimini her şekilde üstelikte çok daha ucuza döküm hanelerde yaptırabilirsiniz. Mine işçliği kurumcular halen yapılıyor, özel kaynak makineleri ile bunlar 1000 derecenin çok üzerinde ısı veren kucuk el aletleridir. Amtör olarak yapabilirsiniz. Camı toz haline getirmeniz ile eritmek zordur, işi bilenler zar halinde yani ineceliklerde satılan camlarla bu mine işlerini yaparlar, cam kolayca erir veya şekil verebilirsiniz.

    Antika mobilyalarda, kimyasallardan çok ustaların agac kullanımları ile günümüze kadar yaşamışlardır ve yaşamaya devam edeceklerdir. Ahşap montajı Gerçek bir bilgi ve tecrube ister. Her monte edilen agac çıtası dahi U8sta tarafından agacın hangi yöne riskli dönebilme ihtimali ile monte edilirlerdi. Düz bir parca yanında ters bir parca ile birleştirme yapılırdı. Agac ilerki senelerde çalışması yani deforme olması dagılması tamamen bu risk Usta tarafından en başında yok edilirdi. Tamamen Doğal bir sürec ve zaman kourumasıdır, Ahşapın doğaya direnmesidir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  118. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam osmanlı dönemi cam objeleri biriktirmeyi düşündüm buldumda fakat öyle sahtesini yapıyorlarki hayret edersiniz bir karafın ibirik ucundaki gümüşü bile eski bir gümüşü işleyerek yapmışlar buna bile şahit oldum bu kadar emeği doğru işler için uğraşsalar daha çok para kazanırlar
    cam işçiliği konusunda balondan bahsetmiştiniz ondan sordum erol ustam size bir not maili attım bir okuyun
    sevgiler

  119. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Cam Eşyalar için koleksiyon amaçlı toplamak daha zordur, Rusya ise bu işin kaynağıdır, Karaflar halen bolca bulunur ve fiyatlarıda Türkiyeye göre daha ucuzdur. Önemli olan metalin damgasıdır, orjinal metal işçlik olan camlarda mutlaka marka veya metilinde damga vurulmuştur.WMF en bilin ve yaygın tercih edilen ürün kalitesini simgeler, bu marka Gümüşlerde veya karaflarda görülebilir diğer Markalar ise Ülkelere göre fark etmektedir.

    Tiffany Dünyaca ünlü marka demek gerekiyor, Morana ise daha çok Halkın kullanımı için ürünler piyasaya sürmüşlerdir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  120. yavuz-ordu dedi ki:

    erol ustam burda rus camları porselenleri rusların ilk kapıyı açtığında gelmiş fakat tam anlamadığımızdan nedir antikamıdır damga anlamı nedir bilemiyoruz .rusyayla yıllardan beridir iş yapan arkadaşlarım var rusya tarafına hiç gitmedim ama niyetim var gidincede birşeyler almak istiyorum ama hangi marka hangi damgalı cam makbuldür bilmiyorum
    sevgiler

  121. Gokhan Erol dedi ki:

    Yavuz Bey, Gitmeden önce haber verirseniz size bir liste yapabilirim. Antika tanımı pek bilinmez bu sebeble size hem dangalar hemde metal ve cam objeler konusunda yardımcı olmaya çalışırım.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  122. aytaç dedi ki:

    Merhaba bende size italyan çatlatma tekniğiyle boyanmış oymalı koltuk takımım var çok eski boyaları bazı yerlerinde dökülmüş üzernde renkli çiçekleri var istanbuldayım ben kendim yapamam heralde önerebileceğiniz uygun fiyata yaptırabileceğim iyi bir usta biliyormusunuz acaba. teşekkür ederim.

  123. Gokhan Erol dedi ki:

    Aytac Bey, Mobilyalarınızın üzerindeki boya orjinal ise sadece rutuş yaptırmanızı tavsiye ederim, eski dönem lake çalışması ise oldukça değerli olabilir. Malesef 15 senedir işimden uzağım bu konuda Usta tavsiyesinde bulunamıyorum.

    Yinede araştırmaya çalışırım.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  124. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam benim için önemli bir konuda polyester polyesterin içine mermerit,dolomit gibi maddelerde konuluyormuş sizin bir bilginiz varmı varsa ne miktarsa koymak gerek veya polyestere neler yapabilirim sıradan döküm haricinde tabi
    -erol ustam budak yamama nasıl yapılır bağzı yabancı sitelerde bağzı bilgiler buldum mesela boşalan budağa epoxy,polyester dolduruyorlardı fakat sağlıklı bir bilgiyede ulaşamadım bence başka bir ahşaptan alınan budağın veya düz zeminin boş olan budağı doldurduktan sonra üstüne başka bir ağaçtan aldığımız yüzey budağını yapıştırmak veya oraya monte etmek olurmu soruna böyle br çözüm düşündüm nasıl yapıcaz böyle bir sorunla karşılaşırsak veya çürümüş budakda oluyor
    sevgiler

  125. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Polyester için bahsettiğiniz tozları karıştırabilirsiniz, bir sorun olmaz, oksit boya, toz boya, kısaca her rengi ekleyebilir renkli dökümler yapabilirsiniz. hatta gazete kağıdı dahi ekleyebilirsiniz, Kitch tabir edilen sanatcıların baş vurduğu tasarımlardır.Miktarı siz belirleyebilirsiniz, kullanacağınız orana göre bu işleme gözle karar vermek en idealidir. Polyester ile ilginc tasarımlar yapabilirsiniz mesela bir sehpayı gazete ile kaplar polyester cila atar, parlatırsınız ortaya ömuhteşem bir görsel şöel çıkarsınız, veya bunu kumaş ile yapabilirsiniz, tal ile, kum ile, aklınıza gelen herşeyle yaparsınız, hatta ölü sinekler toplayın sehpa zeminine koyun polyester dökün, parlatın bam başka bir görsel tablo ortaya çıkarırsınız, elbetteki asla sinekte olsa canlıları öldürülmemesi şartıyla. Bazıları bunu farklı anlayabilir, kimse denemesin rica ediyorum, bu işler lanetli olarak geri döner. Maksadım ölü sünkeler mevsim sonlarında bolca olduğu içindir.

    Polyester çalışması keyiflidir.

    Budak yamaması ise polyester ile ben uygun görmüyorum, amatörce kolaycı bir çalışma. Bunun yerine Ahşap diyelim ki çam ve budak yama yapılacak, çam agacından bir uygun doku kesilir, suda bekletilir ve tanir olacak deliğe çakılır, kuruması beklenir. Islatmadanda bu ilem yapılabilir, parca deliğe ugun kesilir ve sıcak tutkal ile deliğe çakılır, sonrasında temizlenip zımparalanır. Bu işlemde budak yaması sonradan olduğunu fark etmek imkansızdır. Üstelikte poolyeser işinden çok daha kolay keyiflidir.

    Budaklı agaclar yada çıkan budak için mutlaka eski budak gerekmiyor, aynı cins agactan bir parca yeterlidir.Budağın etrafındaki hare izi zaten yapılan tamiri orjinal budak olarak verecektir.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  126. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam merak ettiğim birşey daha var sormadan geçemiycem taş ayna yapımının ana malzemesi dediğiniz lav külü,kireç,bazalt karışımından yapsak (galiba hepsi eşit oranda koyulup harç yapılacak) böyle bir aynaya veya heykele kalıbına döküm yapmadan önce polyesterde olduğu gibi ahşap bir destek koymamız gerekiyormu

  127. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey Taş ayna konusunda ahşap destek değil fakat demir tellerle ana bir kalıp destek şarttır. Çelik teller örnek ince agac dalları yapılacaksa döküm yapılacak malzme içinde çok ciddi bir dirence ve güc saglar.

    İstediğiniz gibi bu celik telleri günümüz tekonojisi ile kaynayıp bir iskelet haline getirebilirsiniz. Dökeceğiniz taş ayna fazlası ile yüz yıllara meydan okuyacaktır.

    Andy bana yolladığı bir resim var Berilnden bunuda konu gelmişken paylaşmak istedim.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  128. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam anladım mesela bağzı heykel dökümlerinde çelik telleri bağlarlar ,alçı yaparken tüle benzer birşey kullanıyorlar fakat genede dayanıksız oluyor bu telleri yoğun kullanmamız gerekmiyor herhalde bir ayna 2-3 sıra bağlasak olur galiba tabiki heykel türü birşey yapılacaksa bir çelik tel karkas hazırlanmalı
    tekrar soruyorum kusura bakmayın teyit edmek için harcın karışımlarının oranı aynı olucak deyilmi
    sevgiler

  129. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Heykellerde sert demir veya çelik kullanılmalıdır, Tel ile yapılan işler sizde belirtmişsiniz oldukça kırılgandır ve bu teller güclendirme amaclı yapılsalarda tam tersine daha kırılgan bir alan yaratırlar sebebi teller ısıya karşı anında tepki verir ve genleşir buda heykelin içinde çatlamalara ve kırılmalara sebeb olur. Çelik tel ise incedir fakat bu teli egmek veya bukmek oldukca zordur tam bir iskelet görevi yaparlar.

    Harc karışımında Lav tozu, sadece kirec ile karıştırmakta yeterlidir veya bunu üstübeclede yapabilirsiniz veya alçı ilede gec kuruyan alçılarıda tercih edebilirsiniz, İtalyada genelde bu yöntem kullanılır. çalışması ve rutuşlaması kolay olduğundan.

    Kolay Gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  130. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam tamam şimdi oldu tel kullanılan ve çatlayan heykeller gördüm nedeni buymuş demek yapana sorduğumuzda onlarda bilmiyor doğrusu
    italyan restorasyon videolarında bile çelik tel yapıyorlardı anlaşılan birde kaynak makinası alıcaz ama ustam bu tür sanat eserleride baya pahalı avrupada
    -ustam lav tozu,kireç birde bazalt yazmıştınız bazlt harika bir materyal doğrusu,böyle başka yapabileceğimiz formülleriniz varmı
    -alçının restorasyonu kolay yazmışsınız ama rutubet ve hava şartları nedeniyle cok reaksiyon gösterebiliyor mesela zemini alçı ile yapılan altın varak aynalarda bile varak zeminden çatlayabiliyor dökülebiliyor ve uzun sürelide dayanıklı olmuyor neden alçıyı bu kadar seviyorlar anlamıyorum çok kalitesiz bir malzeme bence ,dededen toruna geçecek bir eşya yapamazsınız dayanmıyor sıcakta çatlayabiliyor bir sürü dez avantajı var doğrusu ,birde ben alçıyı hiç sevemedim alçıdan yapılan hiçbirşeyide tercih etmem bu nedenle zaten alçıya alternatif olabilecek daha kaliteli şeyler aradım
    sevgiler

  131. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Lav tozu veya bazalt ile kullanıldığında suya dayanaklı olur yani neme karşı. Alçı türlerinide ayrımak gerekir düz İnşaat alçısı elbetteki olmaz, bunlar sadece ucuz işçiliklerdir.
    Üzülerek yazıyorum bizim kullandığımız alçı markalarını unuttum fakat Bzi alçışarımızı tıbbı labaratuarlardan alırdık, bunlar genelde Diş protezlerinde kullanılan oldukça güçlü ve doku bırakmayan alçıdır yani normal alçılar gibi değildir.Gerçi unutmasam markalar halen Türkiyede varmıdır pek sanmıyorum.

    İsmini vermiyorum, İstanbulun Ünlü bir Hastanesinin profösörü ile Ben bunu toptacısından alırdım. İtalyan gördüğünüz heykellerde aynı yöntem kullanılır yani düz standart alçı asla kullanılmaz.Çalışmasıda nem oranıda inanılmaz yüksektir, fırınlanmadan çalışmak imkansızdır.

    Doğru olansa bahsettiğimiz döküm yöntemidir,senelerce bozulmadan kalır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  132. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam 2 tane yeğenim var diş hekimi onlara bu alçıyı sorucam bu alçı ile yaptığımız çerçeveyide fırınlayacakmıyız gerek varmıki dişçiler öyle çalşıyor ama eşyada gerek varmı
    ne olursa olsun benim gene terciğim kireç ve bazalt diyorumya alçıyla başım hiç hoş deyil oldum olası sevemedim ama genede alçılar hakkında bilgim var bolonya alçısı,gesso alçı bu gessoyu ümitasyon varak yaparken ispanyollar kullanır bolonya alçısını varak tamirinde kullanılır ama genede dayanıksız oluyorlar
    sevgilerimle

  133. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, zaten varak kullanımında forumulu sizde var keyfinizce hazırlayabilir ve kesin sonucu en garantili şekilde alırsınız, alçı kalıplarda ise kolaycı olarak bu kaliteli alcılar tercih edilebilir ve unutmayın bazaltı bu alçı ilede karıştırıp oldukça sert bir zemin elde edebilirsiniz yani lav kulu ile.

    Aslında bu yöntemle günümüze kadar sapa sağlam ulaşan binlerce yıllık heykeller halen sağlamlıklarını korumaktadırlar.Normal alçı tabiki asla böyle bir sonuç almak imkansızdır. Hem nemi emer hemde dayanıksızdır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  134. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bu tarifiniz hakikatten mucize bir karışım ben bazalt,sönmüş kireç,lav külü suyla karıştırıp çelik tellede karkasını yapıcam bu şekilde denicem
    -bazaltı bulduk ama küçük taşlar halinde lav taşıda öyle ama öğütmenin bir yolunu buluruz denicem
    -anladığım bu karışımı bazalt,üstübeç veya lav tozu kireç üstübeçlede yapılabilir macun yapıcaksak sıcak tutkal sıva veya heykel,ayna yapıcaksak suyla harç yapıcaz doğrumu anlamışım;
    sevgiler

  135. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Söyledikleriniz doğru taşı öğütebilirsiniz, herşeyi dökebilirsiniz veya heykeller bu işlemde mermer görüntüsü alabilir, renkli mermer damarlarıda içine son kalıp dökümünde sıvıya eklenirse enteresan doğal damarlar elde edilebilir.

    Kısaca oldukça keyifli işlerdir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  136. levent-ordu dedi ki:

    ustam yarın hayırlısıyla gomalak cilaya başlıyoruz size resimlerini göndericez inşallah size mahçup olmayız
    bugün ufak tefek dolgularıyla kaplamadaki çizikleri hallettik ilk defa gomalak yapıcamız için baya heyecanlıyız
    ondan sonra hat çalışmamız olucak ondan sonrada bir sandalyemiz var peşinden antika bir udumuz var ama beyaz gomalak bulamadık bakıyoruz udu beyaz gomalak haricinde başka gomalak kullanabilirmiyizki
    malzeme olarak kalaycı pamuğu,yıkanmış amerikan bezi,ponza taşı,yalnızca cila yağı bulamadık nalburlar gomalak için cila yağını bilmiyor normal cila yağlarıda beni şüphelendirdi bitkisel saf bir yağ kullansak olabilirmi acaba.
    ince cila yağı diyede sorduk tuaf tuaf baktılar alternatif formül arıyoruz anlıycanız ustam
    size adım adım resimleyip gödericez
    sevgilerimle

  137. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey kolay gelsin, cila yağı bulamadıysanız, ince yağ olabilir hatta ince kaliteli dikiş makinaları için yağ satarlar asit oranı düşüktür. Tercih edebilirsiniz çok sıvı ince bir yağdır ve berraktır.

    Ud için beyaz gomalak şart değil, sadece tercih meselesi bazıları renk istemez bazıları ise bal rengi tercih ederler, bu Ud’a daha doğal ve sıcak bir görüntü verir. Elinizdeki gomalak isterseniz kullanabilirsiniz tatlı bir renk verecektir, gomalağınız çok kaliteli olduğundan hem renk hemde Udun tınısı daha kaliteli olur.

    Veya illa beyaz istiyorsanız piyasada satılan dolgu verniğini tercih edebilirsiniz, zemine 2-3 kat gecin zımpara yapın, sonrasında hafif bir gomalak geçerek çok parlak ve canlı görüntü alırsınız.

    Kolay Gelsin.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  138. levent-ordu dedi ki:

    tamam ustam anladım yağın asit oranı düşük olucak bahsettiğiniz yağların daha kalitelisi elimizde var zaten ben en az 4-5 kat zınpara ve gomalak attıktan sonra ya finalide ponza ve ispirto gomalakla yapıcam
    ududa ince gomalakla yapıcam rengi güzelleşene kadar devam edip gene finali yağ,ponza ve ispirto gomalakla yapıcam udu ispirto ile zınparalayıp üstündeki eski cilayı sökücem hassas işlem olduğu için zınpara kaç numara kullanmam lazım onu söylerseniz iyi olur en ince 500 numara var elimizde
    sağlıcakla kalın

  139. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Ud ahşap dokusu bakımından oldukca nair bir aelt olduğundan, zımpara kalınlığını 100 olarak idealdir bu sadece ispirto ile sökme işleminde gecerlidir, sebebide eğer fazla bastırmadan temizleme yaparsanız 90 numarda tercih edebilirsiniz, bu kalın zımpara ve ispirtp temizliğinde eski cila zımpara dişlerine dolar ve doldukça zımparaya devam ettiğinizde cinaın topaklar halinde çıktığını göreceksiniz, Ud üstelikte bu temizlikte harika bir dolguyuda zımpara temizliğinde yapmış olursunuz.

    Sonrasında ise 200 numara ile normal temizliğine geçebilirsiniz.

    Kolay gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  140. levent-ordu dedi ki:

    anladım ustam tabi udu cilalamak biraz riskli bir olay dikkat etmek lazım bugün 2 eski sehpamız daha geldi omların cilasını söktük onlarada gomalak yapıcaz size resimlerini gönderirim ustam size başka önemli bir sorum var
    erol ustam eski antika metal bir tabancayı nasıl boyarız mesela eski pirinç veya metal sobalar var bunda ne gibi bir boya kullanmamız gerekiyor restorasyonunda galiba alçı ve özel bir toprak kullanılıyormuş metal objelerinde restorasyonu çok önemli bilginiz varmı mail gönderdim size haberiniz olsun
    sevgiler

  141. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, Silah boyaması olmaz sadece sır kaplama yapılabilir, yada temizlenip orjinal çelik eski kaliteli durumuna getirilmesi mümkündür.

    Çanakale dönemi Savaş çıkması silahların restorasyonu ile bir ara uğraştım sadece temizliğini ve korumasını yaptım, hiç bir şekilde zaten üzerlerine bir şey vurmak imkansız daha doğrusu yasak, orjinal hallerine getirip o şekilde teslim ettim. Uzun namlulu reovver 12 fişekli Tabancalar ise ne diyebilirim dokunması bile İnsana tuaf bir his yaşatıyor, bir anda sanki ceryana çarpılıyorsunuz, muhteşem bir his ve Ben o keyfi yaşadığım için inanılmaz mutlu olurum.

    Eski sobaları Emaye kaplama yaptırırdık, hatta Rahmetli Babamdan kalma yeşil emaye sırlı 1900 senelerinin başına ait odun sobasınıda evde saklarım, gören aşık olur. Emaye kaplayan yerlere rahatlıkla yaptırabilirsiniz, renk vurdurmak size kalmış.

    İç tamirinde ise kırmızı kil kullanılır bu sobada hem ısıyı kourur hemde eski toğlaları sabitler, genelde eski çini sobalarda uygulanırdı. Toprak denilen şey kırmızı tuğlanın toz halidir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  142. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam esasında soruyu şöyle sormak lazım bazen metalleri değişik bir şekilde boyuyorlar üstünde cila tabakası nefis oluyor antika silahlardada yapıyorlar bazende bakır gibi hareli bir şekil oluyor muhtemelen bunu ısı uygulayarak yapıyorlar bu metal cilası hakkında bilginiz varmı demek istedim
    -bu tür sarıya,maviye kaçan hareli uygulamaları asitle filanda yapılabilir bazen antika mobilyaların kulplarına felan yaparlar bilginiz varsa öğrenmek isterim metalle ilgili hiçbir konuya girmedik sadece yeşillendirmeyi öğrettiniz genede birşeyler öğrenmek isterim bu arada yavuz abinin işleri nedeniyle cilaya yarın başlıycaz iki sehpamız var onlarında resimlerini yollıycam ama mail size sıkıntı veriyor o nedenle yormamak için hepsini yapıp pdf dosyası haline getirip öylemi yollasam ne dersiniz
    sevgiler

  143. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Bahsettiğiniz aslında boya değildir, tamamen asitle yapılan metal tepkimeleridir, bugun bir princi bildiğiniz tuz ruhuna atın ertesi gün bakır renginde alırsınız, veya farklı asitlere göre yeşil rengide yağlı pik tonlarınıda elde edebilirsiniz, tamamen asitle yapılan doğal metalin içindeki farklı kimyasalların verdiği ki doğada dahi bu fardır, maden olan bölgelerde yeşil, kırmızı, sarı hatta turuncu doğal renkleri görürsünüz. Asit türleri için her farklı metal üzerinde denenebilir.

    Kostik içine atarsanız yeşilimsi bir ton alırsınız, demiri atarsınız harika pik dokusu alırsınız tel fırça yaparsınız metalin demrin tüm dokusu ortaya çıkar. Kezzap veya tuz ruhuna atarsınız bakır tonlarını alırsınız. Asitle uğraşmak biraz sıkıcı ve tehlikeli oluyor, bahsetmiştim gözümü kaybediyordum bu sebeble, merakım çok fazlaydı ahşap üzerinde metal üzerinde devamlı deneyler yapardım, sırf asitle ahşapı belli yerilerini eritip tasarımlarda yaptım, dediğim gibi uğraşmaya değermi inanın değmez, Türkiyede bunu anlayacak kültür malesef yok. Klasikleşmiş bir Sanat anlayşı var.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  144. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bir mesaj daha yazdım burdan ama gönderememişim dün bir dolgu yapmamız gerekti 2 adet sehpamız var zınparası bitti dolgu yapıcaktık boncuk tutkalı ve ağacın kendi tozuyla yapalım dedik boncuk tutkalını hazırladık içine ahşabın tozunu koyduk ve yamadık ama yama lastik gibi oldu çektinizmi lastik gibi uzayıp kopuyor nerede hata yaptık acaba doğrusunu nasıl yapmamız gerekiyor
    saygılarımla

  145. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Asla bu tür dolguları yapmayın bu en kötü tamir yönetmidir, bakın Berrin Hanımın kutusunda aynı tamir yapılmıştır ve kutuya yapılan macunun hali resimlerde mevcuttur. Bu tür dolgu tamirleri asla sağlam olmaz ne yaparsanız yapın mevsim değişimlerinde mutlaka bozulurlar, bir ürünü onarır tamir eder satarsınız ama 1-2 sene sonra alan kişi fena şekilde üzülür çunki o macun bozulmuş olacaktır.

    Bu tür derin yaralar var ise akemi renklenrip rahatlıkla kalıcı ve dayanıklı macun aypabilirsiniz seneler boyu hiç bir şey olmaz. Veya tarifini verdiğim varak macunu yapabilirsiniz katı şekilde ve kurutup kullanabilirsiniz. En ideali ise akemi türü macunlardır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  146. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam ben aslına en yakın malzemeyi kullanmak istedim berrin hanımın kutusunda gördüm tabi
    merak ettim eskiden macunun olmadığı zamanlarda filan nasıl bir dolgu tekniği kullanırlardı başka dolgu tavsiyeleriniz varmı ustam
    sevgiler

  147. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent bey, eskiden uygulanan macun yöntemi çok basitti, bildiğimiz gomalak ve toprak gomalağın en buyuk özelliği inanılmaz yapışkan bir destek sunmasıdır, tozla karıştırsanız elbetteki kalın gomalak olması gerekiyor kuruduktan sonra taşlaşacaktır. Bu usulu eski mezar mühürlerinde dahi görebiliriz binlerce yıllık bir tekniktir. Hatta Bazı mezarlarda görülen yada anlatılan söylentilerin kaynağıda burda yatar bu macun içine bitki özlerinden alınan zehirle karıştırılır, temas eden kişiyi ya hasta eder yada öldürürdü, sebebi bu macunun gomalak ile karışması sonrasında ise ele bulaşan tozun nemle harkete gecemesi sonucu zehirlenmeler yaşanırdı.

    Heö macun olarak koruması hemde dönemin tuaf alışkanlıkları içinde etkili bir maddeydi, hatta eski dönem ıslak mühürlere bakarsanız yani taşlaşmış mühürlerin öüzünde gomalağı görürsünüz.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  148. levent-ordu dedi ki:

    aman ustam kimseyi zehirlemeye niyetimiz yok toprak dediğiniz bildiğimiz toprakmı bunu nasıl hazırlıycaz hangi toprak daha uygundur
    -ustam sormamın nedeni uygulamaktan ziyade bilmek iyi bir restoratör bilmek zorunda çünki ustam şahit olduğum çok olay oldu size antika mobilyasını getiren aydın insanlar sizi adeta sorguya çekiyor ayrıntısıyla bilgi verirseniz sevinirim mahçup olmam en azından
    sevgilerimle

  149. Gokhan Erol dedi ki:

    Levenet Bey, Gomalak macun olarak kullanmak için bugünki toz kirecte dahil, alçı, üstübec ve hatta çimento kullanabilirsiniz, tek farklı detay saf ispirto ile kullanılması idealdir, bununda sebebi şuan satılan ispirtolar içinde yağ oranı çok fazladır ve yağ sebebi ile yapılam macun riskli bir tamir oluşturur.

    Bir örnekte vermek isterim İngiltereden yaklaşık 300 senenin üzerinde bir masa gelmişti, nasıl anlatsam çürümüş, ayaklara vurduğunuzda toz akıyor, Koleksiyoner resmi Müze kayıdı olan belgeli eseri restore etmek inanın cesaret sistiyor Rahmetli Babam kabul ederdi. İşinin acıkcası profösürü denilen kişilik özellikle Yurt dışında koleksiyonerlere göre, Türkiyede ise Sevdikleri İnsanlar dışında asla iş yapmazdı, yaptıklarıda genelde mecburiyetten olurdu, malum Ekmek parası. Türkiyede yaşayıp birde Namuslu İnsansanız vay halinize.

    Masa tamirinde ilk yapılan şey alkolle yıkamak oldu, sonrasında iç kısımları sulu sıcak tutkal ile dökülmeyi önlemesi için ve ahşapın tutunabilmesi için sadece iç kısımlara dolgu yaptık, ve erimiş desteksiz olan tüm agac içlerine aynı tür meşe ile agac dikmeler koyduk, bu işlemrde asla matkap gibi delici kesici alteler kullanmadık ahşap zaten oldukça zayıfladığından bu agaç kamaları monte ettik. daha sonra yeniden kostik sıcak tutkal iklisi ile agacın iç kısımlarını bir kez daha kademeli olarak dolgusunu geçtik, bu her işte agacın görünen kısımlarına en ufak renk veya taşma olmaması gerekiyor, sebebi bu eserler asla sonradan yapılan en ufak parçayı dahi koyamassınız nokta kadar bile olsa macun kullanamassınız. Babamın özel macunu olan beyaz pomzayı (Lav külü) un haline getirip gomalak ile dolgusunu yaptık, bu işlem bittiğinde ise gerçek manada kemikleşmiş bir dolgu desteği kendiliğinden ortaya çıkıyor fakat bu işlem süresi aylar alabiliyor, devamlı çalışmanız olanaksız, parca parça çalışmak zorundasınız, sıvı kullanırken en ufak ihmalkarlik Antika esere zarar verme riski çok yüksektir.

    Ortaya çıkan sonuçsa bugün müzelerde gördüğünüz özel restorasyon içinde bir parça haline geliyor. Siz şanslısınız Size Aydın Bilincli müşteriler geliyor, itiraf etmeliyim Türkiyede bu yaşıma kadar 100 kişiyi geçmemiştir bilincli Müşteri sayısı. Avrupadan veya Amerikadan gelenler haric, bu İnsanlarla sohbet dahi doyumsuz oluyor, ziyafetten farksız detaylar ortaya çıkıyor.

    Madam Tusso müzesinden Gençler tanıdım, evimede geldiler sohbetler ettik, harika Gençler sohbetleri kültürleri, Restorasyon bilgileri ve korkunc meraklı kişilikleri ile, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.Şanslılar Devlet öyle bu Gençlere sahip çıkıyorki Dünyayı Universitenin sponsorları sayesinde gezip tanıyorlar. Türkiyede dilerim bir gün Gençlerimizde bu tadı keyfi alırlar, Devlet okumayanı Universitlerde boş yere tutmaktan vaz gecer, öyle utanmazlar gördüm ki 10 senedir Universitede net olarak Gençlerin hakkını gasp etmişt, universite kontenjan dolduruyor. Devlet buna bir sınır koymalı 6 sene üzeri her kim olursa olsun, kayıtları ve ilişkileri kesilmeli, dışardan Universite zorunluluğu bu İnsanlara getirilirse okumak isteyen on binlerce gencede universite kapısı açılır.

    Konu konuyu acıyor kusura bakmayın.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  150. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam yazınızı zekle okudum ama anlayamadığım şeyler var onları sorayım üstdeki yazıda (toz kirecte dahil, alçı, üstübec ve hatta çimento kullanabilirsiniz, tek farklı detay saf ispirto ile kullanılması)mesela bu karışım ispirto,gomalak,üstübeç karıştırıcağız deyilmi doğrumu anlmışım bu karışımı yaparken ısıtma kaynatma gibi bir işleme tabi tutmamız gerekirmi. ben çimento ve alçıyı dedimya pek sevemedim birde motorlu el aletlerini zınpara makinam olduğu halde hiç kullanmadım hala zınparayı elde yaparım ayrı bir zevk alırım herkesde garip karşılar
    erol ustam soracağım soruları ben sormadan siz konuyu yazıyorsunuz bende artık kurtlanmadan dolayı harap olmuş oyulmuş hatta en önemlisi birşeyle vurduğunuzda tok tok ses veren fakat baktığınızda dıştan görünmeye bu iç oyuklarını nasıl onarabiliriz
    yazdığınız sulu sıcak tutkal bir aşaması diğer aşamalarda ne yapalım gerçe yazmışsınızda genede teferruatlı bilgi verirseniz çok sevinirim bu dökülmelerde onarım yaparken toz olan bölgeyi kazımamız temizleyip tozlardan arındırmamız gerekirmi
    ustam anılarınızdan bile çok şey öğreniyoruz telat ustanın özel tarifini yazarmısınız (beyaz pomza gomlak karışımı galiba lav külü dediğiniz ponza taşımı çünki biliyorsunuz lav taşını öğütüp lav külü yapabiliriz)
    sevgilerimle

  151. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Diyelimki içi tamamen kurtlanmış bir obje geldi, daha önce kurt delikleri yöntemlerini yazmıştım, burda hep diyorum ya siz sorudukca ben daha net yanıtları verebiliyorum, Sizin istediğiniz detay önemli ben 100 sayfa yazarım ama Size hitap eden hiç birşey çıkmaz, bu sebeble sorular en önemli detayları ortaya çıkarır.

    Gomalk ile macunda Beyaz ispirto veya saf alkol tercih etmenizi söylememde sebeb, guclu olan bu çözücü hemde bağlayıcı bir kimyasala dönüşür yani bir taş imal etmek gibi, hem hafif fakat bir o kadarda sağlam olacaktır. Lav külü inanılmaz güclüde bir yapı oluşturacaktır görünüşü kagıt gibi nari olabilir ama kimysal birleşimde misal bu taşla üretilen 5 kiloluk masa 100 Adamı taşır.

    Tamir aşamasında sulu olarak haızrladığımız sıcak tutkalı veya diğer konuda yazdınız şimdi ise bu tutkalıda ekledim sorularınız muhteşem, tavşan tutkalı ilede aynı restorasyonu uygulabilirsiniz, yada ikisini karıştırabilirsinmiz, unutmayın ilk yapılacak işlemde bu tutkal oldukca sulu olmaldır ve sürerken sabırlı bir uygulama yapın, bir anda bu sovıyı ahşapın her yerine sala geçmeyin, berbat bir restorasyona imza atarsınız ve başınıza ciddi işler alırsınız, Antika restorasyonu Devletler tarafından Uluslar arası bağlayıcılığı olan tamirlerdir.

    Sadece çürümüş bölgelere içten güçlendirme yapılmalıdır. Bu sıvı eriyikle sabırla ahşapa yedirelim dışarı çıkan sulu çözelyiyi temiz bizle kurumadan hemen silip birde hafif nemli bezle tekrar silin aynı bezi asla iki defa kullanmayın tarihi eserde lekeler bırakırsınız.

    Bu işlem çürümüş toz haline gelmiş agacın içini bir arada sabitleyecektir ve doku oluşturacaktır, elbetteki ne kadar haşere canlı varsa bu sulu tutkal tarafından kaplanacaktır yani tamamen yok edilecektir.Bunların tekrar hayata veya faaliyete geçme riskleri yok olur, yapışkan bu karşımdan her şey nasibi alır dökülmek üzere olan ağacın sac teli inceliğindeki dokusu dahi bir anda kemikleşecektir.

    İlk uygulamadan sonra agacı kurumaya bırakın 18 derece bir ortam en fazla yeterlidir15 derecelerin altına inmeyin ki nemli kalmasın tamamen kurumasını sağlayın. Nemli kaldığı takdirde bu restorasyon hiç bir işe yaramaz tam tersine ahşapı dahada kötü hale sokarsınız, kuruması şarttır.

    Sonrasında ise biraz daha katı halde aynı tutkalı yanı işlemi yapın, parmağınızla vurduğunuzda ses tamamen değişmiş olacaktır hatta ses oldukçada sert bir algılma sağlayacaktır. Son işlemde ise yapılacak gomalak dolgusu ile iç kısmı tamamlamış olursunuz, zımpara yaptığınızda taş misali toz dökülür. İsterseniz renklendirin isterseniz orjianl rengi ile bırakın, bu tür ileri derecedeki eserlerde orjinal tamirli hali ile bırakmak en idalidir, sebebi yapılan tamir ilerki dönemlerde yapacak Usta için bir hat oluşturacaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  152. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bu karışıma bayıldım ve hemen ( ispirto,gomalak,üstübeç veya saf alkol) ile karıştırıp denicem bu karışıma lav külüde koyuyormuyuz bu şekildemi yaparsak 5 kişiyi taşıcak kadar sağlam olur
    -bu lav külüyle ilgili neler yapılr nerelerde kullanabilirz macun haricinde tabiki ama gene macun gibi bir tarif varsa sevinirim
    -bu karışım çok hoşuma gitti bu karışımın içine biraz oksit boya koysak lake benzeri bir zeminde oluşturabiliriz deyilmi hatta lake yapabilirmiyiz eğer lav külüde koyarsak veya ponza ( ispirto,gomalak,üstübeç veya saf alkol lav külü karışımı) bununla yapıcamız zemin ince fakat sert sağlam bir boya zemini oluşturabiliriz yanılıyormuyum buda bir nevi çok kaliteli lake olur bence nedersiniz ustam
    -birde lav külü ayrı ponza taşı ayrı tarif ediyorsunuz deyilmi gerçe ponza taşıda lavdan oluşma ama ponza 100 yıllar önce oluşmuş lav külü daha tağze yeni bende bu lav külüne lav taşına hayran oldum sayenizde. şimdi deli gibi araştırıyorum nereden bulabilirim diye bir maden mühendisi abimize maille durumu bildirdim araştırayım seni telefonla ararım diye mesaj attı
    erol ustam bunları hep konu arasında öğreniyorum başka macun sıva tarifleri varsa aklınıza geleni yazarmısınız
    bağışlayın anlayamamış olabilirim telat ustanın tarifi olan lav taşı (ponza) karışımının içine gomalak cila koyup dolgu yapabiliriz demişsiniz doğrumu anlşamışım lav taşımı ponzamı tercih erersiniz siz
    erol ustam farkındayım antika mobilya restorasyonu dikkat ve zaman ister mesela ben gomalak cilaya başladığımda 1 katı sürdükten sonra zınparalamak için neredeyse 3-4 saat bekler ondan sonra zınpara vururum her kattada böyle yapıcam hatta katlar kalınlaştıkça zamanı daha uzatırım 6-8 saate kadarda uzatıcam sizdende biraz öyle öğrendim
    bir ayrıntıda gomalağın iyice sertleşmesi iyi olur diye yazmıştınız
    -ustam arada bir yazdığınız cevaba binanen srularım benzer oluyor nedeni tam emin olmak cevabınızın içindeki muhtemelen anlayamadığım veya emin olamadığım minik ayrıntılardan dolayı tekrar soruyormuşum gibi oluyor takdir edersinizki yapılacak iş asla hata kabul etmiyor bedeli ağır oluyor sadece size deyil sahibinede geri dönülmez zararlar verebiliyor bu dikkatim nedeniyle hayatım boyunca başıma üzüleceğim bir olay gelmedi şükür yavaş yaparım ağır yaparım ama dikkat ede ede yaparım bu nedenle doğrumu anlamışım diye ikidebir soruyorum yani anlamadığımdan deyil sizede zahmet verip kendimi teyit ettiiriyorum
    sevgilerimle

  153. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Malesef bu kraışımı cila olarak kullanamayız, sadece lake yapımında kullanmak mümkündür gomalkta ise berbat bir sonuç verir gomlak ile sadece macun olarak kullanmak mümkün olur.

    Pomza taşında cilada bu kullanım pomza taşının az kullanılması gerekir, bol toz karışımında cila aynı şekilde bir anda Sizi şoka uğratır bir bakarsınız zemin beyaz çizgilerle dolmuş. Pomza cilası bu sebeble çok dikkat iser, bu cilada amac agaca kalın bir doku vermek ama taşıda en mükemmel şekilde ahşapa yedirmekten gecer, bu cila 1*2 günde asla bitmez ufak bir sehpa üzerinde dahi bu süre yetersizdir, İnsanları yanıltan ortalama bir cilada inanılmaz parlaklık verir ve yapanj Usta burda yanılır, oysaki cila oldukça ham ve her türlü hava koşulundan en ısısından hatta camların acılmasından evin havalandırılmasından dahi etkilenir, en ufak bir temasta izler oluşmaya başlar.

    Bu sebele pomza ve cila yani gomalak üzün süreli sabırlı bir cila şarttır.

    Levent Bey, Mühendis cümlenizde kusura bakmayın anlamadığım bir detay var Bu İnsanlar İnşaat alınındamı çalışıyorlar ve Lav kulu yada toprağını bilmiyorlar? Bazen detaylarda bu seferde Ben şok oluyorum:) Bu Adamlara universitlerde ne öğretiliyor?

    Konu uzamasın, yada boş verelim, Türkiyede bu toprak sanıyorum bulmanız zor olacaktır. Fakat getirtebilirsiniz İtalyada Arkadaşlarınız var.

    Gomalak arasındaki bekleme süresi galiba ben yanlış analtyım, aslında yazı ile her şey net anlatmakta çok zor.

    Örnek bir masamız var cilaya hazır ve gomlak süremeye başlıyoruz, bu sürme işleminde gomalağı sakin çalışarak hiç durmadan kurumasını beklemeden 3-4 saat çalışmak mümkündür. Sbah başlardık, akşama kadar cila işlemi devam ederdi sonrasında ise doğal kuruma dönemi paydos vakti ile sabaha kadar sürerdi, sabah zımpara ile kontroller yapılır cilaya devam edilirdi. İşin püf noktası bezi gectiğiniz yerden son bezi süreceğiniz uc alana kadar zaman cila belli bir kuruma noktasına ulaşır, bahsettiğim cila yöntemi için geçerlidir, bilmeden bol cila yapaılan işlerde bu kötü sonuçlar ve berbat bir cila manasına gelir. Bu tür cilalar aslında bana göre badanacılıktan farkıda yoktur. Badanıcı Ustaları sakın bu tanımlamam Sizeri farklı bir manaya götürmesin, bahsettiğimd etay Badanacı Ustaları dahi boya katlarını kuruma sürelerini çok net bilirler Ustalık ister.

    Kolay cilacılarımız için geçerlidir. Bu Adamların yaptığı cila değil sadece ahşapı boyamaktır.

    Lav külü ve pomza aynı meteryaller değildir, lav külü vetaşı doğanın bir doğal kimyasal birleşimidir. Pomza taşı ise daha farklıdır fakat aynı şekilde inanılmazın ötesinde güclü tutuculuğu olan doğal birleşimdir. Hatta bugünki betondan çok daha guclu basınlara danayıklıdır.

    İnşaat sektörü zaten bunu bilirler, bazı beton sırları saklanır bu İnşaatler genelde çok dayanıklı dev binalar, barajlar veya havalanları limanların yapınında tercih edilir. Antla restorasyonu işin gerçeğinde gerçekten inanılmaz bir meslek türüdür. Geçmiş hakkında herşeyi bilmenizi şart görür.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  154. levent-ordu dedi ki:

    ustam karışımı lake yapabilirmiyiz diye sordum zaten cam gibi lake olur gibi geldi bana -yanlış anlattım özür dilerim gomalakla ponzayı zaten anlattınız ve çokda iyi anlattınız kusura bakmayın ustam nedense sanki karşımdasınız hemen cevap yazıcakmısınız gibi yazıp gönderiyorum heyecan işte kimse deyilde siz anlarsınız bende sonra okuyorum herşeyi yanlış anlatmışım birkaç kere oldu ne kadar mahcubum anlatamam
    -ustam mühendis dediğim lav taşını arkadaşım arayıp bana haber vericek kendisi maden mühendisi lav taşıını bilyorda baya şaşırdı ne yapıcaksın diye aptal aptal sordu
    -evet usta tam dediğiniz gibi inşaat mühendisleri mimarlar bu ponza taşını bilmiyor nereden bilyorsun derseniz abim,bir kuzenim,bir yeğenim eşim tarafındanda 2 yeğenim mimar,mühendis ve içi mimar :)))
    -erol ustam gomalağın iyice kurumasını beklersek daha iyi zınpara alır diye düşünmüştüm ondan size 3-4 saat dedim demekki hataymış ama iyiki öyle yazmışım o sayede gomalağı nasıl sürücemizi çok güzel anlattınız
    evet ustam ponzayı inşaat sektöründe baya biliyorlar topuk taşı olarak nerede ustam şimdi sırlara vakıf olan adam okulda nasıl mezun olduklarını okudukları kitapları felan bir göz atsanız neyse fazla ileri gitmeyeyim
    erol ustam sorumu bir daha anlaşılır bir şekilde sorayım acele etmiycem bu sefer doğru yazıcam heyecanlanmıycam :)
    S1- ispirto,gomalak,üstübeç veya saf alkolü karıştırıp fırça ile boya yapar gibi ahşabın üzerine sürersek vede her katta zınparalarsak sonrada üstüne boya ile boyarsak hatta ispirto,gomalak üstübeç karışımının içinede boya koyabiliriz bu şekilde lake gibi olurmu bence lakeden daha kaliteli bir kaplama çıkar ortaya
    S2–şimdi ustam bu ispirto,gomalak,üstübeç karışımına birde lav külü eklediğimizi düşünürsek daha sert ve sağlam bir zemin elde etmezmiyiz
    -birde babanızın özel formülü olan ponza ve gomalak karışımı var hani dolgu için kullandığı onuda herhangi bir boya öncesinde hafif bir zemin olarakta kullanabiliriz (ustam denemeyi uğraşmayı çok seviyorum ben böyle yazmadım neler uyduruyor bu adam demeyin)
    sevgilerimle

  155. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Ne diyelim Universitelerimiz sağ olsun. Öğretim üyesi olmak varmış, sıcacık okul, çaylar kahveler, Ünvan var, herkes karşınızda el pence duruyor, daha ne istenirki.

    Neyse Allah daha çok versin.

    Sorularınıza gelirsem.

    1. Bahsettiğiniz karışım sert zemin için evet dayanalık bir zemin elde edilir. Lake ise bu yöntemle imkansızdır, Lake sanıldığından çok daha fazla hassasiyet ister, işin gerçeği bu sebeblede Lake işçleri nerdeyse yok olmuştur Ustaları dediğim Avrupada Müzelerin tapulu malları hallerine gelmiştir. Bu Ustalar o sarayların göz Bebekleridir halen ve yanlarınmda Devlet maaşlı yeni Ustalar yetiştirirler.

    Lake işi yapılan cila süresince en ufak hatayı bile affetmez cilayı o kadar kusursuz vurmalsınızki kurumaya bıraktığınızda tekrar devem edebilme şansınızda olsun.Yani kullanılan malzeme sürümde sert olmalaı aynı gomalak gibi akıcı bir zeminde kaymalaı hemde oyma gibi dokuları kale işleminde yok etmemeilsiniz, bu cidden çok büyük ustalık gerektirir, iğne inceliğinde oymalar lake yapılırken kaybetmemek Ustanın maharetine kalmıştır.

    Lake en nazlı Sanatlardan biridir bunu çok net söyleyebilirim, Hat, Oymacılık, kuyumculuk sanatından farksızda diyebilirim ve dahada ileri gidip çok daha zordur cümlesinide kurabiliriz.

    Bazı Arkadaşlar belki Lake deyince anlamaya bilirler, Türkiyede lake denilen boya boyalardan bahsetmiyor, zaten lake ilede alakaları yoktur bildiğiniz beyaz boyanın adı Türkiyede Lake olmuştur. Özünde ise Lake ile alakası yoktur.

    Türkiyede halen Lake Ustaları varsada şahsen bu yazımızı okurda katılırlarsa Dünyanın en Mutlu İnsanlarından birisi olurum. Dilerim kalmıştır ve yaşıyorlardır.

    2. Gomalak ve pomza uygulmasını boya yapımında kullanmak uygun olmaz ve ortaya sorunlu bir temel yapısı olan cila işlemi çıkar. Gomalak ve alkol başlı başına bir birleri ile uyumludur, normal seneteik veya sellozik boyalar ile yapıldığında ise yapan Usta ki bir soruda gördüm, feci bir yanlış cilayıda ortaya çıkarırlar, Gomalak üzerine vernik veya harici kimysal olmaz olur fakat sonucuda berbat olur, bu hilelei işçlilğe girer.

    Bu cümlem bir çok İnsanı kızdırabilir çunki bu işlem inanılmaz sık kullanılır, Antikalarınızı verirsiniz gomalak yapıldığını sanarsınız malesef dolgu katkılı basit bir ciladan ibarettir.

    Rahmetli Babmdan tek bir cümle aktarmak isterim, Gomalağı fırça ile süren Adamı anında kovardı hemde kaba uslupla hani derler defol cümlesini kurardı. Snatta gomalakta fırça olmaz fırça ile gomalak sürme diye birşey yoktur, bu cilada değildir zaten. 10 yaşındaki Cocukğun keyifle yapacağı bir boyama türüdür. Bana kızanlar olabilir, kızmasınlar, fırça ile vurulan gomalak ile Antika ahşapları maf temetkten başka bir faydası olmaz.

    Biz dolgu kullanırdık ve kullandıkta ama bu dolguyu yaparken yine Ustalık gerektiriyor, Ben gomalağı sellozik tine ve verniklede yapabilirim, görenlerde bu tekniği anlamak için saatlerce yanımda sohbet ederlerdi, işin sırrı ise Alkol-gomalak,tiner-vernik, 4 farklı kimyasal ama tek bir işlem. Zahmetlidir ama sonucu mükememeldir, para kazanmak için yapılmaz keyif amaclı ego tatamini için yapılan bir nevi gösteriş amaçlı işçliliktir. Yüzey o kadar parlak olurki gerçek cam var sanırsınız o kadar ciddi bir cila katmanı ortaya çıkar, altta kalan ahşapsa renksizdir fakat her dookusu en ince detayı ile yine kendisini gösterir.

    Rahmetli Babamın yaptığı bu işler tamamı özel sevdiği İnsanlar için uğraşırdı, bu cilada tam olarak 4 farklı kimyasalı eşit kullanmassanız, sonucu tek kelime ile şok edici olur. Agacın üzerinden bildiğiniz su çıkar, bu cümlemi abartı olarak asla algılamayın bildiğimiz su masanın üzerinde birikir. Sebebi ise kötü ciladır nerden biliyorum, Babam zamanın böyle bir utanmazlığı yapmıştım ve sabah geldiğimde şok olmuştum, masanın üzerine birisi su dökmüş gibiydi, rahmetli Babam sonrasında anlatmıştı.

    Ustaların huyları tuaftır, hata yaptığınızı görürler ve asla uyarmazlar, günlerce emek verip uğraşırsınız, iş biter hatalarınız ortaya çıkar o zaman tebessümle yanınıza gelip, en güzel ders nasıl veriliri o tebessümlerinde görürdünüz ve o işi en baştan yapmak zorunda kalırdınız.

    Ustaların yanında çalışmak cidden bir yerde kabustur, o deöenm kızdığınız alındığınız her cümle, onlar bu Hayttan göçüp gittiklerinde dahi Size aslında ne Harika ve Muhteşem İnsanlar olduklarını en acı şekilde gösterirler.Çunki bu İnsanları anlamak takdir etmek çok zordur her nefsinde taşıyamayacağı kadar agır bir sürectir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  156. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam zaten bende lakeye benzeyen tok ve kalın tabakalı mamullerimde kullanabileceğim bir şey arıyorum esasında sizin verdiğiniz tarif eminim şimdiki lake diye satılanlardan çok daha iyi sonuç vericek en azından boya vurmadan veya vurarak doğal bir 1mm-1.5 mm kalın bir tabaka oluşturabilirim böylece içine boyada eklersek temizde cilada vurursak vallaha aynı cam lake gibi olur boya ile yapılan lakelerden kat kat güzel olur
    -genede size soruyorum ne yapmak istediğimi anlattım sizin tavsiyeniz nedir
    erol ustam sizi yormuyorum deyilmi sorularım bitmek bilmiyor farkındayım ama ne yapayım sizde benim şansım oldunuz yani büyük ikramiye vurdu desem yeridir
    sevgilerimle

  157. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Yorulmuyorum bunuda severek cevaplıyorum, neden yorulayım en sevdiğim aşık olduğum meslek hakkında yazıyorum, Bana kalsa yazılarım uzadıkca uzar, sıkıntıdan patlarsınız emin olun.

    Şuan yapılanların hiç birisi lake değil, bunu kesinlikle ayıralım hatta lake ile en ufak uzaktan yakından alakalı dahi yoktur, isim olarak lake tabiri yapılır bu bile yanlıştır. Yapılan iş lake değğil bildiğiniz boyamadır, uç örnekte verirsem şuanda Arabaların tümünde kullanılan Astar+Cila dahi gerçek lakeye daha yakın bir işçiliktir. Mobilayalarda ise pekte alakası yoktur.

    Tabiki bir detayıda yazmam gerekir, Lake yapan oldukça iyi Ustalarda var yani boya yapan, bu Ustaların çalışma teknikleri astarsız mobilya boyası yapmazlar, mutlaka astar temel boya kullanırlar. Birde diğerleri var ahşapı alır pistola boya yapar zımparalar ve son katını atar buda kötü işçiliktir, bu tür boyama yapılan mobilyalar eskidikçe çöpe dönüşür. Kalitesiz işlem yüzünden bu ahşapları yeniden temizleyip hayata döndürmek nerede ise imkansızdır.

    Düşündüğünüz uygulamayı tabiki yapabilirsiniz, renklendirebilirsiniz unutmayın bu işlemi polyester cila ilede uygulayabilirsiniz, buda ustalık isteyen bir işlemdir, polyesteri fazla eleştiriyorum ama işin hakkınıda vermek gerekir Polyesterle üretilen dönem eşyaları koleksiyoner tarafından toplandığınıda bilmemiz şarttır. Yani yapılan her polyester tasarım asla kalitesiz manasına gelmesin. Gerçek Ustasının elinde görene kendisini aşık ettirecek Polyester tasarımlar ve işçilikler çok fazladır.

    En basiti dönem anahtarlıklarını bilirsiniz:) 1970 Senelerinin en bilinen figürleri, firma isimleri, banka reklamları, ilaç reklamları, minik oyuncaklar, bugun Antikacıların tezgahlarında yerlerini çoktan almışlardır. Koleksiyonerlerin taptığı Cola ve içecek firmaların özel üretimleri müzayedelere kadar girmiştir.

    Bir detayı vermek isterim, restorasyon diyorum ama Rahmetli Babam Antika piyasasınında oldukça bilinen expertizi kişilerden bir tanesiydi, yani Antikayı bilmeden üretem yapmak çok zordur hatta imkansızdır. Bu sebeble Siz hiç sıkılmayın, yeni işler üzerinden bakmak en büyük hata olur, en doğru üretim Dönem üretimlerini bilmekten geçiyor, bunu zaten biliyorsanız ürettiğiniz herşey marka ve koleksiyon ürünler arasına mutlaka bir dönem sonra yerini alacaktır.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  158. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam bir konuda sizinle bir türlü anlaşamadık uzun yazarsanız benim için büyük bir zevk olur size yazdımya ben okudummu en az 1000 sayfalık kitapları okurum okumaya karşı eveliyatından beri bir alışkanlığım var üstelik sizin anılarınızdan bile ders alıyorum farketmedinizmi anılarınızdan bile sorular çıkartıyorum eğer burdan yazmak istemezseniz mail atın ben bayıla bayıla okurum bana kalsa diye yazmışsınız bence size kalsın uzun uzun yazın size basit bir örnek vereyim sizin yazınızı okurken oğlumun dizisini seyretmeyi unuttum o kadar kaptırıyorum yani :)
    erol ustam bugün yavuz abinin tonet sandalyesini zınparalayıp hazır hale getirecektik faka t üzerindeki boyayı boya sökücüyle çıkardım fakat boya astar kullanılmada atıldığı için ahşab boyayı emmiş neyse sizin verdiğiniz formulle hallederizde aklıma geldi erol ustaya sorayım dedim erol ustam mobilyadaki lekelerle ilgili birşeyler yazarmısınız yazdınız var bilyorum ama parça parça olduğundan kimsede yaralanamıyır
    özellikle boya söküldükten sonraki derine işleyen boyalar için tabi bu konudan bahsederken ahşabın üzerindeki sistre veya başka derin çiziklerin yok edilmesindende bahsederseniz çok sevinirim
    özellikle uzun uzun olursa hani derlerya tadından yenmez .)
    erol ustam düşündüğüm şeyi biliyorsunuz bazalt tozunu kullansam mesela lav tozu yerine veya beraber nasıl olur
    sevgiler

  159. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey eski dönem üretilen Tonet sandalyelerde genelde renk olsada sökme işleminde bu renk kalmaz, sonradan atılan ve sık sık yazdığımız cail tamircilerin yaptıkları bu cila rezeletleri sonucu hep dediğim problem ortaya çıkıyor. Bu Adamlara Eski eşyaları veya Antika demeye dilim varmıyor ama tamir için verenlerde var, yaptıkları işler orjinal mobilayları maf ediyor, aldatıcı sözde gomalak cilaları ile haşapın temelinde yaptıkları hasarlar sonradan ortaya çıkıyor.

    Bakın bir örnek verdim, Camla kazıma işine tekrar değinmek istiyorum bu kadar fazla yazma sebebim bu işlem Antikaları gerçek anlaışacak şekilde yazıyorum, Cam ile yok ediyorlar tüm orjinal dokuyu öldürüyorlar. Posadan ibaret bir mobliyaya dönüşüyor.

    Böyle yapılan işlerinde malesef Sizin yaşadığınız sorunları çok gördüm, Analin boayayı alır gomlak ile karıştırır sözde cila yapar, cam ile yüzeyi dokusu bozulmuş ağaç toksik boya analini emer ve dokularına kadar işler, tam bir rezalet ortaya çıkar. Bu ahşapa işlemiş boyaları çıkarmak ise malesef zordur hatta bazende imkansız hale gelir.

    Dikkat ederseniz Gomalak cilada ahşap üzerine özellikle orjinal eski eşyalarda asla renklendirme tavsiye etmem, gerçek usta için renk zaten gereksiz bir uygulamadır, kullandıkları gomalak ve agacın kendi dokusu zaten rengin en orjinal muhteşem halidir, fakat bunu işyecek Usta zordur.

    OğuzHan Beyin bir çalışması var, yaptığı ilk deneme, en ufak renk yok tamamen ahşapın doğal hali ve ortaya çıkan harika bal rengi görüyorsunuz.

    Size OğuzHan Beyin yaptığı iş üzerinden örnek vereceğim. Diyelim ki 10 sene sonra bu mobilayada çizik veya lekler oldu, Cilacıya verin, ilk yapacağı şey rutuştur, dikkat edin Rutuş olarak tekrar belirtmek isterim. Çunki Adam ahşapın dokusunu bilmez yapılan şuan üstündeki cilanın sadece gomalak olduğunu anlamaz, aklınca rutuş yapar.

    Bu işlerde hep dediğim gibi Ahşapın dokusunu türünü mutlaka ama mutlaka yapan ustanın bilmesi şarttır. Antika gerçek Ustalrın yaptıkları cilar için dediğim detay bu Adamların işleri Ahşapın ömrünü uzatır, turuş yapmadan geceğiniz 5-6 kat cila ahşapı orjinal eski rengi ile aynı tona getirir. Bu gerçek işin püf noktasıdır bugün hangi acemi Ustaya giderseniz gidin Size mutlaka rutuş gerekli cümlesini kurar, Siz ona agacı ve gomalağı sorsanız bildikleri 2-3 agacı kafadan atarlar, Ceviz derler, Maun derler, Kiraz derler, Gürgen derler, elinizdeki Antikadan haberiniz yoksada Sizi güzelce ikna ederler.

    Ham halde renklendirilmiş ahşaplarda malesef renk sorunu kalır, zamanında bu detaylar ile bir çok zaman asabımız bozulmuştur.

    Tekrar yazmak isterim Eski ve Antika eşyalarda asla ama asla renk kullanılmamalıdır, ağacın orjinal dokusuna en ufak zarar veya müdahale edilmemelidir.Analin orjinal renk pigmenti asla içermez, Ceviz değildir, Maun değildir, Meşe değildir sadece renktir, kırmızı tonlarından yapılmış renklerdir. Orjinal agac dokusu ilede alakası yoktur.

    Bu sebeble dikkat ederseniz, rutuşlanacak işlerde Cocukların sulu boyalarını kullanın cümlesini dahi kurdum cunki en azından renk pigmentleri Analinden daha kaliteli ve renkleri üretebilirsiniz. Yada her yerde satılan 10 tanesi 3-5 lira guaj renkler ile yapılsın en azından agacın dokusuna zarar vermez, analin gibi kimysalla karıştırıp agacın ciğerlerine kadar bu tabiri yazıyorum kusura bakmayın maf etmenin manası yok. Sonrasında Gerçek Ustalar çaresiz kalıyor, işten anlmayan aceminin maf ettiği iş, Ustanın elinde beceriksiz Adama dönüşüyor. En başında Ahşap katleden malesef ismi dahi geçmez.

    Levent Bey, toneti sitra ile temizleyin renk bir ölçüde yok olacaktır, çizikleri sistra ile düzeltin ama sistra yaparkende agacın derinlerine inmeyin orantısız bir zemine dönüşür, doğal çizkler kalabilir bu agacın dokusudur orjinal cilada bu çizikler hata olarak görünmez tam tersine agacın doğal dokusu olarakta keyifli bir görüntü oluşturur orjinal eserin imzası olarak agacın kendi dokusu olarak keyifle bakılır.

    Agac tamirlerinde her çiziği her eziği kapamak diye birşey yok, doğal agac yaralarını kapamak şart deildir, Ustanın cila yeteneği ile bu yüzeyler zaten göze batmaz, elbetteki kullanıcısı titiz ise Biz yinede bu yaralı bölgeleri macundan çok şeffaf dolgu ile yapardık, agacın dokusu net şekilde belli olurdu ama bakınca dokununca orjinal agac yüzeyi ile her hangi bir farklılık oluşturmazdı. Yeterki agacın dokusu canlı şekilde görünsün bu Bizim için yeterliydi.

    Macun işleminde birşey bilinkeldir, bazı agaclar ham durumda iken rutuş yapılabilir, Eski bazı ahşap türlerinde bu rtuş yapılır fakat anında göze çarpar bunu hissetiğiniz nada artık rutuş işine el sürmemeyi anlarsınız ve macunlu bölgede adil cila yaparsınız, burda yani cilada agac renklerini sergiler yani agac derki ”Bak bu Benim Orjinal rengim, şimdi rutuşuna bana en güzel uygun şekilde yap” Bunu hissedersiniz ve yapacağınız rutuşta acelede etmessiniz hafif bir renk tonu yapar tekrar cila vurursunuz, ve bu işlemi her cila katında devam edersiniz,c ila bittiğinde nerdeyse orjinal ahşap rengine ugun bir görüntüyüde elde edeceksinizdir.

    Antika restorasyonu ve cilası işin gerçeğinde sonsuz bir Okyanustan farksız, aynı kutukten yapılan aynı iki mobilya orjinal cilada oldukça harika renk farklarını ortaya çıkarır, agacı kesen Ustanın yeteneği bu mobilyalara hayat verir.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  160. levent-ordu dedi ki:

    erol ustam vediğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederim uzun yazmışsınız bakın neler öğrendik evet ustam oğuzhanbeyi takip ettim aynı mobilyalardan teyzeminde vardı fakat ben oğuzhan bey kadar şanslı deyilim çünki mobilya sağlam fakat malesef rutubetten dolay üzerinde anormal lekeler noktalar oluştu macüsküllü olan desenleri bile düştü işte bu lekeleri yok edemediğimden dolayı fazla dokunamadım dedemlerin evindeki müştemilatta kuru bir ortamda duruyor altınada rutubeti çeksin daha fazla hasar vermesin diyede bol miktarda talaş koydum nasıl olmuş bilmiyorum ama rutubet 8 ay içinde mobilyaya baya hasar vermiş ama mesela kurtlanma az gördüm
    erol ustam rçtüş konusun da aydınlandık sağolun her zaman yaptığımız hataydı boya konusuna gelince ancak damarları olmayan estetik görüntüsü cila ile birşey kazandırmıycak ağaçlar için yapardı dedem eğer ağacın dokuları varsa cila yapardı
    önce ahşabı ıslatırdı sırf ahşab ın yüzeyini görmek için ondan sonra karar verirdi o ölene kadar konağın bütün ahşapları cilalıydı boya yoktu
    erol ustam lekeli mobilyada cilayı tamamenmi söküp cila yapıcaz yoksa üstünden birkaç kat yeni cila geçsek olurmu tam algılayamadım önemlide bir konu
    sevgiler

  161. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey,Trubetlenen ahşapları mutlaka kuru ortama almak gerekir malesef talaş nemi daha fazla tutar ve eğer talaş ahşapla temas ederse kalıcı kirli lekelerinde oluşmasına sebeb verir. Bu tür ahşaplarda kolay kolay kurt olmaz, konstruksiyon denen Amerikan kaplama türüdür ve ızgarlar üzerinde haşap katmanlar halinde sıkılıp kaplaması preslenirdi. Ayaklarda genelde kurtlar olurdu fakat bu mobilyalardaki agaclar dönemin iyi ahşaplarından yapılmışlardır, 1950 senelerinde Aemrikan Marşhal yardımı ile gelen malzemeler arasındaydılar bu agaçlar.

    Levent Bey sanıyorum rutuş konusunda sordunuz, evet cila katları arasında rutuş boyanın kaymak tabir edilen en üst katmanından alınan renkler sürülemesi gerekir oldulça şeffaf bir renk olur yani lekeyi kapamaz amaçta budur, lekenin tam kapanmaması ve cila sonrasında rengin farklı bir tona bürünmemesi için bu rutuş işlemi yapılmalıdır. Diğer türlü renk ne yapılırsa yapılsın rutuş oldukçada dikkat alan bir sonuçla cilada görünür.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  162. levent-ordu dedi ki:

    ustam zaten bir ızgara tabakası mobilyanın altına koydum o ızgaranın altına talaş koydum nedeni zeminden gelebilecek rutubetlenmeri engellesin diye evet ustam zaten dayanıklı olmasa bu güne kadar kalmazdı
    erol ustambugün sehpanın cilasına başladık geç oldu işlerimiz nedeniyle bugün sizin tarif ettiğiniz gibi cilayı sürdüm ve zınpara yaptım herhalde 10 kat sürmüşümdür ama hiç parlaklık olmadı nedeni ne olabilir ama nefis bir kızarıklık oldu fakat parlamadı ama ben bunu havanın biraz soğuk olmasına bu nedenle zannedersem cila tam kurumadı zınpara yaptığımda beyaz toz pek çıkmadı cilada sanırım ince oldu yarın bıraktığım yerden devam edicem
    sevgilerimle

  163. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Parlaklık oluşur, burda cilayı sürerken aynı yerden üst üste gememek gerekiyor zaten biliyorsunuzdur, parmak ucuzla yağ atarak bezin daha kolay kaymasını ve cilayı tekrar geri almamasını sağlarsınız.

    Paralak görüntü için Siz şuan normal gomalak bezle çalışıyorsunuz bu çok normal, katman oluştukçada parlak yüzey devamlı yükselir, çok soğuk yerse haklısınız sebebi aklon soğuk havada cilayı olumsuz etkiler.

    Kolay Gelsin

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol

  164. levent-ordu dedi ki:

    evet ustam 3 önemli faktör görünüyor bir suğuk hava iki cila mükemmel demlendi ama ispirtosu biraz fazla kaçtı sanırım o nedenle ince oldu üçüncüsü ise sizin yazdığınız gibi bez gomalağı geri çekiyor 1-2 damla yağ damlatırım
    bugün devam edicem ama daha bilinçli olucak sağolun cesaet verdiniz
    sevgilerimle

  165. Gokhan Erol dedi ki:

    Levent Bey, Gomalağı çok ince sürüyorsanız bahsettiğiniz problemler normaldir, gomalağı beze koyun ve fazla inceltmeyin yani normal hazırladığınız gmalak orta kıvamda olmalıdır ne çon ince nede çok kalın. Bu şekilde gomlağı yedirin, en son mola vermeye takın beze bir iki damla isprto koyun çalışın sonrasında biraz gomalak ve yine bir iki damla ispirto. Dinlenmeye bırakın. Bu işlemde cilazda ezilmiş olur.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Gökhan Erol